[Bu böylece devam etti] tâ ki, hükmümüz vaki olup da yeryüzünde sular taşkınlar halinde kaynayıp coşuncaya ⁶² kadar. [Nûh’a]: “Her cins [hayvandan] birer çift ⁶³ ve haklarında hüküm verilmiş olanları değil, ⁶⁴ yalnız aileni ve imana erişenleri gemiye bindir!” dedik, çünkü o’nun inancını paylaşanlar zaten küçük bir topluluktu.
62 Lafzen, “yerin yüzü kaynayıp coşuncaya kadar” (fâra’t-tennûr). Bu ibare, kaynak olarak Talmud’daki menkıbelerden başka dayanağı olmayan çok sayıda çelişik, tutarsız yorumlara konu olmuştur (Menâr XII,75). Ötekiler yanında en akla yakın açıklama İbni ‘Abbâs ve ‘İkrime’ye dayanarak Taberî, Beğavî ve İbni Kesîr’in verdiğidir; buna göre tennûr [lafzen, “ocak/tandır”] yerin yüzü, arzın sathı demektir. Râzî de, Arapların arzın yüzüne “tennûr” dediklerinden söz eder; Kâmûs ise “tennûr”un anlamlarından birinin “suyun kaynayıp fışkırdığı yer” olduğunu kaydetmektedir. Lugat olarak “kaynayıp coştu ya da taştı” anlamına gelen fâra fiili burada “yeryüzünü kaplayıp sulara gark eden” azgın su taşkınlarını, selleri dile getirmektedir (İbni Kesîr; ayrıca bkz. 54:12). Bu “yeryüzünde taşkınlar halinde kaynayıp coşan sular” ifadesi, öyle görünüyor ki, şimdi Akdenizin bulunduğu büyük vadiyi basıp kaplayan (bkz. 7. sure, 47. not), sürekli ve şiddetli yağmurlarla (karş. 54:11) çığırından çıkıp bugünkü Suriye ve Kuzey Irak’a doğru süratle yayılan büyük tufanı dile getirmektedir. Bu çapta bir tufana, Kitâb-ı Mukaddes ve Kur’an’da olduğu gibi, eski Yunan mitolojisinde (örn. Deukalion ve Pyrrhea öyküsünde) ve Sümer-Babil efsanelerinde de temas edilmektedir.63 Zevc terimi, öncelikle çift oluşturan şeylerden, varlıklardan ya da kişilerden her biri anlamına gelmekle birlikte “çift” anlamında da kullanılmaktadır. Buradaki ifade akışı içinde ilk anlamıyla kullanıldığı açıktır; sonuç olarak da, min kullin zevceyn isneyn ifadesi için yapılabilecek en uygun çeviri yukarıdaki gibidir. Hz. Nûh’a gemiye alması buyurulan hayvanlara gelince, bununla Kitâb-ı Mukaddes’de anlatıldığı gibi, yeryüzündeki bütün hayvanların değil, fakat Hz. Nûh’un hâl-i hazır elinde bulunan evcil hayvanların îma edildiğini düşünmek yerinde olur.64 Yani, hakkı tanımaktan inatla kaçınmalarından ötürü Allah’ın bu azaba mahkum ettikleri. Ayrıca bkz. 42-43 ve 45-47. ayetler.