close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Hicr Sûresi 87. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Velekad âteynâke seb’an mine-lmeśânî velkur-âne-l’azîm(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Andolsun ki biz sana, tekrarlanan yedi ayeti ve pek büyük olan Kur'an'ı verdik.
Tekrarlanan yedi âyet, 1. sûre olan Fâtiha'dır. Hz. Ali (a.s), İbn-i Abbas Hasen, Ebül-Aliye, Said-ibn-i Cübeyr, İbrahim, Mücahid ve Katade'den böyle rivayet edildiği gibi İmam Muhammed-ül-Bakır'la İmam Ca'fer-üs-Sadık (a.s)'tan da böyle rivayet edilmiştir. Kur’an'ın ilk uzun yedi sûresidir, çünkü bu sûrelerdeki haberler ve ibretler, tekrarlanmıştır diyenler olduğu gibi bütün Kur’an'dır diyenler de vardır (Mecma, 2, 36-37).  
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
(Ey Resulüm ve ümmeti!) Andolsun, Sana (huzur ve şuurla) tekrarlanan yediyi (namazların her rekâtında tekraren okunan ve Kur’an’ın özeti sayılan Fatiha-i Şerifi) ve Yüce Kur’an-ı Azim’i verdik.
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Ve gerçek şu ki: Biz sık sık tekrarlanan ayetlerden oluşan, yedili bir sûre olan Fatiha'yı ve pek büyük Kur'ân'ı sana verdik.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Andolsun ki, biz sana namazda tekrar tekrar okunan yedi âyeti, Fâtiha'yı, birbirini takviye eden yedi büyük sûreyi, tekrarlanarak anlatılan yedi konuyu, yedi şekilde ifade edilen âyetleri, yedi büyük lütfu ve yüce, azametli Kur'ân'ı verdik.
Ahmet Varol
swap_vert close
Andolsun sana ikişerlerden yediyi [4] ve Büyük Kur'an'ı verdik.
4.Burada neyin kastedildiği konusunda değişik açıklamalarda bulunulmuştur. Yaygın olan görüşe göre bu ifadeyle Fatiha suresi kastedilmektedir.  
Ali Bulaç
swap_vert close
Andolsun, sana çiftlerden yediyi ve büyük Kur'an'ı verdik.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Andolsun ki, biz, sana, (her namazda) okunup tekrarlanan yedi âyeti (Fâtiha sûresini) ve şu büyük Kur'ân'ı verdik.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Andolsun! Biz sana yedi ikili (*) ile büyük Kur’anı verdik.
(*) 14 asır hâkimiyet, Fatiha’nın yedi ayeti veya ikili bir sisteme dayalı olan Kur’an.  
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Andolsun ki biz sana tekrarlanan yedi âyeti ve yüce Kur'ân'ı verdik.[263]
[263] Mesânî kavramı hakkında geniş bilgi için bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, X, 407-408.  
Besim Atalay
swap_vert close
Biz de sana, tekrarlanan yedi âyetle, ulu Kur'anı verdik
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Gerçekten sana sürekli tekrarlanan yedi ayeti ve yüce Kur'an'ı verdik.
“Seb’ul Mesânî” ifadesi, “yedi” anlamına gelen “seb’” kelimesiyle “katlanmak, tekrarlanmak, takviye edilmek, iki katını almak…” anlamındaki “mesnâ” kelimesinin çoğulu olan “mesâni” den oluşmuştur. Ağırlıklı olarak tercih edilen görüş, bu ifadenin Fatiha suresini işaret ettiği yönündedir. Ancak âyetin bütünlüğünde değerlendirirsek “Seb’i Mesânî (yedi defa tekrarlanan)” ifadesi ile Fâtiha suresi kastedilmiş olsaydı, bu ayette “seb-i mesâni”nin Kur’an’ın önünde değil, arkasında gelmesi gerekirdi. Zira Fâtiha Kur’an’ın sadece bir bölümüdür, bölüm bütünün önünde değil, arkasında olur. Bu ifadeden; Hz. Peygambere, Kur'an'la birlikte verilmiş, şahsı ile ilgili, kendisini başarıya götüren nimetler kastedilmiş olabilir. “Sana seb'ül mesânî'yi ve Kur'an-ı indirdik” demiyor, “verdik” diyor. Bundan da anlaşılıyor ki; “(Ey Peygamber!) Biz, sana Kevser’i (iyilik, bereket, mutluluk, güzellik gibi bol nimet) verdik.” (Kevser 108/1) âyetinde olduğu gibi Kur’an’ın dışında Hz. Peygambere bazı özel nimetler verilmiştir. Bunların ne olduğuyla alakalı olarak “Hurufi Mukattaa” da olduğu gibi kesin bir şey söylemek doğru olmaz. Ayrıca belirtmek gerekir ki; Kur’an incelendiğinde diğer bazı sayılarda olduğu gibi yedi sayısının da farklı bir konumda olduğu göze çarpmaktadır. Örneğin; yedi kat sema (Bakara 2/29), yedi gün oruç (Bakara 2/196), yedi başak (Bakara 2/261), yedi zayıf inek yedi semiz inek (Yusuf 12/43), yedi yeşil başak yedi kuru başak (Yusuf 12/43), yedi sene ekin ekip biçmek (Yusuf 12/47), yedi yıl kıtlık ve yedi yıl bolluk (Yusuf 12/48), cehennemin yedi kapısı/tabakası (Hicr 15/44), yedi yol (Müminun 23/17), yedi deniz ((Lokman 31/27), yedi kat gökle yedi yer (Talak 65/12), fırtınanın yedi gece devamı (Hakka 69/7) sapasağlam yedi gök (Nebe 78/12). Yedi rakamı bunların bazılarında bilgi amacıyla verilmiş olsa da bazılarında mübalağa için kullanıldığı görülmektedir. Dolayısıyla bu ayette Hz. Peygambere Kur’an’la birlikte verilen her ne ise onun büyüklüğü, güzelliği, bereketi ve etkisi hatırlatılarak moral ve motivasyon desteği verilmektedir.  
