close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Hûd Sûresi 108. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Veemmâ-lleżîne su’idû fefî-lcenneti ḣâlidîne fîhâ mâ dâmeti-ssemâvâtu vel-ardu illâ mâ şâe rabbuk(e)(s) ‘atâen ġayra mecżûż(in)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Ama kutlu olanlarsa cennettedir, orada ebedi kalır Rabbinin dilediğinden başka hepsi, gökler ve yeryüzü durdukça; bitip tükenmesi olmayan bir bağıştır bu.
107-108. Bu iki âyetteki göklerle yeryüzünün, 14. sûrenin 48. âyetinde bildirildiği gibi kıyamette, değişecek olan göklerle yerler yani âhiret gökleriyle âhiret yeri olduğunu ve bu sûretle de ebedî bulunduğunu söylemişlerdir. Ayetin bu veçhile vahyedilmesi, ebediliği bildirmek içindir diyenler vardır. Her iki ayetteki "onun dilediğinden başka" sözü iman sahibi oldukları halde kötülük işleyenlerin, suçları miktarınca cehennemde kalıp Tanrı rahmetiyle, yahut şefaatle cehennemden çıkacaklarını bildirmektedir.  
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
(İman ve itaatle) Mutlu olanlar ise, artık onlar da cennette (bahtiyardır). Rabbinin dilemesi dışında, gökler ve yer sürüp gittikçe, orada süresiz kalacaklardır. (Bu) Asla kesintisi olmayan bir ikramdır.
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
O kıyamet günü, mutlu olacak olanlara gelince onlar da, dünyada yaptıklarından dolayı, cennette yaşayacaklar ve Rabbin bunun aksini dilemedikçe, gökler ve yer yerinde durduğu sürece, ardı arkası kesilmeyen bir lütuf olarak, o cennetlerde kalacaklardır.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Mutlu olanlarsa, Allah'a kulluk ve ibadetleri, iyilikleri dolayısıyla Cennettedirler. Rabbinin sünnetinin, düzeninin yasaları içinde, iradesinin tecellisine uygun olan hal, daha büyük mükâfatlar müstesna, gökler ve yer daim olup durdukça, orada ebedî yaşayacaklar. Bu, ardı arkası kesilmeyen bir lütuf, bir ihsandır.
Ahmet Varol
swap_vert close
Mutlu olanlar ise cennettedirler. Rabbinin diledikleri dışında, gökler ve yer durdukça onlar orada sürekli kalıcıdırlar. Bu, kesintisiz bir lütuftur.
Ali Bulaç
swap_vert close
Mutlu olanlar da, artık onlar cennettedirler. Rabbinin dilemesi dışında gökler ve yer sürüp gittikçe, orada süresiz kalacaklardır. (Bu) kesintisi olmayan bir ihsandır.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Amma bahtiyar olanlar, cennetliktirler, Ahiretin gökleri ve yeri durdukça, onlar, cennette ebedî olarak kalıcıdırlar. Ancak Rabbinin (daha önce müminlerden bir kısım günahkârların azabını) dilediği müddet müstesna. Bu bitmez ve tükenmez bir lütûfdur.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Said (mutlu) olanlar ise, Rabbinin dilediği hariç, gökler ve yer kaldıkça, onlar Cennette devam edeceklerdir. İşte bu, kesilmeyen İlahî bir bağıştır.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Mutlu olanlara gelince, onlar da cennettedirler. Rabbinin dilediği hariç, gökler ve yer durdukça onlar da orada süreli kalacaklardır. Bu, bitmez-tükenmez bir lütuftur.[217]
[217] Cennet ve cehennemin ebedîliği hakkında geniş bilgi için bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, IX, 309-318.  
Besim Atalay
swap_vert close
Mutlu olanlar ise, yerle gökler durdukça, Tanrının dileğince sınırsız verim olarak cennette sonsuzdurlar
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Mutlu olanlar ise cennettedirler. Rabbinin dilemesi dışında gökler ve yer sürüp gittikçe onlar da bitmeyen bir lütfun sonucu olarak orada kalacaklardır.
