close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Hacc Sûresi 41. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Elleżîne in mekkennâhum fî-l-ardi ekâmû-ssalâte veâtevû-zzekâte veemerû bilma’rûfi venehev ‘ani-lmunker(i)(k) veli(A)llâhi ‘âkibetu-l-umûr(i)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
O kişilerdir onlar ki onları yeryüzünde yerleştirdik mi namaz kılarlar, zekat verirler, iyiliği emrederler, kötülükten vazgeçirmeye çalışırlar ve bütün işlerin sonucu, Allah'a varır.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
O (mü’minler) ki, eğer yeryüzünde kendilerini yerleştirip iktidar imkânı verirsek; namazı dosdoğru ikame eder (şuurla ve huzurla yerine getirir)ler, zekâtı verirler, iyiliği emreder (yürütür)ler, kötülüğü yasaklayıp önlerlerdi. Bütün işlerin sonu Allah’a aittir.
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
O mü'minler ki, kendilerini yeryüzünde egemen kılsak, namaz ibadetine ağırlık verip, toplumda namazı devamlı kılınması ve duyarlı olunması gereken bir ibadet haline getirirler, arınmak için verilmesi gereken zekatı verirler, yapılması iyi ve doğru olanı emreder, yanlış ve kötü olanı yasaklarlar. Ama olup biten herşeyin sonucu hakkkında hüküm vermek Allah'a kalmıştır.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Allah'ın dinine, peygamberine yardım edenler, ülkelerinde, yeryüzünde, kendilerini iktidar mevkiine getirdiğimizde onlar na-mazı erkanına, şartlarına, vaktine riayet ederek âşikâre kılanlar, vicdanlarını, servetlerini sosyal bünyelerini arındıran, berekete vesile olan zekâtı verenler, Kur'ân'ın ve sünnetin hükümlerini, meşrû olanı, İslâmî kurallarla örtüşen örfü, ilmî verileri, mü'minlerin tasvip ettiği, icrasında hayır gördüğü, planları, programları, adaleti uygulayarak kamu düzenini sağlayanlar, iyiliği emredenler, şeriatın suç saydığı ve haram kıldığı, kamu vicdanının tasvip etmediği, mü'minlerin icrasında hayır görmediği şeyleri, bunların savunuculuğunu, sözcülüğünü akıllarını kullanıp yasaklayarak, önleyici tedbirler alarak kamu güvenliğini temin edenlerdir. Elde edilecek güzel sonuçlar, Allah için, Allah rızası içindir.
Ahmet Varol
swap_vert close
Onlar, kendilerine yeryüzünde iktidar verirsek namazı kılar, zekatı verir, iyiliği emreder ve kötülükten sakındırırlar. İşlerin sonu Allah'ındır.
Ali Bulaç
swap_vert close
Onlar ki, yeryüzünde kendilerini yerleştirir, iktidar sahibi kılarsak, dosdoğru namazı kılarlar, zekatı verirler, ma'rufu emrederler, münkerden sakındırırlar. Bütün işlerin sonu Allah'a aittir.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Onlar, o müminlerdir ki, eğer kendilerini yeryüzünde iktidar mevkiine getirirsek namazı kılarlar, zekâtı verirler, iyiliği emrederler ve fenalıktan da alıkoyarlar. Bütün işlerin sonu (kıyamette) Allah'a dönecektir.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Öyle müminler ki, onlara yeryüzünde imkân verdiğimizde namazı doğruca kılarlar, zekâtı verirler, iyiliği emrederler, kötülükten sakındırırlar. Bütün işlerin (hayırlı) sonucunun Allah’a ait olduğunu bilirler.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Eğer onlara yeryüzünde iktidar verirsek namazı kılar, zekâtı verir, iyiliği emreder ve kötülükten sakındırırlar. İşlerin sonu Allah'a varır.
