Hâlbuki (biz) hiçbir şehri (halkı), kendileri için (tebliğ edilmek üzere elçiler vasıtasıyla gönderdiğimiz) belli bir kitap olmadan (ve hak ettikleri cezanın zamanı gelmeden) helâk etmemişiz.*
(*) Buradan anlıyoruz ki; Allah’ın elçi göndermediği toplumlar zulüm, haksızlık, adaletsizlik gibi vicdana ve fıtrata aykırılıklar dışında kalan dini emir ve ibadetlerden sorumlu tutulmaz. Bir topluma resul gönderilmemişse o topluma elçi gerekmiyor ve o toplum genel anlamda helâki hak edecek zulüm işlemiyor demektir. Eğer bir toplum da helâk edilmişse o topluma mutlaka elçi gelmiş ve o toplumun geneli kötülüğü ve zulmü kalıcı hale getirmiş demektir. Bu ayetteki gerçeğe; “…Biz, bir elçi göndermedikçe hiç kimseye azap etmeyiz.” (İsra 17/15) “Biz, hiçbir memleketi uyarıcılar göndermedikçe helâk etmedik. Bu, bir hatırlatmadır. Biz zulmedici değiliz.” (Şuara 26/208) gibi farklı formlarla da vurgu yapılmıştır. (C. Külünkoğlu Meali 4.Ayet Açıklaması) Yani, ilahi mesajların tebliğini almadan, elçiler vasıtasıyla uyarılmadan ve hak ettikleri cezanın zamanı gelmeden hiçbir toplum helâk edilmemiştir. Aşağıdaki tefsir metnine bkz: يقول تعالى : إنه ما أهلك قرية إلا بعد قيام الحجة عليها وانتهاء أجلها ، وإنه لا يؤخر أمة حان هلاكها عن ميقاتها ولا يتقدمون عن مدتهم (تفسير ابن كثير )