close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Hicr Sûresi 16. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Velekad ce’alnâ fî-ssemâ-i burûcen vezeyyennâhâ linnâzirîn(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Andolsun ki gökte burçlar halkettik ve göğü, seyredenlere bezedik.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Andolsun, gökte bazı burçlar (büyük yıldız durakları) kıldık ve onu gözleyenler (dikkatle izleyenler) için süsledik (cezbedici yorumlara müsait hale getirdik).
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Gerçekten de biz, gökyüzüne takım halinde yıldızları yerleştirdik ve onları seyredenler için süsleyip bezedik.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Andolsun, biz gökte bir takım burçlar planlayıp yerleştirdik. Göğü, baktığını görebilenler için süsledik.
Ahmet Varol
swap_vert close
Andolsun, biz gökde burçlar oluşturduk ve onu bakanlar için süsledik.
Ali Bulaç
swap_vert close
Andolsun, gökte burçlar kıldık ve onu gözleyenler için süsledik.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Gerçekten biz, gökte burclar yarattık ve göğü, bakan kimseler için yıldızlarla süsledik;
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Andolsun! Biz gökte burçlar kıldık, onları ibretle bakanlar için süsledik.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Gerçekten de biz gökyüzüne büyük takımyıldızları/burçlar serpiştirdik ve onları seyredenler için süsleyip bezedik.[252]
[252] Burûc kelimesi hakkında geniş bilgi için bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, X, 307-314.  
Besim Atalay
swap_vert close
Gökte burçlar yapıp, görenlerçin bezedik
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
16-17. Andolsun ki, biz gökyüzüne burçlar (yıldız kümeleri) serpiştirdik ve onları (ibret nazarıyla) bakanlar için süsledik. Biz onları kovulmuş her şeytandan koruduk (oraya yaklaşamazlar).
Bkz. 25/61, 26/212, 37/8-10, 85/1 Ayette sözü edilen burçların astroloji burçlarıyla, hele o burçlara izafe edilen esrarengiz güçlerle bir alakası yoktur. Kur’an, kâhinlik, medyumluk, falcılık türünden şeyleri bütünüyle reddeder ve onları şeytan işi olarak görür. Allah’ın gökleri her türlü şer güce karşı koruma altına aldığını, yıldızlar ve galaksilerle muhteşem bir düzen kurduğunu dile getiren ifade, müneccimlik yoluyla bir takım gizli güçleri elinde tuttuğunu iddia eden kimselerin insanın algı ve tasavvur alanının dışındaki konular hakkında bilgi edinmelerinin imkânsız olduğunu vurgulamaktadır.   
Cemil Said
swap_vert close
Semâda burclar halk itdik nazar-ı ’ibretle bakanlar içün tezyîn iyledik.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
And olsun ki, gökte burçlar meydana getirdik, onları bakanlar için donattık.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Andolsun, biz gökte burçlar yaptık ve onu, bakanlar için süsledik.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Andolsun biz gökte yıldız kümeleri oluşturduk ve seyredenler için ona güzel bir görünüm verdik.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Andolsun, biz gökte birtakım burçlar yarattık ve seyr edenler için onu süsledik.  
 Burç, aslında yüksek köşk demektir. Gökyüzünde özel bir şekilde toplanmış olan birtakım yıldızlar kümesine de bu manada burç denilir. Bu kümelerin meşhurları oniki tane olmakla beraber, âyet-i kerimede «burûc» kelimesi, nekre ve çoğul olarak zikredildiğine göre, gökyüzünde daha keşfedilmemiş bir çok yıldız kümelerinin var olduğuna işaret edilmektedir.  
Edip Yüksel
swap_vert close
Gökte galaksiler yerleştirdik, ve gözleyenler için onları süsledik.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Andolsun biz, gökte birtakım burçlar yarattık ve bakanlar için onu süsledik.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Şanım hakkı için biz Semâda burclar yaptık ve onu ehli nazar için tezyin eyledik
Emrah Demiryent
swap_vert close
Kasem olsun ki biz, gökte (birtakım) burçlar (yıldız kümeleri) yarattık ve (ibretle) bakanlar için onu (göğü) süsledik.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Ant olsun, Biz, semada burçlar yaptık ve bakanlar için onu donattık.
