close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Hûd Sûresi 44. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Vekîle yâ ardu-ble’î mâeki veyâ semâu akli’î veġîda-lmâu vekudiye-l-emru vestevet ‘alâ-lcûdiy(yi)(s) vekîle bu’den lilkavmi-zzâlimîn(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Ve dendi ki: Ey yeryüzü, em suyunu ve ey gök kes yağmurunu ve su emildi ve iş yapıldıbitti ve oturdu Cudi'ye gemi ve uzaklık denildi, zulmeden topluluğa.
Cudi tepesi, Ararat dağının bir tepesidir.  
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Ve (ardından) "Ey yer (artık) suyunu yut, ve ey gök sen de (suyunu) tut!" denildi... (Bu İlahi emir üzerine) Su(lar) çekildi, (zalimlerin) iş(leri) bitirildi… (Böylece gemi de) Cudi (Dağı) üzerine oturup yerleşti… Ve zalimler topluluğu için de: "(Hayırdan ve huzurdan) Uzak kalsınlar, kahrolsunlar!" denildi…
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Ve derken “Ey yeryüzü suyunu yut” denildi. “Ey gök yağmurunu durdur.” Ve böylece sular çekildi, Allah'ın hükmü yerine geldi, gemi Cûdî dağına oturdu. Ve yaratılış gayesi dışına çıkan bu toplum için, “Rahmetten uzak olsun” denildi.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Nihayet: “Ey yer, suyunu yut. Ey gök, suyunu tut.” denildi. Sular çekildi. Plan icra edildi. Gemiler Cûdî (münbit hilal) böldesindeki tepelerde karaya oturdu. Tufanda boğulanlar için: “İnkâr ile, isyan ile, baskı, zulüm, işkence ile, temel hak ve hürriyetleri, Allah yolunu ve Allah yolundaki faaliyetleri engelleyen, suikastler tertip eden zâlim bir kavim rahmetten ve korumadan uzak olsun, canı Cehennem'e” denildi.
Ahmet Varol
swap_vert close
"Ey yer, suyunu çek ve ey gök sen de tut!" denildi. Böylece su çekildi, iş bitirildi, (gemi) Cudi'nin üzerine oturdu ve: "Zalimler topluluğu yok olsun" denildi.
Ali Bulaç
swap_vert close
Denildi ki: 'Ey yer, suyunu yut ve ey gök, sen de tut.' Su çekildi, iş bitiriliverdi, (gemi de) Cudi (dağı)üstünde durdu ve zalimler topluluğuna da: 'Uzak olsunlar' denildi.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Allah'ın emri olarak: “Ey arz, suyunu yut ve ey gök! Yağmuru tut.” denildi. Su çekildi ve iş bitirildi. Gemide CÛDİ dağı üzerinde kararlaştı ve : “-Zâlimler helâk olsun.” denildi.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Ve: “Ey arz, suyunu yut! Ey gök, suyunu kes!” denildi. Su azaldı, iş bitti, gemi yüksek bir dağa oturdu. Ve “kahrolsun zalimler!” denildi.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
“Ey yeryüzü! Suyunu içeri çek ve ey gök, sen de suyunu tut” denildi. Su çekildi, iş de böylece bitirildi. Gemi ise Cûdî'ye oturdu. “Haksızlık yapan toplum yok olsun” denildi.
Besim Atalay
swap_vert close
Denildi ki: «Ey yeryüzü! Sen suyunu yutasın, ey gökyüzü ! Sen de yağmurunu tutasın!»; sular durdu, iş de bitti; gemi Cudi üzerine oturdu, zulüm eyliyen ulus için denildi ki: «Yok olun !»
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Bir süre sonra yere: “Ey yer, suyunu yut” ve göğe: “Ey gök, yağmurunu tut” denildi. Bunun üzerine sular çekildi, Allah'ın emri gerçekleşti ve gemi Cudi'ye oturdu. Bu sırada: “Kahrolsun zalimler topluluğu!” diye bir ses duyuldu.
