close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Hûd Sûresi 27. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Fekâle-lmeleu-lleżîne keferû min kavmihi mâ nerâke illâ beşeran miślenâ vemâ nerâke-ttebe’ake illâ-lleżîne hum erâżilunâ bâdiye-rra/yi vemâ nerâ lekum ‘aleynâ min fadlin bel nezunnukum kâżibîn(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Kavminin kafir olanlarından ileri gelenler, biz dediler, seni de bizim gibi bir adam görmedeyiz ve sana uyanları da görüyoruz ki düşünmeden ve derhal sana kapılıveren ve ancak aşağılık tabakadan olan adamlarımız ve sizin, bize bir üstünlüğünüzü de görmüyoruz, hatta yalancı olduğunuzu sanıyoruz.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Kavminden ileri gelen kâfirler(den hükümet, servet ve etiket sahibi kimseler ise ona): "Biz seni, sadece bizim gibi bir beşerden başka (bir şey olarak) görmüyoruz... Ve sana, sığ bakışlı (ve kıt akıllı aşağı tabakadan) rezil ve zelil (fakir) kimseler dışındakilerin tâbi olduğunu da görmüyoruz… Ve sizin bizden bir üstün tarafınızı (farklı ve faziletli bir yanınızı) da görmüyoruz. Tam aksine sizi yalancı (hürmet ve menfaat toplamak için plancı ve palavracı) olduğunuzu zan ve tahmin ediyoruz" deyip (itiraz ve inkâr etmişlerdi.)
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Kavminden gerçekleri örtbas edenlerin ileri gelenleri: “Biz seni de ancak kendimiz gibi bir insan olarak görüyoruz ve bizim basit görüşlü ayak takımlarımızdan başkasının da sana uyduğunu görmüyoruz. Sizin bize karşı, bir üstünlüğünüzü de göremiyoruz. Tersine sizin yalancı kimseler olduğunuzu sanıyoruz” dediler.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Kavminden ileri gelen, kulluk sözleşmesindeki ortak taahhütlerini, Allah'a iman, kulluk ve sorumluluk bilincini şuur altına iterek örtbas edip inkârda ısrar eden, küfre saplanan kodamanlar: “Biz seni, sadece bizden biri gibi düşünüyoruz. İlk bakışta, yalnızca bizim ayak takımımızın, rezillerimizin sana tâbi olduğunu görüyoruz. Sizin bize herhangi bir üstünlüğünüzü de bilmiyoruz. Aksine sizin yalancı olduğunuzu düşünüyoruz.” dediler.
bk. Kur’an-ı Kerim, 23/24.  
Ahmet Varol
swap_vert close
Kavminin inkar eden ileri gelenleri: "Biz seni ancak bizim gibi bir insan olarak görüyoruz ve ilk anda, düşünmeden sana uyan aşağılarımız dışında kimsenin sana uyduğunu görmüyoruz. Sizin bize karşı bir üstünlüğünüzü de görmüyoruz, aksine sizin yalancı olduğunuzu sanıyoruz" dediler.
Ali Bulaç
swap_vert close
Kavminden, ileri gelen inkârcılar: 'Biz seni yalnızca bizim gibi bir beşerden başkası görmüyoruz; sana, sığ görüşlü olan en aşağılıklarımızdan başkasının uyduğunu görmüyoruz ve sizin bize bir üstünlüğünüzü de görmüyoruz. Aksine, sizi yalancılar sanıyoruz' dedi.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Buna karşı, Nûh'un kavminden küfür öncüleri olanlar şöyle dediler: “- Biz, seni ancak bizim gibi bir insan görüyoruz ve sana bağlı olanları da ilk bakışta, en düşüklerimizden ibaret görüyoruz. Sizin, bize fazla bir üstünlüğünüzü de görmüyoruz; hattâ sizi yalancılar sanıyoruz.”
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Kavminden ileri gelen ve kâfir olan o meclisleri dedi ki: “Biz senin ancak kendimiz gibi bir insan olduğunu görüyoruz. Ve basit görüşlü alçaklarımızdan başkasının sana tabi olmadığını, sizin bizden bir üstünlüğünüzün bulunmadığını görüyoruz ve sizin yalancılar olduğunuzu biliyoruz.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Kavminin inkâr eden seçkinleri dediler ki: “Biz seni sadece bizim gibi bir insan olarak görüyoruz. Bizden, basit görüşle hareket eden alt tabakamızdan başkasının sana uyduğunu ve sizin bize karşı bir üstünlüğünüzü de görmüyoruz. Bilakis, sizin yalancılar olduğunuzu düşünüyoruz.”
