close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Hûd Sûresi 12. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Fele’alleke târikun ba’da mâ yûhâ ileyke vedâ-ikun bihi sadruke en yekûlû levlâ unzile ‘aleyhi kenzun ev câe me’ahu melek(un)(c) innemâ ente neżîr(un)(c) va(A)llâhu ‘alâ kulli şey-in vekîl(un)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Ona bir hazine indirilseydi, yahut onunla beraber yanında bir melek de gelseydi demelerine sıkılarak sana vahyedilenlerin bir kısmını terk ediverecek misin? Sen ancak bir korkutucusun ve Allah her şeyi korur.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
(Ey Elçim ve ey Hakk davanın temsilcisi!) Şimdi (inkâr edenlerin ve nasipsizlerin;) "Ona bir hazine indirilmeli veya onunla bir melek gelmeli değil miydi?" demeleri dolayısıyla, göğsün daralıp, belki de Sana vahyolunan (gerçeklerden ve müjdelerden) bir kısmını (onların keyfi için) neredeyse terk edecek hale gelirsin!.. (Unutma ve yolundan geri durma) Sen sadece bir uyarıcısın!.. Allah her şeye Vekîl’dir (ve yeterlidir. Sizin göreviniz Hakkı yaşamak ve yaymaktır.)
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
O halde ey peygamber! Sırf inkârcılar hoşlanmıyor diye ve onların “Niçin O'na gökten bir hazine inmedi? ya da, niçin O'nunla beraber bir melek görünmedi?” diye söylenmelerinden dolayı yüreğinin daralması ve bu nedenle sana vahyedilen mesajın bir kısmını neredeyse gözardı etmen hiç doğru olur mu? Unutma ki, sen sadece bir uyarıcısın; Allah ise herşeyin üzerinde bir gözetici ve hakkın üstün gelmesini sağlayıcı olarak bulunuyor.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Belki de sen, onların: “Ona bir hazine indirilseydi veya onunla beraber bir melek gelseydi” diyerek seni yalanlamaları endişesiyle sana vahyolunan âyetlerin bir kısmını tebliğ etmeyi terkedeceksin ve bu yüzden ruhun daralacaktır. Unutma ki, sen sorumluluk, hesap ve cezayı hatırlatan bir uyarıcısın. Her şeyi denetleyen, her şeyin kaydını yapan, hesabını soran, himaye eden Allah'tır.
bk. Kur’an-ı Kerim, 3/173; 15/97-98; 25/7-8.  
Ahmet Varol
swap_vert close
Onların: "Ona bir hazine indirilmeli veya beraberinde bir melek gelmeli değil miydi?" demelerinden dolayı göğsün daralabilir ve sana vahyedilenin bir kısmını belki bırakabilirsin. [1] Sen sadece bir uyarıcısın. Allah ise her şeye vekildir.
1.Yani müşriklerin hoşlanmadıkları bazı şeyleri tebliğ etme, duyurma işini biraz geciktirmeyi aklına getirebilirsin.  
Ali Bulaç
swap_vert close
Şimdi onların: 'Ona bir hazine indirilmeli veya onunla birlikte bir melek gelmeli değil miydi?' demeleri dolayısıyla göğsün daralıp sana vahyolunanlardan bir kısmını terk mi edeceksin? Sen yalnızca bir uyarıcısın. Allah her şeye vekildir.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Şimdi sen (Ey Resulüm), müşrikler: “- ona bir hazine indirilseydi, yahut beraberinde bir melek gelseydi ya”, demelerinden ötürü göğsün daralacak, sana vahyolunanın bazısını terkedecek (söylemiyecek) hâle gelirsin. Fakat sen, ancak Allah'ın azabı ile korkutan bir peygambersin. Allah ise her şeye vekîldir. (Ona güven; O, müşriklerin cezasını verir.).
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Nerde ise, “üzerine bir hazine inmeli veya onunla beraber bir melek gelmeli değil miydi?” demelerinden dolayı, sana inen bu vahiylerin bir kısmını terk edecektin ve göğsün daralıyordu. Hâlbuki sen, ancak bir uyarıcısın ve her şeyi koruyup kollayan yalnızca Allah’tır.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Belki de sen, müşriklerin “Ona gökten bir hazine indirilseydi veya onunla beraber bir melek gelseydi ya!” demelerinden dolayı, sana vahyolunan âyetlerin bir kısmını tebliğ etmeyi terk edeceksin ve bu yüzden ruhun daralacaktır. İyi bil ki, sen sadece bir uyarıcısın. Allah ise her şeye vekildir.”
