close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Hûd Sûresi 28. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Kâle yâkavmi eraeytum in kuntu ‘alâ beyyinetin min rabbî veâtânî rahmeten min ‘indihi fe’ummiyet ‘aleykum enulzimukumûhâ veentum lehâ kârihûn(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Nuh, ey kavmim dedi, ya ben Rabbimden apaçık bir delille gelmişsem ve katından bana bir rahmet vermişse, fakat bunu, siz görmüyorsanız. İstemediğiniz halde kabul etmeniz için de sizi zorlayacak mıyım ki?
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
(Nuh) Dedi ki: "Ey kavmim, samimi reyinizi (vicdani kanaatinizi) söyleyin: Eğer ben, Rabbimden verilen apaçık bir delil üzerinde bulunuyorsam... Ve (üstelik Rabbim) bana Kendi katından (özel) bir rahmet (hikmet ve hidayet) vermiş de (bu gerçek) sizin (basireti körelmiş) gözlerinizden gizli tutulmuşsa!.. (O takdirde kime karşı çıktığınızı ve nelerden mahrum kalacağınızı bir düşünüverin.) Ve tabi siz bu (nimet ve fazileti) istemiyorsanız, biz onu size zorla mı kabul ettireceğiz?"
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Nuh: “Ey kavmim” dedi. “Ne dersiniz, eğer ben Rabbimden gelen açık bir delil üzere isem ve O, kendi katından bana bir rahmet sunmuş da, siz buna karşı kör kalmışsanız, şimdi siz ondan hoşlanmazken, biz sizi Allah'ın rahmetine zorla mı sokacağız?
Ahmet Tekin
swap_vert close
Nuh: “Ey kavmim, eğer ben Rabbimden gelen apaçık hak bir delile, kitap ve şeriata dayanarak görevimi yapıyorsam, O bana, kendi katından bir rahmet vermiş, size de, bunu görecek göz nasip olmamışsa, buna ne diyeceksiniz? Siz bunu hoş karşılamazken, biz sizi onu kabule mi zorlayalım?” dedi.
bk. Kur’an-ı Kerim, 2/256, 7/88.  
Ahmet Varol
swap_vert close
(Nuh) dedi ki: "Ey kavmim! Ne dersiniz? Ben Rabbimden bir delil üzere isem ve O bana katından bir rahmet vermiş de bu sizin gözlerinizden gizli bırakılmış ise? Siz istemediğiniz halde biz sizi buna zorlayacak mıyız?
Ali Bulaç
swap_vert close
Dedi ki: 'Ey Kavmim, görüşünüz nedir söyleyin? Eğer ben Rabbimden apaçık bir belge üzerinde isem ve Rabbim bana kendi katından bir rahmet vermiş de (bu,) sizin gözlerinizden saklı tutulmuşsa? Siz bunu istemiyorken biz sizi buna zorlayacak mıyız?'
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Nûh şöyle dedi: “-Ey Kavmim! Söyleyin bakayım, fikriniz nedir? Eğer ben Rabbimden verilen açık bir burhan (mûcize) üzerinde isem (Bu benim Peygamberlik dâvamı doğruluyorsa), bir de Allah bana kendi katından bir Peygamberlik vermiş de, size, onu görecek göz verilmemişse, istemediğiniz halde onu size zorla mı kabul ettireceğiz?
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Nuh dedi ki: “Ey kavmim! Ya ben Rabbimden gelen apaçık bir delile dayanıyorsam, gözünüzden perdelenmiş, kendi katından bir rahmet bana nasip etmişse… Siz istemediğiniz halde, biz onu size zorla mı kabul ettireceğiz?”
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Nûh, kavmine şöyle seslendi: “Ey kavmim! Bakın, bende Rabbim tarafından verilen açık bir delil varsa, O kendi tarafından bana bir rahmet vermiş ise ve siz de ona karşı körleşmiş iseniz, ben ne yapabilirim? Siz onu istemediğiniz halde biz sizi ona zorlayacak mıyız?”