Besim Atalay
swap_vert close
Ulusundan, öne gelenler, şöyle dediler: «Biz seni bizim gibi ancak bir insan görüyoruz, oyları güdük olan, ayak takımlarından başka, sana uyan görmüyoruz, yine görmüyoruz ki, sizin bize üstün olduğunuzu, sizi yalancı sanırız»
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Bunun üzerine kavminden inkârcıların elebaşları şöyle demişlerdi: “Biz seni sadece bizim gibi bir insan olarak görüyoruz. İçimizden sana uyanların da aşağı tabakadan bir takım (dar görüşlü) insanlar olduğunu düşünüyoruz. Dolayısıyla, sizin bize karşı bir üstünlüğünüzü görmüyoruz. Aksine, sizin yalancı kimseler olduğunuz kanaatindeyiz.”
Cemil Said
swap_vert close
Kavmin ekâbiri: "Sen de bizim gibi insânsın ancak alçak [’âdî] ahâlînin sana teb’iyet itdiğini görüyoruz. Bize ta’arruz içün hiç bir fazlın yok, bil’akis sana kâzib nazarıyla bakarız." didiler.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Milletinin inkarcı ileri gelenleri: "Senin ancak kendimiz gibi bir insan olduğunu görüyoruz. Daha başlangıçta, sana bizim ayak takımı dışında kimsenin uyduğunu görmüyoruz. Sizin bizden bir üstünlüğünüz yoktur; biz sizi yalancı sanıyoruz" dediler.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Kavminin inkâr eden ileri gelenleri, “Biz, senin ancak bizim gibi bir insan olduğunu görüyoruz. İlk bakışta sana uyanların da ancak en aşağılıklarımızdan ibaret olduğunu görüyoruz. Sizin bize karşı herhangi bir üstünlüğünüzü de görmüyoruz. Aksine sizin yalancı kimseler olduğunuzu sanıyoruz” dediler.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Kavminin ileri gelen inkârcıları, “Biz seni sadece bizim gibi bir insan olarak görüyoruz. Sana sığ görüşlü ayak takımımızdan başkasının uyduğunu da görmüyoruz. Sizin bize karşı bir üstünlüğünüzü de kabul etmiyoruz, bilâkis sizin yalancı olduğunuz kanaatini taşıyoruz” dediler.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Kavminden ileri gelen kâfirler dediler ki: «Biz seni sadece bizim gibi bir insan olarak görüyoruz. Bizden, basit görüşle hareket eden alt tabakamızdan  başkasının sana uyduğunu görmüyoruz. Ve sizin bize karşı bir üstünlüğünüzü de görmüyoruz. Bilakis sizin yalancılar olduğunuzu düşünüyoruz.»  
 «Mele’» kelimesi, ileri gelenler, eşraf, elit tabaka anlamlarına gelir. Kur’an-ı Kerim dikkatlice incelendiğinde bütün peygamberlerin karşılarında Firavunvâri bir tâğutun ve ona akıl hocalığı yapan bir zümrenin var olduğu görülür. Zamanlarının her türlü maddi imkânlarını ellerinde bulunduran bu elit tabaka, çıkarlarını kaybetmemek için inananları fakirlik ve zelillikle suçlama yoluna gitmişlerdir. Son Peygamber zamanında da aynı olay cereyan etmiş, ona fakir ve basit kimselerin inandıklarını bahane ederek karşı çıkmışlardır.  
Edip Yüksel
swap_vert close
Halkından inkar eden ileri gelenler, "Seni sadece bizim gibi bir insan olduğunu görüyoruz ve aramızdaki sığ görüşlü ayak takımının dışında kimsenin seni izlemediğini görüyoruz. Sizin bizden herhangi bir üstünlüğünüzü de görmüyoruz. Tersine, biz sizin yalancı olduğunuzu sanıyoruz," dediler.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Buna karşılık, kavminin ileri gelen kâfirlerinden bir kısmı dediler ki: "Biz seni bizim gibi insanlardan biri olarak görüyoruz, başka değil. İlk bakışta bizim ayak takımımızdan başkasının senin arkana düştüğünü görmüyoruz. Sizin bizden fazla bir meziyetinizi de görmüyoruz. Aksine sizi yalancılar sanıyoruz."
