close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Hicr Sûresi 9. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
İnnâ nahnu nezzelnâ-żżikra ve-innâ lehu lehâfizûn(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Şüphe yok ki Kur'an'ı biz indirdik ve şüphe yok ki onu mutlaka koruyacağız.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Hiç şüphesiz, Zikri (Kur’an-ı Kerim’i) Biz indirdik, Biz; ve elbette (kıyamete kadar) Onu (bu kutsal metni değiştirilmekten ve dejenere edilmekten koruyup aynen) muhafaza edicileri de Biziz.
[Not: Londra’da bir müzede bulunan ve Miladi 650 yıllarına -yani Peygamber Efendimizden hemen sonrasına ve Sahabenin hayatta olduğu sıralara- ait olduğu saptanan el yazması bir Mushaf’la, şu anda elimizdeki Kur’an nüshalarının arasında hiçbir çelişki ve değişiklik bulunmadığı gerçeğinin tespit edilmesi, Kur’an’ın orijinal metninin Allah’ın özel muhafazası ile günümüze kadar nasıl geldiğinin ve kıyamete kadar nasıl devam edeceğinin ispatı yerindedir ve bu açık bir mucizedir. Ancak orijinal lafzının aynen muhafaza edileceği bildirilen Kur’an ayetlerinin, mana ve mesajlarının din simsarı Bel’amlar tarafından çarpıtılıp dejenere edilmemesine bir garanti verilmemiştir.]  
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Şüphe yok ki, Kur'ân'ı biz indirdik ve şüphe yok ki, O'nu her türlü bozulmadan da biz koruyup muhafaza edeceğiz.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Okunması ibadet olan övünç kaynağı Kur'ân'ı kesinlikle bölüm bölüm biz indirdik biz. Elbette zayi olmaması için tedbirler aldırıp onu biz koruyoruz.
bk. Kur’ân-ı Kerim, 5/67;  
Ahmet Varol
swap_vert close
Şüphesiz zikri (Kur'an'ı) biz indirdik ve onun koruyucuları da elbette biziz.
Ali Bulaç
swap_vert close
Hiç şüphesiz, zikri (Kur'an'ı) biz indirdik biz; onun koruyucuları da gerçekten biziz.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Hiç şüphe yok ki, Kur'ân'ı biz indirdik ve muhakkak ki onu, tahrif ile tebdîlden (değişikliğe uğramaktan) biz koruyacağız.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Şüphesiz zikri (dinî mesajları) Biz indirdik, onu koruyacak da Biziz.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Kur'ân'ı kesinlikle biz indirdik; elbette onu yine biz koruyacağız.[250]
[250] Kur’ân’ın korunması hakkında geniş bilgi için bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, X, 294-296.  
Besim Atalay
swap_vert close
Kur'anı biz indirdik, yine onu, herhalde biz saklarız
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Bu Kur'an'ı gerçekten biz indirdik ve onu koruyacak olan da biziz.
Bkz. 2/23Kur’an’ın zamana ve şartlara bağlı olarak tedrici bir şekilde nüzulü, kalplere ve kafalara oturması ve inananların imanını güçlendirmesi (Enfal, 8/2) bakımından büyük önem arz etmektedir. Hz. Muhammed’in karşıtları, Kur’an’ın bir defada değil de parça parça inmesinden dolayı ilahi kaynaklı olmayacağını ileri sürmüşlerdi (Furkan, 25/32). Kur’an’ın Allah tarafından korunacak olması; Kur’an metninin tahrifattan, ilave ve kısaltmalardan uzak tutulacağı anlamına gelmektedir. Yani Allah, imanlarıyla iradelerini güçlendireceği mü’min kullarının samimi gayretleriyle Kitabını hayata yayacak ve onu tahrif edilmekten koruyacaktır.  
Cemil Said
swap_vert close
Size âyât gönderdik ânları muhâfaza ideceğiz.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Doğrusu Kitap'ı Biz indirdik, onun koruyucusu elbette Biziz.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Şüphesiz o Zikr’i (Kur’an’ı) biz indirdik biz! Onun koruyucusu da elbette biziz.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Kesin olarak bilesiniz ki bu kitabı kuşkusuz biz indirdik ve onu mutlaka koruyan da yine biziz.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Kur'an'ı kesinlikle biz indirdik; elbette onu yine biz koruyacağız.  