Nuh tufanı, öyle söylendiği gibi bütün bir yeryüzünü ihtiva eden bir tufan değil, Hz. Nuh'un davetine muhatap olanları kapsayan bölgesel bir tufandır. Suriye ve Irak'ın birleştiği yerde yani Mezopotamya'da yaşayan bir peygambere halkı iman etmedi diye dünyanın diğer yerlerinde yaşayan insanlara Allah’ın tufanı yaşatması düşünülemez. Zira Allah elçi göndermediği toplumlara asla azap etmez.“Biz bir peygamber göndermedikçe, hiçbir topluluğa azap etmeyiz.” (İsra 17/15)Ayette geçen “Cûdi” sözcüğü “engince bir dağ” demektir. “Cûdi” ile ilgili çok farklı rivayetler vardır. Bazıları “Ağrı Dağı”, bazıları Musul civarında bir dağ olarak yorum yapsa da bu dağın nerede olduğu bizim için çok önemli değil. Esas olan Nuh Tufan’ının verdiği mesajdır ve bu mesajdan alınan derstir.  
Cemil Said
swap_vert close
"Ey arz suları bel’ it! Ey semâ suyunu tut!" dinildi. Sular azaldı. Emir icrâ olundı. Sefîne cebel-i Cûdî’de durdı. "Zâlim kavim helâk olsun" dinildi.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Yere, "Suyunu çek!", göğe, "Ey gök sen de tut!" denildi. Su çekildi, iş de bitti; gemi Cudi'ye oturdu. "Haksızlık yapan millet Allah'ın rahmetinden uzak olsun" denildi.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
“Ey yeryüzü! Yut suyunu. Ey gök! Tut suyunu” denildi. Su çekildi, iş bitirildi. Gemi de Cûdî’ye oturdu ve “Zalimler topluluğu, Allah’ın rahmetinden uzak olsun!” denildi.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
(Sonra) “Ey toprak suyunu yut! Ey gök sen de tut!” denildi. Su çekildi; hüküm yerini buldu; gemi Cûdî’nin üzerine oturdu; “Zalimlerin topunun canı cehenneme!” denildi.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
(Nihayet)  «Ey yer suyunu yut! Ve ey gök (suyunu)  tut!» denildi. Su çekildi; iş bitirildi; (gemi de)  Cûdî (dağının)  üzerine yerleşti. Ve: «O zalimler topluluğunun canı cehenneme!» denildi.
Edip Yüksel
swap_vert close
Ve denildi ki: "Ey toprak suyunu yut, ey gök sen de tut." Su yatıştı, karar yerine getirildi, Cudi (Judea) üzerine oturdu ve "Zalimler uzak olsunlar!," dendi.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Allah tarafından denildi ki: "Ey yeryüzü suyunu yut! Ey gökyüzü sen de suyunu kes! Ve sular çekildi. Emir yerine gelmiş oldu. Gemi de Cudi dağı üzerine oturdu. O zalim kavme böylece dünyadan uzak olun denildi.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
bir de denildi: ey Arz! Yut suyunu ve ey Semâ! Açıl, su çekildi iş bitirildi ve gemi, Cudî üzerinde durdu, o zalim kavme def'olun denilmişti
Emrah Demiryent
swap_vert close
Ve buyurduk ki: “Ey yer! (Artık) suyunu yut ve ey gök! Sen de (suyunu) tut!” (Bu ilâhî emir üzerine) su (lar) çekildi, (böylece kâfirlerin) iş (leri) bitirildi Gemi de Cudi (dağı) üzerine oturup yerleşti. Ve zâlimler topluluğu yok olsun (Allah’ın rahmetinden uzak olsun)!” buyuruldu.
Erhan Aktaş
swap_vert close
“Ey yer, suyunu çek ve ey gök, suyunu kes.” denildi. Su çekildi, iş bitirildi. Gemi Cudi'ye oturdu. “Zalimler topluluğu Allah'ın rahmetinden uzak olsun.” denildi.¹
1- Nuh tufanı, bölgesel bir tufandır. Nuh'un davetine muhatap olanları kapsamaktadır. Bütün bir yeryüzünde olduğu düşüncesi Tevrat'tan kaynaklanmaktadır. Allah davete muhatap olmamış kimseleri cezalandırmaz.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
(Taraf-ı ilâhîden) denildi ki: «Ey arz suyunu yut, ey gök sen de tut». Su kesildi, iş olub bitirildi, (gemi de) Cûdî (dağının) üzerinde durdu. O zaalimler güruhuna «Uzak olsunlar» denildi.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Nihâyet (vakti geldiğinde): “Ey yer! Suyunu yut! Ve ey gök! (Sen de yağmurunu) tut!” denildi. Su çekildi, iş bitirildi, (gemi) Cûdî (dağının) üzerine oturdu(2) ve: “(Allah'ın rahmetinden uzak olan) zâlimler topluluğu helâk olsun!” denildi.
