Onlar (karanlık bir uzayla karşılaşacaklarından) yine de diyecekler ki: “Bizim düpedüz gözlerimiz bulandırıldı (artık göremiyoruz), belki de biz büyülenmiş bir toplumuz.” *
(*) ..Gökadalar arası uzay tamamen karanlık; zifiri karanlık. Öyle karanlık ki, kendinize en yakın yıldıza bakarken ve diyelim ki bu yıldız bir süpernova gibi patlayacak ışıkları size ulaşana dek direkt olarak ona bakıyor olacaksınız yinede bir ışık göremeyeceksiniz. (David Deutsch TEDGlobal 2005 // David Deutch; Kozmos’taki Yerimiz)… Güneş, Dünya’mızı aydınlattığı halde ve ışığını tüm uzaya yaydığı halde, hatta tüm yıldızlar ışık saçtığı halde uzayda ışığı kırıcı hiçbir madde olmadığından uzay karanlıktır. Bkz: (Konu ile ilgili bilimsel açıklamalar) …İşte 1400 sene önce Kur’an bu duruma vurgu yapmış olabilir, hâlbuki insan uzaya gitmeden önce bundan habersiz idi. Bu da gösteriyor ki, Kur’an 1400 sene önce yaşamış olan bir beşerin sözü olamaz…// Vahyî gerçeklerin “büyü”, “sihir” ya da “göz bağcılıkla” nitelendirilmesi, vahiy fikrini ve buna bağlı olarak peygamberlik olgusunu peşinen (a priori) reddeden kimselerin karakteristik özelliği olarak Kur’an’ın sıkça işaret ettiği bir husustur. Göğün harikalarına ilişkin doğrudan müşahedelerin bile “hakkı inkâra şartlanmış olanları” ikna edemeyeceğini îma eden yukarıdaki iki ayet, dikkatlerimizi yine Allah’ın yaratıcı etkinliğinin bir işareti olarak tabiatın harikalarına çeken sonraki pasaja bir giriş niteliğindedir. (M.Esed Meal Açıklaması)
. الكلبي : أغشيت أبصارنا ; وعنه أيضا عميت . قتادة : أخذت . وقال المؤرج : دير بنا من الدوران ; أي صارت أبصارنا سكرى . جويبر : خدعت . وقال أبو عمرو بن العلاء : سكرت غشيت وغطيت (تفسير القرطبي ) ونتوقف اليوم عند ملمح آخر من ملامح الإعجاز العلمي في الآية التالية، وهي قوله تعالى: {لقالوا إنما سكرت أبصارنا بل نحن قوم مسحورون} (الحجر:15) ومعنى الآية: أنه لو فُتح باب من السماء لهؤلاء المنكرين لعظمة هذا الخالق، لقالوا: إنما سُكِّرت أعيننا وسُدَّت، أو غشيت وغطيت، فلم تعد تبصر شيئًا، وحينئذ -والحالة هذه- لم يعد يرى الإنسان إلا الظلام.وهذا التشبيه القرآني البليغ يمثل حقيقة كونية أثبتها العلم الحديث اليوم، ولم يكن يعرفها الإنسان قبلُ؛ فبعد أن تمكن الإنسان من الوصول إلى الفضاء، اكتشف حقيقة أن الكون يغشاه الظلام الدامس في غالبية أجزائه، وأن حزام النهار في نصف الكرة الأرضية المواجه للشمس لا يتعدى سمكه (200كم) فوق سطح البحر. وإذا ارتفع الإنسان فوق ذلك فإنه يرى الشمس قرصًا أزرق في صفحة سوداء حالكة السواد (من صور الإعجاز العلمي في القرآن 2-2 - موقع مقالات إسلام ويب) بعد تجاوَزَ الغِلاف الجويّ، والدخول في منطقةٍ لا هواء فيها, يصبَحَ الجوّ مُظْلمًا ظلامًا كليًّا .....الغلاف الجوي وظاهرة انتثار الضوء هما سبب ضوء النهار).الذي حصَل أنّ أشِعَّة الشّمس إذا وصَلَتْ إلى الغِلاف الجويّ تناثَرَ ضوءها, وتشتَّتَ بين ذرّات الهواء, وذرّات الغبار، وهذا ما يُعَبِّرُ عنه علماء الفيزياء بانتثار الضّوء, أو بِتَشَتُّت الضّوء, أشِعّة الشّمس تنعكسُ على ذرات الهواء, وذرات الغبار فَتَجْعلها مُتألّقة .لو عُدنا إلى كتاب الله الذي نزلَ قبل أربعة عشر قرنًا ونيّفًا، ووقتها ما عرفَ أهل الأرض الصّعود إلى القمر، ...لو عُدنا إلى كتاب الله لوَجَدنا هذه الآية فيها إعجازٌ عِلْمي قال الله تعالى﴿وَلَوْ فَتَحْنَا عَلَيْهِمْ بَاباً مِنَ السَّمَاءِ فَظَلُّوا فِيهِ يَعْرُجُونَ * لَقَالُوا إِنَّمَا الح إخبار الله تعالى عن الظلام في الفضاء الخارجي (موسوعة النابلوسي)