Cemil Said
swap_vert close
Muttasıl tekrârı lâzımgelen yedi sureyi de Kur’ân-ı ’azîm ile berâber sana virdik.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
And olsun ki, sana daima tekrarlanan yedi ayetli Fatiha'yı ve Kuran-ı Azim'i verdik.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Andolsun, biz sana tekrarlanan yedi âyeti[301] ve büyük Kur’an’ı verdik.
Tefsir bilginleri, âyette geçen “tekrarlanan yedi âyet”in, Fâtiha sûresi, yahut Kur’an’ın yedi uzun sûresi olduğunu söylemişlerdir.  
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Kuşkusuz sana tekrar tekrar okunandan (âyetlerden) yedisini ve yüce Kur’an’ı verdik.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Andolsun ki, biz sana tekrarlanan yedi âyeti ve yüce Kur'an'ı verdik.  
 Resûlullah’dan rivayet edilen bir hadise göre bu yedi âyet, namazların her rek’atında tekrar edilen Fâtiha sûresi’dir.  
Edip Yüksel
swap_vert close
Biz sana yedi çifti ve büyük Kuran'ı verdik.
Sure başlarında 14 (7x2) ayrı harf kombinezonları olup onların sayısal (ebced) değerlerinin toplamı Muhammed peygamberin izleyicilerine verilmiş olan 1709 kameri yılı verir. Hicri 1710 (miladi 2280) tarihinin dünyanın sonu olduğuna dair ilginç işaretler içerir Kuran. Kuşkusuz, Allah daha iyi bilir.  
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Andolsun ki, biz sana tekrarlanan yedi âyeti (Fatihayı) ve yüce Kur'ân'ı verdik.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Celâlim hakkı için sana «sebul mesani»yi ve Kur'anı azımi verdik
Emrah Demiryent
swap_vert close
Kasem olsun ki, biz sana tekrarlanan yedi âyeti (Fâtiha’yı) ve yüce Kur’ân’ı verdik.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Ant olsun ki sana seb'an¹ mine'l- mesânî² ve yüce Kur'an'ı verdik.
1- Yedi. 2- İkişerliler, ikililer. Seb'an mine'l mesânî, “ikililerden veya ikişerlilerden yedi” demektir. Çevirilerde bu tabire, “Fatiha süresi” veya “yedi büyük/uzun sure” anlamı verilmektedir. Bu doğru değildir. Ayette zaten yüce Kur'an anılmaktadır. Bu tabirle, Nebimize, Kur'an'la birlikte verilmiş, şahsı ile ilgili, kendisini başarıya götüren nimetler kast edilmiş olabilir. Bir sonraki ayetten de bu açıkça anlaşılmaktadır. Onlara verilenlerle Nebimize verilenler karşılaştırılmaktadır.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Andolsun ki biz sana (namazın her rek'atında) tekrarlanan yedi (âyet-i kerîme) yi ve şu büyük Kur'ânı verdik.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Celâlim hakkı için, sana (namazın her rek'atında) tekrarlanan yedi (âyeti,Fâtiha)yı ve yüce Kur'ân'ı verdik.
