33, 34. Şüphesiz o, (evreni yaratan) yüce Allah’a (zatıma) inanmazdı ve «(kendisi) yoksula (fakire, muhtaca ve toplumda işsiz kalanlara) yemek (yedirmek ve onları doyurmak şöyle dursun, başkalarını da) vermeye teşvik etmezdi»*
(*) Bu âyetle, yoksulun, fakirin, muhtacın, toplumda işsiz kalan ve iş bulamayan kimselerin gözetilmemesi, onlara infak edilmemesi, mal ve serveti onlarla paylaşılmaması ve onların hâllerine hiç aldırış edilmemesi, Allah’a iman etmemenin hemen akabinden en büyük günah olarak zikredilmektedir. Gerçekten İslâm ahkâmı içinde yer alan mükellefiyetler iyi incelendiğinde, bunların iki noktada merkezîleştiği görülür: 1) Allah’ın emrini büyük tanımak, 2) Allah’ın bütün yaratıklarına şefkat göstermek ve muhtaç olanlara yardım eli uzatmak.