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Buna karşı kavminden küfüreden cümhur cemahat dediler ki: biz seni ancak bizim gibi bir beşer görüyoruz ve sana tâbi' olanları da ilk nazarda en aşağılıklarımızdan ıbaret görüyoruz, sizin bize fazla bir meziyyetinizi de görmüyoruz, hattâ sizi zannediyoruz ki yalancılarsınız
Emrah Demiryent
swap_vert close
Kavminden (Nûh’u) inkâr edenlerin önde gelenleri şöyle dediler: “(Ey Nûh!) Biz seni, sadece bizim gibi bir insan olarak görüyoruz ve yine gördüğümüz o ki, sana tâbi olanlar, bizim toplumumuzun en aşağı tabakasından, (fakir ve) dar görüşlü kimseler. Dolayısıyla, sizin bize karşı bir üstünlüğünüzü göremiyoruz. Bilakis, sizin yalancı kimseler olduğunuzu düşünüyoruz.”
Erhan Aktaş
swap_vert close
Bunun üzerine halkından, gerçeği yalanlayıp nankörlük edenlerin meleleri¹: “Biz, seni kendimiz gibi bir beşer² olarak görüyoruz. Görüyoruz ki, sana tabi olanlar, bizim toplumun en zayıf ve sefil olanlarıdır. Sizin, bize karşı bir üstünlüğünüzü görmüyoruz. Bilakis sizin yalancılardan olduğunuzu düşünüyoruz.” dediler.
1- Halkın ileri gelenleri, imtiyaz sahibi seçkinleri. Din adamları/ruhban sınıfı. 2- Hiçbir ilahi vasfı, özelliği olmayan sıradan bir insan.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Bunun üzerine kavminden küfredenlerin elebaşları «Biz seni kendimiz gibi bir insandan başka olarak görmüyoruz. Basıyt ve zaahirî bir görüşle (uyan) en aşağı tabakalarımızdan başkasının sana tâbi olduğunu da görmüyoruz. Sizin bize karşı bir üstünlüğünüzü dahi görmüyoruz. Biz sizi bil'akis yalancılar sanıyoruz» dedi (ler).
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Bunun üzerine kavminden inkâr edenlerin ileri gelenleri dediler ki: “(Biz) seni ancak bizim gibi bir insan olarak görüyoruz ve sana basit görüşlü aşağı (tabakada)olanlarımızdan başkasının tâbi' olduğunu görmüyoruz. Bize karşı bir üstünlüğünüzü degörmüyoruz; bil'akis sizi yalancı kimseler zannediyoruz.”
İhsan Aktaş
swap_vert close
Kavminden inkâr etmiş ileri gelenleri: “Biz seni de ancak kendimiz gibi bir beşer olarak görüyoruz (çünkü sen de bizim gibi biraz yaşayıp öleceksin, bizden hiçbir farkın yok!) ve bizim basit görüşlü (kıt akıllı) ayak takımlarımızdan (aşağı tabakadan) başkasının da sana uyduğunu görmüyoruz. Sizin (senin ve sana uyan kimselerin) bize karşı, bir üstünlüğünüzü (mucizevi bir durumunuzu) da (hiç) görmüyoruz. Tersine sizin yalancı kimseler olduğunuzu sanıyoruz” dediler. *
(*) Tüm peygamber kıssalarının -ve özellikle de Hz. İsa ve o’ndan sonra Muhammed (s)’inkinin- gösterdiği gibi, ilk müminlerin çoğu, ilahî mesajın, kendilerine bu dünyada daha adil ve eşitlikçi bir toplumsal düzen, ahirette de ebedî mutluluk vaad ettiği, toplumun aşağı sınıflarına mensup köleler, yoksullar ve ezilenler arasından çıkmıştır ve peygamberlerin üstlendiği görev, bütünüyle bu devrimci karakteri sebebiyledir ki, kurulu düzeni elinde tutan, toplumun varlıklı ve imtiyazlı kişileri ve grupları katında daima hoşnutsuzluğa yol açmıştır. (M. Esed. Meal açıklaması) Yani her elçinin kula kulluktan kurtuluş çağrısına ilk koşup gelenler toplumun mazlum ve mağdur (ezilen) kesimleri olmuştur. Bu da mağdur ve mazlum kesimlerin, ilâhî davetin doğal müttefikleri olduğunu gösterir... (M. İslamoğlu Meali Hûd-27. Ayet Açıklaması) Not: Ayrıca bu ayetten de Hz. Nuh’un mucizevi bir ömür yaşamadığını, yani o zamanın insanlarından daha çok uzun ömürlü olmadığını anlamak mümkündür. Eğer öyle bir durum