close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Hûd Sûresi 48. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Kîle yâ nûhu-hbit biselâmin minnâ veberakâtin ‘aleyke ve’alâ umemin mimmen me’ak(e)(c) veumemun senumetti’uhum śümme yemessuhum minnâ ‘ażâbun elîm(un)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Dendi ki: Nuh, sana ve seninle beraber bulunanlardan türeyecek ümmetlere bizden gönderilen esenlikler ve bereketlerle in gemiden. Onlardan türeyecek ümmetler içinde öyleleri de var ki onları da bir müddet faydalandıracak, geçindireceğiz de sonra bizden elemli bir azaba uğrayacaktır onlar.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
(Bunun üzerine) "Ey Nuh" denildi… "Sana ve seninle birlikte olan ümmetlere (insan ve hayvan türlerine) Bizden selamet ve bereket (verilmiş olarak gemiden) inin… (Sabır ve sadakatinize karşılık onurlu ve huzurlu yaşayın… Kıyamete kadar; sizin gibi iman ve itaat ehli olup hidayet davetine uyan ve selamet gemisine oturan bütün topluluklar da barış, bereket ve emniyet içinde olacaklardır. Ama küfre ve nankörlüğe düşen) Diğer ümmetleri de (dünyada bir müddet) yararlandıracağız. Sonra (hidayet gemisine binmeyenlere, yine) Bizden çok acı (ve alçaltıcı) bir azap dokunacaktır." (Bu Allah’ın sünnetidir.)
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Ey Nuh! denildi. Sana ve seninle beraber olanlardan meydana gelecek ümmetlere, bizden bir selamet ve bereketlerle gemiden in. Fakat senin ve onların soyundan gelecek olan, zalim ve inkârcı insanlara gelince, biz onların bu dünyada belli bir süre yaşayıp geçinmelerine fırsat verecek, sonra da katımızdan bir azaba çarptıracağız.
Ahmet Tekin
swap_vert close
“Ey Nuh, sana, seninle beraber olanlardan türeyen milletlere katımızdan barış, güvenlik, bolluk ve bereket va'dimizle gemidekilerle birlikte gemiden in. Onların neslinden yoldan çıkmış milletler de türeyecek, onlara da dünyada zevk ü sefa tattıracağız. Sonra onlara, tarafımızdan verilen can yakıp inleten müthiş bir azap dokunacak.” denildi.
bk. Kur’an-ı Kerim, 2/38.  
Ahmet Varol
swap_vert close
"Ey Nuh! Sana ve seninle birlikte olanlardan (türeyecek) ümmetlere bizden selam ve bereketlerle in. Ancak öyle ümmetler de olacak ki onları bir süre yararlandıracağız. Sonra kendilerine bizden acıklı bir azap dokunacaktır" denildi.
Ali Bulaç
swap_vert close
'Ey Nuh' denildi. 'Sana ve seninle birlikte olan ümmetler üzerine bizden selam ve bereketlerle (gemiden) in. (Sizden türeyecek diğer kâfir) Ümmetleri de yararlandıracağız, sonra onlara bizden acı bir azab dokunacaktır.'
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Şöyle denildi: “- Ey Nûh! Sana ve gemide seninle beraber bulunan müminlere (veya soylarına) bizden bir selâmet ve bereketlerle (gemiden) in. Onlardan bir takım kâfir ümmetler olacak ki, biz onları dünyada rızıklarla faydalandıracağız. Sonra da, âhirette kendilerine, bizden acıklı bir azâp dokunacaktır.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Denildi ki: “Ey Nuh! Bizden sana ve seninle beraber olan toplumlara selam ve bereketlerle in. (Diğer) toplumlar ise, onları yaşatacağız. Sonra bizim tarafımızdan, onlara elem verici bir azap dokunacaktır.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
“Ey Nûh! Sana ve seninle beraber olan topluluklara, bizden bir esenlik ve bereket olmak üzere gemiden in!” denildi. Ama birçok topluluğun geçimini de sağlayacağız. Sonra onlara, bizden acıklı bir azap değecektir.