Besim Atalay
swap_vert close
O dedi ki: «Ey ulusum ! Salık verin, benim için Tanrım katından, bir belge olsa, ondan bir de bana rahmet gelse, bu da size gizli kalsa hoşunuza gitmemişken, sizi nice sustururum?
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Nuh dedi ki: “Ey Kavmim! Söyleyin bakalım; şayet ben Rabbimden gelen apaçık bir delil üzerinde isem ve O, kendi katından bana bir rahmet (kitap, peygamberlik, mucize) vermiş de siz ona karşı kör kalmışsanız, o rahmeti istemediğiniz hâlde, biz sizi ona zorlayabilir miyiz?”
Cemil Said
swap_vert close
Nûh didi ki: "Ey kavmim rabbimin irâdesini yerine getüriyorum ni’met ândan geliyor başka ne yapabilürim siz görmiyorsanız size kerhen mi kabûl itdireyim"
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Nuh: "Ey milletim! Rabbimin katından bir delilim bulunsa ve bana yine katından bir rahmet vermiş de bunlar sizden gizlenmiş olsa, söyleyin bana, hoşlanmadığınız halde zorla sizi bunlara mecbur mu ederiz?" dedi.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Nûh dedi ki: “Ey Kavmim! Söyleyin bakalım; şâyet ben Rabbimden gelen apaçık bir delil üzerinde isem ve O, kendi katından bana bir rahmet vermiş de siz ona karşı kör kalmışsanız, onu istemediğiniz hâlde, biz sizi ona zorlayacak mıyız?”
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Nûh şöyle dedi: “Ey kavmim! Bir de şöyle düşünün: Ya benim, rabbimden gelmiş açık bir delilim varsa ve O kendi katından bana rahmet vermiş de siz bunu anlamamışsanız! Siz rahmeti istemediğiniz halde biz sizi ona zorlayabilir miyiz?
Diyanet Vakfı
swap_vert close
(Nuh)  dedi ki: Ey kavmim! Eğer ben Rabbim tarafından (bildirilen)  açık bir delil üzerinde isem ve O bana kendi katından bir rahmet vermiş de bu size gizli tutulmuşsa, buna ne dersiniz? Siz onu istemediğiniz halde biz sizi ona zorlayacak mıyız?
Edip Yüksel
swap_vert close
Dedi ki: "Ey halkım, ya ben Rabbimden gelen kesin bir kanıta sahip isem ve bana bir rahmet vermiş de bunlar gözünüze görünmüyorsa? Siz onu istemezken sizi ona biz mi zorlayacağız?"
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Nuh dedi ki; "Ey kavmim! Peki şu söyleyeceğime ne diyeceksiniz? Ben Rabbimden apaçık bir delil üzere isem ve O, bana kendi tarafından bir rahmet bahşetmişse, size de onu görecek göz verilmemişse biz, istemediğiniz halde onu size zorla mı kabul ettireceğiz?"
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Ey kavmim! dedi: söyleyin bakayım reyiniz nedir? Eğer ben rabbımdan (bir beyyine) açık bir bürhan üzerinde isem ve bana tarafından bir rahmet bahşetmiş de size onu görecek göz verilmemiş ise biz size onu istemediğiniz halde ilzam mı edeceğiz?
Emrah Demiryent
swap_vert close
(Nûh) dedi ki: “Ey kavmim! Söyleyin bana, şâyet ben Rabbimden, (davamı ispat için verilen) apaçık bir delil üzerindeysem ve (Rabbim) bana tarafından bir rahmet (peygamberlik) vermiş de bu size (hakkı inkâr ettiğinizden dolayı) gizli kalmışsa (hakikati görememişseniz) istemediğiniz hâlde onu size zorla mı kabul ettireceğiz?
