O gün (o ahiret ve hesap günü) gelince, O’nun (o zatım olan Allah’ın) izni olmadan hiçbir kimse (kalkıp da mazeret belirtmek amacıyla kendiliğinden) konuşamaz (ancak izin verildikten sonra konuşabilir). O gün onlardan (insanlardan) kimi (dünyada yaptıkları zulüm ve kötülükler nedeniyle) mutsuz, kimi de (dünyada yaptıkları iyilikler nedeniyle) mutludur. *
(*) Bu ifade ahiret günü ilâhî mahkemede kişinin kendisini savunma hakkının olmadığına değil, Allah’ın mutlak otoritesine bir atıftır. Her insana kesinlikle savunma hakkı tanınacaktır (16:84, 111; 55:39; 77:36). Sâd 59-64, suçluların kendi aralarındaki tartışmalarını dile getirir. (M. İslamoğlu Meal Açıklaması) Yani izin verilmeden önce peygamberler dâhil hiçbir kimse kendiliğinden konuşamaz, ama izin verildikten sonra konuşur. Bu nedenle konuşma ve savunma hakkı herkese tanınır. Ama o gün dünya gibi değildir, kimse ne yalan yere mazeret ileri sürebilir ve ne de yalan yere kendini savunabilir. Çünkü o gün her insanla görevli yazıcı melekleri dâhil bütün azaları lehte veya aleyhte şahitlik ederler. Ayrıca o gün insan dünyada yaptıklarına göre ya mutlu veya mutsuz olur.