close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Hûd Sûresi 3. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Veeni-staġfirû rabbekum śümme tûbû ileyhi yumetti’kum metâ’en hasenen ilâ ecelin musemmen veyu/ti kulle żî fadlin fadleh(u)(s) ve-in tevellev fe-innî eḣâfu ‘aleykum ‘ażâbe yevmin kebîr(in)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Ve Rabbinizden yarlıganma dileyin, sonra da tövbe edin ona da sizi mukadder zamanadek güzel bir surette geçindirsin, nimetlerinden faydalandırsın ve her ihsan sahibine, ettiği lütuf ve ihsanın mükafatını versin. Fakat döner, yüz çevirirseniz şüphe yok ki ben, o büyük günün azabına uğrayacağınızdan korkmaktayım.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Ve (her hatanın ardından hemen) Rabbinizden bağışlanma dileyin. Sonra (sürekli) O’na tevbe edin ki, O da sizi adı (ve zamanı) belirlenmiş bir vakte kadar güzel bir meta (şerefli bir hayat ve rahatlıkla) geçindirsin ve her fazilet sahibine kendi faziletini (feyiz, feraset ve bereketini) versin. (Üstün yetenekli ve verimli kimseler de devletçe önemli ve etkili görevlere getirilsin.) Eğer (Hakk’tan ve hayırdan) yüz çevirirseniz; gerçekten Ben, sizin için (hesabı çetin, önemi ve anlamı) büyük bir günün azabından korkup çekinirim.
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Rabbinizden günahlarınız için bağışlanma dileyin ve sonra tevbe ve pişmanlık tavrı içinde O'na yönelin ki, O da sizi dünya hayatında, O'nun belirlediği süre doluncaya kadar güzel bir geçimle geçindirsin ve faziletli olan herkese kendi lütfunu versin. Fakat Allah'ın dosdoğru olan yolundan dönerseniz, doğrusu ben sizin için, büyük bir günün azabından korkarım.
Ahmet Tekin
swap_vert close
“İşlediğiniz günahlar ve inkârınızdan dolayı Rabbinizden bağışlanma, koruma kalkanına alınma dileyin, sonra isyandan, günah işlemekten vazgeçerek tevbe edip ona itaate yönelin. O da sizi, ömrünüzün sonuna kadar refah içinde, huzur içinde yaşatsın. Her sâlih amel işleyene, iyilik yapana da dünyada ve âhirette iyiliğinin, ihsanının karşılığını versin. Eğer söylediklerime aldırmaz, güç ve iktidarınızı kullanarak halkı istediğiniz istikamette yönlendirmeye devam ederseniz, ben, sizin adınıza, azametli büyük bir günün azâbından korkarım.”
bk. Kur’an-ı Kerim, 16/97.  
Ahmet Varol
swap_vert close
Ve Rabbinizden bağışlanma dileyin; sonra O'na tevbe edin ki, sizi belirli bir süreye kadar güzel nimetlerden yararlandırsın ve her ihsan sahibine kendi ihsanını versin. Eğer yüz çevirirseniz gerçekten ben sizin hakkınızda büyük bir günün azabından korkarım.
Ali Bulaç
swap_vert close
Ve Rabbinizden bağışlanma dileyin; sonra O'na tevbe edin. O da sizi, adı konulmuş bir vakte kadar güzel bir meta (fayda) ile metalandırsın ve her ihsan sahibine kendi ihsanını versin. Eğer yüz çevirirseniz gerçekten ben, sizin için büyük bir günün azabından korkarım.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Hem Rabbinizin mağfiretini isteyin. Sonra O'na tevbe edin ki, size takdîr edilmiş belirli bir zamana (ölüme) kadar güzel bir şekilde yaşatsın ve iyi hareket sahibine, fazlından dünya ve ahirette mükâfatını versin. Eğer imandan yüz çevirirseniz, biliniz ki, ben, başınıza gelecek büyük bir günah azabından korkarım.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
(İşte ben bu kitapla size geldim ki;) sahibiniz olan Allah’tan bağışlanmak dileyesiniz, sonra O’na yönelesiniz. Ki belli bir ecele kadar sizi güzelce yaşatsın ve üstünlük sahibi olan herkese üstünlüğünün ücretini versin. Eğer (bu mesajlara karşı) sırt çevirip giderseniz, işte ben sizin için büyük bir günün azabından korkarım.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
“Rabbinizden af dileyesiniz ve O'na tövbe edesiniz ki, sizi belirtilmiş bir süreye kadar güzelce yaşatsın ve her fazilet sahibine faziletinin karşılığını versin. Eğer yüz çevirirseniz, ben sizin için büyük bir günün azabından korkarım.”