 Bu âyet açıkça göstermektedir ki, Kur’an-ı Kerim Allah’ın koruması altındadır ve kaybolmaksızın, en ufak bir tahrife uğramaksızın kıyamete kadar aslını muhafaza edecektir.  
Edip Yüksel
swap_vert close
Kuşkusuz zikri (mesajı) biz, evet biz indirdik ve onu koruyacak da elbette yine biziz.
Kuran, içiçe geçmeli mükemmel bir kodlama sistemiyle korunmuştur. Koruma görevinin insanlar tarafından değil, Tanrı tarafından gerçekleştirileceği vurguyla bildirilir. Örnekler için bak 9:127. "Üzerinde 19 Var" adlı kitabımızda Kuran'ın matematiksel mucizesinin örneklerini ve bu konuda geniş bir tartışmayı bulabilirsiniz. Ayrıca bak 41:41-42; 9:127.  
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Hiç şüphe yok ki, Kur'ân'ı biz indirdik, elbette onu yine biz koruyacağız.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Şüphe yok o zikri biz indirdik biz, her halde biz onu muhafaza da edeceğiz
Emrah Demiryent
swap_vert close
Şüphesiz ki o zikri (Kur’ân’ı) biz vahyettik ve onu (her türlü tahrifattan) koruyacak olan da elbette biziz.
Allah Teâlâ hikmetine binâen; Tevrât, Zebûr, İncîl ve diğer sahîfeleri koruyacağına, onların tahrif edilmeyeceğine dair bir vaatte bulunmamıştır. Bu koruma vaadi sadece Kur’ân-ı Kerîm için verilmiştir.  
Erhan Aktaş
swap_vert close
Zikri¹ Biz indirdik ve kesinlikle onun koruyucusu da Biziz.²
1- İnsanlığa Öğüt olan Kur'an'ı. 2- Birçok ayette; Allah'a atfen “Biz”, “Biziz” çoğul zamirleri kullanılmaktadır. Kur'an'daki “Biz/Biziz” zamirleri çokluğu değil, “yüceliği”, “gücü”, “büyüklüğü” ifade etmektedir. Biz çoğul zamirinin kullanıldığı hiçbir ayette Allah'ın zatı söz konusu edilmemektedir. Allah'ın zatından söz eden ayetlerin tamamında “ene”, “inni” (ben, beni/bana) zamirleri gibi tekil şahıs zamirleri kullanılmaktadır. “Biz” zamiri ise, Allah'ın yaptıklarına veya yapacaklarına yönelik ayetlerde, Allah'ın gücünün, üstünlüğün ve büyüklüğün ifadesi olarak yer almaktadır. Bütün dillerinde, gücü ve yönetimi elinde bulunduran erk, otorite kendi gücünden ve üstünlüğünden söz eden ifadelerde, açıklama ve buyruklarda “biz” zamirini kullanmaktadır.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Kur'ânı biz indirdik, biz. Onun koruyucuları da, şübhesiz ki, biziz.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Muhakkak ki o Zikr'i (Kur'ân'ı) biz indirdik ve muhakkak onu koruyucu olanlar da elbette biziz!(3)
(3)“Kur’ân’ın i‘câzı (mu‘cize oluşu) tahrîfine bir seddir (bozulmasına mâni‘ olur). Evet, mâdem Kur’ân mu‘cizedir, beşer (insan) onun taklîdini yapamaz. Âyetleri, başka kelâmlarla (sözlerle) tebdîl edilmek(değiştirilmek) sûretiyle tahrif ve tağyîri (kasden başka şekle sokulması) mümkün değildir. Çünki müfessirler(Kur’ân’ı tefsîr edenler), müellifler (eser yazanlar), mütercimler (tercüme yapanlar) muharref (bozulmuş)üslûblarını ve kisvelerini (ifâde tarzlarını) âyâtın (âyetlerin) kisvesiyle iltibâs ettiremezler (karıştıramazlar). Âyetlerde i‘câz damgası vardır. O damganın altında olmayan kelâmlar âyet addedilemez.” (Mesnevî-i Nûriye, Habâb, 80)  