İhsan Aktaş
swap_vert close
(Ey Resulüm!) Gerçekten de biz sana (hidayet, nübüvvet, rahmet, sevgi, şefkat, ülfet ve sekine gibi) nice (manevi) nimetleri ve (hem senin, hem de bütün insanlık için bir hidayet rehberi olan) yüce Kur’an’ı verdik. *
(*) Yani burada yüce Allah, hem müşriklerin inkârları, alayları ve eziyetleri karşısında çok müteessir olan elçisini teselli etmek ve rahatlatmak için ona birçok manevi nimetler verdiğini hatırlatıyor, hem de bazılarına vermiş olduğu geçici dünya malına, servetine tenezzül edip göz dikmemesi hususunda öğüt veriyor. Buradaki seb’ ifadesi de çokluktan ibare olabilir. Bu nedenle kanaatımizce bu ayetin tefsir ve meali bu şekilde olması daha doğru ve isabetlidir. Bunun bazı gerekçeleri şöyle olabilir;1-Ayette geçen ((سبعا من المثاني ’seb’an minel mesani’’ne yedi ayetli Fatiha sûresi ne de başka yedi uzun süreler olabilir. Çünkü zaten (والقران العظيم)’’vel-kur’an’el azim’’ yani‘’sana yüce Kur’an’ı verdik’’cümlesindeki ‘’Kur’an’’ ifadesi hem Fatiha sûresini hem de diğer uzun sûreleri kapsamaktadır, zira bunlar Kur’an’ın birer parçasıdır, yani, Ona yüce Kur’an’ı vermekle, Kur’an’ın birer parçası olan fatiha ve diğer uzun sûreleri de zaten vermiş olduğu anlaşılmaktadır. Yoksa geleneksel tefsirlerde geçtiği gibi bundan maksat Fatiha veya yedi uzun süreler olduğunu iddia edersek, ayetin verdiği mesajda tekrar gibi bir durumun söz konusu olması kaçınılmaz olur. Ki, bu da bir anlatım bozukluğuna sebep olmaktadır. Ayrıca Hicr suresinin yedi uzun surelerden seneler önce Mekke döneminde inmiş olması da ‘’sab’en mine-l mesani’’den kasıt yedi uzun sûredir şeklindeki yorumları da geçersiz kılmaktadır. Ayrıca bu konuda birçok yorumlar olduğu gibi, hiçbir ittifak da yoktur. 2- Bu ayetin siyak ve sibakını (yani, bundan önceki 85 ile 88. ayetlerin verdiği mesajları) göz önünde bulundurduğumuzda, (سبعا من المثاني)’’seb’an minel mesani’’den maksat Fatiha veya bazı uzun sürelerin olmadığını, bilakis bununla yüce Allah elçisine birçok lütuflar, manevi nimetler ve insanlığın hidayet rehberi olan Kur’an’ı Kerim gibi yüce bir kitap bahşettiğini görmekteyiz. 3- Metni aşağıya alınan gerek İmam Maverdi’nin (النكت والعيون – للامام الماوردي)’’ en-Nüket vel-Uyun’’ adlı tefsirinde geçen İmam Cafer bin Muhammed es- Sadık’ın görüşüne göre, gerek (اللباب في علوم الكتاب)’’el-Lübab fi Ulumil Kitab’’ adlı tefsirde geçtiğine göre, (سبعا من المثاني)’’seb’an minel mesani’’Hz. peygambere verilen ‘’hidayet, nübüvvet, rahmet, şafkat, sevgi, ülfet, sekinet’’ gibi nice manevi nimetler, lütuflar ve faydalı şeylerdir. Ayrıca buradaki “yedi” sözcüğünün çokluktan kinaye olması da mümkündür. Ancak bu durumda “mesani” sözcüğü“katmerli”yani çok fazla anlamına gelir. Nasıl ki Tevbe-9/80.ayette (إِن تَسْتَغْفِرْ لَهُمْ سَبْعِينَ مَرَّةً)’’in testağfir lehum seb’ine merreten’’ gibi, bir sayı değil, çokluğu ifade ediyorsa, burada da yedi ifadesi kinaye olup çokluğu ifade eder. Çünkü burada da ‘’Allah Resulü, onlara ne kadar istiğfarda yani şefaatte bulunursa bulunsun hiçbir şeyi ifade etmeyecektir’’anlatılmaktadır. İşte buraya kadar anlatılan gerekçeler nedeniyle bu iki tefsirde geçen söz konusu görüş ve yorumun ilgili ayetin siyak ve sibakıyla daha uyumlu olduğu anlaşılmaktadır. Özetle, yüce Allah “seb’an mine’l-mesani” ifadesiyle Duha ve İnşirah sûrelerinde belirtilen lütuflar ve manevi nimetler ile birlikte Hz. Peygambere yol gösterici olarak yüce bir Kur’an’ı verdiğne vurgu yamış olabilir. Yani buradaki ‘’seb’an’’rakamsal bir sayı değil, çokluktan kinaye olabilir. Çünkü Arapçada ve hatta Kur’an’da (السبع – العشر – السبعين – السبعمأة – ألف – وخمسين