olsaydı, elbette Hz. Nuh onlara, bakınız! Asırlardan beri ben yaşıyorum, bana verilen bu uzun ömür sizin için bir mucize değil mi? diyecekti. Ama onlara öyle bir şey söylememiştir. Ayrıca eğer Hz. Nuh’un kavmi de onun gibi uzun bir ömür yaşıyordu, bu yüzden Hz. Nuh’un uzun yaşaması onlar için bir mucize değildi diyorsanız, bu da doğru değildir. Çünkü bu konuda yapılan bilimsel araştırmaların hiçbiri, bir insanın bu kadar uzun bir ömür yaşamış olduğunu veya yaşayabileceğini göstermediği gibi mümkün de görmemektedir. Kaldıki, Kur’an’ı Kerim’de Hz. Nuh’un kavminin de çok uzun yaşadığını gösteren veya buna işaret eden bir ayet de yoktur. Ayrıca Nuh kavminin de böyle uzun süre yaşamış olmaları sünnetullah’a da aykırıdır. Yüce Allah onları uzun süre yaşatacak, ama onlardan sonra gelenlerin ömürlerini çok kısa yapacak! Hâlbuki sünnetullah’ta değişiklik yoktur. Detay için Ankebüt-14. ayetin dipnotuna bkz: اذا سلّمنا أن النبي نوح عاش (950) سنة بشكلٍ طبيعي ودون أن يكون في ذلك معجزة، وكانت أعمار أهل عصره مقاربة لهذا الحد زيادة أو نقصانًا، بنفس الطريقة التي نرى فيها تقارب أعمار أهل هذا العصر من بعضها البعض، فلا بد أن سُنة الله في الخلق قد تغيرت اليوم عما كانت عليه زمن نوح، وهو أمر مرفوض لتناقضه مع كتاب الله، الذي يؤكد على أننا لن نجد لسنة الله تبديلاً أو تحويلاً{وَلَن تَجِدَ لِسُنَّةِ اللَّهِ تَبْدِيلًا}(الأحزاب:62) عدد السنين هو عدد الوحدات الزمنية التي يستخدمها الناس في زمن ما لحساب الزمن و كانت في ذلك الوقت وحدات بسيطة بدورات القمر فكان الشهر يعتبر (سنة) إذن فعمر نوح عندما كانوا يقدرون الزمن تقديرا بالقمر كان 950 /12 = 79عاما و بعدها إكتشف الانسان السنة الشمسية فحسب باقي عمره الذي قضاه بالاعوام و كانت 50 عاما بعد إكتشاف السنة الشمسية و الجملة 79+50= 129 و ذلك أمر طبيعي لاعمار ذرية آدم في تلك الايام و قد اثبت علماء الصحة البشرية مؤخرا أن الانسان لو عاش حياة صحية يمكن أن يصل متوسط عمره - و لو كان نوح عليه السلام عاش بصورة إعجازية كل هذه المدة ( 950 عام) لما بقي في قومه كافر و لآمنوا كلهم أجمعون (لا للخرافة..عمر سيدنا نوح عليه السلام - صحيفة الراكوبة)  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Kavminden inkâr edenlerin önde gelenleri “Biz seni, bizim gibi bir insan olarak görüyoruz ve yine gördüğümüz o ki, sana tabi olanlar bizim toplumumuzun en aşağı ve ilkel dar görüşlü kesimi. Ayrıca sizi kendimizin daha üstünde görmüyoruz, tam aksine senin yalancılardan olduğunu zannediyoruz” dediler.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Bunun üzerine ulusunun tanımazlarından ileri gelenler dediler: "Biz seni ancak kendimiz gibi bir insan olarak tanıyoruz. İçimizden sana uyanların da ancak düşüncesiz, aşağılık kimseler olduğunu görüyoruz. Sizin bizden bir üstünlüğünüzü de görmüyoruz. Tersine, biz sizleri yalancı tanıyoruz."
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Kavminin içinden kâfir olanların ileri gelenleri «— Biz seni ancak bizim gibi bir insan görüyoruz, yalnız bizden birtakım âdi kimselerin [⁵] düşünmeden hemen sana ittiba ettiklerini görüyoruz. Bize karşı hiçbir meziyetinizi görmüyoruz ki ittiba edelim. Hayır, biz sizi yalancı sanıyoruz» dediler.
[5] Çulha, eskici, dikici gibi adi esnaf.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
Kavminin inkâr eden ileri gelenleri, “Seni ancak bizim gibi bir beşer olarak görüyoruz. Sana tabi olanların da ancak basit görüşlü ayak takımından ibaret kimseler olduklarını ilk bakışta görüyoruz/anlıyoruz. Sizin bize karşı herhangi bir üstünlüğünüzü de görmüyoruz. Bilakis biz sizin yalancı kimseler olduğunuzu zannediyoruz” dediler.