İhsan Aktaş
swap_vert close
Hiç şüphesiz, zikri (vahyi, Kur’an-ı) Biz indirdik biz ve elbette (kıyamete kadar) Onu (o kutsal metni değiştirilmekten, ilave ve eksiltmelerden, nesih, ilga ve tahrif edilmekten koruyup aynen) muhafaza edicileri de biziz. *
(*) Zikir kelimesi, sûrenin ilk ayetinde geçen ve ikisi de özellikle Hz. Peygamber’in muhatap olduğu ilâhî vahiy için kullanılan Kur’an ve kitabı ifade etmektedir. Bu sebeple burada zikir kelimesini vahiy diye çevirmeyi uygun bulduk. Yukarıda 6. ayette müşrikler alaylı bir ifadeyle, Hz. Muhammed’e vahiy diye bir şey gelmediğini ima etmişler ve onun bir cinlenmiş olduğunu, dolayısıyla vahiy dediği sözlerin Allah’tan değil cinlerden geldiğini veya söylediklerinin hakikatle ilgisi bulunmayan deli saçması olduğunu ileri sürmüşlerdi. İşte burada “Kesin olarak bilesiniz ki bu vahyi kuşkusuz biz indirdik ve onu mutlaka koruyan da yine biziz” buyurularak onların bu iddiası açıkça reddedilmektedir. Şu halde burada “zikir” den maksat vahiy, korumadan maksat da vahiy sürecinde ayetlerin ilâhî olma özelliğini bozacak şekildeki herhangi bir dış etkiden vahyin korunmasıdır. Böylece-bağlamı da dikkate alındığında– ayette esas itibariyle müşriklerin vahye yönelik itirazları reddedilmekte, vahyin Allah’tan geldiği ve ona asla herhangi bir ilâvenin söz konusu olmadığı ve olamayacağı bildirilmektedir… Buna göre daha önceki kutsal kitapların maruz kaldığı ve genellikle tahrif terimiyle ifade edilen eksilme, değişme, bozulma, kaybolma gibi haller Kur’an’ın başına gelmeyecek; Kur’an, Peygamber’e geldiği şekliyle kıyamete kadar varlığını ve orijinalitesini koruyacaktır. Çünkü Kur’an’ı resulüne indiren Allah, onu koruyacağını da vaad etmiştir ve O’nun vaadi haktır, kesindir. Nitekim yazılı kültürün yaygın bulunmadığı bir ortamda gelmiş olmasına rağmen, Allah’tan geldiği ve yazıya geçirildiği şekliyle korunabilmiş tek kutsal metin Kur’an’dır…(Kaynak: Kur’an Yolu Tefsiri Cilt: 3 Sayfa: 335-337) Önceden haber verilmiş olan bu olgu, Kur’an metninin, Hz. Peygamber tarafından tebliğ edildiği miladî yedinci yüzyıldan beri her türlü tahrifattan, ilave ve kısaltmadan uzak kalmış olması gerçeğiyle, hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak biçimde kuvvetle doğrulanmıştır: hangi türden olursa olsun, bu kadar uzun bir süre benzer biçimde korunan başka bir kitap örneği yoktur. Belirli bazı Kur’an’i kelimelerle ilgili olarak ilk dönemlerden intikal eden ve klasik müfessirler tarafından yeri geldikçe zaman zaman işaret edilen okuma (kıraat) değişiklikleri, fonetik işaret ya da seslendirme farklılıklarından öteye gitmemekte ve kural olarak ilgili bölümün anlamında herhangi bir değişikliğe yol açmamaktadır. (M. Esed Meali- Hicr- 10. Ayet Açıklaması) Özetle, bugün dünyanın her tarafında en yaygın bir kitap/ eser/ olan Kur’an, bırakın bir ayet veya bir kelime, bir harf farkı bile olmaksızın on dört asırdan beri bütün orijinal metniyle (ayetleri) korunmuş olması