close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Hûd Sûresi 107. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Ḣâlidîne fîhâ mâ dâmeti-ssemâvâtu vel-ardu illâ mâ şâe rabbuk(e)(c) inne rabbeke fa’’âlun limâ yurîd(u)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Rabbinin dilediğinden başka hepsi de orada ebedi kalır göklerle yeryüzü durdukça; şüphe yok ki Rabbin, dilediğini dilediği gibi yapar.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Onlar, Rabbinin dilemesi dışında, gökler ve yer sürüp gittikçe, orada süresiz kalacaklardır. Çünkü Rabbin, gerçekten dilediğini yapandır.
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Ve Rabbin aksini dilemedikçe, gökler ve yer durduğu müddetçe orada kalacaklardır. Çünkü Rabbin her istediğini yapandır.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Rabbinin sünneti, düzeninin yasaları içinde, iradesinin tecellisine uygun olan hal, daha ağır cezalar müstesna, gökler ve yer daim olup durdukça, o ateşte ebedî kalacaklar. Rabbin her an iradesinin tecellisini hakkıyla icra gücüne sahiptir, dilediği kanunları kor.
bk. Kur’an-ı Kerim, 6/128; 14/48.  
Ahmet Varol
swap_vert close
Rabbinin diledikleri dışında onlar, gökler ve yer durdukça orada sürekli kalıcıdırlar. Şüphesiz Rabbin dilediğini yapandır.
Ali Bulaç
swap_vert close
Onlar, Rabbinin dilemesi dışında gökler ve yer sürüp gittikçe, orada süresiz kalacaklardır. Çünkü Rabbin, gerçekten dilediğini yapandır.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
(Ahiretin) gökleri ve yeri durdukça, onlar, cehennem'de ebedî olarak kalıcıdırlar, Ancak Rabbinin dilediği başka (dilediğinin azabını başka bir azaba çevirir, veya azab çeken müminleri selâmete çıkarır, cennete kor.) Çünkü Rabbin, dilediğini, hemen noksansız yapar.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Rabbinin dilediği hariç, gökler ve yer kaldıkça orada devam edecekler. Şüphesiz Rabbin istediğini yapandır.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Rabbinin dilediği hariç, onlar gökler ve yer durdukça o ateşte süreli kalacaklardır. Çünkü Rabbin, istediğini hakkı ile yapandır.
Besim Atalay
swap_vert close
Tanrın dilediğince, göklerle yer durdukça, orda sonsuz kalırlar, senin Tanrın, istediği şeyi yapar
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
106-107. Mutsuz olanlar (dünyadayken yaptıklarından ötürü) ateşte (yaşayacak) ve orada ah çekip inleyeceklerdir. Rabbin aksini dilemedikçe, gökler ve yer yerinde durduğu sürece onlar orada kalacaklardır. Şüphesiz Rabbin dilediğini istediği gibi yapandır.
Bkz. 21/101“Rabbin aksini dilemedikçe” söylemi, cehennem sakinlerinin azabının belli bir zaman sonra Allah tarafından sonlandırılabileceği konusunda bir ümit olabilir. Bu konuda kesin bir şey söylemek asla doğru olmaz. Sadece Allah’ın engin ve sınırsız rahmetini düşünerek ihtimal dâhilinde yorum yapılabilir.  
Cemil Said
swap_vert close
Semâvât ve arz durdukca orada kalacaklar meğer ki rabbin başka dürlü istesün çünki rabbin istediğini yapar.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Rabbinin dilemesi bir yana, gökler ve yer durdukça, orada temelli kalacaklardır. Rabbin, şüphesiz, her istediğini yapar.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Onlar, gökler ve yerler durdukça orada ebedî olarak kalacaklardır. Ancak Rabbinin dilemesi başka. Şüphesiz Rabbin istediğini yapandır.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Rabbinin dilediği hariç, onlar gökler ve yer durdukça o ateşte ebedî kalacaklardır. Rabbin gerçekten istediğini yapar.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Rabbinin dilediği hariç, (onlar)  gökler ve yer durdukça o ateşte ebedî kalacaklardır. Çünkü Rabbin, istediğini hakkıyla yapandır.
Edip Yüksel
swap_vert close
Gökler ve yer durduğu sürece orada kalıcıdırlar; ancak Rabbin dilerse başka. Rabbin, dilediğini Yapandır
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Onlar orada gökler ve yer durdukça duracaklar. Ancak Rabb'inin diledikleri başka. Çünkü Rabbin dilediğini yapandır.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Onlar, orada Semavât ve Arz durdukça muhalled olacaklar ancak rabbının dilediği müddet başka, çünkü rabbın «dilediğini yapan»dır
Emrah Demiryent
swap_vert close
106-107. Şakî olanlar ateştedirler. Onlar orada her nefeste acıdan inleyip feryat ederler. (Âhiret âlemine ait) gökler ve yer durdukça, onlar cehennemde ebedî olarak kalacaklar. (Ancak) Rabbinin dilediği müstesnâ (cehennem azabına müstahak olmuş günahkâr mü’minler, cehennemde ebedî kalmaz, günahkâr mü’minler cezalarını çektikten sonra cennete girecektir) Şüphesiz Rabbin, dilediğini yapandır.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Rabb'in, aksini dilemedikçe¹, gökler ve yer durdukça², orada sürekli kalacaklardır. Kuşkusuz Rabb'in, dilediğini yapandır.