Besim Atalay
swap_vert close
Sana vahiy edilmiş olan şeylerin, bir takımını, bırakacak mısın sen? «Ona bir hazne indirseydi, ya da onunla birlikte bir melek gelseydi» demelerinden, canın da sıkılıyor mu? Sen ancak kocundurursun; Allah her şeye vekil
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Şimdi (Ey Resul! Sırf inkârcılar hoşlanmıyor ve) onların “Niçin o'na (gökten) bir hazine inmedi” ya da “(neden) kendisiyle birlikte bir melek gelmedi?” diye söylenmelerinden ötürü yüreğin daralıyor. Bunun için sana vahyedilen mesajın bir bölümünü onlara duyurmaktan vaz geçebilirsin (asla böyle yapma! Unutma ki,) sen sadece bir uyarıcısın. Allah ise her şeye vekildir (herkese layık olduğu neticeyi verendir).
Bkz. 15/97, 25/7-8Belki inanırlar diye gelen vahyin işlerine gelmeyen bir bölümünü onlara duyurmaktan sakın vaz geçme! Zira senin görevin onları imana getirmek değil, doğru yolu onlara göstermektir. Onlar ister inanırlar kurtuluşa ererler, isterse karşı çıkarlar bedelini öderler, sen sadece bir uyarıcısın.  
Cemil Said
swap_vert close
Sana vahy olan şeylerden birini unutur isen ve senden gökden hazîne indirilmesini ve yâhud yanına bir melek gelmesin taleb iderler ise mükedder olma, sen yalnız neşr-i dîne me’mûrsın Allâh her şeyi idâre ider.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Putperestlerin: "Ona bir hazine indirilmeli veya yanında bir melek gelmeli değil miydi?" demelerinden senin kalbin daralır ve belki de sana vahyolunanın bir kısmını terkedecek olursun. Sen ancak bir uyarıcısın, Allah her şeye vekildir.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
(Ey Muhammed!) Belki de sen, (müşriklerin) “Ona bir hazine indirilseydi veya beraberinde bir melek gelseydi ya!” demelerinden dolayı sana vahyolunanlardan bir kısmını göz ardı edeceksin ve o yüzden göğsün daralacak. Fakat sen, ancak bir uyarıcısın. Allah ise her şeye vekildir.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
“Ona bir hazine indirilse veya onunla beraber bir melek gelse ya!” demelerinden dolayı canın sıkılarak sana vahyedilen âyetlerin bir kısmının tebliğini terkedecek değilsin ya! Sen ancak bir uyarıcısın. Allah her şeye vekildir.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Belki de sen (müşriklerin:)  «Ona (gökten)  bir hazine indirilseydi veya onunla beraber bir melek gelseydi!» demelerinden ötürü sana vahyolunan âyetlerin bir kısmını (duyurmayı)  terk edeceksin ve bu yüzden ruhun daralacaktır. (İyi bil ki) sen ancak bir uyarıcısın. Allah ise her şeye vekîldir.  
 Müşrikler, zaman zaman, Hz. Peygamber’den, gökten hazineler indirmesi, kendilerine bir melek gönderilmesi gibi, olağanüstü şeyler isterler ve onların bu inatçı ve inkârcı tavırları Resûlullah’ı son derece üzerdi. Çünkü, onlara mucize gösterince de bunun bir büyü olduğunu söyleyerek yine inkâra devam ederlerdi. İşte bu âyet, onların bu olumsuz tavrı karşısında Allah’ın âyetlerini tebliğden vazgeçmemesi hususunda Hz. Peygamber’i uyarmakta, onun görevinin bu olduğunu, ötesinin Allah’a ait olduğunu bildirmektedir.  
Edip Yüksel
swap_vert close
"Ona bir hazine, yahut onunla birlikte bir melek inmeli değil miydi," dedikleri için belki göğsün daralacak ve sana vahyedilenin bir kısmını terkedeceksin. Sen yalnız bir uyarıcısın; ALLAH her şeyi kontrol edendir.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
(Ey Resulüm!) Şimdi belki sen, "Ona bir hazine indirilse, ya da beraberinde bir melek gezip dolaşsa ya!" diyorlar diye sana vahyolunan vahyin bir kısmını terkedecek olursun ve bundan dolayı da göğsün daralır. Sen yalnızca bir uyarıcısın. Allah ise her şeye vekildir.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Şimdi ihtimal ki sen «ona bir hazine indirilse ya veya beraberindeki bir Melek gelse ya» diyorlar diye göğüsün daralarak sana vahyolunanın ba'zısını bu sebeble terkedecek olursun, fakat sen sırf bir nezîrsin' Allah ise, her şey'e karşı vekîl
Emrah Demiryent
swap_vert close
(Habibim!) “Ona bir hazine indirilmeli veya beraberinde bir melek gelmeli değil miydi?” demelerinden dolayı (üzülerek) göğsün daralabilir, (“İnkâr ediyorlar, âyetlerimizle alay ediyorlar” diyerek) sana vahyolunanın bir kısmını (o kâfirlere duyurmayı) neredeyse terk edecek hâle de gelebilirsin, (Resûlüm! O müşriklerin, sana vahyedilenleri inkâr edip, alay etmelerine aldırış etme, üzülme.) Şunu bil ki sen ancak (Allah’ın azabına karşı) bir uyarıcısın. Allah, her şeye vekildir (şahittir).