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Andolsun, biz gökde burçlar yapmış, onları (ibretle) temâşâ edenler için süslemişizdir.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
And olsun ki (biz), gökte burçlar yaptık ve onu, seyreden kimseler için süsledik!
İhsan Aktaş
swap_vert close
Ve gerçekten gökte (uzayda) burçlar (yıldız kümeleri) var ettik ve seyredenler için ona güzel bir görünüm verdik. *
(*) Burada burûc kelimesi kısaca “yıldızlar” diye açıklanmıştır (bk. Taberî, XIV, 14; İbn Kesîr, IV,446). Begavî’nin Meâlimü’t-tenzîl’inde “büyük yıldızlar” olarak yorumlanır (III, 45). Ayrıca Kurtubi’de de, Hasan ve Katade’nin bu şekildeki tefsirlerine yer verilmektedir. Bu nedenle Astronomi biliminin ortaya koyduğu yeni veriler dikkate alınarak kelimeyi “yıldız kümeleri” veya “takımyıldızları” şeklinde karşılamak daha isabetli görünmektedir. Böylece bir yandan semanın pek çok yıldız kümeleriyle donatılması, bir yandan bunların muhteşem estetik görünüşü, gerçeği görebilen ve güzelliğin arkasındaki anlamı kavrayabilenler için Allah’ın ortaksız varlığını ve kudretinin mükemmelliğini gösteren açık seçik kanıtlardır. İnsanın, bunları bilip görürken hâlâ inkârcılıkta direnmesi akıl ve iz‘anla bağdaşabilir mi? (Kur’an Yolu Tefsiri Cilt: 3 Sayfa: 342-343) (تفسير القرطبي ) (وقال الحسن وقتادة : البروج النجوم Allah’ın gökleri her türlü şer güce karşı koruma altına aldığını, yıldızlar ve galaksilerle muhteşem bir düzen kurduğunu dile getiren ifade, müneccimlik yoluyla bir takım gizli güçleri elinde tuttuğunu iddia eden kimselerin insanın algı ve tasavvur alanının dışındaki konular hakkında bilgi edinmelerinin imkânsız olduğunu vurgulamaktadır.  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Biz göklerde takım yıldızlar (burçlar) ile donatarak, bakanlar için göğü süslemiş olduk.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
İşte Biz gökyüzünde burçlar yaptık. Onları süsledik de, bakanlara güzel görünsünler diye.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
* Biz, gökte burçlar yaptık, onları temaşa edenler için donattık.
İsmail Yakıt
swap_vert close
Andolsun Biz gökte burçlar/yıldız kümeleri var ettik ve onları bakanlar için süsledik.
Kadri Çelik
swap_vert close
Şüphesiz biz gökte burçlar kıldık ve onu bakanlar için süsledik.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Şüphesiz Biz, uzayın derinliklerine büyük takım yıldızları serpiştirerek, göğe muazzam burçlar yerleştirdik ve onu, hayranlık ve ibretle seyredenleriçin, parlak birer inci demeti gibi ışıldayan gökcisimleriyle süsleyipgüzelleştirdik.
Mahmut Özdemir
swap_vert close
And olsun Gök’te burçlar yaptık! Onu Bakanlar için süsledik.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Gök yüzünü, burçlarla donattık, göz zevkine uygun düzenlemeler yaptık.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Andolsun! Gökyüzünde burçlar yaptık. Gökyüzünü bakanlar için süsledik.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Yemin olsun ki biz gökte birtakım burçlar yarattık [*] ve bakanlar için onu süsledik. [*]
Benzer mesaj: Burûc 85:1.,Benzer mesajlar: Sâffât 37:6; Fussilet 41:12; Mülk 67:5.  