1- Bu Rabb'inin takdir ettiği şeydir ve Rabb'in bu kararını değiştirmedikçe böyle devam edecektir. Burada, söz konusu edilen istisna, bir değişikliğin olabileceğinden değil, herhangi bir değişikliğin kesinlikle olmayacağının ifadesidir. 2- Bu süreklilik ifade eden bir deyimdir.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Gökler ve yer durdukça orada ebedî kalıcıdırlar. Rabbinin dilediği (müddet) başka. Çünkü Rabbin ne dilerse hakkıyle onu yapandır.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Gökler ve yer durdukça(2) orada ebedî olarak kalıcıdırlar; ancak Rabbinin dilediği müstesnâ.(3) Çünki Rabbin, ne dilerse hakkıyla yapandır.
(2)Bu âyetin meâlindeki “gökler ve yer” ifâdesi ile işâret olunan yerler, bu dünyaya âid olmayıp, âhirete mahsus, ebedî makamlardır. (Nesefî, c. 2, 294)(3)Kalbinde, az dahi olsa bir îman çekirdeği bulunan günahkâr ve fâsık insanlar, cezâ müddetlerini tamamladıktan sonra lûtf-ı İlâhî ile Cennete gireceklerdir. (Kurtubî, c. 5/9, 102)  
İhsan Aktaş
swap_vert close
Onlar (dünyada yaptıkları kötülüklerden ötürü mutsuz olanlar), gökler ve yer (o günün evreni) devam ettikçe orada kalırlar. Ancak (ateşe girenlerden muvehhid olsun inkârcı olsun) Rabbinin (oradan onları çıkarmayı veya cehennem azabına son vermeyi) dilediği (vakit) hariç. Şüphe yok ki senin Rabbin dilediği (her) şeyi yapandır. *
(*) Not: Bu ayetten anlaşılıyor ki, yüce Allah, engin ve sınırsız merhameti gereği, bir süre sonra oradan herkesi çıkarmayı ve cehennemi sonlardırmayı diler. Bu yüzden hemen ayetin sonunda (ان ربك فعال لما يريد)’’ inne rabbeke fa’’âlun limâ yurîd’’ yani ‘’şüphesiz senin Rabbin dilediğini yapandır’’şeklinde bunu teyit eden bir cümle kullanılmıştır. Demek ki cehennem ve ondakiler hakkında yüce Allah’ın dilediği bir şey vardır ki, ayetin son cümlesinde böyle bir ifade kullanılmıştır. Ayrıca dikkat ederseniz, 108. ayete ise, istisnâ yapıldıktan sonra cennet ve cennettekiler için böyle bir ifade kullanılmış değildir. Bu da gösteriyor ki, yüce Allah sınırsız merhameti gereği bir süre sonra, yani herkes cezasını çektikten sonra oradan onları çıkarmak ve cehenneme son vermek gibi bir meşieti/dilemesi vardır ve dilediğini de mutlaka yapandır. Fakat cennet için böyle bir ifade kullanılmadığı gibi, tam aksine cennetin nimetleri kesintisiz /sonsuz/ olarak devam edeceğini vurgulayan (عَطَاء غَيْرَ مَجْذُوذٍ) ‘’ataen gayre meczuzin’’cümlesi ile başka bir ayette de (Rad-35) (أكلها دائم وظلها) ‘’ükülüha daimün ve zılllüha’’ yani ‘’O cennetin yiyecekleri/nimetleri ve gölgelikleri damidir/süreklidir’’şeklinde ifadeler kullanılmıştır. Ama cehenenm için(عذابها دائم) ’’azabuha daimun’’ yani onun azabı daimidir’’ şeklinde hiçbir ifade kullanılmamıştır. Bu nedenle buradaki 107. ayetten cehennem ve azabının sonsuz ve ebedi olmadığı rahatlıkla anlaşılabilir. ‘’Ama yine en doğrusunu yüce Allah bilir.’’ Ayrıca diğer ayetlerde geçen (أبدا)‘’ebeden’’kelimesi ise yerine göre kesin ve yerine göre uzun zaman gibi anlamlarda gelir. Ama Arapçada sonsuz ve bedi ifadesinin asıl karşılığı (الي الابد – ابد الابدين ) ‘’ilelebed, ebedel abidin’’ gibi kelimelerdir. Hâlbuki bu ifadelerin hiçbiri Kur’an’da kullanılmamıştır. Ama (خالد) kelimesi ise ‘’kalmak’’ demektir. Çünkü bazı ayetlerde (خالدين فيها أبدا)’’halidine fiha ebeden’’ yani (خالد)’’halid’’ile (أبد)’’ ebed’’birlikte geliyor. Örneğin: (Beyyine sûresi-8) Eğer ikisinin anlamı aynı olsaydı, birlikte gelmemeleri gerekirdi, yoksa aynı cümlede hem tekrar olur hem de dilsel bir hata olur. Oysa yüce Allah’ın kelamı her türlü hatadan beridir. (Not:) Bu ve buna benzeyen En’âm 128, Hûd 106-108, Nebe’ 23 gibi âyetlerden yola çıkan bazı otoriteler, cehennem azabının uzun süre devam ettikten sonra sona ereceği görüşüne varmışlardır. Sahabeden Hz. Ömer, Abdullah b. Mes’ud, Ebu Hüreyre, Ebu Said el-Hudrî ve daha başkaları; ikinci nesilden Abd b. Humeyd, İshak b. Rahaveyhî, Hasan el-Basri, Hammad b. Seleme gibi otoriteler de aynı görüştedirler (İbn Kayyım, Hadi’l-Ervâh ilâ biladi’l—Efrâh, Dımaşk, 1419, s. 490-491). İbn Hacer, Fethu’l-Bârî’de Hz. Ömer’in şu sözünü nakleder: “Cehennemdekiler çöldeki kum taneleri kadar çok olsa da gün gelecek hepsi de oradan çıkarılacaklar.” Taberî (ö. 310/922) de aynı görüşü işler (Tefsir). Cennet ve Cehennem konusundaki en çaplı eserlerden birine imza atmış olan İbn Kayyım el-Cevziyye (ö. 751/1350) bu görüşü hocası İbn Teymiyye (727/1328) ve daha başkalarından nakleder. Ayrıca yukarıdakilere ilaveten sahabeden Hz. Ali, İbn Abbas, Abdullah b. Amr, Cabir b. Abdullah, tâbiinden Şa’bi, mutasavvıf Celaleddin er-Rumi (672/1273), İbnu’l-Vezir (840/1436), çağdaşlarımızdan Musa Carullah ve İsmail Hakkı İzmirli de aynı görüştedir (Y. Ş. Yavuz, DİA, Azap md. IV, 305; B. Topaloğlu, DİA, Cehennem md. VII, 231-232). Taberî, bu âyetin tefsirinde yukarıda adı geçen sahabilerin ve tâbiin otoritelerinin içerisinde huld (Bkz: 2:39, not 69) ve ebed geçen tüm âyetlerin bu âyetle tahsis edildiğini savunduklarını dile getirir… (M. İslamoğlu Meal Açıklaması) Aşağıdaki tefsir metinlerindeki bazı sahabe ve tabiinlerin görüşlerine bakılabilir. Not: Eğer (خالد - ابد) ’’halid ve ebed’’ birlikte geldiklerinde, anlamları ‘’ebedi ve sonsuz’’ ise, o zaman üzerinde ittifak edilen aşağıdaki hadisi şerife göre ‘’Her kim olursa olsun kendini öldüren, yani intihar eden cehennemde de (فِي نَارِ جَهَنَّمَ خَالِدًا مخلدا فِيهَا أَبَدًا،)’’haliden muhalleden fiha ebeden’’ sonsuza dek hep kendini intihar etmeye devam edecektir.’’ İşte eğer (خَالِدًا مخلدا فِيهَا أَبَدًا)’’ ifadelerinden EBEDİ anlamı çıkarılırsa, o zaman ‘’ Bir mü’min ne kadar büyük günahlar işlemiş olursa olsun cezasını çektikten sonra cehennemden çıkıp yine cennete girecektir’’ şeklindeki İslam inancı tamamen kökünden yıkılmış olur. Çünkü o zaman bu hadis rivayetine göre intihar eden mümin ilelebet/sonsuza dek cehennemde kalacaktır. Oysa islam inancına göre cezasını çektikten sonra hiçbir mümin cehennemde kalmaz. Demek ki, Kur’an’da cehennem ve azapla ilgili bulunan (خالدا - أبدا) ’ haliden ve ebeden’’ gibi ifadeler ‘’ebedi, sürekli veya sonsuz’’ gibi anlamlarda değildir. İkisi birlikte gelirse uzun süre veya Allah’ın dilediği vakte kadar ya da cezaları bitene kadar orada kalırlar şeklinde anlaşılıyor. İşte hem bu ve Nebe- 23. ayetlerden hem de intihar edenle ilgili üzerinde ittifak edilen hadisi şeriften anlaşılıyor ki cehennem ve onun azabı ilelebet değildir. ((الله اعلم .