Erhan Aktaş
swap_vert close
O halde sen, “Ona bir hazine indirilmeli veya onunla bir melek gelmeli değil miydi?” dedikleri için göğsün daralıp; sana vahyolunanın bir kısmını tebliğ etmekten vaz mı geçeceksin? Sen yalnızca bir uyarıcısın.¹ Allah ise her şeye vekildir.²
1- Onların inanıp inanmamalarından sorumlu değilsin. 2- Her şeyin koruyucusu, yöneticisi, dayanağı ve kefili olan; varlığı ayakta tutan, sürdüren, koruyan kontrol altında tutan, rızkını ve hak ettiğini veren.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Şimdi sen (müşriklerin belki): «Ona (gökden) bir hazîne indirilseydi, yahud maiyyetinde bir de melek gelseydi ya» demelerinden (nâşî) sana vahy olunandan bir kısmını, bu yüzden yüreğin daralarak, hemen terk mi edivereceksin? Sen ancak bir nezirsin (Allahın azâbiyle korkutan bir peygambersin). Allah ise her şey'e hakkıyle vekildir.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
(Habîbim, yâ Muhammed!) Şimdi sen (müşriklerin): “Ona bir hazîne indirilmeli veya berâberinde bir melek gelmeli değil miydi?” demeleri yüzünden, olur ki, sana vahyolunanın bir kısmını (kabûl etmezler diye anlatmayı) terk edici olursun. Hem bundan dolayı göğsün daralacak olur. Sen ancak bir korkutucusun. Allah ise, herşeye vekîldir.
İhsan Aktaş
swap_vert close
(Resulüm!) ’Ona gökten bir hazine indirilmeli veya onunla beraber bir melek gelmeli değil miydi?’ demeleri yüzünden ruhun daralıyor diye, sana vahyedilenlerden bir kısmını terk edecek değilsin ya! Ama (bil ki) sen ancak bir uyarıcısın (böyle sözlere aldırma), Allah ise her şeye vekildir. *
(*) Müşrikler, “Muhammed madem peygamberdir, gaipten haber veriyor, o halde geçimini sağlamak için ne diye bu kadar uğraşıyor? Gökten kendisine bir hazine indirilmeli, o da bu sıkıntıdan kurtulmalı veya beraberinde kendisinin peygamber olduğunu tasdik edecek bir melek gelmelidir!” şeklinde alaylı ifadelerle Hz. Peygamber’i sıkıştırmaya çalışıyorlardı. Bu durumdan Hz. Peygamber’in son derece huzursuz olduğu âyetin muhtevasından anlaşılmaktadır. Daha önce de Mekke dağlarının altın olmasını istemişler, Peygamber’in yiyip içmesini ve rızkını kazanmak için çarşıda pazarda dolaşmasını yadırgamışlar; kendisiyle birlikte bir meleğin gelmesini veya ona bir hazinenin indirilmesini yahut ürününden yiyip içeceği bir bahçesinin bulunmasını talep etmişlerdi (Furkan 25/7-8) Müşriklerin böyle alaylı teklifleri karşısında incinen Hz. Peygamberin, ortamın yumuşayacağı beklentisiyle onlara ters gelen âyetlerin tebliğini bir süre geciktirmesi ihtimaline karşı yüce Allah, Kur’an’dan herhangi bir âyetin tebliğ edilmemesinin doğru olmayacağını, Peygamber’in asıl görevinin Allah’ın gönderdiği vahyi eksiksiz olarak insanlara ulaştırmak olduğunu, bundan ötesinin Allah’a ait bulunduğunu resulüne bildirmiş; Ayrıca Allah’ın her şeye vekil olduğunu hatırlatarak ona cesaret, ümit ve teselli vermiştir. Kaynak:(Kur’an Yolu Tefsiri) Arapça bilenler, ‘’lealleke’’kelimesiyle ilgili aşağıdaki açıklamaya bakabilirler.: فإن قيل: قوله: {فَلَعَلَّكَ } كلمة شك فما الفائدة فيها؟ قلنا: المراد منه الزجر، والعرب تقول للرجل إذا أرادوا إبعاده عن أمر لعلك تقدر أن تفعل كذا مع أنه لا شك فيه، ويقول لولده لو أمره لعلك تقصر فيما أمرتك به ويريد توكيد الأمر فمعناه لا تترك (مفاتيح الغيب ، التفسير الكبير).قيل: هو في معنى النفي مع الاستبعاد: أي لا يكون منك ذلك، بل تبلغهم جميع ما أنزل الله عليك، أحبوا ذلك أم كرهوه، شاءوا أم أبوا (فتح القدير)  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Onların “Sana bir hazine indirilseydi veyahut seninle birlikte bir melek gelseydi” demelerine karşı göğsünün daraldığını ve sana vahy olanların bir kısmını terketmek istediğini (biz biliyoruz). (Unutma) Sen ancak bir uyarıcısın, Allah ise her şeyin sorumluluğunu üzerine alandır.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Bu böyle iken onların peygamber için : "Ne olurdu,kendisine bir hazine gönderilseydi, ya da kendisiyle birlikte bir melek gelseydi"demelerinden sıkılıp da gönlüne bildirilenlerden bir kısmından vaz mı geçeceksin? Çünkü sen yalnız bir uyarıcısın, o kadar. Allah ise her nesneyi gözeticidir.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Onların «— Ona bir hazine indirmeliydi veya onunla beraber bir melek gelmeliydi» demelerinden dolayı sana vahiy olunan şeyin bazısını [⁷] terkedecek [⁸] oluyorsun, göğsün de onunla darlaşacak oluyor. Sen ancak Allah azabıyle korkutucu bir peygambersin. Allah her şeye vekildir [⁹].