bunun en açık bir göstergesidir. İşte Kur’an tamamıyla korundu, ama hadisler için bunu söylemek mümkün değildir. Çünkü her inen Kur’an ayetleri Hz. Peygamberin talimatı ve gözetimi altında hemen kitap hâlinde yazılıp kayıt altına alınıyordu, böylece yüce Allah’ın vaadi ile Kur’an korunmuş ve hiçbir değişikliğe uğramadan tevatür yoluyla bize intikal etmiştir. Ama Hz. Peygamberin hadisleri ve sünneti için bunları söylemek asla mümkün değildir. Çünkü Hz. Peygamberin kendi hadislerinin ve sünnetinin yazılıp kayıt altına alınmasına müsaade etmediği gibi, Kur’an’dan başka kendisinden yazılan her şeyin imha edilmesini de emrediyordu. Hâlbuki isteseydi vahiy kâtiplerini oluşturduğu gibi hadis kâtiplerini de oluşturarak kendi hadislerini de yazdırıp kayıt altına almak suretiyle koruyabilirdi. Ama bunu yapmadı, çünkü yüce Allah’ın dini Kur’an’la tamamlanmıştır ve dinin bütün hükümlerini Kur’an’dan çıkarmak mümkündür. Zaten dinin hüküm ve kurallarını koyan sadece yüce Allah’tır. (ولايشرك في حكمه احدا) ’’Kehf-26’’ O, hüküm /dini kurallar/ konusunda hiçbir kimeseyi kendine ortak yapmaz’’ ve (ان الحكم الا لله) ‘’Yusuf-40’’ Hüküm koymak sadece Allah’a aittir’’ gibi ayetlerle bu konu kapanmıştır. Resulün görevi ise, vahiy yoluyla yüce Allah’tan aldığı mesajları insanlara tebliğ etmek, duyurmak ve uygulamasını sağlamaktır. İşte Allah Resulü kendi hadislerini de yazdırıp kayıt altına almadığı için hadislerinden çok az bir kısımı/mütevatir/ hariç diğerleri hiç korunamadı, bilakis Hz. Peygamber adına onbinlerce hadis uyduruldu. Hadis âlimleri tarafından yapılan araştırmaya göre sika ve mütevatir hadis sayıları şöyledir: Ebu Hanife’ye göre-16 veya 18 tanedir. Bazı âlimlere göre ise mütevatir hadis sayısı 30’ dur, bazılarına göre 80’dir, bazılarına göre (İmam Suyutı gibi) 100 hadistir, bazılarına göre ise, 110 veya 120 tane vardır. Bu nedenle mevcut hadislerin %99’u haberi vahittir. Haberi Vahid ise zanni olup hüccet ve delil olamaz. Zaten genel anlamda Kur’an (ان الظن لايغني من الحق شيأ ) Şüphesiz ki zan (zanni haber), gerçeklik bakımından hiçbir şey ifade etmez. ‘’Yunus-36’’ İşte Hz. Peygamberin vefatından yaklaşık 250 sene sonra şu anki hadis kitaplarındaki rivayetler kulaktan dolma aktarmalarla piyasadan derlenmeye çalışılmış olup hangisi sahih, hangisi yanlış olduğu tespit edilip kanıtlanamadan mevcut kitaplara yazılmıştır. Bu yüzden bakıyoruz ki, mevcut hadis kitaplarında Kur’an’a, yüce Allah’ın adaletine, sınırsız merhametine, onun sıfatlarına, akla, mantığa, bilime, gerçek tarihi olaylara ve Hz. Peygamberin Kur’an’a uygun sünnetine/yaşam tarzına uymayan ve aykırı olan nice hadisler vardır. Bunları uyduranlar Hz. Peygamberin peygamberliğine gölge düşürmek, İslamı ve onun tek kaynağı Kur’an’ı bu uydurma hadislerle gerçek amacından saptırmak, İslam dinini de diğer dinler gibi gerçeğinden tahrif edip yozlaştırmak istemişlerdir. Ve hatta öyle bir durum almıştır ki, bugünün müslümanları hadis adı altında Hz. peygambere uydurulmuş olan rivayetleri Kur’an’dan üstün tutuyor, onlara inanıyor ve her konuda Kur’an’ı onlara uyarlıyorlar. Hatta o uydurma hadislerle Kur’an ayetlerini nesih ediyor ve haşa (neuzubillah) ‘’Sünnet Kur’an’a hâkimdir, onun hükmünü kaldırabilir, onu nesih edebilir, ama Kur’an sünnete hâkim değildir vs.’’