Ve o (gemi), dağlar gibi dalgalar arasında onları götürüyordu. Oysa (dalgalar oluşmadan ve gemi de hareket etmeden önce) Nuh, ayrı bir yere çekilmiş olan oğluna: “Yavrucuğum (işte, biz biniyoruz), haydi bizimle beraber sen de bin, inkârcılarla birlikte olma!” diye seslenmişti.*
(*) Not: Mevcut meallere baktığımızda sanki dalgalar oluşmuş ve geminin de dalgalar arasında yüzerken Hz. Nuh oğlunun gemiye binmesi için sesleniyor. Hâlbuki öyle değildir, çünkü bu durumda oğlunun suyun dev dalgaları arasında yüzen gemiye binmesi zaten mümkün değildi. Bu yüzden bu durumda Hz. Nuh’un, oğlunun gemiye binmesi için seslenişinin bir anlamı yoktur. Ayrıca zaten ayette geçen (نادي) ’’nâdâ’’ geçmiş fiil kipi olup anlamı, daha önce ‘’ona seslenmişti’’ şeklindedir, ‘’seslendi’’ şeklinde değil. Yani dalgalar oluşmadan ve gemi de haraket etmeden önce Hz. Nuh ona seslenmişti, şeklindedir. Ama maalesef, bütün meallerde geçmiş fiil kipi olan (نادي)’’ nâdâ’’ fiilinin sanki muzari, yani hâl kipi imiş gibi bir anlam verilmiş olduğundan dolayı ayette verilen mesajın da yanlış anlaşılmasına sebep olmuştur. Zaten bundan sonra gelen 43. ayetin de 42. ayetin anlamı söylediğimiz şekilde olduğunu göstermektedir. Ayrıca ‘’sen de bizimle beraber bin’’ ne demek? Demek ki, henüz su kabarmamış, dalgalar oluşmamış ve kimse de gemiye binmemiş bir zamanda, yani gemiye binecekleri bir zamanda Hz. Nuh oğluna bu çağrıyı yapmıştır, geminin dalgalar arasında yüzdüğü zaman değil. Zaten geminin dalgalar arasında yüzdüğü zaman istese de Hz. Nuh’un oğlunun gemiye binmesi mümkün değildi. Aşağıdaki tefsir metinlerine bakılabilir.
البحر المحيط - تفسير المنار) وقيل بل كان في أول فور التنور (فتح القدير) ) ( وهي تجري بهم في موج ) : الواو لا للترتيب . وهذا النداء كان قبل جري السفينة في قوله : ونادي {وَنَادَىٰ نُوحٌ ٱبْنَهُ}: قبل جريها، {وَكَانَ فِي مَعْزِلٍ}: مكان مٌنقعط من السفينة {يٰبُنَيَّ ٱرْكَبَ مَّعَنَا}: في السفينة قبل جريها،( الصراط المستقيم في تبيان القرآن الكريم)