(Allah) “Ey Nûh! Kesinlikle o senin ailenden sayılamaz;[¹⁷⁴¹] dolayısıyla bu/o salih olmayan bir ameldir;[¹⁷⁴²] bundan böyle, iç yüzünü bilmediğin bir şeyi Benden isteme: İşte Ben, cahillerden olmaman konusunda seni ihtar ederim!” dedi.
[1741] Ehl teriminin kan bağını aşan kullanımıyla ilgili bir tahlil için bkz: 27:57, not 60. Tefsirlerimiz buradan yola çıkarak boğulan oğlun Hz. Nûh’un öz oğlu değil, karısının eski kocasına ait bir çocuk olduğunu dile getirirler. Nadir olarak, kadının zinadan peydahladığını söyleyenler de olmuştur. Fakat bu her açıdan yanlıştır. Zira böyle bir itham isbatı yoksa iftira olur ve iftira herkes için yasaktır.
[1742] Bu ibare iki anlama da gelebilir: 1) Senin ortaya koyduğun bu kayırıcı davranış salih olmayan ve
yerini bulmayan bir davranıştır. 2) O kafir (oğul) salih olmayan ve yerini bulmayan bir ameldir. Kur’an’ın genelinden, “insanın çocuğu onun amelidir” dediği çıkarılabilir. Fakat bu anlamın asli değil tâli bir anlam olduğu unutulmamalıdır. ‘Amelun, ‘amile olarak da okunmuştur. Bu durumda arkadan gelen kelimeyi de ğayra şeklinde mansup olarak okumak gerekecektir. Bu takdirde mâna şöyledir: “çünkü o (oğul) yanlış yaptı”. İbn Abbas, İkrime, Kisai ve Yakub gibi kıraat imamlarının tercih ettiği bu anlamda yanlış yapan boğulan oğul iken, bizim çevirimizde yanlış yapan Hz. Nûh’tur. Arkadan gelen Hz. Nûh’un tevbesi, yanlış yapanın Nuh olduğunun delilidir. Vahiy aynı hassasiyeti Hz. İbrahim’in babasına duası konusunda da sergilemiştir (9:113-114). Esas aldığımız okuyuşta mastar olarak amelun okunan sözcük alternatif okuyuşta fiil olarak amile okunmaktadır. Bunun kelamdaki “peygamberlerin masumiyeti” tartışmalarını önceleyen bir okuma biçimi olduğu açık. Bu ifadeden, Nuh’un oğlunun, iman etmeyen karısının işlediği zinanın mahsulü olduğu sonucunu çıkarmak, Nuh’un eşine yapılmış bir iftiradan başka bir şey değildir. Yalnız inanana değil, inanmayana iftira etmek de kınanmalıdır.