ألف) Yani yedi, on, yetmiş, yediyüz, bin ve ellibin’’ gibi rakamsal bir sayı olarak değil de, çokluktan kinaye olduğu çok yaygındır. Biz de Hicr-87. ayete bu şekilde meal vermeyi uygun bulduk. (الله اعلم). Ayrıca Hakkı Yılmaz’ın da ‘’Tebyinü’l Kur’an’’ adlı eserinde Hicr suresi-87. ayetle ilgili yaptığı şu tespitleri bize göre de ayetin mesajıyla uyumlu olup doğru ve isabetlidir. İşte söz konusu eserde kısaca şöyle yazılmaktadır. ‘’Peygamberimizi destekleyen ve onu teselli eden bu ayetler, öncelikle onun eğitilmesine yöneliktir. Rabbimiz, elçisinden, kendisine verilen nimetlerin daha hayırlı olması sebebiyle, başkalarında olan mala, mülke, makama, mevkie özenmemesini istemekte, müminlere merhametli davranmasını ve kendisinin sadece bir uyarıcı olduğunu söylemesini buyurmaktadır. Peygamberimize verilen bu mesajın bir benzeri Ta Ha suresinde de vardır: (131) Ve kendilerini imtihan etmek için, basit dünya hayatının süsü olarak, onlardan kimi çiftleri kendileriyle yararlandırdığımız mal, mülk, evlat ve saltanata sakın gözlerini dikme/rağbetle bakma. Ve Rabbinin rızkı daha iyi ve daha süreklidir. Biz, 87. ayette peygamberimize verildiği bildirilen “ikililerden/ ikişerlilerden yedi şey”in, peygamberimizin hayatında var olan yedi negatif/olumsuz hususun yedi pozitif/olumlu hâle dönüşmesi olduğu kanaatindeyiz. Yani, söz konusu ifade, bize göre, Hz. peygamberin yedi “eksi”sinin “artı” yapılmasını ifade etmektedir. Bunların neler olduğunu bulabilmek için yapılacak şey, her zaman olduğu gibi Kur’an’a müracaat etmek olmalıdır. Kur’an’a bakıldığında, peygamberimize verilenlerin bildirildiği üç sûre bize yol göstermektedir. Bunlar Duha, İnşirah ve Kevser sûreleridir. Peygamberimize verilenlerin tümünü “kevser” sözcüğü altında toplayan Kevser Sûresi hariç tutulduğunda, geriye iki sûre kalmaktadır…’’Ayrıca bkz: اللغة العربية لا تستعمل جذر (سبع – عشر – سبعين – سبعمأة – ألف – وخمسين ألف ) في المعنى الشائع وهو الرقم والعدد المعروف فحسب، بل أيضاً في معاني الكثرة والوفرة والتمام والمبالغة والوفاء والنهاية والكمال , يعني وليس المراد حقيقتها بل هي مجازية دالة علي الكثرة والمبالغة في الشئ : المراجع (الدلالة المجازية للأعداد الأصلية في القرآن الكريم) عدد (سبع) في اللغة العربية ليس منحصراً في الرقم أو العدد سبعة فقط، وإنما أيضاً يستعمل في الإشارة الى مطلق الكثرة والزيادة وبلوغ الغاية .. إنه الرقم الأكثر تميّزاً في كتاب الله وقيل: الثنوى. والثناء: ما يذكر في محامد الناس، فيثنى حالا فحالا ذكره، يقال: أثني عليه : المرجع (التفسير الاشتقاقي لجذر الكلمة "ثني")).الخامس: أنه سبع كرامات أكرمه الله بها، أولها الهدى ثم النبوة، ثم الرحمةِ ثم الشفقة ثم المودة ثم الألفة ثم السكينة وضم إليها القرآن العظيم، قاله جعفر بن محمد الصادق رضي الله عنهما (النكت والعيون – للامام الماوردي) وقوله تعالى: {وَلَقَدْ آتَيْنَاكَ سَبْعاً مِّنَ ٱلْمَثَانِي} يحتمل أن يكون سبعاً من الفوائد، وليس في اللفظ ما يدلُّ على التَّعيين (اللباب في علوم الكتاب). والسبع لَا تذكر لذات العدد بسبع، بل تذكر للكثرة .... (زهرة التفاسير) و ( السبع ): يراد بها الكثرة في الآحاد، كالسبعين في العشرات. ...(محاسن التأويل – تفسير القاسمي) فمثلا والمقصود بذكر السبعين فى قوله : ( إِن تَسْتَغْفِرْ لَهُمْ سَبْعِينَ مَرَّةً ) إرادة التكثير ، والمبالغة فى كثرة الاستغفار ، فقد جرت عادة العرب فى أساليبهم على استعمال هذا العدد للتكثير لا للتحديد ، فهو لا مفهوم له (تفسير الوسيط)  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Biz sana, tekrarlanan yediyi ve ulu büyük bir Kur’an verdik.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Ant olsun ki Biz sana yedi tane övme ayetli Fatiha ile ulu Kur’an’ı verdik.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
* Biz sana mükerrer [⁹] yedi âyeti [¹⁰] ve Kur/an-ı âzimi verdik.
