close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Hicr Sûresi 17. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Vehafiznâhâ min kulli şeytânin racîm(in)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Ve onu, bütün taşlanmış Şeytanlardan koruduk.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Ve onu kovulan her şeytandan koruyuverdik. (Kulak hırsızlığı yapmak ve kader programının günlük taksimindeki bazı sırları kapmak üzere şeytanların burçlara çıkmasını engelledik.)
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Ve onları kovulmuş her türlü şeytani güce karşı, koruma altına aldık.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Onları, kovulmuş, itaat dışına çıkmış bütün şeytanlardan, şeytanî güçlerden, şeytanların yaklaşıp zarar vermesinden koruduk.
Ahmet Varol
swap_vert close
Ve onu, her kovulmuş şeytandan koruduk.
Ali Bulaç
swap_vert close
Ve onu her kovulan şeytandan koruduk.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Ve göğü, taşlanan (Allah'ın rahmetinden koğulan) her Şeytandan koruduk.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Onları her nevi kovulmuş şeytandan koruduk.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Onu kovulmuş her türlü şeytana karşı koruduk.
Besim Atalay
swap_vert close
Kovulan her şeytandan, koruduk onu
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
16-17. Andolsun ki, biz gökyüzüne burçlar (yıldız kümeleri) serpiştirdik ve onları (ibret nazarıyla) bakanlar için süsledik. Biz onları kovulmuş her şeytandan koruduk (oraya yaklaşamazlar).
Bkz. 25/61, 26/212, 37/8-10, 85/1 Ayette sözü edilen burçların astroloji burçlarıyla, hele o burçlara izafe edilen esrarengiz güçlerle bir alakası yoktur. Kur’an, kâhinlik, medyumluk, falcılık türünden şeyleri bütünüyle reddeder ve onları şeytan işi olarak görür. Allah’ın gökleri her türlü şer güce karşı koruma altına aldığını, yıldızlar ve galaksilerle muhteşem bir düzen kurduğunu dile getiren ifade, müneccimlik yoluyla bir takım gizli güçleri elinde tuttuğunu iddia eden kimselerin insanın algı ve tasavvur alanının dışındaki konular hakkında bilgi edinmelerinin imkânsız olduğunu vurgulamaktadır.   
Cemil Said
swap_vert close
Gökleri taşa tutulmuş şeytânın te’sîrinden hıfz eyliyoruz.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Onları, kovulmuş her şeytandan koruduk.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Onu kovulmuş her şeytandan koruduk.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Onları her kovulmuş şeytana karşı koruduk.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Onları, taşlanmış (kovulmuş) her şeytandan koruduk.
Edip Yüksel
swap_vert close
Ve onları her kovulmuş şeytandan koruduk.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Ve göğü taşlanan bütün şeytanlardan koruduk.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Hem onu her «şeytanir racîm»den hıfz ettik
Emrah Demiryent
swap_vert close
Ve onu (göğü) taşlanmış (kovulmuş) her şeytandan koruduk.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Onu her racim¹ şeytandan² koruduk.
1- Taşlanmış. Lanetlenmiş, kovulmuş. 2- Şeytani güçlerden.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Biz onları taşlanan (sürülen, koğulan) her şeytandan koruduk.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Hem onu, her kovulmuş olan şeytandan koruduk.
İhsan Aktaş
swap_vert close
Hem de orayı (semayı) kovulmuş (rahmetten dışlanmış) her şeytandan koruduk. *
(*) Yani hiçbir şeytan, evrenin boyutlarını aşıp melekler katına yükselemez, gayble ilgili bilgiler çalmak üzere burçlara yükselip melekler arasındaki konuşmaları dinleyemez… Ayrıca Allah’ın gökleri her türlü şer güce karşı koruma altına aldığını, yıldızlar ve galaksilerle muhteşem bir düzen kurduğunu dile getiren ifade, müneccimlik yoluyla bir takım gizli güçleri elinde tuttuğunu iddia eden kimselerin insanın algı ve tasavvur alanının dışındaki konular hakkında bilgi edinmelerinin imkânsız olduğunu vurgulamaktadır.  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Göklerin bu düzenini her türlü kovulmuş bozguncu güçlerden de koruduk.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Biz gökyüzünü bütün o taşlanan şeytanlardan koruduk.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Onu her sürgün şeytandan sakladık,
İsmail Yakıt
swap_vert close
Onları kovulmuş her türlü şeytandan⁶ koruduk.