şeklinde Kur’an’ı yok sayma anlamına gelen fetvaları vardır. Onlara göre sünnet Kur’an’a ters olsa da doğru olan sünnettir, çünkü sünnet onun tefsiridir, bu nedenle onu alırız diyorlar. Bunu söyleyenler de yüce Allah hidayet etsin söz de âlimlerdir, ama bunlar hem kendileri sapmışlar hem de onlara inanan Müslümanları da saptırmışlardır. İşte maalesef hadis uyduranlar Müslümanları Allah’ın kitabı olan Kur’an’ı Kerim’den saptırıp amaçlarına böyle ulaşmışlardır. Ayrıca hadislerin %99’u Zanni Haber olduğuna ve Mütevatir Hadislerin sayısı da çok az olduğuna dair aşağıdaki Arapça metinlerine bkz: ( الإمام السيوطي في كتابه ) الزهار المتناثرة ( جمع فقط ما يزيد على 100 حديث متواتر،،، وبعض العلماء المدققين قالوا بأن المتواتر لا يزيد على 30 (ثلاثين) حديثا لاغير،،،وهذا يعني أن كل ماليس بمتواتر فهو آحاد،،، ومن المعلوم أن ثبوت احاديث الآحاد ظني حتى لو كان متفقا عليه في الصحيحين،،، فيبقى ثبوت مثل هذه الحاديث غير قطعي ول جازم،،،النتيجة أن 99 % أحاديث ظنية: #رابع ا : وعلى هذا فلو أخذنا على العدد المتوسط من المتواتر وهو حوالي 100 ( حديث على رأي المام السيوطي في كتابه )الزهار المتناثرة في الحاديث المتواترة ( مقارنة بما ورد من الحاديث كلها دون المكرر وهي زهاء ( 11000 ( كما مر معنا قبل قليل،،، يتبين لدينا أن نسبة المتواتر من الحديث ل تجاوز 1% فقط وأن نسبة الحاديث الآحاد الظنية حوالي 99 ( المرجع : ) نسبة ( الأحاديث المتواترة،،،، والأحاديث الآحاد (%،،،، فالدين تام وكامل بالقرآن من قبل أن يتوفي رسول الله عبيه الصلاة والسلام،، فواجبنا العمل بما صح من الحديث إذا لم يعارض القرآن أو يعارض صريح العقل، وما سوى ذلك فهو مردود على من رواه والله ورسوله بريئان منه وإن كان راويه البخاري ومسلم،،، )الصحيحان،،، بين التقديس والتصنيم( اذا كان النبي قد أذِن ور خص في كتابة الحديث، فلماذا لم يفهم الصحابة كلهم ذلك ؟؟؟!! بل العكس هو الصحيح، كلهم كانوا ينهون عن كتابة الأحاديث،،، وراجعوا إن شئتم جامع بيان العلم للعلامة ابن عبد البر لتجدوا عشرات الروايات عن كبار الصحابة كلهم ينهون بشدة عن كتابة الأحاديث،،،)شبهة الإذن بكتابة الأحاديث،،،( الأحاديث المتواترة هي تلك المروية عن عدد كبير من الرواة بحيث يستحيل اجتماعهم على الكذب، ول يزيد عددها عن 110 حديث، بينما الأعداد الغالبة هي أحاديث الآحاد وهى أحاديث مشكوك في ثبوتها ول تصل حد اليقين، ومع ذلك فإن الكثير من الأحكام في المذهب السلفي يتم الستناد فيها إلى أحاديث الآحاد ... (ويقول بعض أأمة الضلالة : السنة قاضية علي القران وليس القران بقاض علي السنة ) وليس هذالاعتقاد الا كفر بالقران الكريم . ،  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Zikri (Kur’an’ı) biz indirdik ve elbetteki onu koruyacak olanda biziz.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
İşte Kur’an’ı Biz bildirdik. Ne olursa olsun onu koruyacak olan da yine Biziz.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Kur/an/ı inzal eden biziz, biz onu her halde saklayacağız.
