Kendilerine haksız yere savaş açılan (mü'min)lere zulme uğradıklarından dolayı (artık savaş için) izin verildi ve şüphesiz ki Allah (zulmü ortadan kaldırmak için mücadele veren mü'minleri zafere ulaştırmak üzere) onlara yardım ulaştıracak güçtedir.
Bkz. 3/13, 123, 140, 8/6-10, 44İslam’da ilk savunma savaşı Bedir Gazvesidir. Bu savaş, Hz. Muhammed’e peygamberliğin verilmesinden yani Kur’an’ın inmeye başlamasından yaklaşık 14 yıl sonra vuku bulmuştur. Demek, müşriklerin onca işkence ve dayatmasına rağmen Müslümanlara savaş izni verilmemiş, sadece direnme ve mücadele ile yetinmeleri öngörülmüştür. İslam’a göre, düşman güçlere karşı verilecek savaşın gerekçesinin mutlaka makul ve haklı sebepleri olmalıdır. Kur’an’ın öğretisine göre, insanlar yurtlarından çıkarılmadıkça, can, mal, din ve namus güvenliği tehdit edilmedikçe savaşamazlar. Müşrikler, Müslümanları yurtlarından çıkarmalarına rağmen hala peşlerini bırakmayarak onların malını, canını, dinini ve namusunu tehdit eden sürekli bir gayret içinde olunca Allah Müslümanlara savaşa izin vermiştir. İlk savunma savaşı Bedir Muharebesidir. M. 624 (H. 2)’de gerçekleşmiştir. Hz. Peygamberin bizzat başında bulunduğu savaş sayısı 27’dir. Hz. Peygamber dönemi savaşların tamamında ölen insan sayısı her iki taraf -mü’min-müşrik-için 400 civarındadır. Ama Hz. Peygamberin irtihalinden sonra Kur’an mesajından koparılan Müslümanlar kendi aralarında birbirleriyle savaşarak binlerce Müslümanın ölümüne sebep olmuşlardır. Bugün dünyanın geldiği noktada Hiroşima örneğinde olduğu gibi küçük bir bomba ile on binlerce insan öldürülebilmektedir. Tarihe bakıldığında görülecektir ki; Müslümanlar her zaman kendilerini savunmak için savaşmışlardır ve barış için atılan en küçük bir adımı değerlendirerek hep sulhtan yana olmuşlardır. “Eğer onlar barışa yanaşırlarsa sen de yanaş!..” (Enfal 8/61) Öyle söylendiği ve iddia edildiği gibi İslâm bir savaş dini, Hz. Peygamber ve Müslümanlar da savaşçı değildir.