Kadri Çelik
swap_vert close
Kavminden küfre sapanların elebaşları, “Senin ancak kendimiz gibi bir insan olduğunu görüyoruz. Sana sığ görüşlü olan en aşağılıklarımızdan başkasının uyduğunu da görmüyoruz ve sizin bize bir üstünlüğünüzü de görmüyoruz. Aksine biz sizi yalancılar sanıyoruz” dediler.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Bunun üzerine, kavminin önde gelen inkârcıları, halkı sömürerek kurdukları kölelik sisteminin yıkılacağı ve böylece alışageldikleri lüks ve refah dolu yaşantının sona ereceği endişesiyle, “Ey Nûh!” dediler, “Görüyoruz ki, sen de bizim gibi fâni bir insandan başka bir şey değilsin. Allah elçi göndermek isteseydi, olağanüstü güçlere sahip bir melek gönderemez miydi? Üstelik, bu ülkede ezilen, horlanan dar görüşlü ayak takımından başka hiç kimsenin sana uymadığını görüyoruz. Eğer bu din güzel bir şey olsaydı, herkesten önce bizim gibi akıllı, zengin ve yetenekli insanlar ona inanırdı. Bize göre kişinin doğru yolda olduğunu gösteren biricik ölçü, sahip olduğu güç ve zenginliktir. Sizin bize karşı bir meziyetinizi, üstün bir tarafınızı da göremiyoruz ki, gücünüz karşısında boyun eğelim. Tam tersine, bize öyle geliyor ki, sizler bu ülkede iktidarı ele geçirmek amacıyla kutsal din duygularını istismar eden, halkı kandırmak için de bu niyetini gizleyip sürekli iyi görünmeye çalışan birer yalancısınız!”
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Kavminden, inkâr etmiş olan Mele’ / İleri Gelen Takım dedi ki: “Seni ancak bizim gibi bir beşer olarak görüyoruz. İlk Görüş’te, ’sana bizim ayak takımımızdan başkasını uymuş’ görmüyoruz. Sizin bize göre hiçbir üstünlüğünüzü de görmüyoruz. Aksine sizi yalancı sanıyoruz”.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Halkın inkarcı kodamanları: " Gördüğümüz kadarıyla sen de bizim gibi bir beşersin. Bakıyoruz da sana uyanlar hep, zihinsel özürlü ayak takımı. Bizden bir farkınızı da göremiyoruz, açıkçası siz, yalancısınız ".
Mehmet Çoban
swap_vert close
Kavminden ileri gelen kibirli, zengin, benciller dediler ki: "Biz seni de bizim gibi insan görüyoruz. Sana basit görüşlü ayak takımlarından başkası uymuyor, sadece aşağı gördüğümüz kimseler sana uyuyor. Sizin bize karşı bir üstünlüğünüzü de görmüyoruz. Tersine sizi yalancı sanıyoruz!"
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Kavminden kâfir olan yöneticiler şöyle demişlerdi: “Biz seni bizim gibi bir insandan başka bir şey olarak görmüyoruz. [*] İçimizden, basit görüşlü, en rezillerimizden [*] başkasının da sana uyduğunu görmüyoruz. Sizin bize karşı hiçbir üstünlüğünüzü de görmüyoruz. Aksine sizin yalancılar olduğunuzu sanıyoruz.” [*]
İnkarcıların bir insan olan peygamberle alay edişleriyle ilgili benzer mesajlar: İbrâhîm 14:10-11; İsrâ 17:94; Enbiyâ 21:3, 36; Mü’minûn 23:24, 33-34, 47; Furkân 25:41; Şu‘arâ 26:154, 186; Yâsîn 36:15; Sâd 38:8; Kamer 54:24-25; Teğâbun 64:6.,Benzer mesaj: Şu‘arâ 26:111.,Buradaki [nezunnu] fiili “zannediyoruz” şeklinde olabildiği gibi inkârcıların kararlılıkları sebebiyle “inanıyoruz” anlamında da değerlendirilebilir.  
Mehmet Türk
swap_vert close
Kavminin ileri gelen kâfirleri (Nûh’a): “Biz seni, sadece bizim gibi bir insan olarak görüyoruz, (hatta) sana sadece bizim ayak takımı rezil insanlarımızdan başkasının uyduğunu görmüyoruz ve sizin bizden fazla bir meziyetinizi de göremiyoruz. Bilakis sizin yalancı olduğunuza inanıyoruz.” dediler.