[7] Mâbutlarını zemm-i müş'ir olan kısmını.[8] Vukuu müstelzem değildir. Yani böyle bir şey olmamıştır.[9] Seni hıfzeder, onlara ceza verir, sakın terk etme, darlanma, sözlerine kulak asma.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
(Ey Peygamber!) Belki de sen onların, “Niçin ona bir hazine inmedi veya niçin onunla bir melek gelmedi?” diye söylenmelerinden ötürü göğsün daralıyor diye, vahyedilenlerin bir kısmını (tebliğden) sarf ı nazar edecek [târikun] olursun⁵. (Hâlbuki) Sen ancak bir uyarıcısın. Allah ise her şeye vekildir/sorumludur.
5 Krş. Kehf, 18/6  
Kadri Çelik
swap_vert close
“Neden ona bir hazine indirilmiyor veya onunla beraber (kendisini onaylamak için) bir melek gelmiyor?” demelerinden ötürü, belki de kalbin daralacak ve sana vahyolunanın bir kısmını (onlara okumayı) terk edeceksin? Oysa sen ancak bir uyarıcısın ve Allah her şeye vekildir.
(Bu ayetin tefsirinde Hz. İmam Cafer-i Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: “Hz. Peygamber (s.a.a) bir gün İmam Ali’ye şöyle buyurdu: “Ey Ali! Allah’tan seni bana vezir kılmasını istedim ve kabul etti. Seni vasim kılmasını istedim, yine kabul etti ve seni ümmetimin üzerine halifem kılmasını istedim, hakeza kabul etti!” Hz. Peygamber’in yanında duran Kureyş’ten iki kişi birbirine şöyle dediler: “Allah’a andolsun ki su tulumunun içinde çürümüş bir tabak hurma, Muhammed’in Rabbinden istediğinden daha hayırlıdır. Rabbinden bir melek gelseydi de ona yardımcı olsaydı veyahut ona mülk indirseydi de fakirliğini giderseydi…” Bunun akabinde yüce Allah mezkur ayet-i kerimeyi indirdi.” Sünni âlimlerinden Hâkim Haskani de Şevahid’ut Tenzil c.1 s.282-283’te bu ayetin tevil ve tefsirinde bu hadise yakın bir rivayet nakletmiştir.)  
Mahmut Kısa
swap_vert close
Şimdi sen, inkârcıların, “Eğer Muhammed gerçekten Peygamber olsaydı, ona gökten bir hazine indirilmeli, yâhut onunla birlikte iddialarını destekleyecek bir melek gelmeli değil miydi?” şeklindeki alaycı sözlerinden ötürü yüreğin daralıyor diye, sana gönderilen ayetlerin arasından, kâfirlerin çıkarlarına dokunacak bir kısmınıonlara duyurmaktan vaz mı geçeceksin? Sakın ha! Şunu hiç unutma ki, senin görevin onları imana getirmek değildir. Çünkü sen ancak bir uyarıcısın; her şeyi görüp gözeten ve bütün işleri düzenleyip takdir eden gerçek vekil ise, yalnızca Allah’tır. Öyleyse O’na güven, zâlimlerin yalan ve iftiralarına aldırmadan görevini yapmaya devam et!