Bu ayette de “Rabbin aksini dilemedikçe” ifadesi cennet sakinleri için kullanılmıştır. Ancak cehennem için düşünülebilen sona erişi cennet için düşünmemeliyiz. Çünkü bu ayetin son cümlesi “bitmeyen bir lütuf” dan bahsediyor. Dolaysıyla bu cümle cennet nimetlerinin ebediliğini ortaya koyuyor. “Gökler ve yer sürüp gittikçe” cümlesi ise hayatın sona erebileceğini değil aksine devamlılığının mecazi bir anlatımıdır.  
Cemil Said
swap_vert close
Mes’ûd olanlar cennete girecekler ve semâvât ve arz durdukca orada kalacaklar meğer ki rabbin ânları bir müddet muntazır bir halde bulundursın.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Mesud olanlar ise cennettedirler. Rabbinin dilemesi bir yana, sonsuz bir lütuf olarak, gökler ve yer durdukça, orada temelli kalacaklardır.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Mutlu olanlara gelince, gökler ve yerler durdukça içinde ebedî kalmak üzere cennettedirler. Ancak Rabbinin dilemesi başka. Bu, onlara ardı kesilmez bir lütuf olarak verilmiştir.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Mutlu olanlara gelince onlar da cennettedirler. Rabbinin dilediği hariç, gökler ve yer durdukça onlar da orada kesintisiz bir lutuf olarak ebedî kalacaklardır.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Mutlu olanlara gelince, onlar da cennettedirler. Rabbinin dilediği hariç, gökler ve yer durdukça onlar da orada ebedî kalacaklardır. Bu (nimetler)  bitmez, tükenmez bir lütuftur.  
 104-108. âyetlerde sayılı müddetin sona ermesiyle gelecek olan kıyamet gününden ve bunu takip edecek olan ahiret hallerinden bahsedildiği için, buradaki gökler ve yerden maksat dünyanın değil, ahiretin gökleri ve yeridir. Çünkü İbrahim sûresinin 48. âyetinde, «O gün yer başka bir yer ile, gökler de (başka göklerle) değiştirilir» buyurulmuştur.  
Edip Yüksel
swap_vert close
Mutluluğu hakkedenler ise, gökler ve yer kaldığı sürece cennette kalıcıdırlar. Rabbinin dilerse başka. Kesintisiz bir ödüldür bu.
Dünyanın sonu geldiğinde yok edilen gökler ve yer, diriliş anında yeniden ve farklı olarak yaratılırlar (14:48).  
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Mutlu olanlar ise cennettedirler. Orada gökler ve yer durdukça duracaklar, ancak Rabbinin diledikleri başka. (Bu) ardı arası kesilmeyen bir ihsan olacak.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Amma mes'ud olanlar Cennettedirler, rabbının dilediği müddetten başka Semavât ve Arz durdukça onlar onda muhalled kalacaklar, bir atâ ki kesilmesi yok
Emrah Demiryent
swap_vert close
Saîd olanlara gelince... Onlar cennettedir. Rabbinin (azaba müstahak olmuş günahkâr mü’minlerin geçici bir süre cehennemde kalmalarını) dilediği (müddet) müstesna, (âhiret âlemine ait) gökler ve yer durdukça onlar orada (cennette) ebedî kalıcıdırlar. (İşte bu mükâfat) kesintisi olmayan (ilâhî) bir lütuftur.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Mutlu olanlar ise, Cennet'tedirler. Rabb'in aksini dilemedikçe, gökler ve yer durdukça, orada sürekli kalacaklardır. Bu kesintisiz bir iyiliktir.
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Mes'ud olanlara gelince: Onlar da cennetdedirler. Rabbinin dilediği (müddet) müstesna olmak üzere gökler ve yer durdukça onlar orada ebedî kalıcıdırlar. (Bu), bir lütf-ü ihsandır ki (tükenib) kesilmesi yokdur.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Ve saîd (bahtiyâr) olanlara gelince, artık (onlar ise) Cennettedirler; gökler ve yer durdukça orada ebedî olarak kalıcıdırlar; ancak Rabbinin dilediği müstesnâ!(4) (Bu) aslâ kesilmeyip devâm eden bir lütuftur.