* “Şâyet ben Rabbimden (davamı ispat için verilen) apaçık bir delil üzerindeysem ve (Rabbim) bana tarafından bir rahmet (peygamberlik) vermiş de”; diye şüphe ifade eden bir ibare ile konunun aktarılmış olması, hitabın, inkârcılara yönelik olması sebebiyledir.  
Erhan Aktaş
swap_vert close
Dedi ki: “Ey halkım! Bakın! Ya ben Rabb'imden açık bir kanıt üzerinde isem ve O'nun katından bana bir rahmet verilmişse ve siz de bunu görmüyorsanız; istemediğiniz halde, onu size zorla kabul ettirebilir miyim?”
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
(Nuh) dedi ki: «Ya ben (da'vâmın sıdkına şâhid olmak üzere) Rabbimden (gelen) apaçık bir bürhan üzerinde isem? O, bana kendi katından bir rahmet vermiş de bunlar siz (in kör gözleriniz) den gizli bırakılmışsa? Söyleyin bana ey kavmim? Sizi ona, kendiniz hoş görmeyib dururken de zorlayacak mıyız (sanki)»?
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
(Nûh) dedi ki: “Ey kavmim! Söyleyin bakalım; ya (ben) Rabbimden apaçık bir delîl üzerinde isem ve (O), bana kendi katından bir rahmet vermiş de, (o rahmet) size gizli bırakılmış ise? Siz onu istemeyen kimseler olduğunuz hâlde, (biz) sizi ona zorlayacak mıyız?”
İhsan Aktaş
swap_vert close
Nuh: “Ey kavmim” dedi. “Ne dersiniz? Eğer ben Rabbimden gelen açık bir delil üzere isem ve o, kendi katından bana bir rahmet sunmuş da siz buna karşı kör kalmışsanız (siz kendinizi buna kapattıysanız), şimdi siz ondan hoşlanmazken, biz (ben ve bana uyanlar) sizi ona zorlayabilir miyiz? *
(*) “Din’de bir zorlama olmayacağı” yolundaki temel Kur’ânî öğretiye ve Hz. Peygamber’in “yalnızca bir uyarıcı ve müjdeci” olduğu yolunda sıkça tekrarlanan ve görevinin yalnızca kendisine emanet edilen mesajı duyurmak, tebliğ etmek olduğunu belirten ifadeye ilişkin bir atıf. Bu cümledeki çoğul “biz” zamiri Nûh ve o’nun ashâbına matuftur. (M. Esed Meali Hûd-28. Ayet Açıklaması)  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Nuh onlara “Ey kavmim! Dikkat edin! Bakın, ya ben Rabbimden açık, güçlü delillerle gelmiş ve yine Rabbim den bana bir rahmet (yol gösterici deliller) verilmişse, sizde onu görmezlikten gelip kör davranmışsanız (haliniz ne olacak). Biz Allah’ın bu mesajlarını size zorla mı dayatıyoruz da, siz bunları hoş karşılamıyorsunuz?” dedi.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Nuh dedi: "Ey ulusum! Söyleyin bana, çalabımın açıklayıcı belgesini taşıyorsam, Onun esirgeyiciliği de bana erişmişse, sizde görecek göz olmadıktan sonra nasıl olur da ben bunları size zorla gösterebilirim, siz bunları hiç görmek istemedikten sonra?
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Nuh dedi ki: Ey kavmim! Ne dersiniz? Rabbim tarafından açık bir mucizem [⁶] olsa, tarafından bana bir de nübüvvet [⁷] ihsan etse, bu husus ise size kapalı kalsa siz onu istemediğiniz halde ben sizi ona zorlayabilir miyim?
[6] Veya Tevhidi Bari hakkında tam bir ilmin.[7] Veya nübüvvete delâlet eden bir mucize.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
(Nûh) Dedi ki: “Ey kavmim! Bir düşünün bakalım [erâeytum]! Eğer ben Rabbimden bir delil üzerinde isem, O bana kendi katından bir rahmet vermiş ve siz de buna kör kalmışsanız, hoşunuza gitmediği hâlde, biz sizi ona zorlayacak mıyız?”