İsmail Yakıt
swap_vert close
Muhakkak ki Kur’an’ı [zikr] Biz indirdik. Onun koruyucusu da elbette Biz’iz.³
3 Krş. Mâide, 5/48. Allah Kur’an’ı koruduğu gibi, Kur’an’la beraber onun içinde belirtilen eski kitaptaki hükümleri de korumuştur. Yani Allah gönderdiği bütün vahiyleri Kur’an’ı korumakla korumaktadır.  
Kadri Çelik
swap_vert close
Hiç şüphesiz zikri (Kur'an'ı) biz indirdik ve onun koruyucuları da gerçekten biziz.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Şunu iyi bilin ki, bu zikri, yani Kur’an’ı indiren Biziz ve onu her türlü tahrifâttan, ilave ve eksiltmelerden koruyacak olan da, elbette yine Biziz!Buna rağmen inkârlarından vazgeçmeyecek olurlarsa, üzülme ey Peygamber ve ey Müslüman!
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Zikr’i gerçekten biz indirdik; onu elbette biz korumaktayız.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Bu Söylevi / Kuran’ı ise biz indirdik, onu koruyacak olan da biziz...
Mehmet Çoban
swap_vert close
Levhi Mahfuzdan gönderilen ayetlerin sana ulaşıncaya kadar başına bir şey mi geldiğini sanıyorlar? Yoksa vahiy getiren elçimize şeytanlar musallat etmiştir mi diyorlar? Yoksa ayetler şeytanlar tarafından değiştirilmiş mi diyorlar? Unutma ki; vahiylerimiz sana ulaşıncaya kadar tarafımızdan koruma altına alınmıştır. Hiçbir güç vahiylerin muhafaza edildiği korunaklı yere, vahyi alıp sana getiren elçimize, sana gönderdiğimiz vahye ulaşamaz, zarar veremez, keyfine göre değiştiremez. Unutma vahyi sana emrimizle biz gönderiyoruz. Bu nedenle de vahyimizin sana ulaşması bizim korumamız altındadır.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
[Zikr]i (Kur’an’ı) indiren şüphesiz ki biziz, biz; elbette onu koruyucular da biziz. [*]
Bu ayet vahyin ilahî korumada olduğunu ve başına herhangi bir şey gelmeyeceğini garanti etmektedir.  
Mehmet Türk
swap_vert close
Şüphesiz zikir (olan Kur’an’ı) kesinlikle Biz indirdik ve elbette onu (her türlü tehlikeden) yine, Biz koruyacağız.¹
1 Allah’ın Kur’an’ı koruması: a- Allah’ın, insanları Kur’an’a ilave ve eksiltme yapma işinden âciz bırakması, b- Allah’ın hiç kimseye Kur’an’a saldırabilecek güç vermemesi c- Allah’ın Kur’an’ı Müslümanlar arasında yayıp, hafız kullarını bununla görevlendirmesi ve daha bizim bilemeyeceğimiz nice yöntemler yaratması şekillerinde olabilir.  
