close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Hicr Sûresi 5. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Mâ tesbiku min ummetin ecelehâ vemâ yeste/ḣirûn(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Hiçbir ümmet, ne helak edileceği zamanı mukadder vaktinden öne alabilir, ne de onu geciktirebilir.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Hiçbir ümmet (millet ve medeniyet) ecelini (takdir edilmiş süresini) ne önüne geçip (erkene alabilir), ne de geciktirip uzatabilir.
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Ve zaten hiçbir toplum, kendisi için belirlenmiş bir sürenin bitmesini öne alamayacağı gibi, erteleyemez de.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Hiçbir millet belirlenmiş vadeden önce helâk olmaz, vadelerini erteleyemezler de.
Ahmet Varol
swap_vert close
Hiçbir millet ecelini ne öne alabilir ne de onu geriye bırakabilirler.
Ali Bulaç
swap_vert close
Hiç bir ümmet, kendi ecelini ne öne alabilir, ne de onlar ertelenebilirler.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Hiç bir ümmet, ne ecelinin önüne geçebilir, ne de onu geciktirebilir.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Hiçbir toplum kendilerine tayin edilen süreyi ne geçebilir ne de geri kalabilir.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Hiçbir millet, kendi ecelini ne ileri alabilir ne de geciktirebilir.
Besim Atalay
swap_vert close
Hiçbir ümmet ecelini aşamaz, geri dahi kalamazlar
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Hiçbir ümmet kendisi için (Allah tarafından) belirlenmiş ecelinin ne önüne geçebilir ne de ondan geri kalabilir.
Cemil Said
swap_vert close
Hiç bir kavim ecel-i mev’ûdını ta’cîl veyâ te’hîr idemez.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Hiçbir ümmet kendi süresini öne alamaz, geciktiremez de.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Hiçbir toplum ecelini geçemez ve ondan geri de kalamaz.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Hiçbir ümmet kendi ecelini ne öne alabilir ne de erteleyebilir.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Hiçbir millet, ecelinin önüne geçemez, ve onu geciktiremez.
Edip Yüksel
swap_vert close
Hiç bir toplum belirlenmiş süresini ne geçebilir, ne de gerisinde kalır.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Hiçbir millet, ecelinin önüne geçemez ve onu geciktiremez.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Hiç bir ümmet ecelini ne sebkeder ne de geriletebilirler
Emrah Demiryent
swap_vert close
Hiçbir ümmet, ecelini (bir an) öne alamayacağı gibi, onu (bir an) geciktiremez de.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Hiçbir toplum, ecelini öne alamaz ve geciktiremez.
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Hiçbir ümmet ne ecelinin önüne geçebilir, ne de onlar (bunu) gecikdirebilirler.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Hiçbir ümmet, ne ecelinin önüne geçebilir, ne de (ondan) geri kalabilir.
İhsan Aktaş
swap_vert close
Hiçbir toplum (kendisi için belirlenmiş) ecelinin önüne geçemez ve onu geciktiremez.*
(*) Özel olarak Hz. Peygamber dönemindeki Mekke müşrikleri, genel olarak benzer inançlar benimseyen, benzer tutum ve davranışlar sergileyen topluluklar için yeni bir uyarı anlamı taşıyan bu ayetlerde bireyler gibi bütün uygarlıkların, dinî, etnik vb. toplulukların da sonlu olduğu, her bir uygarlık ve topluluğun, Allah tarafından bilinen belirli bir ömrünün, bir sonunun bulunduğu, bunun ilâhî bir yasa olduğu hatırlatılarak toplumsal hayatı, bu gerçek ışığında tam bir dikkat ve sorumluluk bilinciyle düzenlemek ve sürdürmek gerektiği ima edilmektedir (bu konuda bilgi için bk. En‘âm 6/2). (Kur’an Yolu Tefsiri) Yani, her ümmetin ve terimin en geniş anlamıyla, her uygarlığın yaşayan bütün organizmalar gibi, büyüme, olgunlaşma ve nihayet çöküş süreçlerinden ibaret, ilahî iradenin belirlediği bir yaşama, ayakta kalma süresi vardır. Bu tabii yasanın ahlakî çağrışımları ve ayetin sonraki bölümünde de işaret edilen anlamı hk. bkz. (M. Esed Açıklaması)  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Hiçbir toplum, kendileri için belirlenmiş ömürlerini uzatamazlar, nede verilen zamanı erteleyebilirler.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Hiç bir topluluk sonunu ne ileriye alabilir, ne de geriye bırakabilir..
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Hiçbir ümmet ne ecelini geçer; ne ondan geri kalır.
İsmail Yakıt
swap_vert close
Hiçbir toplum [ummet] ecelinin önüne ne geçebilir ne de geciktirebilir.
Kadri Çelik
swap_vert close
Hiç bir ümmet, kendi ecelinden ne öne geçebilir ve ne de ondan geri kalabilirler.