[9] Veya senayi müştemil.[10] Fâtiha âyetleri veya yedi uzun sûre veya yedi hamimler.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
(Ey Peygamber!) Gerçekten Biz sana çift anlamlı hakikatten [mesânî]²⁵ yedi ayeti/Fâtiha’yı ve Yüce olan Kur’an’ı verdik.
25 Ayette geçen “mine’l-mesânî” tabirini; iki kutupludan, çift anlamlı olan hakikatten veya anlamda iki vechesi bulunan diye tercüme ediyoruz. Mesânî kelimesi “katlanmış, dürülmüş ikiye kıvrılmış” gibi anlamlara gelir. Bize göre bu, Kur’an’ın iki kutuplu niteliğine bir işaret olduğunu gösterir. Nitekim Razî ve Elmalılı’nın kanaatlerinden biri de budur. Bize göre çift/ iki kutupluluk ayetlerin “lafzî” ve “nassî” adını verdiğimiz anlamlarıdır. Lafzî anlamlar, hitap itibariyle tarihsel yapıda olup o dönemin sorunlarının çözümüne yardım ediyordu. Nassî olan anlam da lafzî/tarihsel anlamın altında yatan anlamdır. Bu da evrensel bir karakter taşıdığı için onu okuyan ve anlayan kişinin içinde yaşadığı çağın sorunlarına getirdiği çözümdür. İşte bu iki vecheye yani iki kutuplu hakikate açık ayetlerden yediyi ve yüce Kur’an’ı sana verdik diyor. Yedi ayetten kasıt, Buhari’ye göre; Hz. Peygamber’in yorumuyla Fâtiha Sûresi’dir. Çünkü namazda her rekatte tekraren okunur (Buhari, Tefsir). Ayrıca bu yedi “Kur’an yedi harf/lehçe üzere indirildi” hadisine dayanarak da yorumlanmıştır (Bkz. Elmalılı Tefsiri). Meâl ve tefsirlerin kahir ekseriyeti “tekrarlanan veya tekrar tekrar okunan yedi ayet” şeklinde Fâtiha Sûresi’ni kastederek çevirmişlerdir. Kur’an’da ayet sayısı yedi olan bir başka sûre de “Mâûn Sûresi”dir. Fatiha kadar tekrar edilmese de sosyal ahlakın, kul hakkının kamu malına riayetin  
Kadri Çelik
swap_vert close
Şüphesiz sana tekrarlanan yediyi (iki defa nazil olan Fatiha suresini) ve azametli Kur'an'ı verdik.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Gerçekten Biz sana, hayatın her cephesini kuşatan; yani insanın bulunduğu her yerde sürekli okunarak ve gündemde tutularak tekrarlanan yedi ayetli Fâtiha sûresini —ki Kur’an’ın anahtarı, özü ve esasıdır— ve Fâtiha’nın açılımı olan şu yüce Kur’an’ı bahşettik. İşte bu, bir kula dünyada verilebilecek en büyük nîmettir. O hâlde, bu nîmetin kıymetini iyi bil; Kur’an’ı terk ederek mal ve servet yığma yarışına giren gâfillere imrenme:
Mahmut Özdemir
swap_vert close
And olsun ki sana Çok Büyük Kur’ân’ı ve İkişerli’den yedi’yi verdik!
Mehmet Çakır
swap_vert close
Biz sana hep tekrarlanan yedi ayet / fatiha yanısıra muhteşem Kuran’ı da verdik.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Sana yolumuzun esaslarını belirten yedi ayet verdik. Ayrıca onlara okuman için kitap gönderdik. Bizim sana verdiklerimiz onların geçici bir süre sahip olduklarından daha iyidir. Yeter ki sen verdiklerimize göre hareket et!
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Biz sana tekrarlanan yedi (mesajı) ve yüce Kur’an’ı verdik. [*]
Bu ayet “Biz sana tekrarlanan yediyi (Fâtiha’yı) ve büyük Kur’an’ı verdik” veya buradaki [vâv] edatı “açıklama” anlamına alınarak “Biz, sana tekrarlanan yedi (ana mesajı) yani yüce Kur’an’ı verdik” şeklinde de tercüme edilebilir.  