(2)“Nasıl, bir harb-i umûmîde bir kumandan zaferden sonra, ateş eden bir ordusuna: ‘Ateş kes!’ ve hücûm eden diğer bir ordusuna: ‘Dur!’ der, emreder. O anda ateş kesilir, hücum durur. (...) Aynen öyle de, Pâdişâh-ı bî-misâl (o eşsiz Sultan), kavm-i Nûh’un mahvı için semâvât ve arza emir vermiş. Vazîfelerini yaptıktan sonra fermân ediyor: ‘Ey Arz! Suyunu yut! Ey semâ! Dur, işin bitti! Su çekildi. Dağın başında me’mûr-ı İlâhînin çadır vazîfesini gören gemisi kuruldu. Zâlimler cezâlarını buldular.’ İşte şu üslûbun ulviyetine (yüksekliğine) bak! ‘Zemin ve gök iki mutî‘ (itâatkâr) asker gibi emir dinler, itâat ederler’ diyor. İşte şu üslûb işâret eder ki, insanın isyânından kâinât kızıyor. Semâvât ve arz hiddete geliyorlar ve şu işâretle der ki: ‘Yer ve gök iki mutî‘ asker gibi emirlerine bakan bir Zât’a isyân edilmez, edilmemeli!’ Dehşetli bir zecri (zorla mâni‘ olmayı) ifâde eder.” (Zülfikār, 25. Söz, 11)  
İhsan Aktaş
swap_vert close
Ve (ardından arz’a has bir iletişimle) denildi ki: "Ey yer (ey toprak), suyunu yut! Ve ey gök, (ey bulutlar) suyunu tut (açıl)!" Ve sular çekildi ve hüküm infaz edildi, sonunda gemi Cudi’ye (Cudi mevkiinde bulunan bir tepeye) yerleşti. Ve o zulmeden (baskı ve işkence ile temel hak ve hürriyetleri engelleyen, her türlü kötülük ve haksızlık yapan, şirk ve inkârda ısrar eden) topluluk (böylece) yok olup gitti!” denildi. *
(*) Nuh tufanı, bölgesel bir tufandır. Nuh’un davetine muhatap olanları kapsamaktadır. Bütün bir yerkürede olduğu düşüncesi muharref Tevrat’tan kaynaklanmaktadır. Ya değilse Rabbimiz, davetten habersiz bir toplumu ne diye cezalandırsın? Cudi ise, salb/sert anlamındadır. Cudinin normal bir mevki mi, yoksa dağ mı olduğunda ihtilaf edilmiştir. Kaynak: (Ayet bağlamında Doğu Türkçesi Kur’an Tercümeleri: (TİEM 73 ...) Ayrıca ayette geçen (وَاسْتَوَتْ عَلَى الْجُودِيِّ)’’vestevet alel cudiyyi’’ şeklindeki ifadede dağ kelimesinin geçmemesi bunun cudi dağının bulunduğu bir mevki olma ihtimalini güçlendirmektedir. Çünkü ayette geçen cümle (علي جبل الجودي) ‘’ala cebelil cudiyyi’’ yani, Cudi dağına yerleşti şeklinde bir ifade geçmiyor. Bu nedenle tek başına Cudi, dağın ismi değil, belki bu dağın içinde bulunduğu mevkinin adıdır. (الله اعلم) Ayrıca aşağıda metni bulunan (زهرة التفاسير) ‘’Zuhretu-tefasir’’adlı tefsirde de ‘’Gemi, dağın çevresine yerleşti’’deniliyor, dağın yüksek yerine değil. (الله اعلم) PEKİ, SULAR NE KADAR YÜKSELDİ? Tufan hakkındaki bir başka tartışma ise, suların dağları kaplayacak kadar yükselip yükselmediği konusundadır. Bilindiği gibi Kur’an´da geminin Tufan sonrası "Cudi"ye oturduğu bildirilmektedir. "Cudi" kelimesi kimi zaman özel bir dağ ismi olarak