Besim Atalay
swap_vert close
Onlara yeryüzünde, yurt verdiğimizde, namaz kılarlar, zekât verirler, türe ile buyururlar, kötülükten akkorlar, Allaha dayanır işlerin sonu
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Onlar öyle kimselerdir ki, şayet kendilerine yeryüzünde imkân ve iktidar versek, namazı dosdoğru kılarlar, zekâtı verirler, iyiliği yayarlar ve kötülükten sakındırırlar. Her işin sonu Allah'a varacaktır.
Yani iktidar oldular diye şımararak namaz kılmayı, zekât vermeyi, iyilik yapmayı, kötülükten sakınmayı bırakmazlar ve bütün bunları da Allah için yaparlar. Zira bilirler ki; her işin sonu Allah’a varacaktır.  
Cemil Said
swap_vert close
Diyârından çıkarılanlara bir mekân viririz. Namâz kılanlara, zekât virenlere, iyilik idüb fenâlığa mâni’ olanlara Allâh yardım ider. Her şeyin ’âkıbeti Allâh’a râci’dir.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Onları biz yeryüzüne yerleştirirsek namaz kılarlar, zekat verirler, uygun olanı emrederler, fenalığı yasak ederler. İşlerin sonucu Allah'a aittir.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Onlar öyle kimselerdir ki, şâyet kendilerine yeryüzünde imkân ve iktidar versek, namazı dosdoğru kılar, zekâtı verir, iyiliği emreder ve kötülüğü yasaklarlar. Bütün işlerin âkıbeti Allah’a aittir.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Onlar öyle kimselerdir ki, kendilerine bir yerde egemenlik versek, namazı kılarlar, zekâtı verirler, iyiliği emrederler ve kötülükten alıkoymaya çalışırlar. İşlerin sonu Allah’a varır.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Onlar (o müminler) ki, eğer kendilerine yeryüzünde iktidar verirsek namazı kılar, zekâtı verirler, iyiliği emreder ve kötülükten nehyederler. İşlerin sonu Allah'a varır.  
 Bu âyet, özellikle iktidarı elde bulunduran müslümanların hayatında intizam ve istikrarın gerekliliğini ifade etmektedir. Ayrıca, namaz ve zekât görevlerinin hemen ardından «iyiliği emretmek ve kötülükten nehyetmek» görevine yer verilmesi, ictimaî ahlâk ve nizamı koruyup geliştiren yöneticilerin üstün değerini ifade etmektedir.  
Edip Yüksel
swap_vert close
Onlar ki kendilerini yeryüzüne yöneticiler kıldığımız zaman namazı gözetir, zekatı verir, iyiliği emreder ve kötülükten menederler. Son karar ALLAH'a aittir.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Onlar (o müminlerdir) ki, eğer kendilerini yeryüzünde iktidar mevkiine getirirsek namazı kılarlar, zekatı verirler, iyiliği emrederler ve fenalığı yasak ederler. Bütün işlerin sonu sırf Allah'a âittir.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Onlar ki şayed kendilerini Arzda makamı iktıdara getirirsek namazı kılarlar, zekâtı verirler, ma'ruf ile emir ve Münkerden nehiy ederler bütün umurun akıbeti de sırf Allaha aiddir
Emrah Demiryent
swap_vert close
Onlar öyle kimselerdir ki, eğer kendilerine yeryüzünde imkân ve iktidar verirsek, namazı dosdoğru kılar, zekâtı verir, iyiliği emreder ve kötülükten sakındırırlar. Bütün işlerin sonu (takdir ve hüküm) Allah’a aittir.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Eğer yeryüzünde onları egemen kılarsak, salâtı ikame ederler, zekâtı verirler¹, iyiliği buyururlar, kötülükten sakındırırlar. Bütün işlerin sonucu Allah'a dönecektir.