Mahmut Özdemir
swap_vert close
-“Ona ya bir hazine indirilseydi veya onunla birlikte bir melek gelseydi!” diyorlar diye neredeyse göğsün daralacak; sana vahyedilenlerin bir kısmını neredeyse terk edeceksin! Doğrusu sen bir uyarıcısın. Allah her şeye vekîldir.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Resulüm! Herhalde senin içine daral gelmiş olmalı ki sana vahyedilen ayetleri biraz bırakır gibi oldun: sırf " ona bir hazine indirilmeli ya da yanına bir melek verilmeliydi " demeleri yüzünden. Resulüm! Sen, sadece bir uyarıcısın. Endişelenme her şeyin tek savunmanı Allah'tır.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Belki sen: "O’na bir hazine verilmeli veya beraberinde bir melek gelmeli değil miydi?" demelerinden ötürü, sana vahyolunanın bir kısmını duyurmayı terk edeceksin. Sana gönderilen gerçeklerin tümünü onlara okumaktan göğsün daralacak, sıkılacaksın. Veya bazı ayetleri çeşitli nedenlerle onlara okumayı erteleyeceksin. Onların seni yanlış anlamalarından, okuyacağın ayetlere tepki göstereceklerinden, dini tamamen ret edeceklerinden endişe duyacaksın. Önce onların hoşlanacağı ayetleri okumak isteyeceksin. Ancak şunu unutma ki; sen sadece bir uyarıcısın! Onların davranışlarına, ileri geri konuşmalarına aldırma, gerekeni yap! Emrimiz üzerine ayetlerimizi onlara açıkla! Unutma ki her şeye vekil olan Rabbindir!
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Neredeyse sen (müşriklerin) “Ona (gökten) bir hazine indirilseydi veya onunla birlikte bir melek gelseydi ya!” [*] demeleri yüzünden sana vahyolunan ayetlerin bir kısmını terk edeceksin ve (bu yüzden) ruhun daralacak. [*] Sen sadece bir uyarıcısın. Allah her şeye [vekil]dir (güven kaynağıdır).
Benzer mesajlar: En‘âm 6:7-8; Yûnus 10:15-16, 20; Ra‘d 13:27; Hicr 15:7, 14-15; İsrâ 17:59, 90-93; Enbiyâ 21:5; Furkân 25:4-5, 7, 21; ‘Ankebût 29:50-51; Zuhruf 43:53.,Benzer mesaj: İsrâ 17:73-74.,Buradaki [nezîr] kelimesi Hz. Muhammed’in uyarıcı, tebliğ edici gibi anlamlara gelmekte, ayrıca kelimenin kök anlamından hareketle kendini tebliğe “adayan” bir elçi olduğu bildirilmektedir.  
Mehmet Türk
swap_vert close
(Ey Muhammed! Yoksa) şimdi o (kâfirlerin): “o (Peygambere) bir hazine indirilse veya onunla birlikte bir melek gelse olmaz mıydı?” demeleri sebebiyle sıkılıp da sana vahyolunandan bir kısmını, (insanlara duyurmayı) terk mi edeceksin?¹ Sen sadece bir uyarıcısın ve Allah da her şeye vekildir.²
1 Buradaki soru gizli ve inkârîdir. Yani; “asla terk edemezsin...” demektir.2 Her hususta Ona tevekkül et, o seni korur ve dilerse hazine de melek de gönderir.  
Muhammed Esed
swap_vert close
O HALDE, [ey Peygamber, sırf inkarcılar hoşlanmıyor diye ve] onların “Niçin o’na (gökten) bir hazine inmedi” ya da, “[niçin] o’nunla [gözle görülebilen] bir melek gelmedi?” diye söylenmelerinden ötürü yüreğin daralıyor diye ²⁰ sana vahyedilen mesajın bir kısmını gözardı etmen hiç doğru olur mu? ²¹ [Unutma ki,] sen sadece bir uyarıcısın; Allah ise her şeyin üzerinde gözetici olarak bulunuyor, ²²
20 Lafzen, “... diyecekler [korkusuyla] göğsün daraldığı için”. Konu üzerinde söz sahibi bütün otoriteler, yukarıdaki cümlenin başında yer alan le‘alle (lafzen, “olabilir ki”) ifadesinin Muhammed (s)’in mesajına karşı çıkanların gösterecekleri olumsuz tepkiye ilişkin bir beklentiyi işaret ettiğini söylemektedirler; bu itibarla, cümlenin kendi olumsuzlamasını (reddini) içinde taşıyan bir soru formu içinde, yani “... hiç doğru olur mu?” şeklinde çevirilmesi yerinde olacaktır. Hz. Peygamber’in kendisine vahyedilen mesajın bir kısmını terk etmesi ya da gözardı etmesi ihtimaline ya da beklentisine gelince, bu konuda Abdullah İbni ‘Abbâs ve diğer sahâbîlerden aktarılan rivayetlere göre (bkz. Râzî’nin bu ayete ilişkin yorumu) Kureyş müşrikleri Hz. Peygamber’den şöyle bir istekte bulunmuşlar: “Bize, bizim ilahlarımızı karalamayan bir vahiy (kitâb) getir ki, sana uyabilelim, sana inanalım”.21 Bu ayeti açıklarken İbni ‘Abbâs, Mekke’nin ileri gelen müşriklerinden bazılarının, “Ey Muhammed, eğer gerçekten bir rasûlsen, şu Mekke dağını altına çevir”; bazılarının da: “senin bir peygamber olduğuna şahitlik yapacak melekler getir bize” dediklerini ve bunun üzerine yukarıdaki ayetin vahyedildiğini nakletmektedir (Râzî). Karş. 6:8 ve 17:90-93.22 Zımnen, “ve dolayısıyla hakkın üstün gelmesini sağlayacak olan da O’dur” demek isteniyor. Hz. Peygamber’in, kendi adına mucize göstermek gücünde olmadığı yolundaki açıklaması hakkında bkz. 6:50 ve ilgili 38. not.