Kadri Çelik
swap_vert close
Dedi ki: “Ey Kavmim! Söyleyin bakayım; eğer ben Rabbimden gelen açık belgelere dayanıyorsam ve O bana kendi katından bir rahmet verdi de siz bunu görmekten yoksun bırakıldıysanız, istemediğiniz halde onu yine size zorla mı kabul ettireceğiz?”
Mahmut Kısa
swap_vert close
Buna karşılık Nûh, zâlim yöneticilerin propagandasından etkilenerek hak dine soğuk bakan kitlelere yönelerek “Ey halkım!” dedi, “Düşünsenize, eğer ben Rabb’imin katından gönderilen ve ciddiye alıp dinlediğiniz takdirde kesin iknâ olacağınız apaçık bir delile dayanıyorsam ve O bana kendi katından, insanı dünya ve âhirette kurtuluşa ileten bir rahmet lütfetmiş de, bu gerçekler birileri tarafından sizin gözünüzden kaçırılmış ise, ne büyük bir hayırdan mahrum kalacağınızın farkında mısınız? O hâlde gelin, mesajımızı bizim ağzımızdan dinleyin, ondan sonra inanıp inanmamakta özgürsünüz. Korkmayın, sizAllah’ın rahmetini istemediğiniz hâlde, biz sizi ona zorlayacak değiliz ya!”
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Dedi ki: “Ey kavmim! Gördünüz mü, ben rabbimden bir beyyine (açık belge) üzerindeysem, bana O’nun katından bir rahmet verildiyse, siz de kör kesildiyseniz, onu istemediğiniz halde sizi ona zorlar mıyız?”.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Nuh: " Aziz milletim! hiç düşündünüz mü ? Acaba ben, Rabb'imden ruhsatlı mıyım ? Acaba Allah bana sizi hiç kavrayamadığınız çok gizli bir görev mi verdi? Acaba siz istemeden ben, sizi bunu kabule zorlamayabilir miyim? "
Mehmet Çoban
swap_vert close
Nuh dedi ki; "Ey kavmim! Ben Rabbimden bir delil üzerinde isem! Rabbim kendi katından bana bir rahmet vermişse! Rabbimin bana verdiği rahmeti siz göremiyorsanız! Siz gerçekleri istemiyor musunuz? Eğer siz gerçekleri istemiyorsanız, gerçekleri zorla kabul ettirecek değiliz!”
Mehmet Okuyan
swap_vert close
(Nuh onlara) şöyle demişti: “Ey kavmim! Bir düşünsenize! Ben Rabbim tarafından apaçık bir delil üzerinde isem ve O bana kendi katından bir rahmet vermiş [*] de bu size gizli tutulmuşsa [*] (siz kendinizi buna kapattıysanız) buna ne dersiniz? Onu istemediğiniz hâlde biz (beraberimdekiler) sizi ona zorlayacak mıyız?
Benzerleri Hûd 11:63’te “Hz. Salih’in”, Hûd 11:88’de ise “Hz. Şuayb’ın” ifadesinde yer alan bu cümle tebliğ esası içermektedir. Bu ifadenin şart cümlesi olarak değil de doğrudan bir hüküm cümlesi şeklindeki bir benzeri de bizzat Hz. Muhammed tarafından En‘âm 6:57’de dile getirildiği haber verilmektedir. Anlaşılıyor ki bütün peygamberler aynı değerleri tebliğ etmişler, aynı tepkiyle de karşılaşmışlardı. Tebliğde her şeyden önce muhataplar dışlanmamalı, onları kendilerinden kabul ederek “ey kavmim, ey arkadaşlarım” gibi sahiplenici ve aidiyet duygusu içeren hitaplar tercih edilmelidir Burada kişilerin gerçeklere itibar etmemelerinin sonucuna dikkat çekilmektedir.  