alınır, oysa kelime Arapça´da "yüksekçe yer-tepe" anlamına gelmektedir. Dolayısıyla Kur’an´da "Cudi"nin, özel bir dağ ismi olarak değil, sadece geminin yüksekçe bir mekâna oturduğunu anlatmak için kullanılmış olabileceği gözardı edilmemelidir. Ayrıca cudi kelimesinin bu anlamından, suların belirli bir yüksekliğe eriştiği, ama yine de büyük dağların seviyesine kadar yükselmemiş olduğu da çıkarılabilir. Yani Tufan Tevrat´ta anlatıldığı gibi tüm yeryüzünü ve yeryüzündeki tüm dağları yutmamış, sadece belirli bir bölgeyi kaplamış olmalıdır. NUH TUFANI´NIN YERİ Nuh Tufanı´nın gerçekleştiği yer olarak Mezopotamya Ovası gösterilir. Bu bölgede tarihte bilinen en eski ve en gelişmiş uygarlıklar kurulmuştur. Ayrıca bu bölge, Dicle ve Fırat nehirlerinin ortasında yer alması sebebiyle, coğrafi olarak büyük bir su baskınına uygun bir zemin teşkil etmektedir. Tufan´ın etkisini artıran sebeplerden birisi, büyük bir ihtimalle, bu iki nehrin yataklarından taşıp bölgeyi etkisi altına almış olmasıdır. Bu bölgenin Tufan´ın gerçekleştiği yer olarak kabul edilmesinin ikinci bir sebebi de tarihseldir. Bölgedeki birçok medeniyetin kayıtlarında, aynı dönemde yaşanmış bir Tufan´ı anlatan çok sayıda belge ortaya çıkarılmıştır. (YÜZ YILLARDIR ANLATILAN NUH TUFANI) Aşağıdaki tefsir metinlerine de bkz:. (وَاسْتَوَتْ عَلَى الْجُودِيِّ) بمعنى استقرت بجوار ذلك الجبل وكأنه منع استمرار سيرها ((زهرة التفاسير = محمد ابو زهرة ) والثاني: أن يكون ذلك أي قوله (بُعْداً لِّلْقَوْمِ الظَّالِمِينَ) من كلام نوح عليه السلام وأصحابه لأن الغالب ممن يسلم من الأمر الهائل بسبب اجتماع قوم من الظلمة فإذا هلكوا ونجا منهم قال مثل هذا الكلام ولأنه جار مجرى الدعاء عليهم فجعله من كلام البشر أليق (مفاتيح الغيب) قال أبو مسلم الإصبهاني: الجودي اسم لكلّ جبل وأرض صُلبة (١) ، في مقابلة الرَّخوة، أي استقرّت على مرتفع من الأرض غير ذات وحلٍ، وكانت ذات بركة عليه حينما نزل بها (شبهات وردود حول القرآن الكريم)  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Sonra “Ey arz suyunu em (yut), Ey gök suyunu tut (yağma)” denildi. Sular kesildi ve böylece Allah’ın hükmü yerine geldi, gemi Cudi (dağı seviyesine çıktı) üzerine oturdu. Böylece, “Haksızlık yapan toplum (inananlardan) uzak olsun” denildi.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Buyruldu: "Ey yeryüzü! Suyunu çek! Ey gökyüzü sen de yağmurunu kes!" Sular kesildi. Allah’ın buyruğu yerine geldi. Gemi de Cudi dağı üzerinde durdu. O kıyıcılar takımı için de "Allah’ın esirgeyiciliğinden uzak olsunlar." Buyruldu.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Yer! Suyunu yut, gök! Sen de tut [⁶]. Denildi, su kesildi. İş [⁷] bitti. Gemi de Cudi dağı üzerinde durdu. «Zalim olan kâfirler rahmetten uzak olsun» denildi.