Besim Atalay
swap_vert close
Tanrınızdan yarlıganmak dileyin, sonra ona tövbe edin, adanmış bulunan bir vakte değin, sizi güzel metalarla metalandırır O, her demin sahibine, keremini verir O, eğer yüz dönerseniz, sizin için büyük günün azabından korkarım
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
“Rabbinizden af dileyiniz, tevbe ile O'na yöneliniz ki, belirli bir sürenin sonuna kadar sizi güzel bir geçimle faydalandırsın ve her erdemli kişiye erdemli davranışlarının karşılığını versin. Eğer (imandan) yüz çevirirseniz, elbette ben sizin için büyük günün azabından korkarım.”
Bkz. 16/97“Rabbinizden af dileyin!” Yani yaptığınız yanlışın bir saygısızlık aynı zamanda kendinize bir zulüm olduğunu bilin, kalbinizle ve dilinizle samimi bir şekilde bağışlanma dileyin. A. İmran 3/135’te erdemli insanlardan bahsederken “Onlar fena bir şey yaptıklarında veya (günah işleyerek) kendilerine zulmettiklerinde Allah’ı hatırlayarak günahlarının bağışlanmasını dilerler” buyruluyor.“Tevbe ile O’na yönelin!” Bağışlanma diledikten sonra yaptığınız kötü şeylerden vazgeçin ve onları bir daha yapmamaya kararlı olduğunuzu gösterin. Allah’la aranıza birilerini sokuyorsanız aklınızı başınıza devşirin, yalan söylüyorsanız bırakın, hak yiyorsanız vazgeçin, çalıyorsanız kendinize gelin. Nitekim Nisa 4/17’de “Allah’ın kabul edeceği tevbe, iradesine hâkim olamayarak bir kötülük yapıp da sonra tez elden ondan vazgeçenlerin tevbesidir. İşte Allah böylelerinin tevbelerini kabul eder” buyrulmuştur.  
Cemil Said
swap_vert close
2, 3. Yâ Muhammed! Di ki: "Allâh’dan başka kimseye ’ibâdet itmeyiniz, ben ânın rasûliyim ben size ihtârâtda bulunmağa ve mükâfâtlar tebşîr itmeğe geldim, rabbinizden mağfiret taleb idiniz âna ittibâ’ idiniz ecel-i müsemmâya kadar size hasenât virecekdir ve her insânın fazlına göre lütuflarda bulunacakdır. Lâkin sözlerimi dinlemez iseniz yevm-i kebîrde ’azâba dûçâr olmanızdan korkarım."
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
1,2,3. /--. Elif, Lam, Ra. Bu Kitap, hakim ve haberdar olan Allah tarafından, Allah'tan başkasına kulluk etmeyesiniz diye ayetleri kesin kılınmış, sonra da uzun uzadıya açıklanmış bir Kitap'dır. Ben size, O'nun tarafından gönderilmiş bir uyarıcı ve müjdeciyim. Rabbinizden mağfiret dileyin ve O'na tevbe edin ki, belli bir süreye kadar sizi güzelce geçindirsin ve her fazilet sahibine faziletinin karşılığını versin. Eğer yüz çevirirseniz o zaman ben doğrusu hakkınızda büyük günün azabından korkarım.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Rabbinizden bağışlanma dileyin, sonra da O’na tövbe edin ki sizi belirlenmiş bir süreye (ömrünüzün sonuna) kadar güzel bir şekilde yararlandırsın ve her fazilet sahibine faziletinin karşılığını versin. Eğer yüz çevirirseniz, ben sizin adınıza büyük bir günün azabından korkuyorum.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Rabbinizden mağfiret dileyin, sonra O’na tövbe edin. Allah da sizi belirlenmiş bir süreye kadar dünya nimetlerinden güzelce yararlandırsın, fazlasını yapan herkese de iyiliğinin karşılığını versin. Eğer yüz çevirirseniz, ben sizin başınıza gelecek o dehşetli günün azabından korkarım.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Ve Rabbinizden mağfiret dilemeniz, sonra da ona tevbe etmeniz için (indirildi. Eğer  bu emrolunanları yaparsanız),  Allah sizi, tayin edilmiş bir süreye kadar güzel bir şekilde yaşatır, fazlasını yapan herkese de iyiliğinin karşılığını verir. Eğer yüz çevirirseniz, ben sizin başınıza gelecek büyük bir günün azabından korkarım.»
