Biz, (deve ve sığır gibi) büyükbaş hayvanları da size Allah’ın şiârlarından kıldık. Onlarda sizler için pek çok hayır vardır. Öyleyse onları ayakta dikili olarak ön ayaklarının biri bağlı halde¹ (keserken) üzerlerine Allah’ın adını anın,² (kurban edilince) yanları üzerine düştükleri zaman³ da onlardan bir miktarını⁴ (hem kendiniz) yiyin, (hem de) isteyemeyene de isteyene de yedirin. İşte böylece Biz, belki (nîmetlerime) şükredersiniz diye, onları sizin emrinize verdik.
1 Bu şekilde kurban deveye mahsustur. Deve ayakta iken ön ayağının biri bağlanıp gerdanından boğazlanır ki, buna “nahr” denilir. Sığır, koyun, keçi ise yatırılıp üçayağı bağlanarak kesilir ki buna da “zebh” denilir. 2 Âyetin bu bölümü: “...Öyleyse onları sadece Allah’ın rızasını kazanmak için keserken üzerlerine Allah’ın adını anın...” diye de tercüme edilebilir.3 Üzerine “Allah’ın adını anmak”, kesmekten, “yanları üzere düşmek” ölmekten kinâyedir.4 (مِنْ) ba’zıyyedir. Yani kurbanlarınızın tamamını yemeyin, birazını yiyin, birazını da dağıtın demektir.