close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Hâkka Sûresi 34. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Velâ yehuddu ‘alâ ta’âmi-lmiskîn(i)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Ve yoksulun yiyeceğine bakmazdı.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
"Yoksula yemek vermeye (yanaşmıyor, bu yönde çabalayanlara) destekçi (bile) olmuyordu."
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
ve ihtiyaç içinde olanları yedirip içirmek için hiçbir istek ve kararlılık duymadı.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Çevresi, çaresi olmayan yoksulun karnını doyurmaya teşvik etmezdi.
Ahmet Varol
swap_vert close
Yoksula yemek vermeye teşvik etmezdi.
Ali Bulaç
swap_vert close
'Yoksula yemek vermeye destekçi olmazdı.'
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Yoksulların yiyeceğine hiç bakmıyor, teşvik etmiyordu.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Yoksul ve fakirleri yedirmeye de teşvik etmiyordu.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
33,34. “Çünkü o, Yüce Allah'a iman etmezdi, yoksulu doyurmaya teşvik etmezdi.”
Besim Atalay
swap_vert close
Yoksulları doyurmayı sevmezdi!
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Ve yoksulu doyurmayı teşvik etmezdi.”
Bkz. 107/3  
Cemil Said
swap_vert close
33-37. Çünkü o Allâh te’âlâya îmân itmedi, fukarâyı it’âm itmedi, işte ânınçün bugün hâmîsi yokdur. Ta’âmı da irinden ’ibâret olacakdır, yalnız mücrimler bunı ekl ideceklerdir.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
"Yoksulun yiyeceği ile ilgilenmezdi."
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
“Yoksulu doyurmağa teşvik etmiyordu.”
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Yoksulu doyurmayı özendirmezdi.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Yoksulu doyurmaya teşvik etmezdi.  
 Bu âyetle, yoksulun gözetilmemesi ve onun haline hiç alİırış edilmemesi, Allah’a iman etmemenin hemen akabinden en büyük günah olarak zikredilmektedir. Gerçekten İslâm ah-kâmı içinde yer alan mükellefiyetler iyi incelendiğinde, bunların iki noktada merkezîleştiği görülür: 1) Allah’ın emrini büyük tanımak, 2) Allah’ın yaratıklarına şefkat göstermek.  
Edip Yüksel
swap_vert close
Yoksullara yedirmeğe de çalışmıyordu.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Yoksula yedirmeye teşvik etmiyordu.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Ve fukaranın yiyeceğine hiç bakmıyordu
Emrah Demiryent
swap_vert close
(Kendisi yoksullara yardım etmediği gibi, başkalarını da) yoksulu doyurmaya (onların ihtiyacını gidermeye) teşvik etmiyordu.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Miskinin yedirilmesini¹ teşvik etmiyordu.
1- Malında ve mülküne miskinin hakkı olan payı vermeyi istemiyordu.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
«(kendisi) yoksula yemek (yedirmek şöyle dursun, başkalarını da) vermiye teşvıyk etmezdi»,
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
“Yoksulu doyurmaya da teşvîk etmezdi!”
İhsan Aktaş
swap_vert close
33, 34. Şüphesiz o, (evreni yaratan) yüce Allah’a (zatıma) inanmazdı ve «(kendisi) yoksula (fakire, muhtaca ve toplumda işsiz kalanlara) yemek (yedirmek ve onları doyurmak şöyle dursun, başkalarını da) vermeye teşvik etmezdi»*
(*) Bu âyetle, yoksulun, fakirin, muhtacın, toplumda işsiz kalan ve iş bulamayan kimselerin gözetilmemesi, onlara infak edilmemesi, mal ve serveti onlarla paylaşılmaması ve onların hâllerine hiç aldırış edilmemesi, Allah’a iman etmemenin hemen akabinden en büyük günah olarak zikredilmektedir. Gerçekten İslâm ahkâmı içinde yer alan mükellefiyetler iyi incelendiğinde, bunların iki noktada merkezîleştiği görülür: 1) Allah’ın emrini büyük tanımak, 2) Allah’ın bütün yaratıklarına şefkat göstermek ve muhtaç olanlara yardım eli uzatmak.  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Fakirlere yedirmeyi teşvik etmiyordu.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
yoksulları geçindirmek için çırpınmıyordu.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Yoksulu yedirmeye teşvikte bulunmuyordu.