1- “Salatı ikame etmek, Zekâtı vermek” terkibi, ibadete layık yegâne ilah olarak Allah'a inanmak; kulluğu, Allah'a yönelmeyi, dua ve ibadeti şirkten arındırılmış bir bilinçle ve arınmış, temizlenmiş arı duru hale gelmiş bir benlikle yapmak; yardımlaşmayı, destek olmayı canlı ve diri tutmak demektir. Zekât sözcüğü birçok ayette daha temiz, daha iyi, arınmak, temizlenmek, aklanmak, yüceltmek anlamında kullanılmıştır. (Örneğin 2:151; 3:77; 4:49; 9:103; 19:13; 20:76; 24:21; 35:18; 53:32; 62:2; 80:3; 91:9). 39, 40 ve 41. ayetler, Müslümanlara savaş için izin verilme nedenini, savaşın gerekçesini ve amacını bildirmektedir.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Onlar, (o müminlerdir ki) eğer kendilerine yer (yüzün) de bir iktidar mevkii verirsek dosdoğru namazı kılarlar, zekâtı verirler, iyiliği emr ederler, kötülükden vaz geçirmiye çalışırlar. (Bütün) umurun aakıbeti (nihayet) Allaha (râci') dir.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Onlar ki, kendilerine yeryüzünde imkân (iktidar) verdiğimiz takdirde (gafletedalmazlar ve) namazı dosdoğru kılarlar, zekâtı verirler, iyiliği emrederler ve kötülükten men' ederler. (Bütün) işlerin sonu ise Allah'a âiddir.
İhsan Aktaş
swap_vert close
Onlar (o haksız yere yurtlarından çıkarılmış olanlar) öyle kimselerdir ki; yeryüzünde kendilerine imkân (fırsat) verirsek, namazı (zayi etmeden) gereği gibi kılar, zekâtı (yoksul, fakir, işsiz ve toplumun muhtaç kesimine) verir, iyiliği emreder ve kötülükten sakındırırlar (kötülüğün oluşumuna, zulüm ve haksızlığın yapılmasına engel olmaya çalıştıkları gibi, şiddet ve baskı döneminde bile yerine getiremedikleri ibadet ve dini vecibelerini bu durumda yerine getirirler). Nihayetinde işlerin sonucunu belirlemek ise Allah’a aittir.
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Yeryüzünde kendilerine mekân edindirdiğimiz kimseler, namazı kılarlar, zekâtı verirler, iyilikleri emrederler ve kötülüklere de engel olurlar. Bütün işlerin sonucunu belirlemek Allah’a aittir.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Onlar o kimselerdir ki eğer Biz onlara yeryüzünde bir yurt verecek olursak onlar yalvarıya dururlar, zekat verirler, uygunu buyururlar, uygunsuzdan alıkoyarlar. Her işin sonu Allah’a varır.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
O mü/minler ki kendilerine yeryüzünde bir yer versek namazı dosdoğru kılarlar, zekâtı verirler. İyilikle emrederler. Kötülükten nehiy ederler. İşlerin sonu Tanrı/nındır.
İsmail Yakıt
swap_vert close
Onlar öyle kimselerdir ki, şayet kendilerine yeryüzünde imkân sağlasak, namazı dosdoğru kılarlar, zekâtı verirler, iyiliği iş edinip ve çevresine de telkin ederek [emerû], kötülüğü yasaklarlar. Bütün işlerin sonu Allah’a aittir.
Kadri Çelik
swap_vert close
Onları yeryüzünde yerleştirip iktidar sahibi kılacak olursak; dosdoğru namazı kılan, zekâtı veren, uygun olanı emreden ve kötü olandan sakındıran kimselerdir. Bütün işlerin sonu Allah'a aittir.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Onlar ki, kendilerine yeryüzünde güç ve egemenlik bahşettiğimiz zaman,şımarıp azgınlaşmazlar; aksine, beş vakit namazı hayatın merkezine yerleştirerek, onu dikkatle ve özenle, mümkün mertebe toplu hâlde kılarlar; ekonomik ve toplumsal bir kulluk olarak zekâtı verirler; insanlığa faydalı olan Allah’ın emrettiği iyi ve güzel şeyleri emreder, O’nun nehyettiği kötü ve zararlı olan her şeyi yasaklarlar. Ve bütün bunları, yalnızca Allah için yaparlar; çünkü bilirler ki: Her işin sonu Allah’a varır.Nihâî hükmü verecek, son sözü söyleyecek olan O’dur.
