İşte onlar, (yani iradesini yalnız dünya hayatı için kullanan ve ahirete inanmadığından dolayı orası için hiç çalışmayan) âhirette kendileri için ateşten başka hiçbir şeyleri olmayan kimselerdir. Dünyada (Allah için değil de, sırf menfaat, övünmek, şöhret sahibi olmak, riya veya gösteriş için) yapmış oldukları ise boşa gitmiştir ve (zaten) yapmakta oldukları şeyler de batıldır (doğru ve iyi işler değildir).*
(*) Bunun bir örneği için bkz: 8: 35. Ahirete inanmayan birinin dünyada ve dünya için yaptıklarından ötürü orada karşılık bulması beklenemez. Zira kimse önceden açtırmadığı ve para yatırmadığı bir hesaptan para çekemez. “Doğru, hesabı yok ama dışarıda onun çok serveti var” itirazı geçerli değildir. Kimse önceden yapmadığı bir yatırımı sonradan kullanamaz. Kimse bilet almadığı bir uçakla yolculuk yapamaz. Onu o uçakla uçurmak için “Ama onun çok parası var” itirazı yersizdir. Ahirete iman etmek, hesap açmak demektir. Allah kime ne muamele yapacağını en iyi bilendir. (M. İslamoğlu Meali Hûd-16. Ayet Açıklaması
أولئك الذين ليس لهم في الآخرة إلا النار وحبط ما صنعوا فيها وباطل ما كانوا يعملون ) تقدير الآية : من كان يريد الحياة الدنيا وزينتها فقط ، أي تكون إرادته مقصورة على حب الدنيا وزينتها ولم يكن طالبا لسعادات الآخرة ، كان حكمه كذا وكذا ، ثم القائلون بهذا القول اختلفوا فيه ، فمنهم من قال : المراد منهم منكرو البعث فإنهم ينكرون الآخرة ولا يرغبون إلا في سعادات الدنيا ، وهذا قول الأصم ، وكلامه ظاهر (التفسير الكبير – التحرير والتنوير )