[6] Kemali, kudreti temsildir.[7] Boğulmak işi.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
Buyuruldu: “Ey yer! Suyunu yut ve ey gök! Sen de tut.” Su azaldı ve iş bitirildi/emir yerine geldi. Gemi Cudî’ye oturdu ve “Zalimler topluluğu [kavm] uzak/yok olsun” denildi.
Kadri Çelik
swap_vert close
Denildi ki: “Ey yer, suyunu yut ve ey gök, sen de tut.” Su çekildi, iş bitiriliverdi, (gemi de) Cûdi (dağı) üstünde durdu ve “Zalimler (Allah'ın rahmetinden) uzak olsun” denildi.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Bütün kâfirler helâk edildikten sonra, yere ve göğe, “Ey yer, sularını geri yut veey gök, yağmurlarını artık durdur!” diye emredildi. Böylece sular çekildi, iş bitirildi. Nûh’un gemisi, Cizre yakınlarındaki Cûdîdağının üzerinde karaya oturdu. Ve ilâhî fermânı ilân etmek üzere denildi ki: “Helâki hak eden bu zâlim topluluk İlahi rahmetten uzak olsun!”
Mahmut Özdemir
swap_vert close
-“Ey Yer! Suyunu yut! Ey Gök! Sen tut!” denildi. Su çekildi; İş bitirildi; Gemi Cûdiyy’e / Dağ’a oturdu. “Defolsun, Zâlim Kavim!” denildi.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Sonunda: " Ey topraklar! Yut sularını, ey sema kes artık " dendi. Sular çekildi. Görev tamamlandı. " haksızlık edenlerin canı cehenneme! " diye sesler yükselirken, gemi de Cûdî'ye oturdu.
Mehmet Çoban
swap_vert close
"Ey arz suyunu yut! Ey gök suyunu tut!" denildi. Su azaldı, iş bitirildi. Gemi bereketi bol olan bir bölgede karaya oturdu. "Haksızlık yapan toplum yok olsun!" denildi.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
“Ey yer, suyunu yut (çek)! Ey gök, (suyunu) tut (dindir)!” denmiş, su çekilmiş, iş bitirilmişti. (Gemi) Cûdî (dağı)nın üzerine yerleşmişti. O zalimler topluluğuna “(Merhametten) uzak olun!” denmişti.
Mehmet Türk
swap_vert close
(Allah tarafından): “Ey yer! Suyunu yut ve ey gök! Sen de yağmuru kes.” denildi. Su çekildi (böylece Nûh toplumunun) helâk işi tamamlandı. (Gemi de) Cûdi¹ üstünde durdu ve: “O zâlimler topluluğu (böylece) defolup gitti!” denildi.
1 Cûdî: Engince bir dağ veya cins isim olarak, normal “dağ” demektir. Cudi’nin yeri hakkında o kadar çok rivayetler vardır ki, bunları bir araya getirmek mümkün değildir. Kimisi, Musul civarında bir dağ, kimisi “ağrı dağı” demişlerse de bu rivayetler güven vermemektedir. Hz. Nuh’un gemisinin üzerinde durduğu bu dağ (yani Cudi) en doğrusunu Allah’ın bilip, bizim bilmemizi istemediği bir dağ olsa gerektir. Konuyu tartışarak kıssada verilmek istenen mesajı hafifletmeye de gerek yoktur.  
Muhammed Esed
swap_vert close
Ve derken, “Ey yer, suyunu yut!” denildi; “Ey gök, [yağmurunu] durdur!” Ve böylece sular çekildi, [Allah’ın] hükmü yerine geldi, gemi Cûdî Dağı’na oturdu. ⁶⁶ Ve böylece, zulmeden bu halk için “uzak olsunlar!” sözü söylenmiş oldu.