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Onlar ki Yeryüzü’nde onlara iktidar gücü verdiğimizde, Namaz’ı kıldılar; Zekât’ı verdiler; Ma’rûf’u (Örfe Uygun Olan’ı / Bilindik Olan’ı) iş edindiler; Münker’den (Bilinmedik Olan’dan) kaçındılar. İşler’in sonu Allah’a aittir.
Mehmet Çakır
swap_vert close
İnsanlar, - eğer yeryüzünde güvence ve istikrar sağlarsak bu huzurla-, dua edip zekat / vergi verebilirler, milleti millet yapan değerleri önerip sakıncalı olanları yasak ederler. Her işin sonucunu ise sadece Allah belirler...
Mehmet Çoban
swap_vert close
Müslümanlar öyle kimselerdir ki; kendilerine yeryüzünde iktidar imkânı verirsek; salat-ı ve zekât-ı dosdoğru ikame eder, iyiliği emreder, kötülüğü yasaklar. Bütün işlerin sonucu Allah’a aittir. İnsanların dünyada yaptıklarına karşılık kesin hüküm Allah tarafından verilecektir.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Onlar (muhacirler), kendilerine yeryüzünde güç versek (de) namazı kılar, zekâtı verir; iyiliği emreder (öğütler), kötülükten engeller (sakındırır)lar. İşlerin sonu yalnızca Allah’a (var)ır.
Mehmet Türk
swap_vert close
O (cihad eden mü’minleri) yeryüzünde iktidar sahibi kılarsak onlar, namazı dosdoğru ve devamlı kılarlar, zekâtı verirler, (insanlara) iyiliği emrederler, kötülükten sakındırırlar.¹ Zâten bütün işler, sonunda Allah’a aittir.
1 İktidara geçince ahlâklarını bozmaz, dinden, adaletten ayrılmazlar. Ayrıca bu âyetten; eğer mü’minler namazı dosdoğru kılmaz, zekâtı vermez, insanlara iyiliği emretmez, kötülükten sakındırmazlar ve Allah yolunda cihadı terk ederlerse Allah’ın onlara iktidar vermeyeceği açıkça anlaşılmaktadır.  
Muhammed Esed
swap_vert close
[O yardıma layık olanlar ki,] kendilerini yeryüzünde egemen kılsak [dahî] salâta devam ederler, arınmak için verilmesi gerekeni verirler, yapılması iyi ve doğru olanı emreder, yanlış ve kötü olanı yasaklarlar; ama yine de, olup biten her şeyin sonucu Allah’a kalmıştır.
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Eğer onlara yeryüzünde güç ve imkân verirsek, namazı dosdoğru kılarlar, zekâtı verirler, iyiliği emrederler, kötülüğe engel olurlar. Nihayetinde işlerin sonucunu belirlemek Allah’a aittir. 2/238, 6/92, 19/55, 20/132, 24/37
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Bu kimseler ki, eğer onlara yeryüzünde iktidar versek namazı hakkını vererek eda ederler; arınmak için ödenmesi gereken bedeli öderler; iyi, doğru ve yararlı olanı emreder, kötü, yanlış ve zararlı olandan da sakındırırlar. En nihayet işlerin sonucunu belirlemek Allah’a aittir.[²⁸⁴⁹]
[2849] Benzer bir ibâre için bkz: 31:22.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
Onlar (yurtlarından göç edenler ve onlara yardım edenler öyle müminlerdir) ki, eğer biz onları yeryüzüne yerleştirirsek; (onlara fetih ihsan edip, iktidara getirirsek, dünya işleri ile meşguliyetleri onların ibadetine engel olmaz) onlar namazı kılarlar, zekatı verirler ve ma'rûf ile emrederler. (Bütün beşeriyetin hayrını, selametini arzu ederler, onlara doğru yolu gösterirler, onlara örnek olurlar) Kötülüklerden de menederler. (Herkesin fazilet, huzur ve selamet içinde yaşamasına gayret ederler) Bütün işler sonunda Allah'a döner. (Yaptıklarının sevabı Allah katındadır.)