Besim Atalay
swap_vert close
Nuh'a denildi ki: «Bizden yana, sana, seninle olanlara mutluluk ola, selâmetle inesin, birtakım ümmetleri geçindirerek, sonra acı bir azap onlara dokunacaktır»
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
(Ona) denildi ki: “Ey Nuh! Sana ve seninle birlikte olanların soyundan gelecek toplumlara (ümmetlere) Bizim katımızdan bir esenlik ve bereketle (gemiden) in. Daha birtakım ümmetler de olacak ki, biz onları (dünyada) yararlandıracağız. Sonra da bizden kendilerine (inanmayanlara) elem dolu bir azap dokunacak.”
Bkz. 2/38  
Cemil Said
swap_vert close
Dinildi ki: "Yâ Nûh bizim selâmımız ve lütfumuz senin ve sefînede seninle berâber olan ümmet içündir. Sizden gelecek ümmetlerden ba’zısını ezvâkına terk ideceğiz. Fakat bilâhare ânlar elîm ’azâba dûçâr olacaklardır."
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
"Ey Nuh! Sana ve seninle beraber olan topluluklara bizden bir selamet ve bereketle gemiden in. Ama birçok toplulukları da geçindireceğiz, sonra onlara can yakıcı bir azab vereceğiz" denildi.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Ona denildi ki: “Ey Nûh! Sana ve seninle birlikte bulunanlardan birçok ümmete bizden esenlik ve bereketlerle (gemiden) in. Daha birtakım ümmetler de olacak ki, biz onları (dünyada) yararlandıracağız. Sonra da bizden kendilerine elem dolu bir azap dokunacak.”
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Denildi ki: “Ey Nûh! Sana ve seninle beraber olan gruplar üzerine bizden selâm ve bereketlerle gemiden in! İleride, bir süre faydalandıracağımız, sonra tarafımızdan can yakıcı bir azapla cezalandırılacak topluluklar da olacaktır.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Denildi ki: Ey Nuh! Sana ve seninle beraber olan ümmetlere bizden selam ve bereketlerle (gemiden) in! Kendilerini (dünyada)  faydalandıracağımız, sonra da bizden kendilerine elem verici bir azabın dokunacağı ümmetler de olacaktır.
Edip Yüksel
swap_vert close
Dendi ki: "Ey Nuh, sana ve seninle birlikte olan uluslara bizden barış ve bereketlerle in. Ayrıca öyle uluslar var ki onları bir süre yaşatacağız ve sonra onlara bizden acı bir azap dokunacaktır."
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
"Ey Nuh!" denildi, " Bizden bir selâm sana ve seninle birlikte olanlardan gelecek ümmetlere, kutluluk dileğiyle gemiden in. İlerde kendilerini bir çok nimetten faydalandıracağımız, sonra da bu yüzden kendilerine tarafımızdan acıklı bir azap dokunacaknice ümmetler olacaktır."
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Ya Nuh! Denildi: in bizden bir selâm ve bir çok berekât ile sana ve beraberindeki kimselerden bir çok ümmetlere, daha bir çok ümmetler; ileride onları da müstefid edeceğiz, sonra onlara bizden bir elîm azâb dokunacak
Emrah Demiryent
swap_vert close
Ey Nûh! Sana ve (gemide) seninle birlikte olan (lardan türeyecek, mü’min) ümmetlere bizden selâm ve bereketlerle (gemiden) in. (Ancak) kendilerini (dünyada) faydalandıracağımız, sonra da bizden kendilerine elem verici bir azabın dokunacağı (kâfir) ümmetler de olacaktır.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Dendi ki: “Ey Nuh! Katımızdan esenlikle in. Sana ve sana tabi olan topluluklara bereketler olsun. Ama öyle toplumlar da olacak ki, onları dünya nimetlerinden yararlandıracağız, sonra onlara Bizden can yakıcı bir azap dokunacaktır.
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Denildi ki: «Yâ Nuh, sana ve (gemide) maiyyetinde bulunanlardan (gelecek mü'min) ümmetlere bizden selâm (-ü selâmet) ve bereketlerle in (gemiden. Onlardan türeyecek diğer kâfir) ümmetler de vardır ki biz onları dahi (dünyâda bol rızıklarla) fâidelendireceğiz. Sonra ise (âhiretde) onları bizden acıklı bir azâb çarpacakdır..