66 Eski Süryanice’de Kardû olarak bilinen bu dağ, Van Gölü bölgesinde, bugünkü Suriye’nin el-Cezîre eyaletinin merkezi olan İbni Ömer Cezîresi adındaki şehrin takriben yirmibeş mil kuzey batısındadır. Ağrı Dağı’nın değil de sözü geçen bu dağın Hz. Nûh’un gemisinin oturduğu dağ olarak şöhret bulmasını sağlayan Mezopotamya’nın sözlü geleneğidir... Hz. Nûh’un gemisinin oturduğu yerin burası olarak gösterilmesi, şüphesiz, Babil efsanesine dayanmaktadır (Encyclopaedia of Islam I, 1059). Ama hatırlanmalıdır ki, Ararat ismi (Asurcası Urartu) bir zamanlar Cûdî Dağı’nı da içine alacak tarzda Van Gölü’nün güneyine kadar bu bölgenin tamamı için kullanılıyor olabilir: Kitâb-ı Mukaddes’deki “gemi Ararat dağlarının üzerine oturdu (Tekvîn viii, 4)” ifadesi de bununla açıklamasını buluyor.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Bir süre sonra “Ey gökyüzü yağmuru tut, ey yeryüzü suyunu çek!” diye emredildi. Sular çekildi ve hüküm gerçekleşti ve gemi Cudi’de karaya oturdu ve şöyle denildi: – Kahrolsun zalimler topluluğu! 63/4
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Nihayet denildi ki: “Ey yer, suyunu yut! Ve ey gök, suyunu tut!” Ve sular çekildi ve hüküm infaz edildi, sonunda gemi Cûdî[¹⁷³⁷] üzerine oturdu. Ve kendilerine kıyan toplum için; “Olmaz olsunlar!”[¹⁷³⁸] denildi.
[1737] Zeyd b. Amr’ın şiirinde “dağ, tepe” anlamına cins isim olarak andığı cûdî “yüksek tepe” anlamına gelir. Bir yorumda, bunun her dağa verilebilen bir cins isim olduğu ifade edilir (Bkz: Elmalılı). Bugün aynı adla şöhret bulan Cûdî Dağı olduğu söylenmiştir. Eski Ahid’de Ararat (Ağrı/Urartu) dağı olarak geçer. [1738] Lafzen: “uzak olsunlar”. Zemahşerî, mef’ul olarak gelen bu‘den için şu yorumu getirir: “Eğer uzaklaştırmaktan amaçlanan onun helâk ve ölümü ise, bu şekilde gelir. İşte bu sebeple bu ifade yalnızca beddua için kullanılmıştır. Bunun mef’ul olarak gelmesi, kahredici güce ve ezici büyüklüğe delâlet eder. Çünkü bütün bunlar, ancak sınırsız gücü ve kahredici bir öznenin fiilî müdâhalesi sonucunda gerçekleşir. Böyle bir mef‘ulün fiilinin öznesi de, eylemine kimsenin ortak olamadığı biricik fail olan Allah’tır” (Keşşaf II, 218).  
Orhan Kuntman
swap_vert close
(Sonunda) "Ey yer suyunu yut" ve "Ey gök suyunu tut" denildi, sular çekildi ve ilahi emir tamamlanmış oldu ve gemi Cudi (dağının) üzerine oturdu, "Zalimler topluluğu Allah’ın rahmetinden uzak olsun" diye nida olundu.
Osman Fırat
swap_vert close
Ve denildi ki: ’’Ey yer, suyunu yut ve ey gök(sen de) tut!’’ Su çekildi, (Allah’ın) emri icra edildi. (Gemi) Cudi’ye oturdu. Ve denildi ki: "Zalim topluluk yok olsun!"
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Ve denildi ki: «Ey yer! Suyunu yut ve ey gök açıl.» Ve su kesildi ve iş icra edilmiş oldu. Gemi de Cûdi dağının üzerine yerleşti. Ve, «Zalimler olan kavim için uzaklık olsun!» denildi.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Kâfirler boğulduktan sonra yerle göğe: “Ey yer suyunu yut ve sen ey gök suyunu tut! ” diye emir buyuruldu. Su çekildi, iş bitirildi ve gemi Cudi üzerinde yerleşti ve “Kahrolsun o zalimler! ” denildi. {KM, Tekvin 8, 4}
Cudi, Türkiye’nin güneydoğusunda Şırnak civarında 2000 m. yüksekliğinde bir dağdır. Tevrat, Ararat dağına yerleştiğini bildirir (Tekvin, 8,4). Hz. Nuh’un Irak tarafında irşadda bulunduğunu düşünmek daha mâkuldür. Cudi ismiyle Musul, Cizre ve Şam’da birer dağ bulunduğu rivayet edilmektedir.  