6 Şeytan kelimesi, Arapçada “şetane” kökünden gelir. “Uzaklaşan, uzak olan” anlamındadır. Doğru ve hak olan her şeye uzak ve yabancı olan veya karşı çıkan güç anlamındadır. (Tacu’l-Arûs, Müfredât ve diğerleri). İnkâr edenlerin/nankörlerin veya buna eğilimli olanların içlerindeki ahlâkî ilkelere karşı olan kötü dürtüler için kullanılmıştır. Burada ise, astrolojik spekülasyonlarla yani müneccimlik yoluyla göklerden ve gizli ilimlerden vb. şeylerden doğru haber vermenin mümkün olmadığının bir ifadesidir (M. Esed). Kimse algılanamayan (gayb) âlemden haber getiremez anlamındadır. Cahiliye döneminde Araplar arasında cin ve şeytanlara inanç oldukça yaygındı. Bazı kâhinler, cin ve şeytanlar vasıtasıyla gökten haberler çaldıklarını söyleyerek halkı kandırırlardı. Nitekim Kur’an’ın nazil olmaya başladığı yıllarda Hz. Peygamber’e “kâhin” iftirası, Kur’an’a da “kâhin sözü” diye iftira atmaları da bu anlayışa dayanmaktadır. Kur’an bu ayetlerle hem Araplar arasındaki bu inancı hem de günümüzdeki falcılığı, müneccimliği, medyumluğu veya gökten haber almaları reddetmektedir. Ayrıca Hz. Peygamber’in Kur’an’ı cinlerle oluşturmadığının da bir delilidir. Krş. Hâkka, 69/42; Tûr, 52/29  
Kadri Çelik
swap_vert close
Ve onu her kovulan şeytandan koruduk.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Ve göğü, bütün lânetli şeytanların istilâsından koruduk. Dolayısıyla, ister cin ister insan olsun, hiçbir şeytan, evrenin boyutlarını aşıp melekler katına yükselemez, gayble ilgili bilgiler çalmak üzere burçlara yükselip melekler arasındaki konuşmaları dinleyemez.
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Onu her bir kovulmuş (düzenbaz) şeytan’dan koruduk.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Gökler âlemini, her türlü şeytanî tehlikelere karşı korumaya aldık. Buna rağmen
Mehmet Çoban
swap_vert close
Onlar gökyüzüne bakarlar. Gökyüzünün sırlarını yorumlamaya çalışırlar. Onlara göre gökyüzü şeytanlar ve bilinmeyen varlıklarla doludur. Elçilerimiz vahiy getirirken gökyüzündeki bilinmeyen varlıklar musallat olur. Ayetleri değiştirirler. Hayır! Andolsun ki hayır! Biz gökyüzünü, gökyüzünde gördükleri burçları; kovulmuş, lanetlenmiş, taşlanmış şeytandan ve bilmedikleri varlıklardan koruduk. Onlar hiçbir şeye musallat olamazlar. Vahiy getiren elçimize, vahyimize dokunamazlar! Zaten onların vahyin gökyüzünden geldiği düşüncesi bile zanlarından ibarettir. Vahyimizin elçilere nereden geldiğini bilmezler.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Onu (göğü), taşlanmış (kovulmuş) her şeytandan koruduk. [*]
Benzer mesajlar: Sâffât 37:7-9; Mülk 67:5; Cinn 72:8-9.  
Mehmet Türk
swap_vert close
Ve onu bütün¹ lânetlenmiş² şeytanlardan koruduk.³
1 Buradaki (كُلِّ) kelimesi hem şeytan, hem de racîm kelimelerini kapsar ve; “her tür şeytanların her tür atmalarından” demektir. 2 Racîm: Taşlanmış demektir. Mecâz manasıyla öldüren, ğayba taş atan, lanetlenmiş, yalan söyleyen ve çirkin söz atan anlamlarına da gelir.3 Yani hiç bir şeytan göğe çıkamaz ve orada şeytanlık yapamaz. Oraya hâkim olup, oranın düzenini bozamaz.  
