Onlar (o saldırıya ve zulme uğrayanlar), başka değil, sırf «Rabbimiz Allah’tır» dedikleri için haksız yere yurtlarından çıkarılmış (sürülmüş) kimselerdir. Eğer Allah, bir kısım insanları (saldırı, zulüm ve kötülüklerini) diğer bir kısmı ile defedip önlemeseydi, elbette içlerinde Allah’ın ismi bol bol anılan manastırlar, kiliseler, havralar ve mescidler yıkılır giderdi. Ve Allah kendi (dini)ne yardım edenlere elbette yardım edecektir. Şüphesiz ki Allah (her şeyi hükmü altında tutacak kadar) güçlüdür, (her şeye) galiptir.*
(*) Burada‘’Manıstırlar, Kiliseler, Havralar, Mescitler vb.’’aynı saygınlıkta ve birlikte zikredilmiştir. Kur’an bunlara bu saygınlığı ve önemi vermişse, bir müslüman bunun tersini yapamaz, yaparsa inandığı Kur’an’a ve İslam dinine aykırı davranmış olur. Kur’an’ı Kerimi ve İslam dinini doğru öğrenmiş olan hiçbir müslüman ne kilisenin ne de başka bir dinin Mabetlerinin yapılmasına asla karşı çıkamaz, nerede bir dinin mensupları varsa, orada kendilerine ait mabet yapma hakkına sahiptirler, buna dinen, hukuken ve vicdanen kimse karşı çıkamaz. Bazı özel düzenlemeleri ile ne kadar çok uyuşmazlık içinde olunsa da Allah inancını temel eksen olarak kabul eden her dine tam saygı gösterilmesi zarureti, İslam’ın temel prensiplerinden biridir. O halde Müslümanlar, ister cami, isterse kilise ya da havra olsun, Allah’a adanmış bütün ibadet mahallerini korumak ve onlara saygı göstermekle yükümlüdürler ve başka bir inancın mensuplarını kendi inançlarına göre Allah’a ibadet etmekten alıkoyma teşebbüsleri Kur’an tarafından kutsallığa tecavüz fiili olarak nitelenmiş ve lânetlenmiştir. Bu prensibin çarpıcı bir tasviri, Hz. Peygamber’in H. 10. yılda Necran’lı bir Hristiyan heyetine karşı davranışında örneklenmiştir. Her ne kadar Hz. İsa’yı “Allah’ın oğlu”…olarak kabul etmeleri İslamî inançlarla temelden çatışıyor idiyse de onlara Hz. Peygamber’in mescidine serbestçe girme izni verilmişti ve o’nun kesin rızası ile orada kendi dinî ayinlerini ifa etmişlerdi (bkz. İbni Sa‘d I/1, 84 vd.). M. Esed. Ayet Açıklaması) Manastır, din görevlilerinin ve kendini dine adayan kimselerin bir arada yaşadığı dinî yapıdır. Hristiyanlıkta, Budizm’de ve Hinduizm’de önemli bir yer tutar. Kilise, Hristiyanlıkta ibadet etmek ve bazı diğer dini vazifeleri yerine getirmek için tahsis edilmiş halka açık bina, tapınak. Sinagog veya havra, Yahudilik inancına inanan Yahudi ve Samirilerin ibadet etmek için gittikleri ibadethane. (Vikipedi) Mescid/ camii ise Müslümanların toplu halde yüce Allah’a secde ve ibadet ettikleri mekândır.