çünkü size öğüt vermek istesem de, eğer Allah sizin azgınlık içinde kalmanızı ⁵⁶ dilemişse, benim öğüdümün size hiçbir yararı olmaz. Rabbiniz O’dur ve hepiniz er geç O’na döneceksiniz.”
56 Bazı müfessirlere göre, lafzî çevirisi “Allah’ın sizi yoldan çıkarması” şeklinde olan en yuğviyekum ifadesi, “günahlarınızdan ötürü sizi cezalandırması” (Râzî’nin kaydettiğine göre Hasan Basrî), yahut “sizi helak etmesi” (Taberî) ya da “sizi tüm iyiliklerden yoksun bırakması” olarak anlaşılmalıdır (Râzî’nin kaydettiğine göre Cubbâ‘î); bu son görüş bizim 7:16’daki ağveytenî (“beni Sen engellemiştin”) ifadesi için benimsediğimiz ve ilgili 11. notla açıklamaya çalıştığımız karşılıkla az çok çakışıyor. Bununla birlikte, bu ifade akışı içinde, hakkı inkarda inat gösterenlerle ilgili Allah’ın sünnetine ilişkin Kur’ânî öğretiyle daha bir bağdaştığını görerek bu ifadeyi burada “eğer Allah sizin azgınlık içinde kalmanızı dilemişse” sözleriyle aktarmayı daha uygun bulduk (bkz. 2. sure, 7. not). Üstelik bu yorum, ayet hakkındaki tefsiriyle Zemahşerî tarafından da desteklenmektedir: “Allah, hakikati inkar edeni (kâfir), bu günahında ısrar edeceğini bilerek olduğu gibi bu durum içinde bırakıp tevbe etmekten alıkoyduğu zaman, [Allah’ın] bu fiili [Kur’an’da] “insanı hataya meylettirmesi (iğvâ)” ve “saptırması” (idlâl) olarak tanımlanmaktadır; benzer biçimde, Allah, kişinin tevbe edeceğini bilerek onu koruyup ona lütfettiği zaman da, Allah’ın bu fiili “insana doğru yolu göstermesi” (irşâd) ya da “ona rehberlik etmesi/doğru yola yöneltmesi” (hidâyet) olarak tanımlanmaktadır.” (Ayrıca bkz. 14. sure, 4. not.)