(4)Cennet ehli, zaman zaman (rü’yet-i cemâle ve) arş-ı a‘lâya ve ancak Allah’ın bilebileceği yüksek menzillere çıkarlar da (o tecellîlerle kendinden geçenler için artık Cennet ve içindeki ni‘metler bile fark edilmez olur ve) bu bahtiyârlar, Cennet’ten daha yüksek bir iltifâta mazhariyetle, bu istisnâyı teşkîl ederler. (Râzî, c. 9/18, 69)  
İhsan Aktaş
swap_vert close
Ama (yaptıkları iyiliklerden ötürü o gün) mutlu olanlar cennettedirler. Gökler ve yer (o günün evreni) devam ettikçe orada kalırlar; ancak Rabbinin dilediği şey hariç. (Bu cennet ve nimetleri ise) kesintisi olmayan (sonsuza dek devam eden) bir bağıştır. *
(*) Not: Bu ayetten de cennetin sonsuz olduğu anlaşılmaktadır. Çünkü burada (إِلاَّ مَا شَاء رَبُّكَ) şeklindeki ‘’meşiet’’istisnâsı yapıldıktan sonra cennet ve cennettekiler için 107. ayette olduğu gibi (ان ربك فعال لما يريد)’’ inne rabbeke fa’’âlun limâ yurîd’’ yani, ‘’şüphesiz senin Rabbin dilediğini yapandır’ şeklinde bir cümle kullanılmamıştır. Ama bu ayette (الا ما شاء ربك) istisnâsından sonra cennet için ((عطاء غير مجذوذ ‘’işte bu kesintisi olmayan bir bağıştıır’’ ifadesi kullanılmıştır. Yine başka bir ayette de (أكلها دائم)’’ukülüha daimün’’cennetin yiyecekleri devam edicidir’’ deniliyor. (Rad-35) Bunlar da gösteriyor ki cennet ve onun nimetleri kesintiye uğramayacak ve sonsuza dek devam edecektir diye bir anlam çıkmaktadır, ama 107. ayette cehennem ve onun azabı için böyle bir ifade kullanılmadığından, yüce Allah’ın dilemesiyle hem cehennemin hem de azabının yok olması mümkündür şeklinde anlaşılır. Zaten Allah’ın sonsuz ve engin merhameti de bunu gerektirir. Ayrıca Allah Teala hiçbir konuda kendini zorunlu durumda göstermez, ama orada ikramının kesintisiz ve sürekli olduğunu bildirmesi, cennettekileri oradan çıkarmayacağını ve cennetin de ebedi olduğunu gösterir. (الله اعلم) Aşağıdaki tefsir metnine bakılabilir. وقوله تعالى ( عطاء ) إلخ .. بيانا لأن إحسانه لا ينقطع، ومن الناس من تمسك بصدر الآية أنه لا يبقى في النار أحد ولم يقل بذلك في الجنة -- والأقوال المترتبة في استثناء التي قبل هذه تترتب هاهنا إلا تأويل من قال: "هو استثناء المدة التي تخرب فيها جهنم"، فإنه لا يترتب مثله في هذه الآية (تفسير ابن عطية ) فإنه قال في أهل النار {إِنَّ رَبَّكَ فَعَّالٌ لِمَا يُرِيدُ} فعلمنا أنه الله سبحانه وتعالى يريد أن يفعل فعلا لم يخبرنا به وقال في أهل الجنة عطاء غير مجذوذ فعلمنا أن هذا العطاء والنعيم غير مقطوع عنهم أبدا فالعذاب موقت معلق والنعيم ليس بموقت ولا معلق ( حادي الارواح لابن القيم )  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Mutlu olanlara gelince, onlarda cennet içerisindedirler. Rabbinin dilediği süre, gökler ve yer var oldukça, onlarda cennet içerisinde süresiz bitmez tükenmez bir lütuf içindedirler kalacaklar.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
O kimseler ki mutludurlar, onlar da Cennet’te olacaklardır. Yerler gökler durdukça onlar da orada kalacaklardır. Meğer ki senin çalabın başka türlü dileye. Bu, Onun artsız arasız bir sungusudur.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Bahtiyar olanlara gelince; onlar da Cennette bulunurlar. Orada gökler ve yer durdukça daim kalırlar. Meğer ki Rabbinin dilediği olsun [⁵]. Bu, asla kesilmeyen bir vergidir.