Muhammed Esed
swap_vert close
Kavminden hakkı kabule yanaşmayanların ileri gelenleri: “Biz senin kişiliğinde bizim gibi ölümlü bir insandan başka bir şey görmüyoruz” dediler, “üstelik, hemen ilk bakışta, içimizde, aşağı tabakadan birtakım (dar görüşlü) insanların dışında kimsenin seni izlediğini de görmüyoruz; ⁴⁷ dolayısıyla, bize karşı bir üstünlüğünüz olduğu görüşünde değiliz; ⁴⁸ tersine, yalancı kimseler olduğunuzu sanıyoruz!”
47 Tüm peygamber kıssalarının -ve özellikle de Hz. İsa ve o’ndan sonra Muhammed (s)’inkinin- gösterdiği gibi, ilk müminlerin çoğu, ilahî mesajın, kendilerine bu dünyada daha adil ve eşitlikçi bir toplumsal düzen, ahirette de ebedî mutluluk vaad ettiği, toplumun aşağı sınıflarına mensup köleler, yoksullar ve ezilenler arasından çıkmıştır; ve peygamberlerin üstlendiği görev, bütünüyle bu devrimci karakteri sebebiyledir ki, kurulu düzeni elinde tutan, toplumun varlıklı ve imtiyazlı kişileri ve grupları katında daima hoşnutsuzluğa yol açmıştır.48 Lafzen, “sizde, bize kıyasla bir üstünlük [ya da bir “erdem”] görmüyoruz.”  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Bunun üzerine halkının ileri gelen kâfirleri şöyle dediler: – Bize göre sen de bizim gibi sıradan bir beşersin üstelik sana içimizden ayak takımından başkasının uymadığını da görüyoruz, senin bize bir üstünlüğünün olduğunu da düşünmüyoruz, bilakis sizin yalancı olduğunuza inanıyoruz. 23/64, 38/6, 41/6
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Bunun üzerine kavminin seçkinlerinden inkârda ısrar edenler şöyle dedi: “Bakıyoruz da, sen de bizim gibi sadece ölümlü bir insansın. Yine, sana ayak takımına mensup sığ görüşlü kişilerin dışında kimsenin uymadığını görüyoruz.[¹⁷¹²] Sonuçta, sizin bize karşı bir üstünlüğünüzün olmadığını zannediyoruz.[¹⁷¹³] Aksine, sizin yalancı olduğunuzdan eminiz!”
[1712] Her elçinin kula kulluktan kurtuluş çağrısına ilk koşup gelenler topumun mazlum ve mağdur kesimleri olmuştur. Bu da mağdur ve mazlum kesimlerin, ilâhî davetin doğal müttefikleri olduğunu gösterir. [1713] Güce ve paraya tapanlar, güce ve paraya teslim olurlar. Zımnen: Eğer bizim üstünlük alameti saydığımız güç, servet ve iktidar sizde olsaydı üstünlüğünüzü kabul ederdik.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
Buna karşılık kavminin -küfürde ileri giden- elebaşıları: "Ey Nuh, biz seni kendimiz gibi bir insan olarak görüyoruz. (Sende bizden üstün bir meziyet bulamıyoruz) Ve sana içimizden -basit görüşle hareket eden- en aşağı tabakamızdan başkasının da tabi olduğunu görmüyoruz, sizde bize karşı bir üstünlük bulamıyoruz, aksine biz sizin yalancılar olduğunuzu sanıyoruz" dediler.
Osman Fırat
swap_vert close
Kavminin inkâr eden ileri gelenleri, "Biz, senin ancak bizim gibi bir insan olduğunu görüyoruz. İlk bakışta sana uyanların da ancak en aşağılıklarımızdan ibaret olduğunu görüyoruz. Sizin bize karşı herhangi bir fazlalığınızı da görmüyoruz. Aksine sizin yalancı kimseler olduğunuzu sanıyoruz" dediler.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Onun kavminden kâfir olan eşraftan bir gürûh ise dedi ki: «Biz seni bizim mislimiz gibi bir beşerden başka görmüyoruz ve sana tâbi olanları da biz ilk nazarda bizim en aşağılarımızdan başka görmüyoruz ve sizin için bizim üzerimize bir fazlalık da görmüyoruz. Belki sizi yalancılar zannediyoruz.»