Süleyman Ateş
swap_vert close
Ey yer, suyunu yut ve ey gök tut! denildi. Su azaldı, iş bitirildi. (Gemi) Cudi'ye oturdu. "Haksızlık yapan kavim yok olsun!" denildi.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Ey Arz! Suyunu yut, Ey Semâ! suyunu tut dinildi. sular eksildi. Hüküm ve kazâ-yı Bârî cârî oldığından (helâki mukarrer olanlar helâk olduklarından) sefîne "Cûdi" dağı üzerinde durdı. Zâlim olan kavim helâk olsun dinildi.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
“Ey yer! Suyunu yut! Ey gök sen de açıl!” dendi. Sular çekildi, iş tamamlandı, gemi Cudi’nin üstüne oturdu ve şöyle dendi: “Yanlışlar içindeki o topluluk olmaz olsun.”[*]
Şaban Piriş
swap_vert close
-Ey yeryüzü suyunu yut, ey gök tut denildi. Su çekildi, emir gerçekleşti, gemi Cudi'ye oturdu. Ve şöyle denildi:-Kahrolsun Zalim toplum!
Ümit Şimşek
swap_vert close
Ve denildi ki: “Ey yer, suyunu yut; ey gök, suyunu tut.” Su çekildi, iş bitirildi, gemi Cûdî'ye oturdu. Ve “Zalimler güruhu yok olsun” denildi.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Ve denildi: "Ey yer! Suyunu yut ve ey gök, sen de tut." Ve su çekildi. İş bitirilmişti. Gemi, Cûdi üzerine oturdu ve haykırıldı: "O zalimler topluluğu geri gelmez olsun!"
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
daħı eyidildi “iy yir yut śuyuñı daħı iy gök girü dur! daħı eksinildi śu daħı tamām olındı iş. daħı dölendi cūdi ŧaġı üzere [114b] daħı eyidildi “helāklıķ olsun ķavma kim žālimlerdür!
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Daḫı eyidildi yire: Yā yir yud ṣuyuñı; daḫı yā gök açıl, yaġmuruñı dut. Ṣukesildi, Allāhuñ buyruġı yirine geldi. Daḫı Nūḥ gemisi Cūdī ṭaġı üstindedurdı. Daḫı eyidildi: Helāklik, raḥmetinden ıraḳlıḳ olsun ẓālim ḳavmlere.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
(Allahdan bir əmr olaraq: ) “Ey yer! Suyunu ud! Ey göy! (Yağışını) saxla (açıl)!” – deyildi. Su çəkildi. İş bitdi (Nuha iman gətirməyənlərin məhv edilməsi barədə Allahın əmri yerinə yetdi). Gəmi Cudi dağı üzərində oturdu və: “Zalımlar məhv (Allahın mərhəmətindən uzaq) olsun!” – deyildi.
M. Pickthall (English)
swap_vert close
And it was said: O earth! Swallow thy water and, O sky! be cleared of clouds! And the water was made to subside. And the commandment was fulfilled. And it (the ship) came to rest upon (the mount) Al-Judi and it was said: A far removal for wrongdoing folk!
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
Then the word went forth:(1538) "O earth! swallow up thy water, and O sky! Withhold (thy rain)!" and the water abated, and the matter was ended. The Ark rested on Mount(1539) Judi, and the word went forth: "Away with those who do wrong!"