وفيها وجوه:... السادس: إلا ما شاء ربك من كل من دخل النار من موحد ومشرك أن يخرجه منها إذا شاء، قاله ابن عباس. ( النكت والعيون - تفسير الماوردي) . الثاني: أنه استثناءٌ من الزمان الدالِّ عليه قوله: "خالدين فيها ما دامَتِ السماواتُ والأرضُ" والمعنى: إلا الزمان الذي شاءه اللَّه فلا يُخَلَّدون فيها. ( الدر المصون – السمين الحلبي) وقد أشار لهذا ابن كثير بقوله: يعني أن دوامهم ليس أمراً واجباً بذاته، بل موكول إلى مشيئته تعالى.( محاسن التأويل - القاسمي). ﴿إن ربك فعال لما يريد﴾ أي أنه تعالى إذا أراد أن يرحم الكفار وينهي مدة عذابهم رحمة منه أو إذا أراد أن يطفئ النار ويغلق أبواب جهنم فليس هناك ما يحول دون ذلك فهذا من الأفعال المتعلقة بمحض الإرادة والتي لم يقيد الله ذاته العلية في أمرها بشيء... (تفسير الخطيب - المكي)..(هل عقاب الله في الآخرة لا نهاية له ) وأخرج ابن المنذر ، عن الحسن قال : قال عمر رضي الله عنه لو لبث أهل النار في النار كقدر رمل عالج لكان لهم يوم على ذلك يخرجون فيه . وأخرج إسحاق بن راهويه عن أبي هريرة قال : سيأتي على جهنم يوم لا يبقى فيها أحد: وقال ابن مسعود ليأتين عليها زمان تخفق أبوابها . وأخرج ابن جرير ، عن الشعبي قال : جهنم أسرع الدارين عمرانا وأسرعهما خرابا (الدر المنثور - جلال الدين السيوطي- تفسير الطبري) و إلا ما شاء ربك استثناء من الأزمان التي عمها الظرف في قوله : ما دامت أي إلا الأزمان التي شاء الله فيها عدم خلودهم ، (التحرير والتنوير ) ان ربك فعال لما يريد فكل ما أراد فعله واقتضته حكمته فعله، تبارك وتعالى، لا يرده أحد عن مراده (تفسير السعدي) - وقال بعض السلف إن النار لها أمد ولها نهاية بعد ما يمضي عليها آلاف السنين والأحقاب الكثيرة وأنهم يموتون أو يخرجون منها فقد ذكر الله في شأن الذين شقوا وأدخلوا النار: أنهم خالدون فيها ما دامت السموات والأرض، إلا ما شاء ربك. فكان هذا الاستثناء مبينا أن أمر الخلود الأبدي معلق بالمشيئة الإلهية. وأكد هذا بقوله تعالى: {إِنَّ رَبَّكَ فَعَّالٌ لِمَا يُرِيدُ}، هو خالق الخلق، ومالك الملك، وصاحب الإرادة المطلقة، فإذا أراد شيئا، لم يمنعه مانع، ولم يقف في وجهه شيء، وخصوصا إذا كان هذا الأمر، مما تقتضيه رحمته التي سبقت غضبه، والتي وسعت كل شيء، والتي بها سمي أرحم الراحمين...وهذا مذهب الإمامين الكبيرين: شيخ الإسلام ابن تيمية، وتلميذه الإمام ابن القيم، الذي دونه في كتابين معروفين له، أولهما: (حادي الأرواح إلى بلاد الأفراح)، والثاني: (شفاء العليل في مسائل القضاء والقدر والحكمة والتعليل). وأذكر مما قاله في هذا المقام: (خلاصة ما ذكره ابن القيم في المسألة (تفسير سورة النبأ - 3 | موقع الشيخ يوسف القرضاوي) {فَأَمَّا ٱلَّذِينَ شَقُواْ...} عاماً في الكَفَرَةِ والعُصَاةِ، ويكون ٱلاستثناء من {خَـٰلِدِينَ}، وهذا قولُ قتادة وجماعةٍ.( الجواهر الحسان في تفسير القرآن) قال ابن الخطيب: قال قوم: إنَّ عذاب الكفَّار منقطعٌ، وله نهاية، واحتجُّوا بالقرآن والمعقول، أما القرآنُ فبآيات منها تلك الايات ، والاستدلالُ بها من وجهين الخ :.وهذا قول عمر بن الخطاب - رضي الله عنه – وعبدالله بن عمر بن العاص- وعبد الله بن مسعود وأبي هريرة وأنس بن مالك - رضي الله عنهم – وأبو سعيد الخدري وابن عباس - وذهب إليه الحسنُ البصريُّ وحمَّادُ بنُ سلمة والشعبي وأبو مجلز واسحاق بن راخوية وبه قال عليُّ بن طلحة وجماعة من المفسِّرين، رواه عنهم ابنُ تيمية (تفسير اللباب في علوم الكتاب – ابن عادل) دل العقل والنقل والفطرة على أن الرب تعالى حكيم رحيم - والحكمة والرحمة تأبيان بقاء هذه النفوس في العذاب أبد الآباد، الخ ... رَوَى البخاريُّ ومُسْلِمٌ في صَحِيحَيْهِمَا عَنْ رَسُولِ اللهِ صلى الله عليه وسلم أنهُ قالَ: " مَنْ قَتَلَ نَفْسَهُ بِحَدِيدَةٍ فَحَدِيدَتُهُ فِي يَدِهِ يَتَوَجَّأُ بِهَا فِي بَطْنِهِ فِي نَارِ جَهَنَّمَ خَالِدًا مخلدا فِيهَا أَبَدًا، وَمَنْ شَرِبَ سَمًّا فَقَتَلَ نَفْسَهُ فَهُوَ يَتَحَسَّاهُ فِي نَارِ جَهَنَّمَ خَالِدًا مُخَلَّدًا فِيهَا أَبَدًا، وَمَنْ تَرَدَّى مِنْ جَبَلٍ فَقَتَلَ نَفْسَهُ فَهُوَ يَتَرَدَّى فِي نَارِ جَهَنَّمَ خَالِدًا مُخَلَّدًا فِيهَا أَبَد -- الحديث أخرجه مسلم (109)، وأخرجه البخاري في "كتاب الطب" (5778)، وأخرجه الترمذي في "كتاب الطب" "باب ما جاء فيمن يقتل نفسه بسم أو غيره" حديث (2044)، وأخرجه النسائي في "كتاب الجنائز" "باب ترك الصلاة على من قتل نفسه" حديث (الخلاصة : يفهم من هذا الحديث المتفق عليه أن كلمتي الخالد والابد في القران ليستا بمعني الابدية واللا نهاية (والله اعلم)  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Rabbinin dilediği süre gökler ve yer var oldukça, onlarda ateşin içinde sürekli kalacaklar. Senin Rabbin dilediğini yapandır
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Yerler, gökler durdukça onlar da orada kalacaklardır. Meğer ki senin çalabın başka türlü dileye. Çünkü senin çalabın her ne dilerse onu yapıcıdır.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Orada göklerin ve yerin devamı müddetince [³] daim kalırlar. Meğer ki Rabbinin dilediği olsun [⁴]. Çünkü Rabbin bu hususta dilediğini yapar.
[3] Onların dünyada durdukları müddetçe. Bu halde azapları kesilir veya alt üst bulundukça.[4] Cehennem azabından hariç bırakmak istesin veya başka bir azaba giriftar etsin.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
Onlar, yer ve gök durdukça orada sürekli kalırlar.³⁷ Ancak Rabbinin dilemesi hariç. Muhakkak ki Rabbin dilediği her şeyi yapar.
37 “Gökler ve yer durdukça” tabiri Taberî’nin de dediği gibi, “sonu gelmeyen süre” anlamında olup Arapçada sürekliliği ifade eden mecazi bir tabirdir. Yoksa buradan kıyamet kopmayacağı anlamı çıkarmak çok yanlıştır. Kur’an’ın birçok ayetinde kıyametin kopacağı, yer ve göğün yıkılacağı beyan edilmektedir.  
Kadri Çelik
swap_vert close
Elbette Rabbin dilemesi dışında gökler ve yer durdukça, onda temelli kalıcılardır. Rabbin şüphesiz her istediğini yapar.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Hem de, âhiret âlemindeki gökler ve yer durduğu sürece, ebediyen o ateşin içinde kalacaklar; ancak Rabb’inin dilemesi hariç! Şüphesiz Rabb’in, sonsuz bilgisi, hikmeti ve kudretiyle dilediği hükmü verir, dilediğini dilediği şekilde yapar.
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Yer ve Gökler devam ettikçe, senin rabbinin dilediği dışında, orada sürekli kalacaklardır. Senin rabbin, ne isterse mutlaka yapandır.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Onlar, gökler ve yer durduğu sürece orada kalacaklardır. [2] Yani Rabb'in aksini istemediği sürece. Çünkü senin Rabbin istediğini mutlaka yapacaktır.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Rabbinin dilediğinden başka herkes gökler ve yer durdukça ateşte ebedî kalacaklardır. Çünkü Rabbin istediğini hakkıyla yapandır. Rabbinin dilediğinin önüne kimse geçemez. Bu nedenle Rabbinin cehennemle cezalandırdığı kimseyi cehennemden şefaat ederek kurtaramaz. Hiçbir yaratılmışın böyle bir hakkı yoktur. Ne Resullerin, ne âlimlerin, ne erenlerin, ne evliyaların ne de uydurdukları ilahların! Ve Rabbin haksızlık yaparak inananlara karşı inkâr edenleri cehennemden kurtararak zulüm etmez! Onlar nasıl böyle düşünebiliyorlar? Rabbinizin cehennem ateşinden uzak tutacakları; Rabbine inanan, yasalarına harfiyen uyarak yeryüzünde yaşayan, Rabbinin verdiklerini ihtiyaç sahipleriyle paylaşan, yeryüzünden zulmün haksızlık kaldırılması için mücadele verenlerdir. Bu gerçeği anlamıyorlar mı?
