Onlar (dünyada yaptıkları kötülüklerden ötürü mutsuz olanlar), gökler ve yer (o günün evreni) devam ettikçe orada kalırlar. Ancak (ateşe girenlerden muvehhid olsun inkârcı olsun) Rabbinin (oradan onları çıkarmayı veya cehennem azabına son vermeyi) dilediği (vakit) hariç. Şüphe yok ki senin Rabbin dilediği (her) şeyi yapandır. *
(*) Not: Bu ayetten anlaşılıyor ki, yüce Allah, engin ve sınırsız merhameti gereği, bir süre sonra oradan herkesi çıkarmayı ve cehennemi sonlardırmayı diler. Bu yüzden hemen ayetin sonunda (ان ربك فعال لما يريد)’’ inne rabbeke fa’’âlun limâ yurîd’’ yani ‘’şüphesiz senin Rabbin dilediğini yapandır’’şeklinde bunu teyit eden bir cümle kullanılmıştır. Demek ki cehennem ve ondakiler hakkında yüce Allah’ın dilediği bir şey vardır ki, ayetin son cümlesinde böyle bir ifade kullanılmıştır. Ayrıca dikkat ederseniz, 108. ayete ise, istisnâ yapıldıktan sonra cennet ve cennettekiler için böyle bir ifade kullanılmış değildir. Bu da gösteriyor ki, yüce Allah sınırsız merhameti gereği bir süre sonra, yani herkes cezasını çektikten sonra oradan onları çıkarmak ve cehenneme son vermek gibi bir meşieti/dilemesi vardır ve dilediğini de mutlaka yapandır. Fakat cennet için böyle bir ifade kullanılmadığı gibi, tam aksine cennetin nimetleri kesintisiz /sonsuz/ olarak devam edeceğini vurgulayan (عَطَاء غَيْرَ مَجْذُوذٍ) ‘’ataen gayre meczuzin’’cümlesi ile başka bir ayette de (Rad-35) (أكلها دائم وظلها) ‘’ükülüha daimün ve zılllüha’’ yani ‘’O cennetin yiyecekleri/nimetleri ve gölgelikleri damidir/süreklidir’’şeklinde ifadeler kullanılmıştır. Ama cehenenm için(عذابها دائم) ’’azabuha daimun’’ yani onun azabı daimidir’’ şeklinde hiçbir ifade kullanılmamıştır. Bu nedenle buradaki 107. ayetten cehennem ve azabının sonsuz ve ebedi olmadığı rahatlıkla anlaşılabilir. ‘’Ama yine en doğrusunu yüce Allah bilir.’’ Ayrıca diğer ayetlerde geçen (أبدا)‘’ebeden’’kelimesi ise yerine göre kesin ve yerine göre uzun zaman gibi anlamlarda gelir. Ama Arapçada sonsuz ve bedi ifadesinin asıl karşılığı (الي الابد – ابد الابدين ) ‘’ilelebed, ebedel abidin’’ gibi kelimelerdir. Hâlbuki bu ifadelerin hiçbiri Kur’an’da kullanılmamıştır. Ama (خالد) kelimesi ise ‘’kalmak’’ demektir. Çünkü bazı ayetlerde (خالدين فيها أبدا)’’halidine fiha ebeden’’ yani (خالد)’’halid’’ile (أبد)’’ ebed’’birlikte geliyor. Örneğin: (Beyyine sûresi-8) Eğer ikisinin anlamı aynı olsaydı, birlikte gelmemeleri gerekirdi, yoksa aynı cümlede hem tekrar olur hem de dilsel bir hata olur. Oysa yüce Allah’ın kelamı her türlü hatadan beridir. (Not:) Bu ve buna benzeyen En’âm 128, Hûd 106-108, Nebe’ 23 gibi âyetlerden yola çıkan bazı otoriteler, cehennem azabının uzun süre devam ettikten sonra sona ereceği görüşüne varmışlardır. Sahabeden Hz. Ömer, Abdullah b. Mes’ud, Ebu Hüreyre, Ebu Said el-Hudrî ve daha başkaları; ikinci nesilden Abd b. Humeyd, İshak b. Rahaveyhî, Hasan el-Basri, Hammad b. Seleme gibi otoriteler de aynı görüştedirler (İbn Kayyım, Hadi’l-Ervâh ilâ biladi’l—Efrâh, Dımaşk, 1419, s. 490-491). İbn Hacer, Fethu’l-Bârî’de Hz. Ömer’in şu sözünü nakleder: “Cehennemdekiler