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
(Tarafımızdan) buyuruldu ki: “Ey Nûh! Sana ve berâberindekilerden (çoğalarak tüm dünyaya yayılacak) olan ümmetlere bizden selâm ve bereketlerle (gemiden) in!(Onlardan ileride) öyle ümmetler de olacaktır ki, kendilerini yakında (dünyada)faydalandıracağız, sonra (inkâr etmelerinden dolayı) bizden onlara (yine pek) elemli bir azab dokunacaktır.”
İhsan Aktaş
swap_vert close
Sular çekilip gemi Cudi’ye yerleşince ona) şöyle denmişti: “Ey Nuh! Sana ve seninle birlikte bulunanlardan birçok ümmete bizden esenlik ve bereketlerle (gemiden) in. Ve (kavminden olmayan) nice toplumlar da var ki; onları bir süre yaşatıp geçindiririz, sonra da (ahirette, inkâr, zulüm ve azgınlıkları sebebiyle) bizden onlara acı bir azap dokunacaktır.*
(*) Ayette geçen (وَأُمَمٌ سَنُمَتِّعُهُمْ)’’ve ümemün senumettiuhum’’ yani, gemide olmayan nice toplumlar var ki, onları da yaşatıp geçindiririz…’’ şeklindeki ifadeden de anlaşılyor ki, Tufanın hemen ardında Hz. Nuh’un ve onunla birlikte olanların dışında yeryüzünde yaşayan ve onun kavmi olmayan nice toplumlar da yaşıyordu. Çünkü (وأمم)’’ve ümemün, mübteda olup haberi ise, (سَنُمَتِّعُهُمْ)’’senümettiuhum’’ifadesidir. Yani burada atıf ve matuf diye bir olay söz konusu değildir. Bu cümle, öncekinden bağımsızdır. Bu nedenle Tufan bölgeseldir, yani bütün dünyayı kapsamamış ve Hz. Nuh’un tebliğini alan insanların dışında hiçbir toplum tufanda boğulmamıştır. Aşağıdaki tefsir metinlerine bkz: (وَأُمَمٌ) في أقطار اُخرى من الأرض لم يشملهم الطوفان (سَنُمَتِّعُهُمْ) في الدنيا بالمال والأولاد . وهذه تدلّ على أنّ الطوفان لم يشمل الأرض كلّها بل كان في قطرٍ من أقطارها وقد كان فيها سُكّان غير قوم نوح ولكنّهم في قطرٍ يبعد عن قوم نوح فلذلك لم يشملهم الطوفان (ثُمَّ يَمَسُّهُم مِّنَّا عَذَابٌ أَلِيمٌ ) بسبب كفرهم وإشراكهم (حقائق التأويل في الوحي والتنزيل) .: قال الله: يا نوح اهبط من السفينة إلى الأرض بأمن وسلامة منَّا وبركات عليك وعلى أمم ممن معك. وهناك أمم وجماعات من أهل الشقاء سنمتعهم في الحياة الدنيا، إلى أن يبلغوا آجالهم، ثم ينالهم منا العذاب موجع يوم القيامة (التفسير الميسر ) «وَأُمَمٌ» الواو استئنافية وأمم مبتدأ والجملة استئنافية «سَنُمَتِّعُهُمْ» السين للاستقبال ومضارع ومفعوله وفاعله مستتر والجملة خبر «ثُمَّ يَمَسُّهُمْ» معطوف على ما قبله «مِنَّا» متعلقان بيمسهم «عَذابٌ» فاعل «أَلِيمٌ» صفة (إعراب القرآن تفسير سورة هود من القرآن ...) وقد سئل مفتي مصر الإمام الشيخ محمد عبده عن تحقيق عموم الطوفان، وعموم رسالة نوح،فأجاب بما صورته:أما القرآن الكريم فلم يرد فيه نص قاطع على عموم الطوفان، ولا عموم رسالة نوح عليه السلام، وما ورد من الأحاديث، على فرض صحة سنده فهو آحاد لا يوجب اليقين. والمطلوب في تقرير مثل هذه الحقائق هو اليقين لا الظن، (محاسن التأويل) {قيل يا نوح اهبط} من السفينة {بسلام منَّا} أي سلامة ونجاة {وبركات عليك وعلى أمم ممن معك} وهم المؤمنون {وأمم} ليسوا بمؤمنين {سنمتعهم} في الدنيا {ثم يمسهم} يصيبهم في الآخرة {منا عذاب أليم} (تفسير الأعقم )  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Rabbi “Ey Nuh! Bizden bir güvence ve bereket (bolluk) senin ve seninle beraber olan topluluğun üzerine olmak üzere gemiden inin. O Topluluğa yaşamaları ve geçinmeleri için belirli bir süre veririz, sonra bizden acıklı bir azap onları yakalayıverir” dedi.