Mehmet Türk
swap_vert close
(Nûh da onlara): “Ey kavmim! Ne dersiniz? Ya ben Rabbimden apaçık bir mûcize üzereysem ve Rabbim bana kendi katından bir rahmet¹ vermiş de siz, bunu anlayamıyorsanız (ne olacak?) Yani şimdi biz sizi buna zorla mı inandıracağız?” dedi.
1 Kitap, Peygamberlik, mûcize olarak...  
Muhammed Esed
swap_vert close
[Nûh:] “Ey kavmim!” dedi, “Ne dersiniz, ya benim, Rabbimin katından apaçık bir kanıta dayandığım; O’nun katından bana (aydınlatıcı) bir rahmetin, [bir vahyin] bahşedildiği doğruysa ve siz de buna karşı kör kalmışsanız, söyleyin, hoşunuza gitmediği halde onu görüp fark etmeniz için sizi zorlayabilir miyiz? ⁴⁹
49 “Din’de bir zorlama olmayacağı” yolundaki temel Kur’ânî öğretiye (2:256) ve Hz. Peygamber’in “yalnızca bir uyarıcı ve müjdeci” olduğu yolunda sıkça tekrarlanan ve görevinin yalnızca kendisine emanet edilen mesajı duyurmak, tebliğ etmek olduğunu belirten ifadeye ilişkin bir atıf. Bu cümledeki çoğul “biz” zamiri Hz. Nûh ve o’nun ashâbına matuftur.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Nuh şöyle dedi: - Ey halkım, düşünsenize, ya ben Rabbimden gelen apaçık bir belgeye/vahye dayanıyorsam ve bana katından bir rahmet/elçilik verilmişse siz de bunu görmüyorsanız? İstemediğiniz halde biz sizi iman etmeye zorlayabilir miyiz? 47/14
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Dedi ki: “Ey kavmim! Düşünsenize bir: ya ben Rabbimin katından gelen açık bir delile dayanıyorsam; dahası, ya O bana katından bir rahmet bahşettiği hâlde siz bunu görmüyorsanız? Şimdi siz, (O’nun delil ve rahmetini) görmeye dahi tahammül edemezken biz kalkıp da ona (imana) sizi zorlayabilir miyiz?[¹⁷¹⁴]
[1714] Cümle içindeki hâ zamirleri, hem “delili”, hem de “rahmeti” görmektedir. Bunun yaklaşık açılımı şudur: “..siz bizim delile tâbi olup inanmamız sonucunda bize bahşedilen rahmeti görmezken, biz kalkıp da sizi delili görüp inanmaya zorlayabilir miyiz?” Bunun anlamı, “imanın sahibine bahşettiği rahmeti göremeyen, insanı o imana götüren delili göremez” demektir. Bir başka ifadeyle: Meyveyi dahi görmekten âciz olan, kökü ve saçağı nasıl görsün?  
Orhan Kuntman
swap_vert close
Nuh ise kavmini uyarmaya devam etti ve "Ey kavmim, ya ben (peygamberliğimin doğruluğuna şahit olmak üzere) Rabbimden gelen apaçık bir delil üzerinde isem, O, bana kendi katından bir rahmet de bahşetmiş, fakat o deliller sizin kör gözlerinizden gizli bırakılmış ise, (sizler peygamberliğimin hak olduğunu belirten delilleri görmekten yoksun bırakılmış iseniz) ve siz hak davetimi hoş karşılamadınız diye onu kabul etmeniz için biz sizi zorlayacak mıyız, sanıyorsunuz?
Osman Fırat
swap_vert close
(Nûh) dedi ki: "Ey Kavmim!.. Şâyet ben Rabbimden gelen apaçık bir delil üzerinde isem ve O, kendi katından bana bir rahmet vermiş ve siz de ona karşı kör kalmışsanız, onu istemediğiniz hâlde, biz sizi ona bağlı mı kılacağız?"