Suat Yıldırım
swap_vert close
Buna karşı halkının ileri gelen kâfirleri hep birden kalkıp: “Bize göre, sen sadece bizim gibi bir insansın, bizden farkın yoktur. Hem sonra senin peşinden gidenler toplumumuzun en düşük kimseleri, bu da gözler önünde! Ayrıca sizin bize karşı bir meziyetiniz olduğunu da görmüyoruz. Bilâkis sizin yalancı olduğunuzu düşünüyoruz” dediler. [23, 24]
Süleyman Ateş
swap_vert close
Kavminden ileri gelen inkarcı grup dedi ki: "Biz seni de bizim gibi insan görüyoruz ve sana bizim basit görüşlü ayak takımlarımızdan başkasının uyduğunu görmüyoruz. Sizin bize karşı bir üstünlüğünüzü de görmüyoruz; tersine sizi yalancı sanıyoruz!"
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Kavminden küfür idenler: "Biz, seni ancak bizim gibi beşer görüyoruz, ve sana tâbi' olanları da akıl ve fikirden mahrûm, erâzil takımından buluyoruz, sizin bizim üzerimize bir fazlınızı, sebeb-i rüchânınızı görmüyoruz ve sizi yalancılardan zan idiyoruz" didiler.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Halkının ileri gelenlerinden ayetleri görmezlikten gelenler (kafirler) dediler ki “Görüşümüze göre sen, tıpkı bizim gibi bir insansın. Sana uyanların da görüş belirtmede en aşağılarımız olduğunu görüyoruz. Sizin bizden üstün bir yanınızı da görmüyoruz. Aslında sizin yalancı olduğunuz kanaatindeyiz.”
Şaban Piriş
swap_vert close
Halkının ileri gelen kafir takımı: -Biz, senin sadece bizim gibi bir insan olduğunu görüyoruz. Sana, görüşü kıymetsiz ayak takımından başka kimsenin uyduğunu da görmüyoruz. Sizin bizim üzerimize bir üstünlüğünüzü de görmüyoruz. Aksine, sizin yalancı olduğunuzu sanıyoruz, dediler.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Kavminin ileri gelen inkârcıları, “Biz seni kendimiz gibi bir beşer olarak görüyoruz,” dediler. “Sana uyanların da bizim en aşağılıklarımızın olduğu ilk bakışta anlaşılıyor. Sizde bize karşı hiçbir üstünlük görmüyoruz ve sizin yalancı olduğunuzu düşünüyoruz.”
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Toplumunun küfre sapanlarından bir grup kodaman şöyle konuşmuştu: "Bize göre sen, bizim gibi bir insandan başkası değilsin. Bakıyoruz sana, ayak takımımızın basit görüşlü insanlarından başkası ardına düşmüyor. Sizin bize hiçbir üstünlüğünüzün olduğuna inanmıyoruz. Aksine, sizi yalancılar sayıyoruz."
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
pes eyitti bir bölük serverler anlar kim kāfir oldılar ķavumından “görmezüz seni illā bir ādemį bizcileyin daħı görmezüz seni kim uydı saña illā anlar kim anlar kemireklerümüzdür endįşenüñ ilkiñde daħı görmezüz sizüñ üzerümüze hįç artuķlıķ belki bayıķ bilürüz sizi yalancılar.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Eyitdi ol begler ki kāfir oldılar ḳavminden: Biz görmez‐biz seni illā bizümgibi ādem oġlı. Daḫı görmez‐biz saña uyanları illā bizüm ḫasislerü‐müzden evvel rāyda. Daḫı sizi hīç fażīlet görmez‐[biz] bizüm üstümüze.Bel ki sizi yalancılar ṣanur‐biz.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
(Nuh) tayfasının kafir ə’yan-əşrafı dedilər: “Biz səni ancaq özümüz kimi (adi) bir insan sayır, elə ilk baxışda yalnız içimizdəki səfillərin (cütçü, pinəçi, dəmirçi, dərzi və i. a.) sənə uyduğunu görürük. Eyni zamanda sizin bizdən (heç bir şeydə) üstün olduğunuzu da görmürük. Əksinə, biz sizi yalançı hesab edirik!”