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Buyruldu: Ey Nuh in artık. Bizden sana, seninle birlikte olan uluslara esenlik, genlik olsun. Ancak bundan sonra öyle uluslar gelecek ki önce Biz onları gönendireceğiz, sonra da onları acıklı bir azaba uğratacağız.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Ona denildi: Nuh! Bizden selâmet ile gemiden in, sana ve seninle beraber olan zürriyetlerinden gelen ümmetlere de [²] hayır ve bereketler olsun. Birtakım ümmetler olacak ki onları geçindireceğiz. Sonra tarafımızdan onlara acıklı bir azap dokunacaktır.
[2] Yani mü'minlere.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
Denildi ki: “Ey Nûh! Bizden, sana ve seninle birlikte olanlar/topluluklar [umem] üzerine olan esenlik ve bereketle (gemiden) in [ihbit]. Ama öyle topluluklar [umem] da var ki, onları bir süre daha yaşatacağız sonra da onlara bizden can yakıcı bir azap dokunacaktır.
Kadri Çelik
swap_vert close
“Ey Nuh! Sana ve seninle birlikte olan ümmetler üzerine bizden bir esenlik ve bereketle gemiden in. (Elbette sizden türeyecek olan diğer kâfir) Ümmetleri de yararlandıracağız, sonra onlara bizden acıklı bir azap dokunacaktır” denildi.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Ve derken, “Ey Nûh!” denildi, “Sana ve seninle birlikte olanlardan türeyecek tertemiz nesillere bizim tarafımızdan bağışlanan esenlik ve bereketlerle, suların çekildiği vadilere doğru in!Şunu da bil ki, zamanla onların arasından da kötü insanlar türeyecek. Öyle nesiller gelecek ki, onları bu dünyada kısa bir süre nîmetler içinde yaşatacağız, fakat sonunda, tarafımızdan gelecek can yakıcı bir azap hepsini perişan edecek! Böylece, iyilerle kötüler arasındaki mücâdele, kıyâmete kadar sürüp gidecek.”
Mahmut Özdemir
swap_vert close
-“Ey Nûh! Sana ve seninle birlikte olan ümmetlere bereketler ve bizden selâm ile in! Ümmetler ki onları geçindireceğiz; sonra bizden onlara acıveren bir azap dokunur” denildi.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Ferman: " Ey Nuh! haydi esenlikle aşağı in. Sana da senin yanında yer alan milletlere de hayırlı olsun. " Artık bu milletler arasında bir süre yaşatıp sonra canını fena yakacaklarımız olacak.
Mehmet Çoban
swap_vert close
"Ey Nuh! Sen ve seninle beraber olanlardan üreyecek toplumlar; esenlikle, bereketlerle gemiden insin! Seninle beraber olanlardan gelecek öyle insanlar var ki; onları bir süre yaşatacağız! Sonra inkâr edip azmalarından dolayı onlara acı bir azap dokunacaktır!"
Mehmet Okuyan
swap_vert close
(Nuh’a) şöyle denmişti: “Ey Nuh! Sana ve seninle birlikte olan ümmetlere bizden bir selam ve pek çok bereketle (gemiden) in! [*] Kendilerini yararlandıracağımız, sonra da bizden kendilerine elem verici bir azabın dokunacağı ümmetler de olacaktır.”
Burada kullanılan [ihbıt] “in” emri tıpkı Bakara 2:36, 38, A’râf 7:13 ve Taha 20:123’te geçtiği gibi Hz. Âdem ve eşinin bahçeden indirilmesi gibi veya Bakara 2:61’de İsrailoğulları’na dendiği gibi bir mekândan başka bir mekâna indirilmeyi içermektedir.  