Mehmet Türk
swap_vert close
(Ey Muhammed!) Yemin olsun, sana yedi mûcizeyi¹ ve şu büyük Kur’an’ı verdik.
1 Seb’ûl-Mesani: “Tekrarlanan yedi” anlamında Kur’anî bir kavramdır. “Mesânî”, bükülmek, kıvrılmak, katlanmak, tekrar edilmek suretiyle ikilenen, ikişer, ikili, mükerrer, bükülü, büklümlü ve cilveli anlamlarına, “seb’a” ise yedi anlamına gelir. Buradaki (سَبْعاً مِنَ الْمَثَانِي) Hz. Muhammed (a.s.)’a ait yedi mûcizeye işaret olabilir. Ayrıca Kur’an’ın muhtevası olan; emir, nehiy, müjdeler, uyarılar, darb-ı meseller, nimetler, geçmiş ümmetlerin kıssaları da düşünülebilir. Bazıları da bunun tekrar tekrar okunan Fatiha Suresi olduğu kanaatindedir. Rasûlüllah (s.a.v), Ebu Said (r.a)’e Kur’an’daki sürelerin en büyüğünü açıklarken, “O sure Fatiha Suresi’dir ki tekrar olunan yedi âyet (seb’ul-mesani) ve bana verilen Kur’an’dır” buyurmuşlardır. (Buhari, Tirmizi, Nesâi, Muvatta, Ahmed b. Hanbel). Fatiha suresinin diğer bir adı da; “Es-Seb’ul-Mesâni”dir. En doğrusunu ise Allah bilir.  
Muhammed Esed
swap_vert close
VE GERÇEK ŞU Kİ, Biz sana sık sık tekrarlanan [ayetlerden oluşan] yedili [bir sure] bahşettik ve [böylece senin önüne] yüce Kur’an’ı [açıp serdik]: ⁶²
62 Bu sözlerle söylem, surenin başında beyan edilen ve 85. ayette de dolaylı olarak temas edilen temaya; yani, Allah’ın yaratma eyleminin anlam ve amacını henüz fark edemeyen insana ahlakî ve manevî bir rehber olmak üzere ilahî kitabın vahyedilmesi konusuna yeniden dönülmüş oluyor. Hz. Peygamber’in ileri gelen sahâbîlerinden bazıları da dahil, bu hususta söz sahibi şahsiyetlerin çoğunluğuna göre, “çok-tekrarlanan yedili” (ya da “çok-tekrarlanan yedi”) tabiri, Kur’an’ın ilk suresine Muhammed (s)’in kendisi tarafından verilen bir isimdir; aynı sureyi yine Muhammed (s), Kur’an’da vaz‘edilen bütün ahlakî ve metafizik ilkelere işaret ettiği için, “Kitâb’ın Anası” (ummu’l-kitâb) olarak da tanımlamıştır (Buhârî, Kitâbu’t-Tefsîr). Ayrıca bkz. Fâtiha (“Açılış” ya da “Giriş”) suresine ilişkin giriş notumuz.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Andolsun ki, biz sana tekrarlanan yedi ayeti (Fatiha’yı) ve yüce Kuran’ı verdik. 1/1...7
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
DOĞRUSU Biz sana, seb’i mesânî’yi,[²⁰⁷²] yani Yüce Kur’an’ı verdik.