Edip Yüksel
swap_vert close
Rabbinizin bağışlamasını dileyip O'na tevbe etmelisiniz. O zaman, sizi belli bir süreye kadar güzelce geçindirir ve lütfu hakkeden herkese lütfundan verir. Dönerseniz, sizin için büyük günün azabından korkarım.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Ve Rabbinizin mağfiretini isteyin, sonra ona tevbe edin ki sizi, belli bir süreye kadar güzel güzel yaşatsın. Ve her fazilet sahibine layık olduğu ihsanı versin. Eğer yüz çevirirseniz, ben sizin için büyük bir günün azabından korkarım.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Hem rabbınızın mağrifetini isteyin sonra ona tevbe edin ki sizi bir müsemmâ ecele kadar güzel bir surette yaşatsın ve her fadıl sahibine fadlını versin ve eğer yüz çevirirseniz haberiniz olsun ki ben size büyük bir günün azâbından korkarım
Emrah Demiryent
swap_vert close
Rabbinizden bağışlanma dileyin, sonra da O’na tövbe edin ki sizi belirlenmiş bir süreye (ömrünüzün sonuna) kadar güzel bir şekilde yararlandırsın ve her iyilik sahibine amelinin karşılığını versin. Eğer (îmân etmekten) yüz çevirirseniz, gerçekten ben sizin hakkınızda büyük bir günün azabından korkarım.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Ve Rabb'inizden bağışlanma¹ dileyin, sonra O'na tevbe¹ edin ki belirli bir süreye kadar sizi iyi nimetlerden yararlandırsın. Fazilet sahibine, faziletinin karşılığını versin. Eğer yüz çevirirseniz, ben sizin için büyük günün azabından korkarım.
1- Tevbe etmek, bağışlanma dilemek değildir. Yaptığı kötü şeyden vazgeçmek ve yaptığı kötülüğü telafi etmek demektir. Ayette de görüldüğü gibi “bağışlanma dilemek” “istiğfar”da bulunmaktır.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Ve tâki Rabbinizden mağfiret isteyin, sonra (ıhlâs ile) ona dönün ki sizi adı konmuş (ta'yîn ve takdîr edilmiş) bir müddete kadar güzel ni'metleriyle fâidelendirsin, her fazıylet saahibine kendi fazl (-u kerem) ini versin. (Habîbim onlara de ki:) «Eğer (îmandan) yüz çevirirseniz ben sizin başınıza (gelecek) büyük bir günün azabından korkarım».
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
“Ve Rabbinizden mağfiret dileyesiniz, sonra O'na tevbe edesiniz ki, sizi (dünyada)belirli bir vakte kadar güzel bir ni'metle faydalandırsın ve (âhirette) her fazîlet sâhibine mükâfâtını versin! Eğer yüz çevirirseniz, artık şübhesiz ki ben, sizin üzerinize (dehşeti)büyük bir günün azâbından korkarım!”