Mehmet Türk
swap_vert close
(Allah tarafından Nûh’a): “Ey Nûh! Sana ve seninle birlikte olan ümmetler üzerine Bizden (verilecek) bir güven ve bereketlerle (gemiden) in. (İleride sizden nice inkârcı) ümmetler de olacak ki¹ onları (dünyadan) yararlandıracağız sonra da onlara (âhirette) Bizden acıklı bir azap dokunacaktır.” Denildi
1 Bu âyetteki; “sana ve seninle birlikte olan ümmetler” ifâdesinden: tûfândan sonraki insanların, sadece Hz. Nûh’un üç oğlunun soyundan ibaret olmadığı, anlaşılmaktadır. Hz. Nûh’un yanında bulunan diğer Mü’minlerin soyları da Allah’tan gelen berekete, ulaşmışlardır. Zîrâ onlar da Hz. Nûh’un ehline dâhildir. Bu konu ile ilgili olan tarihi rivâyetler mutlak bir hakikat değil, sadece rivâyettir.  
Muhammed Esed
swap_vert close
Bunun üzerine [Nûh’a] “Ey Nûh!” denildi, “Sana ve seninle beraber [olanlara; senin ve] onlar(ın soyun)dan gelecek olan [iyi] insanlara katımızdan bir barış ve güvenlik, ⁷¹ bir bolluk bereket (vaadi) ile gemiden in. Fakat [senin ve onların soyundan gelecek olan zalim ve inkarcı] insanlara gelince, ⁷² Biz onların [bu dünyada belli bir süre] tutunup geçinmelerine fırsat verecek, sonra da başlarına katımızdan bir azap saracağız.”
71 Burada “barış ve güvenlik” sözcükleriyle aktarılan selâm terimi, kötü olan her şeye karşı hem iç, hem de dış güvenliği ifade eder. Terim hakkında daha etraflı bir açıklama için bkz. 5. sure, 29. not.72 Yukarıdaki parantez içi ilave klasik müfessirlerin ittifakına dayanmaktadır. Ayetin aslında “seninle beraber olan (gelen) insanlar [ya da “kuşaklar”]dan” şeklinde geçen ifade henüz doğmamış olan kuşakları işaret ediyor; ama Allah’ın rahmet ve bereketi bütün müminleri içine alacağı için ister istemez Hz. Nûh’un kendi kuşağı da bunun içine girmektedir; “hakikati inkar edenler” (kâfirûn) Allah’ın selâm ve bereketinin dışında tutulduğuna göre bu ilk müminlerin soyundan gelen insanlar arasında yalnız inanıp doğru yolda gidenlerin O’nun lütuf ve rahmetinden bir payları olacaktır (karş. Hz. İbrahim’in soyu için kullanılan benzer bir ifadenin yer aldığı 2:124): Bizim sonraki cümlede, “[senin ve onların soyundan gelecek olan zalim ve inkarcı] insanlara gelince” ifadesindeki parantez içi ilavemiz de bu düşünceye dayanmaktadır.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Bunun üzerine denildi ki : - Ey Nuh, sen ve seninle birlikte olan topluluklara, katımızdan selam mutluluk ve bereket müjdesiyle gemiden inip yerleşin. Ve daha sonra gelecek toplumları geçici bir süre nimetlerden faydalandıracağız ama sonra (hak edenlere) katımızdan can yakıcı bir azap dokunacaktır. 7/25, 28/77
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
(Nûh’a) “Ey Nûh! Senin ve seninle birlikte olanların nesillerinden (gelecek) olanlara, katımızdan bir esenlik ve mutluluk, bir bereket ve bolluk (muştusuyla) inip yerleş. Ama (gelecek) kuşaklar (arasında öyleleri) bulunacak ki; (önce) onlara geçici zevkleri tattıracağız, sonra tarafımızdan elem verici bir azaba çarptıracağız!” denildi.
