Ve sana yakin gelinceye kadar Rabbine ibadet et.
(Allah-u Teala bu ayette ibadeti, marifet ve yakine erişme vesilesi olarak saymıştır. Bu ayet-i mübarekede yer alan yakin kelimesi, lügavi (sözlükte yer aldığı) anlamda kullanılmıştır ve eğer bir rivayette yakin, ölüm olarak tefsir edilmişse, bu tatbik ve uyarlama babındandır; yakinin anlamını tefsir etme babından değil. Yakinin ölüm anlamını ifade etmesinin sebebi de, o durumda tabiat âleminin karanlık perdelerinin kenara çekilmesi ve berzahi keskin görüşlerin hakikatlerin yüzünü seyretmesi hasebiyledir. Bu açıdan bütün şüpheler ortadan kalkmıştır ve bütün bu şüphelerin yerini yakin almıştır. Dolayısıyla ayette yer alan, “hatta” kelimesi de son ve nihayeti ifade etmemektedir. O halde, bu ayetin anlamı yakine ulaşmanın, ibadetin nihayeti ve sonu olduğu anlamında değildir. Öyle ki, “Eğer bir kimse yakine ulaşacak olursa ibadeti terk edebilir” demek kesinlikle doğru değildir. Aksine maksat şudur ki, ibadetin faydalarından biri de yakindir. Yakini elde etmek ise ibadet ve kulluk dışında mümkün değildir. Yani, “İbadet et ki yakine erişesin” şeklindedir. Örneğin eğer, “Merdivenin basamaklarından yukarı çık ki o yüksek dala erişesin” dendiği zaman, bunun anlamı, “O dala erişir erişmez, merdiveni terk et” demek değildir. Zira merdiveni terk etmek, insanın kesin düşüşüne ve helak oluşuna neden olacaktır. O halde ayet-i kerimenin anlamı şudur ki yakin, ibadet merdiveninin basamakları üzerine dayalıdır. Dolayısıyla da bu yükseliş aracından el çekmek, insanı helaket ve düşüş vadisine sürükler.)