Bir de, Allah (davası) uğruna hicret etmiş (baskı, zulüm ve işkencenin hâkim olduğu memleketlerinden, özgürce kendisine kulluk ve ibadet etmek, güç ve gönül birliği yapmak için yurdunu yuvasını terk etmiş) sonra (haksız yere saldırıya uğrayıp) öldürülmüş ya da ölmüş kimseler var ya; Allah onları (öte dünyada, cennete) güzel bir rızıkla mutlaka rızıklandıracaktır. Ve rızık verenlerin en iyisi, (yani en iyi rızık veren) şüphesiz Allah’tır.*
(*) ’Müşriklerin baskı, zulüm ve işkencelerine dayanamayan bir grup Mekke’den Medine’ye hicret ederken müşrikler peşlerine düşüp onları öldürüyorlar. İşte bu ayetle hicret esnasında müşriklerin saldırısı sonucunda öldürülenlere ya da bu yolda ölmüş olanlara güzel bir müjde verilmektedir. Ayetin son cümlesinin anlamı ise: 1-Allah, rızkın kaynağını yaratan, hesapsız ve minnetsiz verendir. 2-Kul da, ancak Allah’ın kendisine verdiği güç ve yetenekle elde ettiği rızkı başkasına verebilir. Yani Allah o rızkı eline vermiş, o da başkasına veriyor. 3- Allah merhamet edenlerin en merhametlisidir diyoruz (وهو ارحم الرحمين) 4- Kul da, Allah’ın kendisine verdiği merhamet duygusuyla başkasına merhamet edebilir. Ama merhameti Allah’ın merhametine göre yok gibidir. Bu nedenle kulun verdiği rızık veya yaptığı merhamet, yine Allah’ın kendisine verdiği güç ve yetenkle olup başkasına rızık verdiğinde veya merhamet ettiğinde minnet eder veya bir karşılık bekleyebilir. Ama Allah ise, hesapsız rızık verebildiği gibi ne minnet eder, ne de karşılık bekler. Bu yüzden Allah rızık verenlerin ve merhamet edenlerin en hayırlısıdır, denilir.