Orhan Kuntman
swap_vert close
O zaman "Ey Nuh katımızdan bir selamet ile (gemiden) inin, senin ve seninle beraber olanlardan türeyecek ümmetler üzerine bizden bereketler yağsın. Ama (içlerinden) öyle ümmetler olacak ki (şirke ve küfre sapacaklar) onları dünyada bir süre geçindireceğiz, fakat (ahirette) onlara çetin bir azap dokunacaktır" buyuruldu.
Osman Fırat
swap_vert close
Ve denildi ki: "Ey Nuh, sen ve seninle beraber bulunan topluluğun üzerine bizden selamet ve bereketle (gemiden yeryüzüne) inin. Ve bir topluluğu da dünya nimetleriylle nimetlendireceğiz ve sonra da onlara bizden acıklı bir azap dokunacaktır.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Denildi ki: «Ey Nûh! Bizden bir selâm ile ve senin üzerine ve seninle beraber olanlardan neş'et edecek ümmetler üzerine birçok bereketler ile (gemiden) in. Ve birtakım milletleri de ileride faidelendireceğiz, sonra onlara Bizden acıklı bir azap dokunacaktır.»
Suat Yıldırım
swap_vert close
“Ey Nuh! denildi, sana ve beraberinde bulunan mümin topluluklara Bizim tarafımızdan bir selâmet ve çok bereketlerle gemiden in! Gelecek nesiller içinde niceleri de olacak ki onları dünyada bir müddet yaşatacağız, sonra da Biz den onlara gayet acı bir azap dokunacaktır. ” [2, 38]
Süleyman Ateş
swap_vert close
Ey Nuh, denildi, sana ve seninle beraber bulunan ümmetlerden bir bölüme bizden selamet ve bolluklarla (gemiden) in. Ama öyle ümmetler de var ki, onları bir süre yaşatacağız, sonra onlara bizden acı bir azab dokunacaktır!
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Ey Nûh! Tarafımızdan selâmetle, sana ve seninle berâber bulunanlardan hâsıl olacak ümmetlere bereketimle oldığı halde gemiden in. Onlardan neş'et idecek diğer bir ümmeti de dünyâdan müstefîd ideriz. Ve sonra onları tarafımızdan elemli 'azâb mess ider, buyuruldı.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
“Ey Nuh! İn artık” dendi. “Sana ve seninle birlikte olanların soyundan gelecek toplumların (ümmetlerin) üzerinde, bizden esenlik, güvenlik ve bereketler olacak; öyle toplumlar (ümmetler) da var ki önce onlara nimet vereceğiz, sonra acıklı azabımız onları çarpacaktır.
Şaban Piriş
swap_vert close
-Ey Nuh, sana ve seninle birlikte olan topluluklara, bizden bir esenlik ve bereketle in. Ve daha sonraki toplumlara da geçimlikler vereceğiz. Sonra onlara katımızdan can yakıcı bir azap dokunacaktır, denildi.
Ümit Şimşek
swap_vert close
“Ey Nuh,” denildi. “Sana ve beraberindekilerden gelecek topluluklara Bizim katımızdan bir esenlik ve bereketle in. Onlardan gelen daha başka topluluklar da olacak ki, onları bir müddet nasiplendireceğiz; sonra da tarafımızdan onlara acı bir azap dokunacak.”
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Şöyle denildi: "Ey Nûh! Sana ve seninle beraber olanlardan diğer gruplara bizden bereketler ve bir selamla aşağıya in. Bazı ümmetler de var, kendilerini önce nimetlendireceğiz sonra bizden acıklı bir azap hepsini kucaklayacak."
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
eyidildi “iy nūḥ! anı selāmatlıġ-ıla bizden daħı bereket-ile üzerüñe daħı bölükler üzere anlardan kim senüñ iledür daħı bölükler gönendürevüz anları andan yoķaña anlara bizden 'aźāb aġrıdıcı.”
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Eyidildi: İy Nūḥ in gemiden bizüm selāmetlıġumuzla ve bereketler daḫıüstüñüze, senüñle olan ümmetler üstine daḫı. Daḫı ol ümmetler üstine kimgönendürsevüz gerek anları dünyāda. Andan ṣoñra yitişür anlara ulu ‘aẕāb.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
(Sonra) belə deyildi: “Ey Nuh! Sənə və səninlə birlikdə (gəmidə) olan camaatdan törənəcək (mö’min) ümmətlərə Bizdən əmin-amanlıq və bərəkətlər bəxş edilməklə (gəmidən) en. (Gələcəkdə sizin nəsildən olub küfr edəcək) bə’zi ümmətlərə də (dünyada) dolanışıq verəcək, sonra isə (axirətdə) onları şiddətli bir əzaba düçar edəcəyik!”