[5] Nihayetsiz bir vakit olsun, Cennet nimetlerinden büyük bir nimet versin.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
Mutlu olanlara gelince, onlar cennettedirler. Gökler ve yer durdukça orada sürekli kalırlar. Ancak Rabbinin dilemesi hariç. Bu bitmez, tükenmez bir lütuftur [meczûz].
Kadri Çelik
swap_vert close
Mesut olanlar ise cennettedirler. Rabbinin dilemesi bir yana, kesintisiz bir lütuf olarak, gökler ve yer durdukça, onda temelli kalıcılardır.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Mutlu olanlara gelince, onlar da cennette nîmetler içinde yaşayacaklar. Gökler ve yer durduğu sürece,ebediyen orada kalacaklar. Bu, ancak Rabb’inin dilemesi ile olacaktır! Rabb’in dilerse, onları daha yüce makâmlara ulaştırabilir. İşte bu mükâfât, asla kesintiye uğramayacak bir ilâhî lütuftur.
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Mutlu (memnun) edilmiş kimselere gelince; kesintisiz bir lütuf olarak Cennet’tedirler. Yer ve Gökler devam ettikçe, senin rabbinin dilediği dışında, orada sürekli kalacaklardır.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Yüzlerinde mutluluk ifadesi olanlar ise, cennettedir. Onlar, gökler ve yer durduğu sürece orada kalacaklardır. Yani Rabb'in aksini istemediği sürece, ikramlar kesintisiz devam edecektir.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Allah’ın ayetlerinde anlattığı gerçekleri anlayanlar hesap günü mutludurlar. Onlar büyük bir sevinç içinde Rabbin tarafından mükâfat olarak verilen cennete yerleşirler. Rabbinin dilediği başka; gökler ve yer durdukça onlar da cennette ebedî kalacaklardır. İnananlar için bitmez tükenmez bir lütuftur. Allah’ın cennetle mükâfatlandırdığı kimseyi kimse oradan çıkaramaz! Hiç kimse bu kişi cenneti hak etmemiştir onun yeri cehennemdir diyemez.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Mutlu kılınanlara gelince, onlar da cennettedir. Rabbinin dilemesi hariç, gökler ve yer durdukça bitmez bir lütuf olarak [*] onlar da orada [ebedî] kalacaklardır.
“Bitmez bir lütuf olarak” ifadesi cennet nimetlerinin devamlı olduğunun delilidir. Benzer mesaj: Ra‘d 13:35.  
Mehmet Türk
swap_vert close
Bahtiyar olanlara gelince, artık onlar cennettedirler. (Onlar) Rabbinin dilemesi dışında, gökler ve yer devam ettiği müddetçe, ardı arkası kesilmeyen bir ihsan olarak, orada ebedî kalacaklardır.
Muhammed Esed
swap_vert close
Bahtiyar olanlara gelince, onlar [da dünyada yaptıklarından ötürü] cennette [yaşayacak] ve Rabbin bunun aksini dilemedikçe, ¹³⁵ gökler ve yer yerinde durduğu sürece -bitmeyen bir lütfun sonucu olarak- orada kalacaklar.