İhsan Aktaş
swap_vert close
Ve (şirke dayalı inanç ve yaşam tarzınızı bırakarak, iman etmek suretiyle) Rabbinizden mağfiret dileyesiniz ve (ihlas ile) ona yönelesiniz ki, sizi (dünyada) belirtilmiş bir süreye kadar güzelce yaşatsın ve (ahirette) her fazilet sahibine faziletinin karşılığını versin. Ve eğer yüz çevirirseniz, (bilin ki) ben sizin için (dehşeti) büyük bir günün azabından korkarım.”*
(*) Buradaki (ثم) ‘’sümme’’ sadece atıf edatıdır, sonra anlamında değildir قال الفراء :" ثم " هنا بمعنى الواو ; أي وتوبوا إليه (القرطوبي )  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Aynı zamanda Rabbinizden bağışlanma dileyin ve sonra O’na tövbe edin ki, O da sizi dünya hayatında, belirlenmiş bir vakte kadar güzel bir geçimlikle yaşatsın ve her lütuf sahibine lütfunu versin. Eğer bu kitabın öğretilerinden yüz çevirirseniz, şüphe yok ki ben sizin için, büyük bir günün azabından korkarım.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Çalabınızdan yarlıgama dileyin, sonra Ona dönün ki sizi adı konmuş bir süreye değin geçineceklerle geçindirsin, her vergisi bol olana kendi bolluğundan versin diye. Yok, eğer yüz çevirecek olursanız, o ulu günün azabına uğramanızdan korkarım.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Bir de Rabbinizden yarlıganmak isteyesiniz. Sonra O/na tövbe ediniz ki malûm bir müddete kadar sizi iyi bir geçim ile geçindirsin. Her fazl-u kerem sahibine de fazl-u keremini versin [⁶], eğer imandan yüz çevirirseniz ben hakkınızda büyük bir günün azabından korkarım [⁷].
[6] İyi işleyene lâyık olduğu mükâfatı.[7] Veya o günün büyük azabından.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
“Rabbinizden bağışlanma dileyesiniz ve O’na tevbe edesiniz ki, sizi belirlenmiş bir süreye kadar güzelce yaşatsın/yararlandırsın [yumetti’kum] ve her lütuf sahibine de hak ettiği lütfu versin. Eğer yüz çevirirseniz, ben de sizin hakkınızda büyük bir günün azabından korkarım.”
Kadri Çelik
swap_vert close
Ve Rabbinizden mağfiret dilemeniz ve O'na tevbe etmeniz için (indirildi. Eğer bunu yaparsanız), belli bir süreye kadar sizi güzelce geçindirir ve her fazilet sahibine (dünya ve ahirette) faziletinin karşılığını verir. Eğer yüz çevirirseniz o zaman ben doğrusu hakkınızda büyük günün azabından korkarım.
Mahmut Kısa
swap_vert close
“Ey halkım! Günahlarınızdan tövbe ederek Rabb’inizden bağışlanma dileyin ve tüm içtenliğinizle O’na yönelin ki, sizi ecel denilen belirli bir süreye kadar huzur ve mutluluk içinde, güzelce yaşatsın ve iyilik yapan herkese iyiliğinin karşılığını dünyada da âhirette de tam olarak versin. Fakat ilâhî buyruklardan yüz çevirecek olursanız, o takdirde ben sizin için, başınıza gelecek o büyük günün azâbından korkarım!”
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Bir de rabbinizden bağışlanma dileyesiniz; yine O’na tevbe edesiniz / yönelesiniz! Sizi belirlenmiş bir süreye kadar güzel bir geçimlikle geçindiriyor. Her fazilet sahibine faziletini veriyor. Yüz çevirirseniz, doğrusu ben, aleyhinize büyük bir günün azabından korkuyorum.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Rabb'inizden af isteyin ve ona tövbe edin ki, vadeniz dolana kadar size ağız tadı bir hayat sağlasın, değerliye de değerini versin. Eğer tövbeye yanaşmaz iseniz, korkarım yarın çok çekersiniz.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Hatalarınızdan kesin bir şekilde dönüş yaparak; Rabbinizden bağışlanma dilemenizi öğütler. Unutmayın ki; bağışlanma dilemenin ön şartı, hatalarınızı bir daha yapmamak üzere Allah’a söz verip uygulamaktır. Hiç şüphesiz; Allah size tayin edilen ömür süresince güzel bir şekilde yaşatır. Allah’ın emirlerinin yanında; iyilik adına fazlasını yapan herkese karşılığının verileceğini müjdeler. Allah’ın yasalarına göre yaşamaktan yüz çevirirseniz; başınıza gelecek büyük bir günün azabından korkar. Kendisinden çok sizleri düşünür.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
(Bu kitap) Rabbinizden bağışlanma dilemeniz, sonra da ona tevbe etmeniz (yönelmeniz) için (indirildi) ki (Allah) sizi belirlenmiş bir süreye kadar güzel bir şekilde yaşatsın ve iyilik sahibi olan her bir kişiye de iyiliğinden (daha çok) versin. Yüz çevirirseniz, size gelecek büyük bir günün azabından korkarım.”