Muhammed Esed
swap_vert close
Kimsenin kuşkusu olmasın ki, bu uyarıcı/hatırlatıcı mesajı, ⁹ ayet ayet Biz indirdik: ve yine kimsenin kuşkusu olmasın ki, [bütün tahriflerden] onu yine Biz koruyacağız. ¹⁰
9 Yani, Kur’an’ı. Nezzelnâ fiilinin gramatik yapısı, Zemahşerî’nin 2:23’e ilişkin yorumunda belirtmiş olduğu gibi, Kitâb’ın bir zaman süresi içerisinde tedrîcen (“adım adım” ya da “ayet ayet”) vahyedildiğini îma etmektedir (bkz. bizim 2:23 ile ilgili 14. notumuzun son cümlesi).10 Önceden haber verilmiş olan bu olgu, Kur’an metninin, Hz. Peygamber tarafından tebliğ edildiği miladî yedinci yüzyıldan beri her türlü tahrifattan, ilave ve kısaltmadan uzak kalmış olması gerçeğiyle, hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak biçimde kuvvetle doğrulanmıştır: hangi türden olursa olsun, bu kadar uzun bir süre benzer biçimde korunan başka bir kitap örneği yoktur. Belirli bazı Kur’ânî kelimelerle ilgili olarak ilk dönemlerden intikal eden ve klasik müfessirler tarafından yeri geldikçe zaman zaman işaret edilen okuma (kıraat) değişiklikleri, fonetik işaret ya da seslendirme farklılıklarından öteye gitmemekte ve kural olarak ilgili bölümün anlamında herhangi bir değişikliğe yol açmamaktadır. (Ayrıca bkz. 85:22’ye dair, levh-i mahfûz terimini açıklayan 11. not.)  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Şüphesiz bu zikri/Kuran’ı biz indirdik.1 Onu koruyacak olan da elbette biziz.2, 117/105, 27/6, 45/2, 218/27, 41/42
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Elbette bu uyarıcı mesajı kaynağından indiren Biziz; onun koruyucuları da kesinlikle yine Biz olacağız, Biz![²⁰²⁸]
[2028] “Onu”daki zamirin, Kur’an yerine, Hz. Nebi’ye döndüğünü söyleyenler de olmuştur. Bunlar Ferra ve İbnu’l-Enbari’dir (Râzi). Bu takdirde ilâhi koruma garantisi kapsamına Kur’an değil Allah Rasûlü girmiş olur. Bu bir problemdir. Zira âyetin Nebi ile ilgili olan bağlamı bunu desteklerken, cümlenin dilsel yapısı aynı oranda bunu desteklemez. Fakat bu görüşte olan Ferra ve İbnu’l-Enbâri, Arap dilinde “imam” denecek kadar uzman iki isimdir. Zemahşerî, bu âyetin vahyin parça parça inişine yönelik kuşkuları da nefyettiğini söyler. Bizce tenzili bu vurguya hasretmek doğru değildir. Tenzil, vahyin kaynağına nisbet edildiğinde kullanıldığı formdur (Bkz: 12:2, not 3). Bu yananlamı “kaynağından” kelimesiyle çeviriye yansıttık. Zaten İbn Abbas vahyin korunmasını vahyin kaynağından hedefine ulaşmasıyla sınırlandırır. Kur’an hedefine ulaştıktan sonra binlerce, onbinlerce, yüzbinlerce şahidin elinde, dilinde, hafızasında ve kalbinde korunarak nesilden nesile aktarılmıştır. Hz. Osman dönemine ait olduğu iddia edilen, fakat uzmanların 1. yüzyılın ikinci yarısına tarihlendirdiği en az bir nüsha bugüne kadar gelmiştir. Ceylan derisi üzerine yazılmış olan, hareke ve nokta bulunmayan eksik Taşkent nüshası da, kadim nüshalardan biridir. Dünyada Kur’an’ın elde bulunan tüm ilk nüshaları arasındaki farklar, hiçbiri de anlamın çatısını değiştirmeyen hareke, ses ve kıraat farklarından öteye gitmez. Hâfızûnun çoğul gelmesi, innâ (biz) zamirine ittibâandır. Bu “Biz” zamiri, Allah’ın vahyi koruma görevini yarattıklarının kimilerine tevdi etmesi olarak anlaşılacağı gibi, O’nun insan bilincinde kişileştirilmesinin önüne geçmek için de olabilir. Aynı âyette farklı zamirlerin kullanılmasının sebebi de budur (Msl: 17:8).  
Orhan Kuntman
swap_vert close
Hiç şüphe yok ki, Kur'an'ı biz indirdik ve kuşkusuz onun koruyucuları da biziz.