[2072] Veya: “Doğrusu Biz sana Seb’i Mesânî’yi ve Yüce Kur’an’ı verdik.” Tercihimiz vavın beyan atfı vurgusuna dayanmaktadır. Mesânî, “katlanarak, dürülerek, kıvrılarak tekrarlanan şey” anlamına gelir ki tam Türkçesi “kat kat, dürüm dürüm, kıvrım kıvrım, tekrar tekrar” demek olur. Eğer senâ köküne nisbet edilirse “müstesna, biricik, ender” anlamına ulaşılır (İbn Abbas’tan Taberî). İsnâdan bir mim ekleme yoluyla elde edilmiş olabilir ki, bu durumda “müstesna bir övgü kaynağı” anlamına gelir. Mesânî Zümer 23’te Kur’an’ın bir sıfatı olarak geçer. Bu, anlam olarak Kur’an’ın “tek kat” değil, “kat kat” olduğunu ifade edebileceği gibi, Kur’an’ın çift kutuplu niteliğine bir atıf da olabilir (Elmalılı ve Râzî 39:23’ün tefsirinde). Kur’an’ın çift kutuplu niteliğinden kastımız, tez ve antitez, nefy ve isbat, iyi ve kötü, olumlu ve olumsuzu birlikte veren içeriğidir. İman-küfür, insan-şeytan, dünya-âhiret, hak-bâtıl, rahmet-gazap, emir-yasak, müjde-uyarı, sevinç-hüzün hep birlikte dile getirilir. Hatta bazı zıt ve karşıt kavramların sayıları bile aynıdır. Sadece birkaç örnek vermek gerekirse, Kur’an’da erkek-kadın 24’er kez, dünya hayati ile âhiret hayatî karşıtları 115’er kez, melek ile şeytan karşıtları 88’er kez, hayat ve ölüm karşıtları 145’er kez, sadaka vermek ve hoşnut/tatmin kalmak 73’er kez, sihir ve fitne 60’ar kez, zekât ve bereket 32’şer kez zihin/akıl ve nur (ışık) 49’ar kez dil ve hutbe 25’er kez, istek/dilek ve korku 8’er kez, zorluk/engel ve sabır 114’er kez, Muhammed ve Şeriat 4’er kez geçer. Bu âyetin öncesindeki pasajlarda, özellikle de Hz. İbrahim’e gelen müjde ve Lût kavmine gelen gazabı işleyen âyetler bunun en tipik örneğidir. Eğer seb‘anı (yedi) “çeşitli, birden çok” anlamına kinaye olarak düşünürsek, mesânî ile seb‘anın birbirini takviye eden benzer anlamlara geldiği sonucuna varabiliriz. “Kur’an yedi harf üzere indirildi” rivayetindeki “yedi”, bir çoklarınca bu anlamda anlaşılmıştır. Bu durumda âyet “çift kutuplu hakikatlerden çeşit çeşit örnekler ve yüce Kur’an’ı verdik” anlamına yorulur (Elmalılı). Yorumu konusunda Taberî’nin tam 82 rivayet naklettiği bu ibarenin, namazlarda sık sık tekrarlanan ve yedi âyetten oluşan Fâtiha sûresi olduğu yorumu yapılmıştır. Allah Rasûlü’nün bu âyeti tefsiri sadedinde nakledilen rivâyet de bu yöndedir (Buhari, Tefsir 5:222). Fâtiha’nın işlevi, “sık tekrarlanan yedili” anlamıyla uyum içindedir. Çünkü Allah Rasûlü de bu sûreye başka hiçbir sûreye vermediği bir isim vererek onu Ummu-l Kitâb (Kitab’ın Anası) olarak adlandırmıştır. Dahası, onsuz namazın namaz olmayacağını ifade ederek, namazın her rekâtında Fâtiha’yı okumuştur. Bütün bu veriler klasik tefsiri âyette iki ayrı şeyden bahsedildiği sonucuna götürmüştür. Oysa ki bu sonuç varılabilecek tek sonuç değildir. Eğer Seb’an mine’l-mesânî ile el-kur’an el-’azîm arasındaki vav beyan atfı olarak alınırsa tercih ettiğimiz anlam öne çıkacaktır. Şöyle ki: Şayet Seb’i Mesânî ile ikinci bir unsur olan Fâtiha kastedilmiş olsaydı, cümlenin önünde değil sonunda gelmesi gerekirdi. Zira Kur’an bütün, Fâtiha ondan bir parçadır. Parça bütünden sonra gelir. Kaldı ki Kur’an-ı Azîm’e Fâtiha da dahildir. Mesânî’nin geçtiği iki yerden biri olan Zümer 23 de tercihimizi doğrular niteliktedir. Bu durumda Buharî hadisinin şöyle yorumlanması daha doğru olur: “Fâtiha, Kur’an’ın Seb’i Mesânî özelliğini en güzel yansıtan sûresidir.”  
Orhan Kuntman
swap_vert close
(Ey Muhammed) Andolsun ki biz sana tekrarlanan yedi'yi ve şu büyük Kur'an'ı verdik.
(Sen onun sayesinde kuşkusuz İslam'ın temelini attığın gibi, müşriklere galebe sağlayıp hak davetini bütün insanlara duyuracaksın ve teşekkül edecek İslam kervanı senin izinden Kevser ırmağı gibi kıyamete dek akıp gelecektir!)  
Osman Fırat
swap_vert close
Ve biz sana İkililerden yedi ve bu azim Kur’ân’ı verdik.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Zâtı akdesime kasem olsun ki, sana tekrarlanan yediyi (Fatiha sûresini) ve büyük Kur'an'ı verdik.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Şu kesin ki biz sana Seb-i mesânî ile şu yüce Kur'ân'ı verdik.
Seb-i mesânî: Fatiha sûresidir.  
Süleyman Ateş
swap_vert close
Andolsun sana ikililerden yedi ve bu büyük Kur'an'ı verdik.