Osman Fırat
swap_vert close
Onlar öyle kimselerdir ki, şâyet kendilerine yeryüzünde mekan ve imkanlar verdiğimizde namazı kılar, zekâtı verir, iyiliği emreder ve kötülüğü men ederler. Bütün işlerin âkıbeti Allah’a aittir.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Onlar ki, eğer onları yeryüzünde yerleştirirsek (bir makamı iktidara getirirsek) namazı dosdoğru kılarlar ve zekâtı verirler ve ma'ruf ile emrederler ve münkerden nehyeylerler ve bütün işlerin akibeti ise Allah Teâlâ'ya aittir.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Onlar öyle mükemmel insanlardır ki şayet kendilerine dünyada hakimiyet nasib edersek namazlarını hakkıyla ifa eder, zekâtlarını verir, iyi ve meşrû olanı yayar, kötülüğü önlerler. Bütün işlerin âkıbeti elbette Allah'a aittir. [24, 55]
Bu âyet, özellikle iktidarı ellerinde bulunduran Müslümanların yaşayışlarında intizam ve istikametin gerekliliğini ifade etmektedir. Namaz ve zekât görevlerinin hemen ardından iyiliği yayma, kötülükleri önleme görevine yer verilmesi, toplumun ahlâk ve nizamını koruyup geliştiren yöneticilerin üstün değerlerini ifade etmektedir.  
Süleyman Ateş
swap_vert close
O(Allah'ın dinine yardım ede)nleri yer yüzünde iktidara getirdiğimiz takdirde (zorbaların yoluna sapmazlar, bil'akis) namazı kılarlar, zekatı verirler, iyiliği emrederler, kötülükten vazgeçirmeğe çalışırlar. Bütün işlerin sonu Allah'a aittir (her şey sonunda O'na varacaktır).
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Onlar (yerlerinden çıkarılanlar) bir zümredir ki eğer onları arzda temkîn ider isek (yerleşdirir isek) namâzlarını kılarlar, zekâtlarını virirler, eyi şeylerle emr ve fenâ şeylerden nehy iderler. Her emrin âkıbeti Allâh Te'âlâ'yadır.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Onlar öyle kimselerdir ki eğer bir yere yerleştirsek namazı tam kılar, zekatı verir, marufa (Kur’an ölçülerine) uygun olanı ister, münkere (Kur’an’a ve insan doğasına uymayan şeye) karşı durur. Her işin sonu Allah’a varır.
Şaban Piriş
swap_vert close
Eğer onlara yeryüzünde imkan ve güç verirsek, namazı dosdoğru kılarlar, zekatı verirler, iyiliği emrederler, kötülüğü yasaklarlar. İşlerin sonu Allah'a aittir.
Ümit Şimşek
swap_vert close
O kimseler ki, kendilerini yeryüzünde iktidara getirdiğimizde namazı dosdoğru kılarlar, zekâtı verirler, iyiliği emredip kötülükten sakındırırlar. Sonunda bütün işlerin dönüşü Allah'adır.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Onlar o kişilerdir ki eğer kendilerini yeryüzünde imkân ve güç sahibi yapsak namazı/duayı yerine getirirler, zekâtı verirler, iyiliğe özendirirler, kötülükten sakındırırlar. Tüm iş ve oluşlar Allah'a varır.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
anlar kim eger yir virevüz anlara yirde dururalar namāzı daħı vireler zekātı daħı buyuralar eyüyi daħı yıġalar yavuzdan. daħı Tañrı’nuñdur işlerüñ śoñı.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Ol kimseler ki eger yirlendürsevüz kendüleri ve berkitsevüz yir yüzinde,durġururlar namāzı, daḫı virürler zekātı ve ḫalḳa buyururlar yaḫşı işleri,daḫı ḳaytarurlar ḫalḳı yaman işlerden. Daḫı Tañrı Ta‘ālānuñ ḥükminedür bar‐ça işlerüñ ṣoñı.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
O kəslər ki, əgər onları yer üzündə yerləşdirsək (onlara bir yer versək), namaz qılar, zəkat verər, (insanlara) yaxşı işlər görməyi əmr edib, pis işlər görməyi qadağan edərlər. Bütün işlərin sonu (nəticəsi) Allaha aiddir. (Allah qiyamət günü əməllərinə müvafiq olaraq mö’minlərə mükafat, kafirlərə isə cəza verəcəkdir).