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Sen: – Sana bir hazine indirilmeli veya seninle birlikte bir melek gelmeli değil miydi? Dedikleri için göğsün daralıp sana vahyedilenlerden bir kısmını az kalsın terk ediverecektin. Unutma ki sen sadece bir uyarıcısın, her şeye vekil olan sadece Allah’tır. 5/49, 6/50- 51, 15/97, 33/3
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
VE SEN (Ey Nebî!) Onlar “Onun üzerine bir hazine indirilmeli değil miydi?” ya da “Onunla birlikte bir de melek gelseydi (ya)!” diyorlar diye için daralacak, belki de bu yüzden sana indirilen kimi vahiyleri terk edeceksin![¹⁷⁰⁰] Unutmaki sen sadece, kendini uyarmaya adamış birisin! Allah ise, her şeyi en ideal mânada koruyan bir otoritedir.[¹⁷⁰¹]
[1700] Fe lealleke, bir “ihtimali” ifade eden İlâhî bir eleştiridir. Bu, “kimi vahiylerin terk edilme” ihtimalidir. Nebi‘ye Vekîl olanın kendisi değil Allah olduğu söylenerek bu ihtimal ortadan kaldırılmıştır. Allah Rasûlü’nün göğsünü daraltan ve saçlarını ağartan, yalnızca kendi başına karşılamaktan âciz olduğu Mekkelilerin mucize talepleri değildir. Aksine, geçmişte ilâhi kudret delîli talep eden tüm inkârcı toplumların gelen ilâhi kudret delîline rağmen iman etmediklerini, bunun sonucunda da geri dönüşü mümkün olmayan bir helâk sürecine mahkûm olduklarını biliyor olmasıdır. Söz konusu toplumların helâki, bir film şeridi gibi bu sûrede de aktarılacaktır. Bu örneklerin tamamında da süreç aynıdır: Peygamber gönderilir. Toplum mesajı inkâr ederek ilâhi kudret delîli ister. İlâhi kudret delîli verilir ve toplum ilâhi kudret delîlini yalanlar. İlâhî ceza geri alınmaz bir biçimde kesinleşir ve infaz süreci başlar. Bu arada ahlâkî kokuşma toplumu ayakta tutan tüm unsurları yok ederek ölümcül bir hastalık gibi sosyal bünyeyi çepeçevre kuşatır. Çöküş kaçınılmaz olur. En sonunda toplum yeryüzünden silinip gider. İşte Allah Rasûlü’nün içini daraltan Mekke inkârcılarının da kendilerini bu geri dönülmez helâk sürecine sokacak sorular sormaya başlamalarıdır. Böyle başlayan bir sürecin feci sonunu bilmek, Rasulullah’ı tedirgin etmektedir. [1701] Zımnen: Vekil değil nezîr ol! Allah adına taahhüt altına girme, görevini yap! Bu sana yeter.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
(Ey Muhammed) Yoksa sen (müşriklerin) -Ona gökten bir hazine indirilseydi, yahut beraberinde bir de melek gelseydi- demelerinden ötürü -üzüntüye kapılarak- sana vahyolunan ayetlerin bir kısmını (onların aleyhinde olan azaba uğrayacaklarını bildiren ayetleri) onlara tebliğ etmeği erteleyecek misin? Oysa sen ancak bir uyarıcısın. (Onları, Allah’ın azabıyla korkutan bir peygambersin, onların yaptıklarından sorumlu değilsin) Allah ise herşeye vekil'dir. (Senin de onların da yaptıkları herşeyden haberdardır.)
Osman Fırat
swap_vert close
Herhalde sen: "Ona bir hazine indirilmeli veya beraberinde bir melek gelmeli değil miydi?" demelerinden ötürü göğsün daralıyor ve bu yüzden neredeyse sana vahyedilenin bir kısmından vazgeçeceksin; ama sen bir uyarıcısın, ancak her şeye vekil olan Allah’tır.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
İmdi sen ihtimal ki, «Onun izerine bir hazine indirilmeli veya onunla beraber bir melek gelmeli mi idi?» demelerinden dolayı sana vahyolunanların bazısını terkedici ve onunla göğsün daralır bulunacaksın. Sen ancak bir nezirsin. Allah Teâlâ ise her şey üzerine vekildir.