Muhammed Esed
swap_vert close
Ve onları kovulmuş her türlü şeytanî güce ¹⁶ karşı koruma altına aldık;
16 Şetane (“uzak oldu [ya da uzaklaştı]” yahut “yâdlaştı, yabancılaştı”) fiilinden türeyen şeytân terimi Kur’an’da sık sık, doğru ve iyi olan her şeye uzak ve yabancı olan, doğru ve iyi olana karşı çıkan güç ya da etki anlamında geçer (Tâcu’l-‘Arûs, Râğıb): bu anlamda olmak üzere, sözgelimi 2:14’de şeyâtîn sözcüğü “hakkı inkara şartlanmış olanların ya da buna eğilimli olanlar”ın içlerindeki kötücül dürtüleri ifade için kullanılmıştır. Bu itibarla, şeytân tabiri, en geniş ve soyut anlamıyla, meşru ve geçerli ahlakî ilkelere aykırı amaçlara, niyetlere yönelmiş her türlü “kötücül” güç ve dürtüyü ifade eden bir kavramdır. Yukarıdaki anlam örgüsü içinde “Kovulmuş (racîm) her türlü şeytanî güç” ifadesi -tıpkı 37:7’deki benzer bir anlam örgüsü içindeki” “her türlü bozguncu, şeytanî güç” (mârîd) ifadesi gibi- açıkça, İslam öğretisinin şiddetle mahkum ettiği, astrolojik spekülasyonlar (müneccimlik) yoluyla gelecekten haber verme çabalarını îma etmektedir; ayetin başındaki göğe ve yıldızlara ilişkin atıf da bunun içindir. Allah’ın gökleri her türlü kötücül güce karşı “koruma” altına aldığını dile getiren ifade, O’nun, bu güçler ya da böyle güçleri elinde tuttuğunu vehmeden kimseler için astroloji (ilm-i nücûm) ya da “gizli ilimler” denen spekülatif disiplinler yoluyla “insanın algı ve tasavvur gücünü aşan konular” (ğayb) hakkında gerçek bir bilgi elde etmelerini imkansız kıldığı gerçeğini vurgulamaktadır.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Ve biz bu vahyi, ilahi rahmetten dışlanmış her şeytani güçten muhafaza ettik. 37/1...10, 72/26...28
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Ve onları (bilir bilmez) atan[²⁰³⁴] her tür şeytanî güçten koruduk.[²⁰³⁵]
[2034] Racîm, hem fail hem de mef’ul manasına gelir. Burada “asılsız söz söyleyen, bol keseden atan, iftira atan, sıkan” anlamına. [2035] “Büyülendik” ile biten 15. âyetle bu âyetler arasındaki ilişki açıktır. Zira yıldızlar öteden beri büyücülerin ve şarlatanların istismarına konu olmuş, gaybî bilgiye ulaştıkları iddiasıyla onlar Allah’tan rol çalmağa yeltenmişlerdir. Vahiy, “sahte bilgiye” ve “bilgi sahtekârlığına” dikkat çekerek sahih bilginin önemini vurguluyor.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
Ve onu (melekut alemini) taşlanmış (ilahi rahmetten kovulmuş) şeytandan (ve tayfalarından) koruduk. ("Artık o şeytanlar melekler alemini dinleyemezler!" -Saffat/8-)
Osman Fırat
swap_vert close
Onu (burçları) taşlanarak kovulmuş her şeytandan koruduk.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Ve onu her bir taşlanmış şeytandan koruduk.