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Dedi ki: «Ey kavmim! Bana haber veriniz, eğer ben Rabbimden bir açık bürhan üzere oldum ise ve kendi cânibinden bana bir rahmet vermiş ise, sizin üzerinize ise gizli kalmış ise artık siz onu kerih gördüğünüz halde onu size ilzam mı edeceğiz?»
Suat Yıldırım
swap_vert close
Nuh şöyle cevap verdi: “Ey benim halkım! Düşünün bir kere: Ya ben Rabbimden gelen çok âşikâr bir belgeye, kesin delile dayanıyorsam, ya O, bana tarafından bir nübüvvet vermiş, bunlar size gizli kalmış da siz görememişseniz? Ne yapalım, istemediğiniz o rahmete girmeye sizi zorlayabilir miyiz? ”
Süleyman Ateş
swap_vert close
Dedi ki: "Ey kavmim, bakın, ya ben Rabbimden bir delil üzerinde isem ve (O), kendi katından bana bir rahmet vermiş de, o (rahmet) sizin gözlerinizden gizli bırakılmış ise? Şimdi siz onu istemezken, biz sizi o(Tanrı rahmeti)ne zorla mı sokacağız?"
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Nûh: "Ey Kavmim! Benin rabbim tarafından bir hüccet ve burhân-ı zâhir üzerinde oldığımı görmüyor mısınız? O, bana tarafından rahmet olan nübüvveti virdi. Siz onı görmeseniz ve ondan ikrâh ider olsanız biz, onı size nasıl ilzâm ideriz."
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Nuh dedi ki “Ey halkım! Ben Rabbimden gelen açık bir belgeye dayanıyorsam, bana O’nun katından bir ikram gelmiş de siz görememişseniz bu konuda görüşünüz ne olur? Siz hoşlanmadığınız halde ben sizi O’na bağlayabilir miyim?”
Şaban Piriş
swap_vert close
-Ey Halkım, dedi. Sonunu düşündünüz mü? Eğer ben, Rabbim tarafından açık bir belge ile gelmişsem ve O'nun yanından bana, bir rahmet verilmişse; siz de bunu görmüyorsanız? İstemediğiniz halde sizi (onu kabul edin diye) zorluyor muyuz?
Ümit Şimşek
swap_vert close
Nuh “Söyleyin bana, ey kavmim,” dedi. “Eğer ben Rabbimden açık bir delil üzere isem ve O bana kendi katından bir rahmet bağışlamış da siz buna karşı körlük içinde kalmışsanız, istemediğiniz halde biz size bunu zorla mı kabul ettireceğiz?
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Nûh dedi ki: "Ey toplumum! Bir düşünün! Ya ben Rabbimden gelen bir beyyine üzerindeysem; katından bana bir rahmet vermiş de o rahmet sizin gözlerinizden saklanmışsa! Siz ona tiksintiyle bakarken, biz sizi ona zorla mı ulaştıracağız?"
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
eyitti: “iy ķavmum! ħaber virüñ eger olam ḥüccet üzere çalabumdan daħı virdi baña raḥmet pes gizlendi size ilzām mı eyleyevüz size anı siz anı duşħar göricilerken?”
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Nūḥ eyitdi: İy ḳavmüm baña ḫaber virüñüz, eger ben doġru yol üstineolsam beni yaradan Tañrıdan, daḫı baña raḥmet virse öz yanından, maḫfī olsa sizüñ üstüñüze lāzım eyler midük biz anı size siz anı güç görürken?
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
(Nuh) dedi: “Ey camaatım! Bir deyin görək. Əgər mən Rəbbimdən açıq-aydın bir dəlilə (mö’cüzəyə) istinad etsəm, Rəbbim mənə Özündən bir mərhəmət (peyğəmbərlik) bəxş etsə və o sizə gizli qalsa (sizin bəsirətsiz gözünüz onu görməyə qadir olmasa), istəmədiyiniz halda, biz sizi ona (iman gətirməyə) məcburmu edə bilərik?!