M. Pickthall (English)
swap_vert close
The chieftains of his folk, who disbelieved, said: We see thee but a mortal like us, and we see not that any follow thee save the most abject among us, without reflection. We behold in you no merit above us nay, we deem you liars.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
But the chiefs of the Unbelievers among his people said: "We see (in) thee nothing but a man like ourselves: Nor do we see that any follow thee but the meanest among us, in judgment immature: Nor do we see in you (all) any merit above us: in fact we thing ye are liars!"(1518)
1518 The Unbelievers were impelled by three powerful human motives of evil to resist Grace: (1) jealousy of other men; they said, "Why, you are no better than ourselves;" half perceiving the Prophet's superiority, and half ignoring it; (2) contempt of the weak and lowly, who are often better intellectually, morally, and spiritually; they said, "We cannot believe or do what these fellows, our inferiors in social rank, believe or do!"; (3) arrogance and self-sufficiency, which is a vice cognate to (2), looked at from a different angle; they said, "We are really better than the lot of you!" Now the claim made on behalf of Allah's Message attacked all these three attitudes. And all they could say against it was to abuse it impatiently, and call it a lie.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
فَقَالَ
dedi ki
الْمَلَاُ
ileri ge-lenler
الَّذ۪ينَ
o kimse-lerden ki
كَفَرُوا
kâfir oldular
مِنْ قَوْمِه۪
kavminden
مَا نَرٰيكَ
seni görmüyoruz
اِلَّا
an- cak
بَشَراً
bir beşer
مِثْلَنَا
bizim gibi
وَمَا نَرٰيكَ
ve seni görmüyoruz
اتَّبَعَكَ
sana tabi olmuş
اِلَّا
ancak
الَّذ۪ينَ
o kim-seler ki
هُمْ
onlar
اَرَاذِلُنَا
rezil rüsva olanlarımızdır
بَادِيَ
basit
الرَّاْيِۚ
görüşlü
وَمَا نَرٰى
ve görmüyoruz
لَكُمْ
sizin için
عَلَيْنَا
bize karşı
مِنْ فَضْلٍ
bir üstünlük
بَلْ
bila- kis
نَظُنُّكُمْ
sizi zanne- diyoruz
كَاذِب۪ينَ
yalancılar
Bunun üzerine kavminden ileri gelen kâfirler dediler ki: "Biz seni ancak bizim gibi bir beşer olarak görüyoruz. Bizden basit görüşlü, rezil rüsva olmuş (fakir) kimselerden başkasının da sana tabi olduğunu görmüyoruz ve sizin bize karşı bir üstünlüğünüzü de göremiyoruz. Bilakis sizin yalancılar olduğunuzu zannediyoruz."
قَالَ
Fiil-I
ق و ل
Dedi, buyurdu, söyledi
مَلَاٌ
İsim
م ل ا
İleri gelenler
الَّذ۪ي
İsim
الَّذ۪ي
O kimse ki, o şey ki, o zat ki, o ki
كَفَرَ
Fiil-I
ك ف ر
Kâfir oldu, inkâr etti, nankör oldu, küfretti, karşılıksız bıraktı
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
قَوْم
İsim
ق و م
Kavim, topluluk, toplum
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
رَاَى
Fiil-I
ر ا ي
Gördü, anladı, bildi, düşündü
اِلَّا
Edat
اِلَّا
Ancak, sadece, başka, hariç, dışında, yalnız
بَشَر
İsim
ب ش ر
İnsan, beşer
مِثْل
İsim
م ث ل
Benzer, misli, aynısı, gibi, dengi, kadarı
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
رَاَى
Fiil-I
ر ا ي
Gördü, anladı, bildi, düşündü
اِتَّبَعَ
Fiil-VIII
ت ب ع
Tabi oldu, uydu, peşine düştü, takip etti
اِلَّا
Edat
اِلَّا
Ancak, sadece, başka, hariç, dışında, yalnız
الَّذ۪ي
İsim
الَّذ۪ي
O kimse ki, o şey ki, o zat ki, o ki
هُمْ
Zamir
هُمْ
Onlar (erkekler için kullanılır)
اَرْذَل
İsim
ر ذ ل
Rezil rüsva, en düşkün olan
بَادِى
Etken fiil
ب د و
Basit, ilk anda akla gelen
رَاْى
İsim
ر ا ي
Görüş
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
رَاَى
Fiil-I
ر ا ي
Gördü, anladı, bildi, düşündü
لَكُمْ
Zamir
لَكُمْ
Sizin için, size
عَلَى
Zamir
عَلَى
Üzerinde, hakkında, karşı, dolayı, -a, -e
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
فَضْل
İsim
ف ض ل
Lütuf, fazilet, kerem, üstünlük
بَل
Edat
بَل
Bilakis, hayır ancak, doğrusu, aksine
ظَنَّ
Fiil-I
ظ ن ن
Bildi, zanda bulundu, zannetti, anladı, sandı
كَاذِب
Etken fiil
ك ذ ب
Yalancı, yalan söyleyen