Suat Yıldırım
swap_vert close
16, 17, 18. Gerçekten Biz, gökte burçlar yarattık ve onları seyredenler için yıldızlarla süsledik. Hem onu kovulmuş her şeytandan koruduk. Ancak kulak hırsızlığı edenler olursa, onu da parlak bir ışık kovalar. [25, 61; 85, 1; 26, 212; 37, 8-10] {KM, Luka 10, 18}
Burç: Kale, hisar, yüksek köşk mânalarına gelir. Gökyüzünde özel bir şekilde toplanmış olan birtakım yıldız kümelerine de burç denilmiştir. Bu kümelerin meşhur olanları on iki tane olmakla beraber, âyet-i kerimede “bürûcen” nekire şeklinde zikredildiğine göre, gökte daha keşfedilmemiş birçok yıldız kümesinin bulunduğuna işaret edilmektedir. Şihab: “parlak ışık, alev” demektir. Göktaşı veya henüz keşfedilmemiş bir ışın türü olabilir. Eğer göktaşı olarak düşünürsek, bunların dünya atmosferine son derecede fazla miktarda düştüğü bilinmektedir. Pek mümkündür ki, şeytanların uzayda yükselmeleri bu şihablarla önleniyordur. Fakat bunlar dünyada insanların hayatlarını imha etmezler. Zira göktaşları dünya küresini çevreleyen atmosfer küresine girer girmez yanıp kül olmakta, son derece nadir olarak, ibret olsun diye yere düşmektedir. Hasılı, dünyamız burçlarla korunmasaydı bu şihablar hayatımızı çoktan imha etmiş olurlardı.  
Süleyman Ateş
swap_vert close
Ve onu, her recim (taşlanmış, kovulmuş uydurma sözler atan) şeytandan koruduk.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
O semâyı, rahmet-i Hak'dan matrûd şeytânlardan hıfz itdik.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
(Birinci kat) Göğü, taşlanmış şeytanların hepsinden koruduk.[*]
[*] Türkçeye "korumak" olarak çevirdiğimiz kelime "حَفِظْنَا : hafıznâ" dır. Muhafaza etmek anlamına gelir. Örneğin bir şeyi elinizde muhafaza etmeniz gerektiğinde onun elinizin içine alır, etrafını örtersiniz. Birinci kat gök bu şekilde muhafaza edilmiştir. Cin(melek) grubu varlıklardan olan şeytanlar birinci kat semanın muhafaza edilen sınırına kadar gidebilirler. Bu semanın dışına çıkmaları ayetin hükmü gereği mümkün değildir.  
Şaban Piriş
swap_vert close
Onu lanetlenmiş şeytanlardan koruduk.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Ve onu kovulmuş herbir şeytandan koruduk.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Ve onu/onları, her kovulup taşlanmış şeytandan koruduk.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
17-18. daħı śaķladuķ anı her dįvden sürilmiş lįkin ol kim uġurlayın duttı ķulaķ ardınca oldı anuñ bir pāre od bellü.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Daḫı ṣaḳladuḳ anı her oda atılmış şeyṭān[dan].
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Onları hər bir məl’un (Allahın dərgahından qovulmuş, rəhmətindən kənar edilmiş, daşqalaq olunmuş) Şeytandan qoruduq.
M. Pickthall (English)
swap_vert close
And We have guarded it from every outcast devil,
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
And (moreover) We have guarded them(1951) from every evil spirit accursed:(1952)
1951 Taking the physical heavens, we can imagine the supreme melody or harmony-the Music of the Spheres-guarded from every disturbing force. If by any chance any rebellious force of evil seeks to obtain, by stealth, a sound of that harmony to which all who make themselves consonant are freely invited, it is pursued by a shooting star, for there can be no consonance between evil and good. 1952 Rajim: driven away with stones, rejected, accursed. Cf. 3:36.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
وَحَفِظْنَاهَا
ve onu koruduk
مِنْ كُلِّ
herbirinden
شَيْطَانٍ
şeytanın
رَج۪يمٍۙ
taşlanmış
Onu taşlanmış (ve kovulmuş) her şeytandan koruduk.
حَفِظَ
Fiil-I
ح ف ظ
Korudu, muhafaza etti
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
كُلّ
İsim
ك ل ل
Hep, hepsi, bütün
شَيْطَان
İsim
ش ط ن
Şeytan
رَجِيم
İsim
ر ج م
Kovulmuş, taşlanmış