çöldeki kum taneleri kadar çok olsa da gün gelecek hepsi de oradan çıkarılacaklar.” Taberî (ö. 310/922) de aynı görüşü işler (Tefsir). Cennet ve Cehennem konusundaki en çaplı eserlerden birine imza atmış olan İbn Kayyım el-Cevziyye (ö. 751/1350) bu görüşü hocası İbn Teymiyye (727/1328) ve daha başkalarından nakleder. Ayrıca yukarıdakilere ilaveten sahabeden Hz. Ali, İbn Abbas, Abdullah b. Amr, Cabir b. Abdullah, tâbiinden Şa’bi, mutasavvıf Celaleddin er-Rumi (672/1273), İbnu’l-Vezir (840/1436), çağdaşlarımızdan Musa Carullah ve İsmail Hakkı İzmirli de aynı görüştedir (Y. Ş. Yavuz, DİA, Azap md. IV, 305; B. Topaloğlu, DİA, Cehennem md. VII, 231-232). Taberî, bu âyetin tefsirinde yukarıda adı geçen sahabilerin ve tâbiin otoritelerinin içerisinde huld (Bkz: 2:39, not 69) ve ebed geçen tüm âyetlerin bu âyetle tahsis edildiğini savunduklarını dile getirir… (M. İslamoğlu Meal Açıklaması) Aşağıdaki tefsir metinlerindeki bazı sahabe ve tabiinlerin görüşlerine bakılabilir. Not: Eğer (خالد - ابد) ’’halid ve ebed’’ birlikte geldiklerinde, anlamları ‘’ebedi ve sonsuz’’ ise, o zaman üzerinde ittifak edilen aşağıdaki hadisi şerife göre ‘’Her kim olursa olsun kendini öldüren, yani intihar eden cehennemde de (فِي نَارِ جَهَنَّمَ خَالِدًا مخلدا فِيهَا أَبَدًا،)’’haliden muhalleden fiha ebeden’’ sonsuza dek hep kendini intihar etmeye devam edecektir.’’ İşte eğer (خَالِدًا مخلدا فِيهَا أَبَدًا)’’ ifadelerinden EBEDİ anlamı çıkarılırsa, o zaman ‘’ Bir mü’min ne kadar büyük günahlar işlemiş olursa olsun cezasını çektikten sonra cehennemden çıkıp yine cennete girecektir’’ şeklindeki İslam inancı tamamen kökünden yıkılmış olur. Çünkü o zaman bu hadis rivayetine göre intihar eden mümin ilelebet/sonsuza dek cehennemde kalacaktır. Oysa islam inancına göre cezasını çektikten sonra hiçbir mümin cehennemde kalmaz. Demek ki, Kur’an’da cehennem ve azapla ilgili bulunan (خالدا - أبدا) ’ haliden ve ebeden’’ gibi ifadeler ‘’ebedi, sürekli veya sonsuz’’ gibi anlamlarda değildir. İkisi birlikte gelirse uzun süre veya Allah’ın dilediği vakte kadar ya da cezaları bitene kadar orada kalırlar şeklinde anlaşılıyor. İşte hem bu ve Nebe- 23. ayetlerden hem de intihar edenle ilgili üzerinde ittifak edilen hadisi şeriften anlaşılıyor ki cehennem ve onun azabı ilelebet değildir. ((الله اعلم
.وفيها وجوه:... السادس: إلا ما شاء ربك من كل من دخل النار من موحد ومشرك أن يخرجه منها إذا شاء، قاله ابن عباس. ( النكت والعيون - تفسير الماوردي) . الثاني: أنه استثناءٌ من الزمان الدالِّ عليه قوله: "خالدين فيها ما دامَتِ السماواتُ والأرضُ" والمعنى: إلا الزمان الذي شاءه اللَّه فلا يُخَلَّدون فيها. ( الدر المصون – السمين الحلبي) وقد أشار لهذا ابن كثير بقوله: يعني أن دوامهم ليس أمراً واجباً بذاته، بل موكول إلى مشيئته تعالى.( محاسن التأويل - القاسمي). ﴿إن ربك فعال لما يريد﴾ أي أنه تعالى إذا أراد أن يرحم الكفار وينهي مدة عذابهم رحمة منه أو إذا أراد أن يطفئ النار ويغلق أبواب جهنم فليس هناك ما يحول دون ذلك فهذا من الأفعال المتعلقة بمحض الإرادة والتي لم يقيد الله ذاته العلية في أمرها بشيء... (تفسير الخطيب - المكي)..