Âyetteki mesânî, mesnâ 'nın çoğulu olabildiği gibi senâ 'dan da gelebilir. Mesnâ (ÂîËæîé)nın çoğulu ise âyet: "Sana, ikişerlerden yedi verdik" demektir. Bu yedi şeyin ne olduğu ihtilâflıdır. Bunların, Hz. peygamber'e, Kur'ân'dan ayrı olarak verilen yedi mu'cize olduğu da düşünülebilir. Fakat genellikle kabul edildiğine göre bunlar, Fâtiha'nın yedi âyetidir. Her namazda, bir bütün olan iki rek'atin ikisinde de okunduğu için, Fâtiha'nın âyetleri, ikişerli yedi âyet sıfatını almıştır. Senâ'dan ise mîmli masdarın çoğulu olan mesânî (ÂîËÇæé) övgüler anlamına gelir. Bununla da yine Fâtiha'ya işâret edildiği kanâati vardır. Fâtiha yedi âyettir. Allah övüldüğü için Fâtiha âyetlerine "ÂîËÇæé: Övgüler" denmiştir.  
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Biz sana Cenâb-ı Hakk'ı senâyı müştemil sûreyi (Fatiha Sûresini) ve Kur'ân-ı 'Azîm'i virdik.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Sana o mesânîden[*] yedi taneyi ve yüce Kur’ân’ı verdik.
[*] (ٱلْمَثَانِى) el-mesani olarak ifade edilen bilenen mesani'dir.(Zümer 39/23) "O mesani" olarak türkçeye çevrilebilir. Burada mesânîlerden yedisine dikkat çekmiştir ki, onlar Fatiha'nın âyetleridir. Bu sebeple Fatiha, Kur'ân'dan süzülmüş bir öz ve surelerin en yücesi olmuştur.  
Şaban Piriş
swap_vert close
Sana, tekrarlanan yedi ayeti ve büyük Kur'an'ı verdik.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Biz sana “tekrarlanan yedi”yi(12) ve azametli Kur'ân'ı verdik.
(12) “Seb’u’l-mesânî.” Her zaman okunan, her namazda tekrarlanan yedi âyetli Fatiha. Fatiha Sûresinin girişine bakınız.  
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Yemin olsun ki, biz sana ikişerlerden/ikililerden/iç içe kıvrımlar halindeki çift mânalılardan yedi taneyi ve şu büyük Kur'an'ı verdik.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
daħı bayıķ virdük saña yidi ikilenicilerde ikilenür daħı ķur’ān’ı ulu.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Taḥḳīḳ biz virdük saña yidi āyet ki Fātiḥa sūresidür. Daḫı ulu Ḳur’ān in‐dürdük saña.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
(Ya Rəsulum!) Biz sənə (hər namazda oxunub) təkrarlanan yeddi ayəni (Fatihə surəsini) və (böyük) əzamətli Qur’anı verdik.
M. Pickthall (English)
swap_vert close
We have given thee seven of the oft repeated (verses) and the great Qur’an.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
And We have bestowed upon thee the Seven Oftrepeated (Verses)(2008) and the Grand Qur´an.
2008 The Seven Oft-repeated Verses are usually understood to be the Opening Surah, the Fatihah. They sum up the whole teaching of the Qur'an. What can be a more precious gift to a Muslim than the glorious Qur'an or any Surah of it? Worldly wealth, honour, possessions, or anything else, sinks into insignificance in comparison with it (Cf. n. 17).  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
وَلَقَدْ
andol-sun ki
اٰتَيْنَاكَ
sana verdik
سَبْعاً
yediyi
مِنَ الْمَثَان۪ي
tekrarlanan
وَالْقُرْاٰنَ الْعَظ۪يمَ
ve Kur'ân'ı Azîm'i
Andolsun ki Biz sana tekrarlanan yedi (âyetlik Fâtiha Sûresi'n)i ve Kur'ân-ı Azîm'i (yüce Kur'ân'ı) verdik.
قَد
Edat
قَد
Katiyen, muhakkak, doğrusu, hakikaten, kesin olarak, andolsun
اٰتَى
Fiil-IV
ا ت ي
Verdi
سَبْع
İsim
س ب ع
Yedi, سَبْعُونَ : Yetmiş
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
مَثَانِى
İsim
ث ن ي
Tekrarlanan, ikişerli
قُرْءَان
İsim
ق ر ا
Kur'ân, okuma, okunuş
عَظِيم
İsim
ع ظ م
Azîm (Allah'ın ismi, esmasıdır. Anlaşılamayacak kadar azamete ve büyüklüğe sahip olan demektir), çok büyük, azametli, kocaman, muazzam