“Dönüşünüz ancak Allah'adır. O ise, herşeye hakkıyla gücü yetendir.”(3)
(3)“(Cenâb-ı Hakk) herşeye kadîrdir. Hiçbir şey O’na ağır gelmez. Hiçbir şey dâire-i kudretinden hâriç olamaz! Kudretine nisbeten, zerreler yıldızlar birdir. Küllî, cüz’î (büyük, küçük) kadar kolaydır. Cüz’(parça), küll (bütün) kadar kıymetlidir. En büyük, en küçük kadar kudretine nisbeten rahattır. Küçük, büyük kadar san‘atlıdır, belki san‘atça küçük, büyükten daha büyüktür. Bütün mâzîdeki (geçmişteki)acâib-i kudreti olan vukūât (meydana gelenler) şehâdet eder ki; o Kadîr-i Mutlak (sonsuz kudret sâhibi olan Allah), bütün istikbâldeki (gelecekteki) acâib-i imkânâta (olabilecek şeylere) muktedirdir. Dünü getiren, yarını getirdiği gibi; mâzîyi îcâd eden (yaratan) o Zât-ı Kadîr, istikbâli dahi îcâd eder. Dünyayı yapan o Sâni‘-i Hakîm, âhireti de yapar.” (Mektûbât, 20. Mektûb, 67-68)