135 Yani, Allah onlara daha büyük bir mükafat bahşetmeyi istemedikçe (Râzî, ayrıca Menâr XII, 161) ya da -ki bizce daha muhtemel olan budur- insanın (insan türünün) önünde yeni bir evrim sahnesi, daha yüksek bir evre açmadıkça.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Mesut olanlar ise cennettedirler. Rabbin aksini dilemezse gökler ve yer durdukça cennette kalacaklar. Bitmez tükenmez bir nimete nail olacaklar. 10/26, 35/33...35, 36/55...58
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Ve bahtiyar olanlara gelince: işte onlar da Rabbin aksini tercih etmedikçe, gökler ve yer orada durduğu sürece cennette yerleşip kalacaklar: kesintisiz bir bağış olarak!..[¹⁸⁰³]
[1803] Kur’an’daki göndermelere bakarak cennet ve cehennemin bu dünyada kurulacağı söylenebilir. Bazı müfessirler bu âyettekilerin, içinde yaşadığımız yer ve gökler değil âhirete ait yer ve gökler olduğunu dile getirirler. Fakat, söz konusu yer ve göklerin şu anda içinde yaşadığımız yer ve göklerin değiştirilmiş biçimi olacağı İbrahim 48’de dile getirilmektedir (Bu konudaki itirazlara verilmiş bir cevap için bkz: İbn Teymiyye, et-Tefsîru’l-Kebîr V, 51).  
Orhan Kuntman
swap_vert close
Mutlu olanlar ise cennettedirler. -Rabbinin dilediği dışında- gökler ve yer durdukça orada sonsuza dek kalacaklardır. (İçlerinden bazıları cennetten daha yüksek makamlara nail olabileceklerdir) Bu nimetler bitip tükenmez bir ihsandır.
Osman Fırat
swap_vert close
Mutlu olanlara gelince onlar yerler ve gökler durdukça sürekli cennettedirler. Ancak Rabbinin dilemesi hariç. Bu, verilen (Allah’ın) kesintisiz bir lütfudur.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Velâkin said olanlar cennettedirler. Rabbin dilediği müddetten başka gökler ve yer devam ettikçe orada muhalleddirler. Bir atiyye ki, kesilmiş değildir.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Mutlu olanlar ise cennettedirler. Senin Rabbinin dilemesi hariç gökler ve yer durdukça orada ebedî kalacaklardır. Kesintisi olmayan bir ihsan içinde olacaklardır.
Süleyman Ateş
swap_vert close
Mutlu kılınanlar ise cennettedirler. Gökler ve yer durdukça orada sürekli kalacaklardır. Meğer Rabbin, çıkmalarını dilemiş olsun. Bu, Kesintisiz bir vergidir!.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Sa'îd olanlar ise, arkası kesilmez bir ihsân olarak cennetde, semâvât ve arz dâim oldukca rabbinin dilediği zamâna kadar kalırlar.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Mutlu olanlar da Cennet’tedirler. Gökler ve yer durdukça onlar da orada kalacaklardır. Rabbin çıkaracak olursa başka[*]. Onlara yapılan kesintisiz bir ikramdır.
[*] Allah Teala hiçbir konuda kendini zorunlu durumda göstermez ama orada ikramının kesintisiz olduğunu bildirmesi, cennettekileri dışarı çıkarmayacağını gösterir.  
Şaban Piriş
swap_vert close
Mesut olanlar ise cennettedirler. Rabbin dilemesi dışında gökler ve yer durdukça, orada temelli kalacaklardır. Bu sonsuz bir lütufdur.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Mutlu olanlar ise Cennettedirler. Onlar da gökler ve yer durdukça orada sürekli kalırlar—Rabbinin dilemesi müstesna. İşte bu ardı arkası kesilmeyecek bir ikramdır.(18)
(18) Cennet ehlinin de, Cehennem ehlinin de bulundukları yerlerde sürekli kalışları, ancak Allah’ın dilemesiyle olan bir iştir. Ancak Cehennem ehlinden iman sahibi olanların orada sürekli kalmayacakları, yani Allah’ın onlar hakkında bir süreklilik dilemediği bildirilmiştir. Onların henüz Cennete girmedikleri süre de, yine Cennet ehlinin oradaki sürekliliğinden düşülecek bir süre olsa gerektir. Bazı yorumcular ise, Cennet ehlinin durumu anlatılırken “ardı arkası kesilmeyecek bir ikram” üzerine vurgu yapılmış olmasını da dikkate alarak, bu ibarelerden, Cennet ehlinin sürekli olarak orada kalacağı, Cehennemin (veya azabının) ise birgün son bulabileceği neticesine varmaktadırlar.  
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Mutluluğa erdirilenlere gelince, onlar cennettedirler. Rabbinin dilemesi hariç, gökler ve yer durdukça onlar, hep orada kalacaklardır. Kesintisiz bir lütuf olarak...
