Hâlbuki (biz) onlara (hak ettiklerinin dışında ceza vererek) zulmetmedik ve lâkin (onlar inkâr, isyan ve azgınlıklarıyla) kendi nefislerine zulmettiler (yazık ettiler); artık Rabbinin emri gelince, Allah’ın yanı sıra (kendisine) yalvarmakta oldukları ilâhları kendilerine hiçbir fayda vermedi. Onlara zarar vermekten başka bir şey de artırmadılar. *
(*) İşte bütün insanlara İbret olsun diye kıssaları anlatılan önceki peygamberlerin kavimlerini Cenâb-ı Hak, isyan, zulüm ve azgınlıkta ileri gitmeleri sebebiyle çeşitli felaketlerle helâk etmiştir. Bunlardan bazılarının iz ve kalıntıları zamanımıza kadar ulaşmıştır. Âd ve Semûd kavminin yurtlarındaki kalıntılar; Mısır’daki piramit ve heykeller gibi. Bugün bile insanlar oraları ziyaret edip ibret almaktadırlar. Bazılarının ise izleri bile silinmiş, hasat edilmiş ekin gibi yok olup gitmişlerdir. Hz. Lût ve Hz. Nûh kavimlerinin beldeleri gibi. Onların bu şekilde helâk edilmeleri, tamâmen kendi yaptıkları her türlü zulüm ve kötülükler sebebiyledir. Yoksa Allah onlara herhangi bir haksızlık yapmış değildir. Başlarına Allah’ın azabı geldiği zaman, Allah’ın yanı sıra kendilerine yalvarmış oldukları (kendileri ile Allah arasına koymuş oldukları) kimseler (aracılar) veya nesneeler ise onlara hiçbir fayda sağlayamamış ve başlarına gelen felaketten hiçbir şeyi de engelleyememişlerdir.