Mehmet Türk
swap_vert close
Yemin olsun (bir de) Biz, gökte burçlar¹ yarattıkve o (göğü) seyredenler için süsledik.²
1 Burç: Bakanların gözüne çarpacak kadar yüksek köşk, şehir surlarının, kalelerin yüksek yerleri demektir. Gökyüzünde özel bir durumda bir araya gelmiş takımyıldızlara da bu dizilişleri sebebi ile de burç denilmiştir ve bunların meşhur olanları on iki tanedir. Gökyüzündeki burçlar bu on ikiden ibaret değil, pek çoktur. Batlamyus’a göre ise kırk sekiz burç vardır. Fal için kullanılan on iki burç ise tamamen itibarîdir. Bu âyette Allah, burçların fal yönünü değil, yaratılış yönünü bize örnek olarak vermektedir. Burçları fal için kullanmak ise haramdır. Bk. (Furkan: 61, Büruc: 1) 2 Bk. (Mülk: 5, Fussilet: 12)  
Muhammed Esed
swap_vert close
GERÇEKTEN DE, Biz gökyüzüne büyük takım yıldızları ¹⁵ serpiştirdik ve onları, seyredenler için süsleyip bezedik:
15 Burûc terimini “büyük takım yıldızları” olarak aktarmamız Tâcu’l-‘Arûs’a dayanmaktadır; klasik müfessirlerden Beydâvî, Beğavî ve İbni Kesîr terime aynı anlamı verirken, Taberî (Mücâhid ve Katâde’ye dayanarak) terimin genel anlamda “yıldızlar”ı ifade ettiğini söylemiştir.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Oysa biz, uzayda yıldız kümeleri var ettik ve onları seyredenler için süsledik. 37/6, 67/5
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
DOĞRUSU Biz, gökyüzünde yıldız kümeleri[²⁰³³] var ettik; ve onları (ibret nazarıyla) bakanlar için süsledik.
[2033] Burûc: Kök anlamı “dikkat çekmek” ya da “sığınak” olan kelime burada “Yıldız kümeleri” ya da “takım yıldızları” manasında kullanılmıştır (Külliyyât).  
Orhan Kuntman
swap_vert close
Andolsun ki biz gökte (yıldız kümelerinden) bir takım burçlar yarattık ve göğü (ibret gözü ile) seyredenler için süsledik.
(O burçların birbiri ile ve melekut alemi ile ilgisini, Rablerinin hükümranlık sınırının sonsuzluğunu görüp, ilme'l yakîn mertebeden ayne'l yakîn mertebeye geçebilmelerini sağladık.)  
Osman Fırat
swap_vert close
Ve biz gökte burçlar yaptık ve onu, bakanlar için süsledik
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Andolsun ki, Biz gökte burçlar yaptık ve onu nazar edenler için tezyin ettik.
Suat Yıldırım
swap_vert close
16, 17, 18. Gerçekten Biz, gökte burçlar yarattık ve onları seyredenler için yıldızlarla süsledik. Hem onu kovulmuş her şeytandan koruduk. Ancak kulak hırsızlığı edenler olursa, onu da parlak bir ışık kovalar. [25, 61; 85, 1; 26, 212; 37, 8-10] {KM, Luka 10, 18}
Burç: Kale, hisar, yüksek köşk mânalarına gelir. Gökyüzünde özel bir şekilde toplanmış olan birtakım yıldız kümelerine de burç denilmiştir. Bu kümelerin meşhur olanları on iki tane olmakla beraber, âyet-i kerimede “bürûcen” nekire şeklinde zikredildiğine göre, gökte daha keşfedilmemiş birçok yıldız kümesinin bulunduğuna işaret edilmektedir. Şihab: “parlak ışık, alev” demektir. Göktaşı veya henüz keşfedilmemiş bir ışın türü olabilir. Eğer göktaşı olarak düşünürsek, bunların dünya atmosferine son derecede fazla miktarda düştüğü bilinmektedir. Pek mümkündür ki, şeytanların uzayda yükselmeleri bu şihablarla önleniyordur. Fakat bunlar dünyada insanların hayatlarını imha etmezler. Zira göktaşları dünya küresini çevreleyen atmosfer küresine girer girmez yanıp kül olmakta, son derece nadir olarak, ibret olsun diye yere düşmektedir. Hasılı, dünyamız burçlarla korunmasaydı bu şihablar hayatımızı çoktan imha etmiş olurlardı.  
Süleyman Ateş
swap_vert close
Andolsun biz, gökte burçlar yaptık. Ve onu bakanlar için süsledik.
Burc: yüksek köşk, demektir. Gökte toplanan birtakım yıldızlar kümesine burc denilir. Bu âyet, gökte bulunan çeşitli yıldız kümelerine işâret etmektedir.  
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Biz semâda burclar yaratdık ve onları, görenleri hayrete düşürecek yıldızlarla süsledik.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
(Birinci kat) Gökte[*] yıldızlar (burçlar) oluşturduk. Seyredenler için onları süsledik.