Mehmet Türk
swap_vert close
“Ve Rabbinizden af dileyin; sonra da Ona tevbe edin.¹ O da sizi, (Kendisi tarafından) belirlenmiş olan ömürlerinizin sonuna kadar, güzel bir şekilde, hayattan istifâde ettirsin ve (Ona) kulluğu fazlasıyla yapan herkese de mükâfatını versin. Eğer (kulluktan) yüz çevirirseniz gerçekten ben sizin için, büyük günün (âhiretin) azabından korkarım...”
1 Af dilendiği zaman, mutlaka tevbe edilmesi de gerekir. Zîrâ tevbe etmek, affedilmeyi gerektirmediği gibi, kuru kuruya af dilemek de bir mana ifâde etmez. 11. âyette kimlerin affedileceği açıkça belirlenmiştir. İtaat ve kullukla pekiştirilmeyen af dileme şeklindeki tevbe, yalancıların tevbesidir.  
Muhammed Esed
swap_vert close
Rabbinizden günahlarınız için bağışlanma dileyin ve sonra tevbe ve pişmanlık tavrı içinde O’na yönelin ki, O da sizi [bu dünya] hayatında [O’nun belirlediği] bir süre doluncaya kadar güzel bir geçimle geçindirsin; ⁴ ve [öte dünyada da] erdem sahibi herkese erdemliliğinin karşılığını [fazlasıyla] versin. ⁵ Fakat eğer (doğru yoldan) dönerseniz, o zaman, doğrusu o zorlu Gün [gelip çattığında] azabın ⁶ sizin başınıza gelmesinden korkarım!
4 Yani, “hayatınızın sonuna kadar” (ecel müsemmâ terimi üzerine yapılmış bir açıklama için bkz. 6:2 ile ilgili 2. not). Hikmetinin derinliğine inilemez olan Allah, inanan ve doğru bir çizgi izleyen herkese her zaman dünyevî mutluluk ve maddî refah nasip etmediğine göre, “[dünya] hayatında sizi iyi bir geçimle geçindirsin” ifadesindeki vaadin mutlaka bireylerle değil de, daha çok bir bütün olarak inananlar cemaatiyle ilgili olduğunu düşünmek daha yerinde olur. Reşid Rıza’nın da görüşü bu yöndedir (Menâr XII, 7 vd.). (Karş. 3:139 -“eğer [gerçekten] inanıyorsanız mutlaka (insanların) en üstünü olursunuz”.)5 Fazl ismi Allah için kullanıldığı zaman mutlaka “lütuf/kerem ya da inayet” anlamlarını çağrıştırır; ama insanlar için kullanıldığında daha çok “erdem” ve bazan da “üstünlük, seçkinlik” anlamına gelir. Yukarıdaki ayet açıkça göstermektedir ki, bu dünyadaki kısmî ve çoğu zaman da sadece ahlakî planda kalan ceza ve mükafatın tersine, öte dünyada Allah, inanç ve eylemleri yoluyla erdemliliğe, yetkinliğe ulaşan herkese lütuf ve cömertliğinin azamisiyle karşılık verecektir. (Karş. 3:185 -“yaptıklarınızın tam karşılığını ancak Kıyamet Günü’nde elde edeceksiniz”.)6 Lafzen, “zorlu bir Gün’ün azabının”. Bu konuda bkz. 9:128.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Rabbinizden günahlarınız için bağışlanma dileyin, sonra tövbe ile O’na yönelin ki belirlenmiş bir süreye kadar sizi güzel bir şekilde yaşatsın ve her erdem sahibine hak ettiği mükâfatını versin. Şayet yüz çevirecek olursanız ben sizin başınıza gelecek olan o korkunç günün azabından korkarım. 5/74, 11/52- 90, 25/70-71, 39/53
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Haydi, Rabbinizden kusurlarınız için af dileyin ve (batıldan) Hakka dönüş yapın;[¹⁶⁸⁶] O da size, sonu yasayla belirlenmiş bir süre doluncaya kadar[¹⁶⁸⁷] (akıbeti) güzel bir hayat bahşetsin ve erdem sahibi herkese erdeminin karşılığını versin. Ama eğer yüz çevirecek olursanız, iyi bilin ki ben büyük bir günün azabının üzerinize inmesinden korkuyorum!