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Rabbinin dilemesi hariç, gökler ve yer durdukça [*] orada [ebedî] kalacaklardır. Şüphesiz ki Rabbin istediğini yapandır. [*]
Hem bu ayette hem de bir sonraki ayette yer alan “gökler ve yer durduğu sürece” ifadesi İbrâhîm 14:48 gereği mahşerde de göklerin ve yerin bulunacağını göstermektedir.,Benzer mesajlar: Bakara 2:253; Âl-i İmrân 3:40, 47; Mâide 5:1; İbrâhîm 14:27; Hacc 22:14, 18; Burûc 85:16.  
Mehmet Türk
swap_vert close
Onlar, Rabbinin dilemesi dışında¹ gökler ve yer devam ettiği müddetçe,² orada sürekli kalacaklardır. Şüphesiz Rabbin dilediği her şeyi yapar.
1 Yani eğer; Rabbin dilerse cehennemde ebedî kalmayanlar veya daha başka şekilde azap edilecek olanlar bulunabilir. Buradan bazı kâfir sevicilerin anladığı ve arzuladığı gibi kâfirlerin cehennemden çıkabileceklerini anlamak doğru değildir. Bu ifâdeler Allah’ın gücünün sınırsızlığına işaret etmektedir. Zîrâ Allah, verdiği sözden asla caymaz.2 “Gökler ve yer devam ettiği müddetçe, orada sürekli kalacaklardır.” İfadesinde bir vakit tayini yok mudur, şu halde bu söz diğer âyetlerdeki ebedî kaydına aykırı değil midir? gibisinden bazı münakaşalar vardır. Ancak bu “gökler ve yer durdukça” deyimi Arapçada “yıldız ışıdıkça”, “gece gündüz karşılıklı sürüp gittikçe”, “denizde su oldukça” ve bizim dilimizde “dünya durdukça” gibi ebediyetten kinaye olarak kullanıldığı için burada bir zaman sınırlaması söz konusu değildir. Ayrıca buradaki gökler ve yerden maksat, bu yer ve bu gök ler değil, “Yerin başka bir yere, göklerin de (başka göklere) dönüştürüldüğü gün” (İbrahim: 48) âyetinde de ifade edilen; “âhiretin gökleri ve yeri” demektir. Bu gökler ve yer de aynen âhiret gibi sonsuz olacaktır. Nitekim bu ayetin başında ve bir sonraki ayette geçen (خَالِد۪ينَ) ifadesi ve sonundaki (غَيْرَ مَجْذُوذٍ ) “ardı arkası kesilmeyen” ifadeleri bu sürekliliğin kesintisiz olacağını açıkça ortaya koymaktadır. Fakat bu sonsuzluğun, Allah’ın zatına mahsus olan ebediliğe benzer bir ebediyyet şeklinde düşünülmemesi gerekir. Zira Allah’ın ebediliği zatından, cennet ve cehennemdekilerin ebediliği Allah tarafından verilen bir sonsuzluktur.  
Muhammed Esed
swap_vert close
(Ve) Rabbin aksini dilemedikçe, gökler ve yer yerinde durduğu sürece orada kalacaklar: ¹³⁴ çünkü, dilediğini yapan (Allah’)tır, senin Rabbin.
134 Yani, Allah durdurmadıkça ya da ertelemedikçe (karş. 6:128’in son paragrafı ve ilgili 114. not; ayrıca 40:12 hk. 10. not). “Gökler ve yer yerinde durdukça” ifadesine gelince; bu söz, Kıyamet Günü’yle aynı anlama gelen Son Gün gelip çatınca bildiğimiz dünyanın da sona ereceğini işaret eden pek çok Kur’ânî ifadenin varlığı sebebiyle, klasik müfessirlerden çoğunu yorum zorluğuna sürüklemiştir. Ne var ki, Taberî’nin bu ayet hakkındaki yorumunda belirttiği gibi, eski Arapça’da “gökler ve yer yerinde durdukça” tabirinin ya da “gece ile gündüz peş peşe geldikçe” tabirinin “sonu gelmeyen süre” ya da “sonsuz” (ebed) anlamına mecaz olarak kullanıldığını hatırlarsak bu ifade problem olmaktan çıkacaktır. Ayrıca bkz. 20:105-107 ve ilgili 90. not; keza, 14:48 hk. 63. not.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Rabbin aksini dilemezse, gökler ve yer durdukça onlar orada kalacaklar. Şüphesiz senin Rabbin, dilediğini yapandır. 23/99...118, 43/74...78
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Rabbin aksini tercih etmedikçe, gökler ve yer orada durduğu sürece onlar da orada kalmayı sürdürecekler:[¹⁸⁰²] Unutma ki senin Rabbin tercih ettiği her şeyi yaratabilen tek öznedir.
