Kavminden inkâr etmiş ileri gelenleri: “Biz seni de ancak kendimiz gibi bir beşer olarak görüyoruz (çünkü sen de bizim gibi biraz yaşayıp öleceksin, bizden hiçbir farkın yok!) ve bizim basit görüşlü (kıt akıllı) ayak takımlarımızdan (aşağı tabakadan) başkasının da sana uyduğunu görmüyoruz. Sizin (senin ve sana uyan kimselerin) bize karşı, bir üstünlüğünüzü (mucizevi bir durumunuzu) da (hiç) görmüyoruz. Tersine sizin yalancı kimseler olduğunuzu sanıyoruz” dediler. *
(*) Tüm peygamber kıssalarının -ve özellikle de Hz. İsa ve o’ndan sonra Muhammed (s)’inkinin- gösterdiği gibi, ilk müminlerin çoğu, ilahî mesajın, kendilerine bu dünyada daha adil ve eşitlikçi bir toplumsal düzen, ahirette de ebedî mutluluk vaad ettiği, toplumun aşağı sınıflarına mensup köleler, yoksullar ve ezilenler arasından çıkmıştır ve peygamberlerin üstlendiği görev, bütünüyle bu devrimci karakteri sebebiyledir ki, kurulu düzeni elinde tutan, toplumun varlıklı ve imtiyazlı kişileri ve grupları katında daima hoşnutsuzluğa yol açmıştır. (M. Esed. Meal açıklaması) Yani her elçinin kula kulluktan kurtuluş çağrısına ilk koşup gelenler toplumun mazlum ve mağdur (ezilen) kesimleri olmuştur. Bu da mağdur ve mazlum kesimlerin, ilâhî davetin doğal müttefikleri olduğunu gösterir... (M. İslamoğlu Meali Hûd-27. Ayet Açıklaması) Not: Ayrıca bu ayetten de Hz. Nuh’un mucizevi bir ömür yaşamadığını, yani o zamanın insanlarından daha çok uzun ömürlü olmadığını anlamak mümkündür. Eğer öyle bir durum olsaydı, elbette Hz. Nuh onlara, bakınız! Asırlardan beri ben yaşıyorum, bana verilen bu uzun ömür sizin için bir mucize değil mi? diyecekti. Ama onlara öyle bir şey söylememiştir. Ayrıca eğer Hz. Nuh’un kavmi de onun gibi uzun bir ömür yaşıyordu, bu yüzden Hz. Nuh’un uzun yaşaması onlar için bir mucize değildi diyorsanız, bu da doğru değildir. Çünkü bu konuda yapılan bilimsel araştırmaların hiçbiri, bir insanın bu kadar uzun bir ömür yaşamış olduğunu veya yaşayabileceğini göstermediği gibi mümkün de görmemektedir. Kaldıki, Kur’an’ı Kerim’de Hz. Nuh’un kavminin de çok uzun yaşadığını gösteren veya buna işaret eden bir ayet de yoktur. Ayrıca Nuh kavminin de böyle uzun süre yaşamış olmaları sünnetullah’a da aykırıdır. Yüce Allah onları uzun süre yaşatacak, ama onlardan sonra gelenlerin ömürlerini çok kısa yapacak! Hâlbuki sünnetullah’ta değişiklik yoktur. Detay için Ankebüt-14. ayetin dipnotuna bkz:
اذا سلّمنا أن النبي نوح عاش (950) سنة بشكلٍ طبيعي ودون أن يكون في ذلك معجزة، وكانت أعمار أهل عصره مقاربة لهذا الحد زيادة أو نقصانًا، بنفس الطريقة التي نرى فيها تقارب أعمار أهل هذا العصر من بعضها البعض، فلا بد أن سُنة الله في الخلق قد تغيرت اليوم عما كانت عليه زمن نوح، وهو أمر مرفوض لتناقضه مع كتاب الله، الذي يؤكد على أننا لن نجد لسنة الله تبديلاً أو تحويلاً{وَلَن تَجِدَ لِسُنَّةِ اللَّهِ تَبْدِيلًا}(الأحزاب:62) عدد السنين هو عدد الوحدات الزمنية التي يستخدمها الناس في زمن ما لحساب الزمن و كانت في
ذلك الوقت وحدات بسيطة بدورات القمر فكان الشهر يعتبر (سنة) إذن فعمر نوح عندما كانوا يقدرون الزمن تقديرا بالقمر كان 950 /12 = 79عاما و بعدها إكتشف الانسان السنة الشمسية فحسب باقي عمره الذي قضاه بالاعوام و كانت 50 عاما بعد إكتشاف السنة الشمسية و الجملة 79+50= 129 و ذلك أمر طبيعي لاعمار ذرية آدم في تلك الايام و قد اثبت علماء الصحة البشرية مؤخرا أن الانسان لو عاش حياة صحية يمكن أن يصل متوسط عمره - و لو كان نوح عليه السلام عاش بصورة إعجازية كل هذه المدة ( 950 عام) لما بقي في قومه كافر و لآمنوا كلهم أجمعون (لا للخرافة..عمر سيدنا نوح عليه السلام - صحيفة الراكوبة)