M. Pickthall (English)
swap_vert close
He said: O my people! Bethink you, if I rely on a clear proof from my Lord and there hath come unto me a mercy from His presence, and it hath been made obscure to you, can we compel you to accept it when ye are averse thereto?
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
He said: "O my people! See ye if (it be that) I have a Clear Sign from my Lord, and that He hath sent Mercy unto me from His own presence, but that the Mercy hath been obscured from your sight?(1519) shall we compel you to accept it when ye are averse to it?
1519 Noah's answer (like that of the Prophet of Allah who spoke in later ages in Makkah and Madinah) is a pattern of humility, gentleness, firmness, persuasiveness, truth, and love for his own people. First, he meekly (not exultingly) informs them that he has got a Message from Allah. Secondly, he tells them that it is a Message of Mercy even in its warning, though in their arrogance the Mercy may be hidden from them. Thirdly, he tells them plainly that there can be no compulsion in Religion: but will they not accept with goodwill what is for their own benefit? He pleads with them as one of their own.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
قَالَ
dedi ki
يَا
ey
قَوْمِ
kav- mim
اَرَاَيْتُمْ
gördünüz mü
اِنْ
eğer
كُنْتُ
isem
عَلٰى بَيِّنَةٍ
apaçık bir delil üzerinde
مِنْ رَبّ۪ي
Rabbimden
وَاٰتٰين۪ي
ve bana vermişse
رَحْمَةً
bir rahmet
مِنْ عِنْدِه۪
kendi katından
فَعُمِّيَتْ
ve kör kalmışsa
عَلَيْكُمْۜ
size
اَنُلْزِمُكُمُوهَا
sizi ona zorlayacak mıyız
وَاَنْتُمْ
siz iken
لَهَا
onu
كَارِهُونَ
kerih görenler
(Nûh) Dedi ki: "Ey kavmim! Eğer ben Rabbimden apaçık bir delil üzerinde isem ve O bana kendi katından bir rahmet (olan vahyini) vermiş de (o rahmete karşı) siz kör kalmışsanız buna ne dersiniz? (Şimdi) Siz onu kerih gördüğünüz hâlde biz sizi ona zorlayacak mıyız?"
قَالَ
Fiil-I
ق و ل
Dedi, buyurdu, söyledi
يَا
Nida edatı
يَا
Ey!
قَوْم
İsim
ق و م
Kavim, topluluk, toplum
رَاَى
Fiil-I
ر ا ي
Gördü, anladı, bildi, düşündü
اِن
Edat
اِن
Eğer,  -se, -sa
كَانَ
Fiil-I
ك و ن
İdi, oldu
عَلَى
Zamir
عَلَى
Üzerinde, hakkında, karşı, dolayı, -a, -e
بَيِّنَة
İsim
ب ي ن
Apaçık delil, apaçık mucize
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
رَبّ
İsim
ر ب ب
Rabb (Allah'ın esması, ismidir. Rahmetiyle terbiye eden demektir), efendi
اٰتَى
Fiil-IV
ا ت ي
Verdi
رَحْمَة
İsim
ر ح م
Rahmet, merhamet
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
عِنْدَ
İsim
ع ن د
Katında, yanında, huzurunda, tarafında
عُمِّيَ
Fiil-II
ع م ي
Kör kalmış
عَلَى
Zamir
عَلَى
Üzerinde, hakkında, karşı, dolayı, -a, -e
اَلْزَمَ
Fiil-IV
ل ز م
Zorladı, bağladı, gerekli kıldı
اَنْتُمْ
Zamir
اَنْتُمْ
Siz
لَهَا
Zamir
لَهَا
Onun, ona (لَهُ Zamirinin müennes hâli)
كَارِهُون
Etken fiil
ك ر ه
Çirkin bulan kimseler, hoşlanmayanlar, kerih görenler