[*] Birinci kat gök. Bu gök şu an için bizim bildiğimiz evrendir. Kuran, bu evrenden(gökten) hariç 6 tane daha göğün üst üste inşa edildiğini bildirmektedir.  
Şaban Piriş
swap_vert close
Gökte burçlar varettik ve onları bakanlar için süsledik.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Biz gökyüzünde burçlar(1) yaptık ve seyredenler için onu süsledik.
(1) Bir anlamıyla yüksek köşk, kule veya kale demek olan burç, diğer anlamıyla da, gökyüzündeki yıldız topluluklarını ifade etmektedir. Âyet ise, açıkça görüldüğü gibi, bu yıldız topluluklarıyla gökyüzünün süslenmiş olduğundan söz etmektedir. Eski insanların putperestlik dönemlerinden kalan efsanelerden başka bir dayanağı olmayan astroloji burçlarıyla, hele o burçlara izafe edilen esrarengiz güçlerle bunun hiçbir ilgisi yoktur. Tam tersine, arkadan gelen âyetlerden de anlaşılacağı gibi, Kur’ân, kâhinlik, medyumluk, falcılık türünden şeyleri bütünüyle bir şeytan işi olarak taşlamaktadır. İnsanların karakterleri veya geleceği üzerinde bu burçların birtakım etkilerinin olabileceği şeklindeki safsatalar ise, katıksız birer şirk nümunesi olarak, Kur’ân’ın en şiddetli hücumlarının tam hedefinde yer almaktadır.  
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Yemin olsun, biz gökte burçlar oluşturduk ve onu/onları, seyredenler için süsledik.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
[134a] daħı bayıķ ķılduķ gökde burçlar daħı bezedük anı baķıcılar içün.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Taḥḳīḳ biz yaratduḳ gökde on iki burc, daḫı bezedük anları yılduzlar‐ıla gören kişilere.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Biz səmada bürclər yaratdıq, onlara baxanlar üçün (ulduzlarla) bəzədik.
M. Pickthall (English)
swap_vert close
And verily in the heaven We have set mansions of the stars, and We have beautified it for beholders.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
It is We Who have set out(1949) The Zodiacal Signs(1950) in the heavens, and made them fairseeming to (all) beholders;
1949 Evil having been described, not as an external thing, hut as a taint of the soul, we have in this section a glorious account of the purity and beauty of Allah's Creation. Evil is a blot on it, not a normal feature of it. Indeed, the normal feature is the guard which Allah has put on it, to protect it from evil. 1950 In the countless millions of stars in the universe which we see, the first step in our astronomical knowledge is to find marvellous order, beauty, and harmony, on a scale of grandeur which we appreciate more and more as our knowledge increases. The first broad belt that we distinguish is the Zodiac, which marks the sun's path through the heavens year after year and the limit of the wanderings of the moon and the planets. We make twelve divisions of it and call them Signs of the Zodiac. Each marks the solar path through the heavens as we see it, month after month. We can thus mark off the seasons in our solar year, and express in definite laws the most important facts in meteorology, agriculture, seasonal winds, and tides. Then there are the mansions of the moon, the mapping out of the Constellations, and other marvellous facts of the heavens, some of which affect our physical life on this earth. But the highest lessons we can draw from them are spiritual. The author of this wonderful Order and Beauty is One, and He alone is entitled to our worship (Cf. 25:63).  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
وَلَقَدْ
andol-sun ki
جَعَلْنَا
kıldık
فِي السَّمَٓاءِ
gökte
بُرُوجاً
burçlar
وَزَيَّنَّاهَا
ve onu süsledik
لِلنَّاظِر۪ينَۙ
bakanlar için
Andolsun ki Biz gökte burçlar yarattık ve bakanlar için onu süsledik.
قَد
Edat
قَد
Katiyen, muhakkak, doğrusu, hakikaten, kesin olarak, andolsun
جَعَلَ
Fiil-I
ج ع ل
Kıldı, yaptı, verdi, var etti, yarattı, uğrattı
فِى
Bulunma hâl eki
فِى
İçinde, -de, -da
سَمَٓاء
İsim
س م و
Gök, sema
بُرُوج
İsim
ب ر ج
Kaleler, burçlar
زَيَّنَ
Fiil-II
ز ي ن
Süsledi
نَاظِر۪ين
Etken fiil
ن ظ ر
Bakanlar, gözetleyenler