[1686] Tevbe bir “dönüş yapmak”tır; bu dönüş bir bilinç yenileme sonucunda gerçekleşir (Bkz: 9:27, not 31). Pişmanlıkla Allah’a yönelene, Allah da bağışıyla yönelerek karşılık verir. [1687] Ecel, sözlükte “bir eylem için konulan belirli süre” mânasına gelir. Bu yüzden yalnızca hareketli varlıklar için kullanılır. Ecelle ilgili tüm ifadeler “Allah insanların canlarını ölümleri sırasında alır, henüz ölmemiş olanları da uykusunda alır” (39:42) ve “Her devrin, (kendine has) ilâhî kudret delîli bir mesajı vardır.” (13:38) âyetleri ışığında anlaşılmalıdır. Söz konusu “yasa” ölümün Allah tarafından konulan yasasıdır. İnsanı hayata bağlayan solunum sistemi, sinir sistemi ve kan dolaşımı sistemi bu yasaya bağlı olarak çalışır. Üçünün birlikte devreden çıkması ecel kanunu gereği “ölüm” olarak adlandırılır. Esasen ecel, zerreden kürreye yaratılmış her varlığın ölümlü olduğunu, bâki olmadığını ifade eder.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
(Rabbinizin hak davetini kabul edin) Rabbinizden bağışlanma dileyin, sonra (gönülden) tevbe edin ki, sizi belli bir süreye kadar güzel bir nimet içinde yaşatsın ve fazlasını (salih ameller) yapan herkese (dünyada ve ahirette) mükafatını versin. Eğer (Rabbinizin hak davetinden) yüz çevirirseniz, ben sizin başınıza gelecek büyük bir günün azabından korkarım!
Osman Fırat
swap_vert close
Ve Rabbinizden mağfiret dileyip sonra O’na tevbe ederseniz, sizi belirtilmiş bir süreye kadar güzel dünya malıyla faydalandırsın ve her lutuf sahibine de lutfundan versin. Ve eğer yüz çevirirseniz, ben sizin için büyük günün azâbından korkanm.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
«Ve hem Rabbinizden mağfiret dileyiniz. Sonra O'na tevbe ediniz ki, sizi müsemma olan ecele kadar güzel bir nîmet ile müstefit etsin ve her fazilet sahibine fazlını versin. Ve eğer yüz çevirirseniz şüphe yok ki, sizin üzerinize büyük bir günün azabından korkarım.»
Suat Yıldırım
swap_vert close
Bir maksat da şudur: Rabbinizden mağfiret dileyin. Sonra O'na tövbe edin! O'na dönün ki belirlenmiş bir ömür süresinin sonuna kadar sizi nimetleriyle yaşatsın ve faziletli bir hayat sürenlere, lütuf ve fazlından mükâfatlarını versin. Fakat imandan yüz çevirirseniz sizin tepenize inecek o müthiş günün azabından korkarım. [16, 97]
Süleyman Ateş
swap_vert close
Ve Rabbinizden mağfiret dileyesiniz, sonra O'na tevbe edesiniz ki, sizi belirtilmiş bir süreye kadar güzelce yaşatsın ve her lutuf sahibine lutfetsin. Ve eğer yüz çevirirseniz, ben sizin için büyük bir günün azabından korkarım.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Rabbinize istiğfâr idin ve O'na tevbe iyleyin ki sizi ecel-i müsemmânıza kadar güzel sûretde geçindire ve her sâhib-i fazla fazlının mukâbilini vire. Eğer îmândan ve emrimi kabûlden i'râz ider iseniz üzerinize bir gün büyük bir 'azâb gelmesinden korkarım.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Rabbinizden[1] bağışlanma[2] dileyin, sonra O’na yönelin (tevbe edin) ki[3] belirlenmiş eceliniz[4] gelinceye kadar sizi güzel bir şekilde yaşatsın. Fazla yapan herkese de fazlasını versin. Eğer yüz çevirecek olursanız, o büyük günün azabına uğramanızdan korkarım.