Suat Yıldırım
swap_vert close
İmdi, senin de muhatap olduğun imtihan icabı ey Resûlüm, o müşriklerin: “Ona bir hazine indirilse ya! ” veya “beraberinde bir melek gelse ya! ” demelerinden ötürü, belki de göğsün daralarak sana vahyolunanın bir kısmını terk edecek olursun. Fakat sen böyle yapmazsın ve yapma! Zira sen sadece uyaran bir elçisin. Bütün işleri düzenleyen, herkese lâyık olduğu neticeyi verecek olan ise Allah Teâlâdır. [3, 173; 25, 7-8; 15, 97-98]
Süleyman Ateş
swap_vert close
Herhalde sen: "Ona bir hazine indirilmeli veya beraberinde bir melek gelmeli değil miydi?" demelerinden ötürü, sana vahyolunanın bir kısmını bırakacaksın ve bununla göğsün sıkılacak; ama sen sadece bir uyarıcısın (böyle sözlere aldırma), her şeye vekil olan Allah'tır.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
(Yâ Muhammed) Sana vahy olunan şeyin bir kısmını terk mi idersin? (Teblîğ itmez misin) "O'na (Muhammed'e) gökden hazîne inse (onunla tarafdâr bulsa) veyâhud berâberinde bir melek olsa (sâdık oldığına şehâdet itse)" dimelerinden kalbin sıkılıyor mı? (Bundan sıkılma) Çünki sen ancak bir nezirsin. (Onlara vahyi teblîğ ve 'azâbdan korkutmakla mükellefsin). Her şey üzerine vekîl Allâh Te'âlâ'dır.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
“Ona bir hazine indirilseydi veya beraberinde bir melek gelseydi” demesinler diye sanki sana gelen vahiyden bir kısmını onlara okumayacak gibisin; bu da senin göğsünü daraltıyor. Hâlbuki sen yalnızca bir uyarıcısın. Her şeye vekil olan Allah’tır.
Şaban Piriş
swap_vert close
O halde sen: -Ona bir hazine indirilmeli veya Onunla birlikte bir melek gelmeli değil miydi? dedikleri için göğsün daralıp sana vahyedilenin bir kısmını terk mi edeceksin? Sen ancak bir uyarıcısın. Allah, her şeyin vekilidir.
Ümit Şimşek
swap_vert close
“Ona gökten bir hazine indirilmeli veya onunla beraber bir melek gelmeli değil miydi?” demeleri yüzünden göğsün daralıyor diye, sana vahyedilenlerden bir kısmını terk edecek değilsin ya! Sen ancak bir uyarıcısın. Allah ise herşeyi görüp gözeten Vekildir.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Belki de sen; onlar, "Ona bir hazine indirilseydi, yahut beraberinde bir melek gelseydi ya!" diyorlar diye göğsün sıkışıp daralarak, sana vahyedilmekte olanının bir kısmını terk etmeye kalkarsın. Gerçek olan şu ki, sen sadece bir uyarıcısın. Allah ise her şey üzerinde bir Vekîl'dir.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
pes ola kim sen ķoyıcısın bir nicesini anuñ kim vaħy olınur saña daħı ŧar olıcıdur anuñ-ile gögsüñ kim eydürler “nişe indürinilmedi anuñ üzere genc” yā gelmedi anuñ-ile firişte?” bayıķ sen ķorķıdıcısın. daħı Tañrı her nesene üzere iş süricidür daħı śaķlayıcıdur.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
İllā kim sen ḳoyasın saña [vaḥy] olunanuñ nicesini. Daḫı dar ola anuñlasenüñ yüregüñ anlar üstine oḳumaġa ḳorḳarsın eyitdüklerinden ötürü ki:Niçün özine genc virilmedi, yā niçün bir ferişteh gelmedi özi‐y‐le özini girçek‐lemege? Yoḳdur senüñ üstüñe illā inẕār eylemek. Daḫı Allāh her nesne üs‐tine raḳībdür.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
(Ya Rəsulum!) Müşriklərin: “Heç olmasa, (Peyğəmbərliyinin doğruluğunu təsdiq etmək üçün) ona bir xəzinə endiriləydi və ya onunla birlikdə bir mələk gələydi!” – deməklərindən dolayı, bəlkə də, sənə gələn vəhyin bir hissəsini tərk etməli (bə’zi ayələri dərhal təbliğ etməyib tə’xirə salmalı) olacaqsan və (bə’zən) buna görə ürəyin qısılacaq! Sən ancaq (müşrikləri və kafirləri Allahın əzabı ilə) qorxudan bir peyğəmbərsən. Allah isə hər şeyə vəkildir!