[1802] Bu ve buna benzeyen En’âm 128, Hûd 106-108, Nebe’ 23 gibi âyetlerden yola çıkan bazı otoriteler, cehennem azabının uzun süre devam ettikten sonra sona ereceği görüşüne varmışlardır. Sahabeden Hz. Ömer, Abdullah b. Mes’ud, Ebu Hüreyre, Ebu Said el-Hudrî ve daha başkaları; ikinci nesilden Abd b. Humeyd, İshak b. Rahaveyhî, Hasan el-Basri, Hammad b. Seleme gibi otoriteler de aynı görüştedirler (İbn Kayyım, Hadi’l-Ervâh ilâ biladi’l—Efrâh, Dımaşk, 1419, s. 490-491). İbn Hacer, Fethu’l-Bârî’de Hz. Ömer’in şu sözünü nakleder: “Cehennemdekiler çöldeki kum taneleri kadar çok olsa da, gün gelecek hepsi de oradan çıkarılacaklar.” Taberî (ö. 310/922) de aynı görüşü işler (Tefsir). Cennet ve Cehennem konusundaki en çaplı eserlerden birine imza atmış olan İbn Kayyım el-Cevziyye (ö. 751/1350) bu görüşü hocası İbn Teymiyye (727/1328) ve daha başkalarından nakleder (ay). Yukarıdakilere ilaveten sahabeden Hz. Ali, İbn Abbas, Abdullah b. Amr, Cabir b. Abdullah, tâbiinden Şa’bi, mutasavvıf Mevlana Celaleddin er-Rumi (672/1273), İbnu’l-Vezir (840/1436), çağdaşlarımızdan Musa Carullah ve İsmail Hakkı İzmirli de aynı görüştedir (Y. Ş. Yavuz, DİA, Azap md. IV, 305; B. Topaloğlu, DİA, Cehennem md. VII, 231-232). Taberî, bu âyetin tefsirinde yukarıda adı geçen sahabilerin ve tâbiin otoritelerinin içerisinde huld (Bkz: 2:39, not 69) ve ebed geçen tüm âyetlerin bu âyetle tahsis edildiğini savunduklarını dile getirir. Âlemin sonsuzluğu düşüncesini başta Gazzali olmak üzere hemen tüm İslâm kelamcıları küfür olarak görmüşlerdir. Âyete dönecek olursak: bu âyetin gaybî birer hakikat olan cennet ve cehennemin sonsuzluk-sonluluk tartışmalarıyla doğrudan bir ilgisi olmasa gerektir. Verili âlemde en uzun ömürlü nesneler yer ve göklerdir. İnsan tasavvurunun lâyıkıyla algılamaktan âciz olduğu âhiret hayatının uzunluğu, insanın bilip tanıdığı en uzun ömürlü nesneler üzerinden anlatılmaktadır. Elbette Allah en doğrusunu bilir.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
-Rabbinin diledikleri dışında- gökler ve yer durdukça onlar orada sonsuza dek kalacaklardır, çünkü Rabbin dilediğini yapandır. (Dilerse cehennemin bir tabakasından alır başka bir tabakasını koyar, dilerse cehennemden alır cennetine sokar)
Osman Fırat
swap_vert close
Gökler ve yer durdukça orada sürekli kalacaklardır. Meğer rabbinin dilemesi başka. Şüphesiz Rabbin, istediğini yapandır.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
(Onlar) Orada gökler ve yer devam ettikçe ebedî surette duruculardır. Rabbinin dilediği müddet müstesna. Şüphe yok ki, senin Rabbin dilediğini bihakkın işleyicidir.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Senin Rabbinin dilemesi hariç, gökler ve yer durdukça, orada ebedî kalacaklardır. Çünkü Rabbin dilediğini yapar. [6, 128; 14, 48]
Bu âyette cehennemliklerin cezası hakkında “Rabbin dilediğini yapar”, 108. âyette cennetlikler hakkında ise “kesintisi olmayan ihsan” buyurulmasından bazı âlimler cennetin ebedî, cehennem azabının ise sonlu olacağı neticesini çıkarmak istemişlerdir. Rabbü’l-âlemin ne dilerse onu yapar, kimse onun iradesini sınırlayamaz. Fakat O, genellikle bildiriyor ki âhiret âleminin devamını ve o devam süresinde de azgınların ateşte ebedî kalmalarını dilemiştir.  
Süleyman Ateş
swap_vert close
Gökler ve yer durdukça orada sürekli kalacaklardır. Meğer Rabbin, çıkmalarını dilemiş olsun. Çünkü Rabbin, istediğini yapandır.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Orada onlardan, rabbinin dilediğinden başkası, gökler ve yer dâim oldukca ve ebedî kalırlar. Tahkîk rabbin dilediğini işleyicidir.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Gökler ve yer durdukça onlar da orada kalacaklardır. Rabbinin çıkaracakları başka[*]. Rabbin ne dilerse onu yapar.