M. Pickthall (English)
swap_vert close
Those who, if We give them power in the land, establish worship and pay the poor due and enjoin kindness and forbid iniquity. And Allah's is the sequel of events.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
(They are) those who, if We establish them in the land, establish regular prayer and give regular charity, enjoin the right and forbid wrong:(2819) with Allah rests the end (and decision) of (all) affairs.
2819 'Enjoining the right and forbidding the wrong" is an essential duty of the Muslim Ummah and one of the main purposes for which it has been raised. (See 3:104, 110; 9:71, 111-112). (Eds.).  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
اَلَّذ۪ينَ
onlar ki
اِنْ
eğer
مَكَّنَّاهُمْ
kendilerine imkân verirsek
فِي الْاَرْضِ
yeryüzünde
اَقَامُوا
ikâme ederler
الصَّلٰوةَ
namazı
وَاٰتَوُا
ve ve- rirler
الزَّكٰوةَ
zekâtı
وَاَمَرُوا
ve emre- derler
بِالْمَعْرُوفِ
iyiliği
وَنَهَوْا
ve men ederler
عَنِ الْمُنْكَرِۜ
kötülükten
وَلِلّٰهِ
ve Allah'a aittir
عَاقِبَةُ
âkıbeti
الْاُمُورِ
işlerin
Onlar öyle kimselerdir ki eğer kendilerine yeryüzünde imkân (ve iktidar) verirsek namazı ikâme eder(ek her anda Allah'ın huzurunda durmaya çalışır) ve zekâtı ver(ip nefislerinin cimriliğini temizl)erler, iyiliği emreder ve kötülükten (de insanları) men ederler. (Bütün) İşlerin âkıbeti ise Allah'a aittir.
الَّذ۪ي
İsim
الَّذ۪ي
O kimse ki, o şey ki, o zat ki, o ki
اِن
Edat
اِن
Eğer,  -se, -sa
مَكَّنَ
Fiil-II
م ك ن
Yerleştirdi, yetki verdi, imkân verdi, sağlamlaştırdı
فِى
Bulunma hâl eki
فِى
İçinde, -de, -da
اَرْض
İsim
ا ر ض
Yeryüzü, yer, arz, toprak, yurt
اَقَامَ
Fiil-IV
ق و م
İkâme etti, korudu, ayağa kaldırdı, doğrulttu, dosdoğru yaptı
صَلٰوة
İsim
ص ل و
Namaz, salât, dua
اٰتَى
Fiil-IV
ا ت ي
Verdi
زَكٰوةَ
İsim
ز ك و
Zekât, temiz olmak, temizlik
اَمَرَ
Fiil-I
ا م ر
Emretti, buyurdu
مَعْرُوف
Edilgen fiil
ع ر ف
Örfe uygun, iyilikle, münasip, güzel, meşru
نَهٰي
Fiil-I
ن ه ي
Men etti, yasakladı, alıkoydu
عَن
Ayrılma hâl eki
عَن
-den, -dan, hakkında
مُنْكَر
Edilgen fiil-IV
ن ك ر
Tanınmayan, çirkin iş, hoşnutsuzluk, çok edepsizce şey
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
عَاقِبَة
İsim
ع ق ب
Âkıbet, son
اَمْر
İsim
ا م ر
Emir, iş, tedbir, izni ile