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
daħı ammā anlar kim nįk baħt oldılar uçmaķ içindedür ebed ķalıcılarken anuñ içinde mādām kim oldı gökler daħı yir illā ol kim diledi çalabuñ virmek kesinilmemiş.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Daḫı sa‘ādet ehli cennete girerler, ebedī ḳalurlar anda durduġınca gökler,yirler illā Tañrı Ta‘ālā diledügi nesne. Kesilmek yoḳdur ol cennetni‘metlerine.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Xoşbəxt olanlar isə Cənnətdədirlər. Onlar, Rəbbinin dilədiyindən (bə’zi kamil mö’minlərin daha yüksək mərtəbələrə - ərşi-ə’laya qalxması, bir müddət Cəhənnəmdə əylənməsi və Allahın izni ilə onlara günahkarlardan ötrü şəfaət etmək şərəfi nəsib olmasından) əlavə, tükənməz bir ne’mət kimi göylər və yer durduqca orada əbədi qalacaqlar.
M. Pickthall (English)
swap_vert close
And as for those who will be glad (that day) they will be in the Garden, abiding there so long as the heavens and the earth endure save for that which thy Lord willeth: a gift unfailing.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
And those who are blessed shall be in the Garden: They will dwell therein(1609) for all the time that the heavens and the earth endure, except as thy Lord willeth: a gift without break.(1610)
1609 Exactly the same arguments apply as in the last note. 1610 The felicity will be uninterrupted, unlike any joy or happiness which we can imagine in this life and which is subject to chances and changes, as our daily experience shows.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
وَاَمَّا
ve ama
الَّذ۪ينَ
o kimse-ler ki
سُعِدُوا
saadette oldular
فَفِي الْجَنَّةِ
artık cennettedirler
خَالِد۪ينَ
ebedi ka- lıcıdırlar
ف۪يهَا
orada
مَا دَامَتِ
devam ettikçe
السَّمٰوَاتُ
gökler
وَالْاَرْضُ
ve yer
اِلَّا
an- cak
مَا
o şey ki
شَٓاءَ
diledi
رَبُّكَۜ
Rabbin
عَطَٓاءً
bir lütuf ki
غَيْرَ
değil
مَجْذُوذٍ
kesintili
Saadette olanlara gelince, onlar da cennettedirler. Gökler ve yer durdukça orada ebedi kalacaklardır. Ancak Rabbinin dilemesi müstesna (Rabbin hükmünün hâkimidir, mahkûmu değildir). (Bu) Bitmez tükenmez bir lütuftur.
اَمَّا
Edat
اَمَّا
Fakat, ama, ancak, öyleyse
الَّذ۪ي
İsim
الَّذ۪ي
O kimse ki, o şey ki, o zat ki, o ki
سَعِدَ
Fiil-I
س ع د
Saadette oldu
فِى
Bulunma hâl eki
فِى
İçinde, -de, -da
جَنَّة
İsim
ج ن ن
Cennet, bahçe, bağ (üzüm bağı gibi)
خَالِدٌ
Etken fiil
خ ل د
Ebedi kalıcı, devamlı kalıcı, ölümsüz
فِى
Bulunma hâl eki
فِى
İçinde, -de, -da
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
دَامَ
Fiil-I
د و م
Devam etti, bulunduğu müddetçe
سَمَٓاء
İsim
س م و
Gök, sema
اَرْض
İsim
ا ر ض
Yeryüzü, yer, arz, toprak, yurt
اِلَّا
Edat
اِلَّا
Ancak, sadece, başka, hariç, dışında, yalnız
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
شَاءَ
Fiil-I
ش ي ا
Diledi, istedi
رَبّ
İsim
ر ب ب
Rabb (Allah'ın esması, ismidir. Rahmetiyle terbiye eden demektir), efendi
عَطَٓاء
İsim
ع ط و
Lütuf, ihsan
غَيْر
İsim
غ ي ر
Değil, (ondan) başka, dışında, gayrı, hariç
مَجْذُوذ
Edilgen fiil
ج ذ ذ
Kesintili