BAK, elçilerin haberlerinden senin gönlünü[¹⁸¹⁸] takviye edecek olan kısmını sana aktarmış bulunuyoruz. Bu haberlerin içerisinde, hem sana hakikat hem de mü’minlere bir öğüt ve uyarı ulaşmış olmaktadır.
[1818] Fuâdek: kalb ile arasındaki farkı vurgulamak için fuâd “gönül” olarak çevrilmelidir. İşitme ve görmeyle gelen kalbin yatışma ve itminan hâlini ve beş duyu ile toplanan bilgilerin iç dünyada yaptığı ilk etkiyi ifade eder. Esasen fe’d kökü, “ateşli hastalık, şiddetli ateş, et kızartma” anlamına gelmektedir (Mekâyîs). Bu durumda fuâd kalbin özel bir durumudur. Yani, Türkçe’deki “yüreği yanmak”, “kalbi tutuşmak”, “içine ateş düşmek” deyimleri fuâd ile ifade edilir. Bu âyette kelimenin bu anlamı hayli belirgindir. Zira bu sûrede anlatılan kavimlerin feci akıbeti, muhatabın içini yakıp kavuran cinstendir. Allah Rasûlü üzerinde de bu etkiyi yapmış olmalı ki, bu sûre için “beni ihtiyarlattı” itirafında bulunmuştur.