Mahmut Kısa
swap_vert close
İlâhî yasalara göre, helâk edilme vakti gelen hiçbir toplum, ecelini bir an öne alamayacağı gibi, onu bir an geciktiremez de. Hal böyleyken:
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Hiçbir ümmet kendi ecelini öne alamaz ve erteleyemez.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Hiçbir millet de, bu vadeyi ne ileri ne geri alma gücüne sahip değildir.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Her topluma bir süre verdik. Verdiğimiz süreyi kısaltamaz ve uzatamazlar. Süreleri bitince hesapları görülür. Onun için uyarılan ama, yolumuza uymayanların yaptıklarına aldırma!
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Hiçbir ümmet, ecelinin önüne geçemez ve onu geciktiremez. [*]
Benzer mesajlar: A‘râf 7:34; Yûnus 10:49; Nahl 16:61; Mü’minûn 23:43.  
Mehmet Türk
swap_vert close
Hiç bir ümmet ecelini ne öne alabilir, ne de erteleyebilir.¹
1 Yani, o yazıda tayin edilmiş olan vaktinden önce helâk olmaz. Bk. (A’raf: 34)  
Muhammed Esed
swap_vert close
(Ve zaten) hiçbir ümmet kendisi için belirlenmiş sürenin bitimini öne alamayacağı gibi erteleyemez de. ⁵
5 Yani, her ümmetin ve terimin en geniş anlamıyla, her uygarlığın yaşayan bütün organizmalar gibi, büyüme, olgunlaşma ve nihayet çöküş süreçlerinden ibaret, ilahî iradenin belirlediği bir yaşama, ayakta kalma süresi vardır. Bu tabii yasanın ahlakî çağrışımları ve ayetin sonraki bölümünde de işaret edilen anlamı hk. bkz. 7:34 ve ilgili 25. not.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Zira hiçbir toplum, kendisi için belirlenmiş eceli süreyi ne erteleyebilir, ne de öne alabilir. 7/34, 16/61, 35/45
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
(Kaldı ki) hiçbir uygarlık,[²⁰²⁶] kendisi için belirlenen sürenin (artık kaçınılmaz olan) bitimini ne öne alabilir ne de erteleyebilir.
[2026] Ummete verdiğimiz “uygarlık” karşılığı için bkz: 16:36, not 40.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
(Süresi dolduğunda da) Hiç bir ümmet, ne ecelinin önüne geçebilir ne de onu geciktirebilir. (Hüküm anında icra edilir)
Osman Fırat
swap_vert close
Hiçbir topluluk ecelini geçemez ve ondan geri de kalamaz.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Hiçbir ümmet, ecelini ne geçebilir ve ne de geciktirebilirler.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Hiç bir ümmet vaadesini ne öne alabilir, ne erteleyebilir.
Süleyman Ateş
swap_vert close
Hiçbir millet ne süresini geçebilir, ne de (ondan) geri kalır (her kavim mutlaka, kendileri için belirtilmiş sürede helak olur).
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Bir ümmetin eceli ne takdîm ne te'hîr olunur.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Bir toplum (ümmet) kendine biçilen süreyi (ecelini) ne kısaltabilir ne de uzatabilir.
Şaban Piriş
swap_vert close
Hiç bir ümmet ecelinin önüne geçemez ve erteleyemez.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Hiçbir millet, ecelini ne öne alabilir, ne geriye atabilir.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Hiçbir ümmet kendisi için belirlenen sürenin ne önüne geçebilir ne de o süreyi geriletebilir.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
öñürtmeye hįç bölük zamānına daħı girü ķalmayalar.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Öñürtmeye hīç bir bölük zamānın, daḫı girü ḳılmayalar. |
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Heç bir ümmət əcəlini nə qabağa çəkə bilər, nə də yubandıra bilər.
M. Pickthall (English)
swap_vert close
No nation can outstrip its term nor can they lag behind.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
Neither can a people anticipate its term, nor delay it.(1939)
1939 Cf. 7:34. Also see the last note.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
مَا تَسْبِقُ
geçemez
مِنْ اُمَّةٍ
hiçbir ümmet
اَجَلَهَا
ecelini
وَمَا يَسْتَاْخِرُونَ
ve erteleyemezler
Hiçbir ümmet, ne ecelinin önüne geçebilir ne de onu erteleyebilir.
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
سَبَقَ
Fiil-I
س ب ق
Öne geçti, kaçtı, gelip geçti
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
اُمَّة
İsim
ا م م
Ümmet, topluluk
اَجَل
İsim
ا ج ل
Ecel, bekleme müddeti, belirli bir süre, bir vakit, vade, müddet (bir şey için belirlenmiş, tayin edilmiş bir vakit)
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
اِسْتَاْخَرَ
Fiil-X
ا خ ر
Geri kaldı, erteledi