[1] Sahibinizden [2] İstiğfar : Sözle ve kalpten yapılan bağışlanma talebidir.Türk Halkı arasında "Estağfurullah" olarak sıklıkla ve yanlış manada kullanılır. Arapça bakımından gerçek anlamı "Allah'tan bağışlanmayı dilerim" dir. [3] Tevbe : Bağışlanmayı içten ve sözle talep eden kişinin eylem olarak yapacağı dönüş işlemidir. Örneğin, içki içmekten pişman olduğunu ve bırakma kararını söyleyen kişi istiğfar, daha sonra içkiyi tamamen terk eden kişi tevbe etmiş (dönmüş, yönelmiş) olur.Allah'ın kabul etme sözü verdiği tevbe (sözde ve eylemde dönüş) için bakınız Nisa 4/17 [4] ecel-i müsemmâ konusu için Bakınız Enam 6/2. ayet ve dip notu  
Şaban Piriş
swap_vert close
2,3. Ben, Allah'tan başkasına kulluk etmeyesiniz, Rabbinize bağışlanma dileyip, kendisine yönelesiniz diye vakti belirlenmiş bir süreye kadar güzel bir geçimlikle sizi geçindirmesi ve her fazilet sahibine değerini vermesi için O'ndan size bir uyarıcı ve müjdeciyim. Şayet yüz çevirirseniz, başınıza gelecek büyük günün azabından korkarım.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Bir de Rabbinize dönerek Ondan bağışlanma dileyin ki O da sizi belirlenmiş bir vakte kadar güzel bir şekilde nasiplendirsin ve her fazilet sahibine hakkını versin. Ama yüz çevirirseniz, başınıza gelecek büyük bir günün azabından korkarım.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Af dileyin Rabbinizden; sonra da tövbe ile O'na yönelin ki, belirlenmiş bir süreye kadar sizi güzel bir nimetle nimetlendirsin ve her farklı derece sahibine hak ettiği ödülü versin. Eğer yüz çevirirseniz, o takdirde sizi büyük bir günün azabıyla korkuturum.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
daħı kim yarlıġamaķ dileñ çalabuñuzdan andan tevbe eyleñ andın yaña gönendüre sizi gönendürmek görklü bir zamāna degin kim adanılmışdur daħı vire her artuķlıķ issine fażlın ya'nį uçmaġı. daħı eger yüz döndüresiz bayıķ ben ķorķarın üzerüñüze ulu gün 'aźābını.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Daḫı istiġfār eyleñüz sizi yaradan Allāh[a]. Daḫı dönüñüz aña. Gönendü‐rür sizi yaḫşı ni‘metler‐ile ‘ömri müddeti tamām olınca. Daḫı virür herfażīleti olana dīnde fażl müzdini dünyā ve āḫiretde ve eger yüz ḳaytarsañuz ben ḳorḳar‐men sizüñ üstüñüze ulu gün ‘aẕābından.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Və Rəbbinizdən bağışlanmağınızı diləyəsiniz. Sonra Ona tövbə edin ki, müəyyən bir müddət (ömrünüzün sonunadək) sizə yaxşı gün-güzəran versin və hər bir əməl sahibinə (əməlinin) mükafatını ehsan buyursun. Əgər (imandan, mənim də’vətimdən, öyüd-nəsihətimdən) üz döndərsəniz, bilin ki, mən (müsibəti) böyük günün (qiyamət gününün) sizə üz verəcək əzabından qorxuram.