M. Pickthall (English)
swap_vert close
It was said (unto him) : O Noah! Go thou down (from the mountain ) with peace from Us and blessings upon thee and some nations (that will spring) from those with thee. (There will be other) nations unto whom We shall give enjoyment a long while and then a painful doom from Us will overtake them.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
The word came: "O Noah! Come down (from the Ark) with peace from Us, and blessing on thee and on some of the peoples (who will spring) from those with thee: but (there will be other) peoples to whom We shall grant their pleasures(1542) (for a time), but in the end will a grievous penalty reach them from Us."(1543)
1542 Cf. 2:126. 1543 Those who truly seek Allah's light and guidance and sincerely bend their will to His Will are freely admitted to Allah's grace. Notwithstanding any human weaknesses in them, they are advanced higher in the spiritual stage on account of their Faith, Trust, and Striving after Right. They are given Allah's Peace, which gives the soul true calmness and strength, and all the blessings that flow from spiritual life. This was given not only to Noah and his family but to all the righteous people who were saved with him. And their descendants were also promised those blessings on condition of righteousness. But some of them fell from grace, as we know in history. Allah's grace is not a social or family privilege. Each people and each individual must earnestly strive for it and earn it.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
ق۪يلَ
denildi
يَا
ey
نُوحُ
Nûh
اهْبِطْ
in
بِسَلَامٍ
bir selam ile
مِنَّا
Biz- den
وَبَرَكَاتٍ
ve bereketlerle
عَلَيْكَ
sana
وَعَلٰٓى اُمَمٍ
ve topluluklara
مِمَّنْ
o kim-seden ki
مَعَكَۜ
berabe-rindedir
وَاُمَمٌ
ve toplu-luklar ki
سَنُمَتِّعُهُمْ
onları fayda- landıracağız
ثُمَّ
son- ra
يَمَسُّهُمْ
onlara do-kunacaktır
مِنَّا
Biz- den
عَذَابٌ
bir azap
اَل۪يمٌ
elem verici
(Tarafımızdan ona) Denildi ki: "Ey Nûh! Sana ve seninle beraber olan topluluklara Bizden selam ve bereketlerle (gemiden) in! (O topluluklar içinde) Kendilerini (dünyada) faydalandıracağımız sonra da Bizden kendilerine elem verici (iç yakan) bir azabın dokunacağı topluluklar da olacaktır."
قَالَ
Fiil-I
ق و ل
Dedi, buyurdu, söyledi
يَا
Nida edatı
يَا
Ey!
نُوح
Özel isim
نُوح
Hz. Nuh (a.s.)
هَبَطَ
Fiil-I
ه ب ط
İndi, yuvarlandı
سَلَام
İsim
س ل م
Selâm (Allah'ın ismi, esmasıdır. Selamet veren ve insanları selamet yurdu olan cennete davet eden demektir), selam, selâmet
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
بَرَكَات
İsim
ب ر ك
Bereket, bolluk
عَلَى
Zamir
عَلَى
Üzerinde, hakkında, karşı, dolayı, -a, -e
عَلَى
Zamir
عَلَى
Üzerinde, hakkında, karşı, dolayı, -a, -e
اُمَّة
İsim
ا م م
Ümmet, topluluk
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
مَع
Edat
مَع
Beraberlik ifade eden edat, ile
اُمَّة
İsim
ا م م
Ümmet, topluluk
مَتَّعَ
Fiil-II
م ت ع
Faydalandırdı, mut'a verdi, nimet verdi, yararlandırdı, istifade ettirdi, geçindirdi
ثُمّ
Zarf
ثُمّ
Sonra
مَسَّ
Fiil-I
م س س
Dokundu, gelip çattı
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
عَذَاب
İsim
ع ذ ب
Azap, ceza
اَلِيم
Sıfat
ا ل م
Elem verici