pek tabii, Rabbinin (aydınlatıcı, yol gösterici) lütfunu bahşettiği kimseler başka. ¹⁵¹ Oysa, (işte) bu (lütfa erişmeleri) için yarattı ¹⁵² [hepsini.] Fakat, [bu ilahî yol gösterme lütfunu tepenler için] Rabbinin, “Muhakkak ki Ben cehennemi hep, görünmeyen varlıklarla ve insanlarla dolduracağım” sözü yerini bulmuş olacak. ¹⁵³
151 Yani, O’nun (aydınlatıcı, yol gösterici) rahmetinden -ki bu O’nun varlığını tanıyıp kabul etmek (karş. 7:172 ve ilgili 139. not) ve O’nun, peygamberleriyle insanlığa bahşettiği yol gösterici mesajı benimsemek konusundaki Allah-vergisi görme, kavrama yeteneğinden ibarettir- yararlanmasını bilenler. (Râzî)152 Mücâhid ve ‘İkrime gibi ilk müfessirlerden bazıları, bizim yukarıda çeviride “bu (lütfa erişmeleri) için” ifadesiyle aktardığımız li-zâlike ibaresindeki zâlike (“bu”) işaret isminin Allah’ın insana bahşettiği rahmet/lütuf anlamına geldiği görüşündedirler. Hasan Basrî ve ‘Atâ gibi müfessirler ise bununla, insanların zihinsel tercihleri bakımından birbirlerinden farklı olabilme kabiliyetlerinin kasdedilmiş olduğunu söylemişlerdir. Zemahşerî’ye göre bu, insanı diğer yaratıklardan ayıran ahlakî seçim serbestisidir ki buna önceki bölümlerde de zaten işaret edilmiştir; gerçekten de insanı diğer yaratıkların üstüne çıkaran Allah-vergisi en özgün nitelik (karş. 2:30-34’deki Âdem ile melekler meseli) bu seçme özgürlüğü olduğu içindir ki, Zemahşerî’nin yorumu, ötekilerin içinde bizce en ihatalı, doğruya en yakın olanıdır.153 Burada da 32:13’de geçtiği anlamda tekrarlanan “Allah’ın kelimesi” ifadesi ilk defa ya da orijinal ifade biçimiyle 7:18’de “şeytanın yandaşları”yla, yani, kendilerine Allah’ın teklif ettiği yol gösterici mesajı reddedenlerle ilgili olarak telaffuz edilmişti; bizim yukarıda paragraf başında parantez içinde yaptığımız ilavede de bu husus gözönünde bulundurulmuştur. Bizim yukarıda ve benzer durumlarda “görünmeyen varlıklar” ifadesiyle karşıladığımız cinn teriminin anlamı konusunda bkz. Ek III.