[*] İbrahim 14/48, Araf 7/46,  
Şaban Piriş
swap_vert close
Rabbinin dilemesi dışında, gökler ve yer durdukça onlar da ateşte daimidirler. Şüphesiz Rabbin, dilediğini yapandır.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Gökler ve yer durdukça onlar da orada sürekli kalırlar—Rabbinin dilemesi müstesna. Şüphesiz ki Rabbin dilediğini yapar.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Rabbinin dilemesi hariç, gökler ve yer durdukça onlar orada hep kalacaklardır. Rabbin, dilediğini öyle bir yerine getirir ki!...
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
ebed ķalıcılarken anuñ içinde mādām kim oldı gökler daħı yir illā ol kim diledi çalabuñ. bayıķ çalabun işleyicidür anı kim diler.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Ebedī ḳalurlar anda, durduġınca gökler‐ile yirler illā Tañrı Ta‘ālā diledügikimseler. Seni yaradan Tañrı diledügi nesneyi işleyicidür.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Rəbbinin istədiyi (tövhid və iman əhli) istisna olmaqla, onlar orada əbədi–göylər və yer durduqca qalacaqlar. Həqiqətən, Rəbbin istədiyini edəndir. (Günahkar mö’minlər kafirlərdən fərqli olaraq bir müddət Cəhənnəmdə qalıb günahları təmizlənəndən sonra Allahın iznilə Cənnətə daxil ediləcəklər).
M. Pickthall (English)
swap_vert close
Abiding there so long as the heavens and the earth endure save for that which thy Lord willeth. Lo! thy Lord is Doer of what He will.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
They will dwell therein(1608) for all the time that the heavens and the earth endure, except as thy Lord willeth: for thy Lord is the (sure) accomplisher of what He planneth.
1608 Khalidin: This is the word which is usually translated "dwell forever" or "dwell for aye". Here it is definitely connected with two conditions, viz: (1) as long as the heavens and the earth endure, and (2) except as Allah wills. Some Muslim theologians deduce from this the conclusion that the penalties referred to are not eternal, because the heavens and the earth as we see them are not eternal, and the punishments for the deeds of a life that will end should not be such as will never end. The majority of Muslim theologians reject this view. They hold that the heavens and the earth here referred to are not those we see now, but others that will be eternal. They agree that Allah's Will is unlimited in scope and power, but that it has willed that the rewards and punishments of the Day of Judgement will be eternal. This is not the place to enter into this tremendous controversy.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
خَالِد۪ينَ
ebedi ka- lıcıdırlar
ف۪يهَا
orada
مَا دَامَتِ
devam ettikçe
السَّمٰوَاتُ
gökler
وَالْاَرْضُ
ve yer
اِلَّا
an- cak
مَا
o şey ki
شَٓاءَ
diledi
رَبُّكَۜ
Rabbin
اِنَّ
muhak-kak
رَبَّكَ
Rabbin
فَعَّالٌ
Fââl'dır
لِمَا
o şe- yi ki
يُر۪يدُ
diler
(Onlar) Gökler ve yer durdukça orada ebedi kalacaklardır. Ancak Rabbinin dilemesi müstesna. Muhakkak ki senin Rabbin Fââl'dır (her anda hükmünü icra edendir), dilediği her şeyi yapandır.
خَالِدٌ
Etken fiil
خ ل د
Ebedi kalıcı, devamlı kalıcı, ölümsüz
فِى
Bulunma hâl eki
فِى
İçinde, -de, -da
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
دَامَ
Fiil-I
د و م
Devam etti, bulunduğu müddetçe
سَمَٓاء
İsim
س م و
Gök, sema
اَرْض
İsim
ا ر ض
Yeryüzü, yer, arz, toprak, yurt
اِلَّا
Edat
اِلَّا
Ancak, sadece, başka, hariç, dışında, yalnız
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
شَاءَ
Fiil-I
ش ي ا
Diledi, istedi
رَبّ
İsim
ر ب ب
Rabb (Allah'ın esması, ismidir. Rahmetiyle terbiye eden demektir), efendi
اِنّ
Edat
اِنّ
Şüphesiz, kesinlikle, muhakkak, elbette, gerçekten, zira, çünkü, doğrusu, daima. Cümledeki bilgiyi pekiştirmek için kullanılır.
رَبّ
İsim
ر ب ب
Rabb (Allah'ın esması, ismidir. Rahmetiyle terbiye eden demektir), efendi
فَعَّال
Etken fiil
ف ع ل
Fââl (Allah'ın ismi, esmasıdır. Her anda hükmünü icra eden demektir)
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
اَرَادَ
Fiil-IV
ر و د
Murâd etti, istedi, diledi