Hiçbir toplum (kendisi için belirlenmiş) ecelinin önüne geçemez ve onu geciktiremez.*
(*) Özel olarak Hz. Peygamber dönemindeki Mekke müşrikleri, genel olarak benzer inançlar benimseyen, benzer tutum ve davranışlar sergileyen topluluklar için yeni bir uyarı anlamı taşıyan bu ayetlerde bireyler gibi bütün uygarlıkların, dinî, etnik vb. toplulukların da sonlu olduğu, her bir uygarlık ve topluluğun, Allah tarafından bilinen belirli bir ömrünün, bir sonunun bulunduğu, bunun ilâhî bir yasa olduğu hatırlatılarak toplumsal hayatı, bu gerçek ışığında tam bir dikkat ve sorumluluk bilinciyle düzenlemek ve sürdürmek gerektiği ima edilmektedir (bu konuda bilgi için bk. En‘âm 6/2). (Kur’an Yolu Tefsiri) Yani, her ümmetin ve terimin en geniş anlamıyla, her uygarlığın yaşayan bütün organizmalar gibi, büyüme, olgunlaşma ve nihayet çöküş süreçlerinden ibaret, ilahî iradenin belirlediği bir yaşama, ayakta kalma süresi vardır. Bu tabii yasanın ahlakî çağrışımları ve ayetin sonraki bölümünde de işaret edilen anlamı hk. bkz. (M. Esed Açıklaması)