Osman Fırat
swap_vert close
O Zikri (Kur’an’ı) biz indirdik biz ve O’nun koruyucusu da elbette biziz!
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Şüphe yok ki, o Kur'an'ı Biz indirdik Biz. Ve muhakkak ki, onun için muhafız olanlar da Bizleriz.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Hiç şüphe yok ki o zikri, Kur'ân'ı Biz indirdik, onu koruyacak olan da Biz'iz. [5, 67]
Kur’ân mesajı öyle dikkatli, titiz bir şekilde korunmuştur ki bugün dünyanın her tarafında en yaygın kitap olan bu eser, bir harf farkı olmaksızın binlerce yıldan beri okunmaktadır. Matbaa, kaydetme, ulaşım imkânlarına rağmen yirminci asırda yaşamış ünlü şahısların eserlerinde bile farklılıklar bulunması, bu işin başlı başına mûcize olduğunu gösterir.  
Süleyman Ateş
swap_vert close
O Zikri (Kitap)ı biz indirdik biz; ve O'nun koruyucusu da elbette biziz!
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Biz Kur'ân'ı indirdik ve onı hıfz idiciyiz.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
O Zikri (Kitabı) sana Biz indirdik Biz. Onu koruyacak olan da Biziz.
Şaban Piriş
swap_vert close
Kur'an'ı şüphesiz biz indirdik. O'nu koruyacak olan da şüphesiz biziz.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Kur'ân'ı indiren Biziz; onu Biz koruyacağız.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Hiç kuşkusuz, o zikiri/Kur'an'ı biz indirdik, biz; her hal ve şartta onu muhakkak koruyacak olan da biziz.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
bayıķ biz indürdük ķur’ān’ı daħı bayıķ biz anı śaķlayıcılaruz.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Bayıḳ biz indürdük Ḳur’ānı. Bayıḳ biz anı ṣaḳlayıcılaruz.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Şübhəsiz ki, Qur’anı Biz nazil etdik və sözsüz ki, Biz də onu (hər cür təhrif və təbdildən; artırıb-əskiltmədən) qoruyub saxlayacağıq!”
M. Pickthall (English)
swap_vert close
Lo! We, even We, reveal the Reminder, and lo! We verily are it's Guardian.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
We have, without doubt, sent down the Message; and We will assuredly guard it (from corruption).(1944)
1944 The purity of the text of the Qur'an through fourteen centuries is a foretaste of the eternal care with which Allah's Truth is guarded through all ages. All corruptions, inventions, and accretions pass away, but Allah's Pure and Holy Truth will never suffer eclipse even though the whole world mocked at it and was bent on destroying it. (R).  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
اِنَّا
muhak-kak Biz
نَحْنُ
Biz
نَزَّلْنَا
indirdik
الذِّكْرَ
zikri
وَاِنَّا
ve muhak-kak Biz
لَهُ
onu
لَحَافِظُونَ
elbet koru- yucu olanız
Muhakkak ki (insanlar için bir öğüt ve hatırlatma olan bu) Zikri Biz indirdik ve muhakkak ki onu yine Biz koruyacağız.
اِنّ
Edat
اِنّ
Şüphesiz, kesinlikle, muhakkak, elbette, gerçekten, zira, çünkü, doğrusu, daima. Cümledeki bilgiyi pekiştirmek için kullanılır.
نَحْنُ
Zamir
نَحْنُ
Biz
نَزَّلَ
Fiil-II
ن ز ل
İndirdi
ذِكْر
İsim fiil
ذ ك ر
Zikir, anma, söz, hatıra, hatırlama, zikr (Kur'ân)
اِنّ
Edat
اِنّ
Şüphesiz, kesinlikle, muhakkak, elbette, gerçekten, zira, çünkü, doğrusu, daima. Cümledeki bilgiyi pekiştirmek için kullanılır.
لَهُ
Zamir
لَهُ
Onun, ona
حَافِظ
Etken fiil
ح ف ظ
Muhafaza eden, muhafaza edici, koruyucu, muhafız