1538 A wonderful passage. The whole picture is painted in just a few words. The chain of material facts are linked together, not only in their relations to each other, but also in their relation to the spiritual forces (hat control them, and the spiritual consequences of Sin and wrongdoing. The drowning in the material sense was the last part of the Penalty. A whole new world came into existence after the Deluge. (R). 1539 Let us get a little idea of the geography of the place. The letters JiM, Ba', and Kaf are philologically interchangeable, and J udi, Gudi", Kudi are sounds that can pass into each other. There is no doubt that the name is connected with the name "Kurd", in which the letter ris a later interpolation, for the oldest Sumerian records name a people called Kuti or Gutu as holding the middle Tigris region not later than 2000 B.C. (see E.B., Kurdistan). That region comprises the modern Turkish district of Bohtan, in which Jabal Judi is situated (near the frontiers of modern Turkey , modern Iraq , and modern Syria ), and the town of Jazirah ibn 'Umar, (on the present Turco-Syrian frontier), and it extends into Iraq and Iran . The great mountain mass of the Ararat plateau dominates this district. This mountain system "is unique in the Old World in containing great sheets of water that are bitter lakes without outlets, Lake Van and Lake Urumiya being the chief (E.B., Asia). Such would be the very region for a stupendous Deluge if the usual scanty rainfall were to be changed into a very heavy downpour. A glacier damming of Lake Van in the Ice Age would have produced the same result. The region has many local traditions connected with Noah and the Flood. The Biblical legend of Mount Ararat being the resting place of Noah's Ark is hardly plausible, seeing that the highest peak of Ararat is over 16,000 feet high. If it means one of the lower peaks of the Ararat system, it agrees with the Muslim tradition about Mount Judi (or Gudi), and this is in accordance with the oldest and best local traditions. These traditions are accepted by J osephus, by the Nestorian Christians, and indeed by all the Eastern Christians and Jews, and they are the best in touch with local traditions. See (Viscount) J Bryce. " Transcaucasia and Ararat" 4th ed., 1896, p. 216.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
وَق۪يلَ
ve denildi
يَٓا
ey
اَرْضُ
yer
ابْلَع۪ي
yut
مَٓاءَكِ
suyunu
وَيَا
ve ey
سَمَٓاءُ
gök
اَقْلِع۪ي
tut
وَغ۪يضَ
ve çekildi
الْمَٓاءُ
su
وَقُضِيَ
ve bitirildi
الْاَمْرُ
iş
وَاسْتَوَتْ
ve yerleşti
عَلَى
üzerine
الْجُودِيِّ
Cûdî'nin
وَق۪يلَ
ve denildi
بُعْداً
uzak olsun
لِلْقَوْمِ
topluluğu
الظَّالِم۪ينَ
zalimler
(Bütün kâfirler boğulduktan sonra Allah tarafından) "Ey yer suyunu yut! Ve ey gök (suyunu) tut" denildi. Su çekildi, iş bitirildi, (gemi de) Cûdî (Dağı'nın) üzerine yerleşti ve "(Allah'ın rahmetinden) uzak olsun o zalimler topluluğu" denildi.
قَالَ
Fiil-I
ق و ل
Dedi, buyurdu, söyledi
يَا
Nida edatı
يَا
Ey!
اَرْض
İsim
ا ر ض
Yeryüzü, yer, arz, toprak, yurt
بَلَعَ
Fiil-I
ب ل ع
Yuttu
مَٓاء
İsim
م و ه
Su
يَا
Nida edatı
يَا
Ey!
سَمَٓاء
İsim
س م و
Gök, sema
اَقْلَعَ
Fiil-IV
ق ل ع
Tuttu, vazgeçti
غِيضَ
Fiil-I
غ ي ض
Çekildi, eksiltti
مَٓاء
İsim
م و ه
Su
قَضَى
Fiil-I
ق ض ي
Hükmetti, bitirdi, hüküm verdi, takdir etti, tamamladı, yerine getirdi, karar verdi
اَمْر
İsim
ا م ر
Emir, iş, tedbir, izni ile
اِسْتَوَى
Fiil-VIII
س و ي
Yöneldi, eşit oldu, hükümran oldu, yerleşti, istiva etti, olgunlaştı, kuruldu, dikildi
عَلَى
Zamir
عَلَى
Üzerinde, hakkında, karşı, dolayı, -a, -e
جُودِىّ
Özel isim
جُودِىّ
Cûdî (Dağı)
قَالَ
Fiil-I
ق و ل
Dedi, buyurdu, söyledi
بُعْد
İsim
ب ع د
Uzak olsun, uzaklık
قَوْم
İsim
ق و م
Kavim, topluluk, toplum
ظَالِم
Etken fiil
ظ ل م
Zalim, zulmeden