(هل عقاب الله في الآخرة لا نهاية له ) وأخرج ابن المنذر ، عن الحسن قال : قال عمر رضي الله عنه لو لبث أهل النار في النار كقدر رمل عالج لكان لهم يوم على ذلك يخرجون فيه . وأخرج إسحاق بن راهويه عن أبي هريرة قال : سيأتي على جهنم يوم لا يبقى فيها أحد: وقال ابن مسعود ليأتين عليها زمان تخفق أبوابها . وأخرج ابن جرير ، عن الشعبي قال : جهنم أسرع الدارين عمرانا وأسرعهما خرابا (الدر المنثور - جلال الدين السيوطي- تفسير الطبري) و إلا ما شاء ربك استثناء من الأزمان التي عمها الظرف في قوله : ما دامت أي إلا الأزمان التي شاء الله فيها عدم خلودهم ، (التحرير والتنوير ) ان ربك فعال لما يريد فكل ما أراد فعله واقتضته حكمته فعله، تبارك وتعالى، لا يرده أحد عن مراده (تفسير السعدي) - وقال بعض السلف إن النار لها أمد ولها نهاية بعد ما يمضي عليها آلاف السنين والأحقاب الكثيرة وأنهم يموتون أو يخرجون منها فقد ذكر الله في شأن الذين شقوا وأدخلوا النار: أنهم خالدون فيها ما دامت السموات والأرض، إلا ما شاء ربك. فكان هذا الاستثناء مبينا أن أمر الخلود الأبدي معلق بالمشيئة الإلهية. وأكد هذا بقوله تعالى: {إِنَّ رَبَّكَ فَعَّالٌ لِمَا يُرِيدُ}، هو خالق الخلق، ومالك الملك، وصاحب الإرادة المطلقة، فإذا أراد شيئا، لم يمنعه مانع، ولم يقف في وجهه شيء، وخصوصا إذا كان هذا الأمر، مما تقتضيه رحمته التي سبقت غضبه، والتي وسعت كل شيء، والتي بها سمي أرحم الراحمين...وهذا مذهب الإمامين الكبيرين: شيخ الإسلام ابن تيمية، وتلميذه الإمام ابن القيم، الذي دونه في كتابين معروفين له، أولهما: (حادي الأرواح إلى بلاد الأفراح)، والثاني: (شفاء العليل في مسائل القضاء والقدر والحكمة والتعليل). وأذكر مما قاله في هذا المقام: (خلاصة ما ذكره ابن القيم في المسألة (تفسير سورة النبأ - 3 | موقع الشيخ يوسف القرضاوي) {فَأَمَّا ٱلَّذِينَ شَقُواْ...} عاماً في الكَفَرَةِ والعُصَاةِ، ويكون ٱلاستثناء من {خَـٰلِدِينَ}، وهذا قولُ قتادة وجماعةٍ.( الجواهر الحسان في تفسير القرآن) قال ابن الخطيب: قال قوم: إنَّ عذاب الكفَّار منقطعٌ، وله نهاية، واحتجُّوا بالقرآن والمعقول، أما القرآنُ فبآيات منها تلك الايات ، والاستدلالُ بها من وجهين الخ :.وهذا قول عمر بن الخطاب - رضي الله عنه – وعبدالله بن عمر بن العاص- وعبد الله بن مسعود وأبي هريرة وأنس بن مالك - رضي الله عنهم – وأبو سعيد الخدري وابن عباس - وذهب إليه الحسنُ البصريُّ وحمَّادُ بنُ سلمة والشعبي وأبو مجلز واسحاق بن راخوية وبه قال عليُّ بن طلحة وجماعة من المفسِّرين، رواه عنهم ابنُ تيمية (تفسير اللباب في علوم الكتاب – ابن عادل) دل العقل والنقل والفطرة على أن الرب تعالى حكيم رحيم - والحكمة والرحمة تأبيان بقاء هذه النفوس في العذاب أبد الآباد، الخ ... رَوَى البخاريُّ ومُسْلِمٌ في صَحِيحَيْهِمَا عَنْ رَسُولِ اللهِ صلى الله عليه وسلم أنهُ قالَ: " مَنْ قَتَلَ نَفْسَهُ بِحَدِيدَةٍ فَحَدِيدَتُهُ فِي يَدِهِ يَتَوَجَّأُ بِهَا فِي بَطْنِهِ فِي نَارِ جَهَنَّمَ خَالِدًا مخلدا فِيهَا أَبَدًا، وَمَنْ شَرِبَ سَمًّا فَقَتَلَ نَفْسَهُ فَهُوَ يَتَحَسَّاهُ فِي نَارِ جَهَنَّمَ خَالِدًا مُخَلَّدًا فِيهَا أَبَدًا، وَمَنْ تَرَدَّى مِنْ جَبَلٍ فَقَتَلَ نَفْسَهُ فَهُوَ يَتَرَدَّى فِي نَارِ جَهَنَّمَ خَالِدًا مُخَلَّدًا فِيهَا أَبَد -- الحديث أخرجه مسلم (109)، وأخرجه البخاري في "كتاب الطب" (5778)، وأخرجه الترمذي في "كتاب الطب" "باب ما جاء فيمن يقتل نفسه بسم أو غيره" حديث (2044)، وأخرجه النسائي في "كتاب الجنائز" "باب ترك الصلاة على من قتل نفسه" حديث (الخلاصة : يفهم من هذا الحديث المتفق عليه أن كلمتي الخالد والابد في القران ليستا بمعني الابدية واللا نهاية (والله اعلم)