M. Pickthall (English)
swap_vert close
And (bidding you) : Ask pardon of your Lord and turn to Him repentant. He will cause you to enjoy a fair estate until a time appointed. He giveth His bounty unto every bountiful one. But if ye turn away, Lo! (then) I fear for you the retribution of an awful Day.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
"(And to preach thus), ´Seek ye the forgiveness of your Lord, and turn to Him in repentance; that He may grant you enjoyment, good (and true), for a term appointed, and bestow His abounding grace on all who abound in merit!(1495) But if ye turn away, then I fear for you the penalty of a great day:
1495 The enjoyment of all good and true things in life refers, I think, to the present life with its limited term, and the abounding Grace refers to the higher spiritual reward, which begins here but is completed in the life to come.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
وَاَنِ
ve diye
اسْتَغْفِرُوا
mağfiret dileyin
رَبَّكُمْ
Rabb- inizden
ثُمَّ
sonra
تُوبُٓوا
tövbe edin
اِلَيْهِ
O'na ki
يُمَتِّعْكُمْ
sizi fayda- landırsın
مَتَاعاً
bir geçim-likle
حَسَناً
güzel
اِلٰٓى اَجَلٍ
bir süreye kadar
مُسَمًّى
belirlenmiş
وَيُؤْتِ
ve versin
كُلَّ
her
ذ۪ي
sahi- bine
فَضْلٍ
fazilet
فَضْلَهُۜ
fazlını
وَاِنْ تَوَلَّوْا
ve eğer yüz çevirirseniz
فَاِنّ۪ٓي
artık şüp- hesiz ben
اَخَافُ
korkarım
عَلَيْكُمْ
üzerinize
عَذَابَ
azabından
يَوْمٍ
bir gü- nün
كَب۪يرٍ
büyük
"Ve Rabbinizden mağfiret dileyin sonra da O'na tövbe edin ki sizi belirlenmiş bir süreye kadar güzel bir şekilde faydalandırsın ve her fazilet sahibine (kendi) fazlından versin. Eğer yüz çevirirseniz, şüphesiz ki ben sizin için (başınıza gelecek o) büyük günün azabından korkarım."
اَن
Edat
اَن
Ki, diye, iken, ötürü, -mek, -mak
اِسْتَغْفَرَ
Fiil-X
غ ف ر
Mağfiret diledi, istiğfar etti
رَبّ
İsim
ر ب ب
Rabb (Allah'ın esması, ismidir. Rahmetiyle terbiye eden demektir), efendi
ثُمّ
Zarf
ثُمّ
Sonra
تَابَ
Fiil-I
ت و ب
Yöneldi, tövbe etti, tövbeleri kabul etti
اِلٰى
Edat
اِلٰى
-e kadar, -a kadar, -e, -a
مَتَّعَ
Fiil-II
م ت ع
Faydalandırdı, mut'a verdi, nimet verdi, yararlandırdı, istifade ettirdi, geçindirdi
مَتَاع
İsim
م ت ع
Geçimlik, menfaat, eşya, yararlanma, bir ticaret malı
حَسَن
İsim
ح س ن
Güzel
اِلٰى
Edat
اِلٰى
-e kadar, -a kadar, -e, -a
اَجَل
İsim
ا ج ل
Ecel, bekleme müddeti, belirli bir süre, bir vakit, vade, müddet (bir şey için belirlenmiş, tayin edilmiş bir vakit)
مُسَمًّى
Edilgen fiil-II
س م و
Belirli, belli
اٰتَى
Fiil-IV
ا ت ي
Verdi
كُلّ
İsim
ك ل ل
Hep, hepsi, bütün
ذُو
İsim
ذُو
Sahibi
فَضْل
İsim
ف ض ل
Lütuf, fazilet, kerem, üstünlük
فَضْل
İsim
ف ض ل
Lütuf, fazilet, kerem, üstünlük
اِن
Edat
اِن
Eğer,  -se, -sa
تَوَلّٰى
Fiil-V
و ل ي
Yüz çevirdi, çevirdi, geri döndü, dönüp gitti, üstlendi, dost edindi
اِنّ
Edat
اِنّ
Şüphesiz, kesinlikle, muhakkak, elbette, gerçekten, zira, çünkü, doğrusu, daima. Cümledeki bilgiyi pekiştirmek için kullanılır.
خَافَ
Fiil-I
خ و ف
Korktu
عَلَى
Zamir
عَلَى
Üzerinde, hakkında, karşı, dolayı, -a, -e
عَذَاب
İsim
ع ذ ب
Azap, ceza
يَوْم
İsim
ي و م
Gün, gündüz
كَبِير
İsim
ك ب ر
Kebîr (Allah'ın ismi, esmasıdır. Anlaşılamayacak kadar azamete ve büyüklüğe sahip olan demektir), pek büyük