Onlar ki, ne zaman Allah’tan söz edilse kalbleri (gönülleri) saygı ve sakınmayla ürperir; başlarına gelen her şeye (her türlü darlığa, sıkıntıya) göğüs gererler; namazı (dosdoğru) kılar ve kendilerine verdiğimiz rızıktan (servetten) başkalarına da (toplumun yoksul, işsiz ve muhtaçlarına) harcarlar. *
(*) Müslümanlığın tarifini almak istiyorsak, bu iki ayete bakmalıyız. Müslüman öncelikle bütünüyle Allah’a teslim olmalı ve bu teslimiyetini tevazu ile beslemeli, onurlu duruşuyla, ilkeli ve erdemli çalışmalarıyla desteklemeli, gösterişsiz bir hayat yaşayarak kulluğunu ortaya koymalıdır. Yanında Allah anıldığı zaman sıradan bir varlıktan bahsediliyormuş gibi dikkatsiz ve samimiyetsiz davranmamalı, kalbi ürpermeli, O’na karşı sorumluluk bilinci depreşmeli, emirlerine sımsıkı sarılma ihtiyacı canlanmalı, varlığın gayesini O’nda aramalı. Zorluklara ve sıkıntılara karşı direnmeli, sabretmesini ve mücadele vermesini bilmeli, sorunlara çareler aramalı ve bütün esbaba başvurduktan sonra yalnızca Allah’a sığınmalı. Namazında devamlı, duyarlı ve kararlı olmalı, kendisine emanet edilen nimetlere ipotek koymamalı, bencil davranmamalı, başkalarıyla paylaşmasını bilmeli, infakı olmazsa olmaz bir vecibe olarak görmelidir… (C. Külünkoğlu Meali 35. Ayet Açıkla…)