İsmail Yakıt
swap_vert close
“Yoksulu doyurmaya da teşvik etmiyordu.”¹⁴
14 Krş. Kalem, 68/23-24  
Kadri Çelik
swap_vert close
“Yoksula yemek vermeye destekçi olmazdı.”
Mahmut Kısa
swap_vert close
“Ve bunun doğal sonucu olarak, yoksulları doyurmak için en ufak bir istek ve gayret göstermiyordu!”
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Miskîn’in / Düşkün Yoksul’un doyurulmasını teşvik etmezdi.
Mehmet Çakır
swap_vert close
yoksul doyurmaya hiç yanaşmazdı.
Mehmet Çoban
swap_vert close
"Yoksulu doyurmaya teşvik etmiyordu. Hep zenginlerden yana, zenginleşmek yolunda cimrinin tekiydi."
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Yoksulu doyurmaya da teşvik etmiyordu.
Mehmet Türk
swap_vert close
33,34. “Çünkü o, yüce Allah’a îman etmiyor ve kimseyi yoksula hakkı olan yiyeceği vermeye de teşvik etmiyordu.” der.
Muhammed Esed
swap_vert close
ve ihtiyaç içinde olanları yedirip içirmek için hiçbir istek ve kararlılık duymadı: ¹⁹
19 Lafzen, “acele etmedi”.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Yoksulu yedirmeye de ön ayak olmuyordu. 89/15.19
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Yoksulu doyurmak için hiçbir çaba harcamadı.
Orhan Kuntman
swap_vert close
34,35. Yoksulu doyurmaktan hoşlanmazdı. Onun için, bu gün burada kendisine acıyan hiçbir kimse yoktur.
Osman Fırat
swap_vert close
Yoksulu doyurmaktan hazzetmiyordu.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
«Ve yoksullara yemek verilmesine teşvikte bulunmazdı.»
Suat Yıldırım
swap_vert close
Çünkü o, fakiri doyurmayı teşvik etmezdi.
Süleyman Ateş
swap_vert close
Yoksulu doyurmaya ön ayak olmuyordu!
Süleyman Tevfik
swap_vert close
"Fukarâyı it'âma rağbet iylemezdi".
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Çaresiz birini doyurmaya özendirmezdi.
Şaban Piriş
swap_vert close
Yoksulu yedirmeye teşvik etmiyordu.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Yoksulu doyurmaya önayak olmazdı.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
"Yoksulu doyurmaya özendirmiyordu."
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
“daħı ķındurmaz yoħsula ŧa'am virmek üzere.”
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
ve özge kişiye buyurmazdı yimek yidürmek, miskinlere özi yidürmek ḳan‐dan?
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
O (özü zəkat vermir, acizə, kimsəsizə kömək etmit, xalqda da) yoxsulu yedirtməyə rəğbət oyatmırdı.
M. Pickthall (English)
swap_vert close
And urged not on the feeding of the wretched,
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
"And would not encourage(5663) the feeding of the indigent!
5663 Cf. 107:3; 89:18. The practical result of their rebellion against the God of Mercy was that their sympathies dried up. Not only did they not help or feed those in need, but they hindered others from doing so. And they have neither friend nor sympathy (food) in the Hereafter.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
وَلَا يَحُضُّ
ve teşvik etmiyor
عَلٰى طَعَامِ
doyurmaya
الْمِسْك۪ينِۜ
yoksulu
"Yoksulu (doyurmuyor ve) doyurmaya da teşvik etmiyordu."
لَا
Edat
لَا
Hayır, yapmayın, asla, hiç
حَضَّ
Fiil-I
ح ض ض
Teşvik etti
عَلَى
Zamir
عَلَى
Üzerinde, hakkında, karşı, dolayı, -a, -e
طَعَام
İsim
ط ع م
Yemek, yiyecek, doyurma
مِسْكِين
İsim
س ك ن
Yoksul, fakir