M. Pickthall (English)
swap_vert close
A likely thing, that thou wouldst forsake aught of that which hath been revealed unto thee, and that thy breast should be straitened for it, because they say: Why hath not a treasure been sent down for him, or an angel come with him? Thou art but a warner, and Allah is in charge of all things.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
Perchance thou mayest (feel the inclination) to give up a part of what is revealed(1509) unto thee, and thy heart feeleth straitened lest they say, "Why is not a treasure sent down unto him, or why does not an angel come down with him?" But thou art there only to warn! It is Allah that arrangeth all affairs!
1509 Every Prophet of Allah, when he not only encounters opposition, but is actually accused of falsehood and those very evils which he is protesting against, may feel inclined, in his human weakness, to ask himself the question, "Supposing I omit this little point, will Allah's Truth then be accepted more readily?" Or he may think to himself, "If I had only more money to organise my campaign, or something which will draw people's attention, like the company of an angel, how much better can I push my Message?" He is told that truth must be delivered as it is revealed, even though portions of it may be unpalatable, and that resources and other means to draw people to him are beside the point. He must use just such resources and opportunities as he has, and leave the rest to Allah.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
فَلَعَلَّكَ
belki de sen
تَارِكٌ
terk edi- cisin
بَعْضَ
bazısını
مَا
o şey-lerin ki
يُوحٰٓى
vahyo- lunuyor
اِلَيْكَ
sana
وَضَٓائِقٌ
ve darala-cak olan(sın)
بِه۪
bundan dolayı
صَدْرُكَ
göğsün
اَنْ يَقُولُوا
demelerinden ötürü
لَوْلَٓا
değil miydi
اُنْزِلَ
indiril- meli
عَلَيْهِ
ona
كَنْزٌ
bir hazine
اَوْ
veya
جَٓاءَ
gelmeli
مَعَهُ
berabe- rinde
مَلَكٌۜ
bir melek
اِنَّـمَٓا
ancak
اَنْتَ
sen
نَذ۪يرٌۜ
bir uyarıcısın
وَاللّٰهُ
ve Allah
عَلٰى
üzerine
كُلِّ شَيْءٍ
her şey
وَك۪يلٌۜ
Vekîl'dir
(Resulüm!) Belki de sen (müşriklerin), "ona bir hazine indirilmeli veya beraberinde bir melek gelmeli değil miydi?" demelerinden ötürü sana vahyedilenlerin bir kısmını (duyurmayı) terk edeceksin ve bu yüzden göğsün daralacak. (İyi bil ki) Sen ancak bir uyarıcısın. Allah ise her şeye Vekîl'dir.
لَعَلّ
Zamir
لَعَلّ
Belki, umulur ki
تَارِك
Etken fiil
ت ر ك
Terk edici, terk eden
بَعْض
İsim
ب ع ض
Bazı, bir kısmı
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
اَوْحٰى
Fiil-IV
و ح ي
Vahyetti, işaret etti
اِلٰى
Edat
اِلٰى
-e kadar, -a kadar, -e, -a
ضَٓائِق
Etken fiil
ض ي ق
Daralmış
بِه
Zamir
بِه
Onunla, kendisiyle
صَدْر
İsim
ص د ر
Göğüs, sine
اَن
Edat
اَن
Ki, diye, iken, ötürü, -mek, -mak
قَالَ
Fiil-I
ق و ل
Dedi, buyurdu, söyledi
لَوْلَا
Tahdid edatı + Şart edatı
لَوْلَا
olmamış olsa, olmasa, keşke, eğer olmasaydı
اَنْزَلَ
Fiil-IV
ن ز ل
İndirdi
عَلَى
Zamir
عَلَى
Üzerinde, hakkında, karşı, dolayı, -a, -e
كَنْزٌ
İsim
ك ن ز
Hazine
اَو
Bağlaç
اَو
Veya, ya da, hatta, yahut
جَاءَ
Fiil-I
ج ي ا
Geldi, ortaya çıktı, meydana geldi
مَع
Edat
مَع
Beraberlik ifade eden edat, ile
مَلَك
İsim
م ل ك
Melek
اِنّ
Edat
اِنّ
Şüphesiz, kesinlikle, muhakkak, elbette, gerçekten, zira, çünkü, doğrusu, daima. Cümledeki bilgiyi pekiştirmek için kullanılır.
اَنْتَ
Zamir
اَنْتَ
Sen
نَذِير
İsim
ن ذ ر
Uyarıcı
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
عَلَى
Zamir
عَلَى
Üzerinde, hakkında, karşı, dolayı, -a, -e
كُلّ
İsim
ك ل ل
Hep, hepsi, bütün
شَىْء
İsim
ش ي ا
Şey, eşya
وَكِيل
İsim
و ك ل
Vekîl (Allah'ın ismi, esmasıdır. Her konuda güvenilmesi gereken tek zat demektir), vekil