close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Hacc Sûresi 11. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Vemine-nnâsi men ya’budu(A)llâhe ‘alâ harf(in)(s) fe-in esâbehu ḣayrun(i)tmeenne bih(i)(s) ve-in esâbet-hu fitnetun(i)nkalebe ‘alâ vechihi ḣasira-ddunyâ vel-âḣira(te)(c) żâlike huve-lḣusrânu-lmubîn(u)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Ve insanlardan, Allah'a kalbiyle değil de diliyle kulluk eden de var; ona bir hayır isabet ederse kalbi yatışır o hayır yüzünden, fakat bir sınamaya uğrarsa yüzü dönüverir; dünyada da ziyan eder, ahirette de; işte budur apaçık ziyan.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
İnsanlardan kimi de (Dinin tamamına sahip çıkmayıp, rahatına ve menfaatine uygun tarafından ve) bir ucundan (tutarak ve tam inanmayarak) Allah’a ibadet etmektedir. Eğer, (Allah’ın takdir ve taksiminden ve Kur’an’ın hükümlerinden) kendisine hayır(lı ve yararlı gördüğü bir şey) dokunursa, bununla tatmin (ve razı) olup (teslimiyet gösterir). Yok eğer kendisine (sıkıntı verecek ve sorumluluk yükleyecek) bir fitne (kaza, bela ve hastalık) isabet ederse, (zor ve zahmetli bir emir gelse ve imtihandan geçirilse, hemen) yüzüstü dönmektedir. (Allah’ın emrini ve kaderini bilmezlikten gelir. Nefsi bahanelerle hizmet ve mesuliyetten kaçıverir. Bu gibileri,) Dünyayı da ahireti de kaybetmiştir. İşte bu, (en büyük) ziyan ve en açık hüsran (demektir).
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Ve insanlardan kimi de vardır ki, Allah'a imanla küfrün sınırında, yani kıyı kenar kulluk eder, öyle ki başına bir iyilik gelse, ondan hoşnut olur, ama başına sınayıcı bir güçlük gelse, hemen bütünüyle yüz çevirir ve böylece dünyayı da, ahireti de kaybeder. İşte en açık zarar ve kayıp da budur.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Allah'a, sanki bir yar kenarındaymış gibi tereddütlü, iman ile küfür sınırında kulluk ve ibadet eden insanlar da var. Kendilerine bir hayır dokunursa, buna pek memnun olurlar. Eğer musibete uğrarlarsa, çehreleri değişir, dinden yüz çevirirler. Onlar dünyalarını da, âhiretlerini, ebedî yurtlarını da kaybetmiştir. İşte kıyas kabul etmeyecek zarar, kayıp budur.
Ahmet Varol
swap_vert close
İnsanlardan kimi de Allah'a bir kenardan (yarım yamalak) ibadet eder. Eğer kendine bir hayır dokunursa onunla tatmin olur ve eğer başına bir bela gelirse yüzüstü döner. O dünyayı da ahireti de kaybetmiştir. İşte bu apaçık bir kayıptır.
11.Buhari`nin Abdullah bin Abbas (r.a.)`tan rivayet ettiğine göre bir adam Medine`ye gelir Müslüman olduğunu açıklardı. Sonra eğer hanımı erkek çocuk doğurur veya atı yavru verirse: "Bu din hayırlı bir dindir" derdi. Ama eğer hanımı erkek çocuk doğurmaz veya atı yavru vermezse: "Bu din hayırsız bir dindir" derdi. Bununla ilgili olarak Yüce Allah bu ayeti kerimesini indirdi.İbnu Merdeviye`nin Abdullah bin Mes`ud (r.a.)`dan rivayet ettiğine göre de yahudilerden bir adam Müslüman oldu. Sonra gözünü, malını ve çocuklarını kaybetti. Bu başına gelenleri İslâm`ın uğursuzluğuna yordu ve: "Ben bu dinimden bir hayır görmedim. Gözüm ve malım gitti. Çocuklarım öldüler" dedi. Bunun üzerine bu ayeti kerime indirildi.  
Ali Bulaç
swap_vert close
İnsanlardan kimi, Allah'a bir ucundan ibadet eder, eğer kendisine bir hayır dokunursa, bununla tatmin bulur ve eğer kendisine bir fitne isabet edecek olursa yüzü üstü dönüverir. O, dünyayı kaybetmiştir, ahireti de. İşte bu, apaçık bir kayıptır.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
İnsanlardan kimi de Allah'a dinin bir ucundan ibadet eder; eğer kendisine bir hayır isabet ederse ona razı olur, kararlaşır ve eğer bir bela isabet ederse, yüzü üstü döner (dinden çıkar). Dünya ve ahireti perişan olur. İşte bu aldanış, apaçık ziyandır.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
İnsanlardan öyleleri de var ki hep kenardan Allah’a ibadet eder. Eğer ona bir iyilik dokunursa, onunla mutmain olur. Eğer denenmek için başına bir bela gelirse, yüzüstü geri döner, dünyayı da ahireti de kaybeder. İşte, en büyük zarar budur.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Allah'a iman ile küfür sınırında kulluk eden insanlar da vardır. Kendisine bir iyilik dokunursa, buna çok memnun olur. Eğer kendisine bir musibet dokunursa, yüzüstü döner. O, dünyasını da, âhiretini de kaybetmiştir. İşte kıyas kabul etmeyecek kayıp budur.
Besim Atalay
swap_vert close
İnsanlar içinde Allaha, lâfla tapanlar vardır, bir iyilik gelince, rahatlanır, bir sınav gelince de, yüz dönüyorlar; dünyada da, ahrette de ziyandadırlar, bu açık bir zarardır
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Yine insanlardan öylesi de vardır ki, Allah'a (dinin tamamına inanmadığı halde, iman ve küfrü birbirinden ayıran) sınırda kulluk eder. Öyle ki eğer kendisine bir hayır dokunursa, gönlü onunla hoş olur, şayet başına (hastalık, fakirlik ve musibet gibi) bir kötülük gelirse, gerisingeri dönüverir (Allah'tan şikâyetçi olur). O dünyayı da kaybetmiştir, ahireti de. İşte bu, apaçık hüsranın ta kendisidir.
“Sınırda kulluk eder” demek, inkârla imanın kesiştiği çizgide yer alır. Yani dinin tamamına değil de işine gelen ve menfaatine uyan bölümlerine inanır. Bu da imanın sadece taklit seviyesinde kaldığını ve menfaate yönelik olduğunu gösterir. Küfre bütünüyle saplanmaz ama küfür derecesinde günah işler. Allah’ın yasakladığı fiilleri hiç çekinmeden gönül rahatlığıyla işler. Pişman olup af dilemek ve tevbe etmek aklından geçmez. Bu da kişinin küfür çizgisine yakın olduğunu ve geri dönüşü zor olan bir batağa saplandığı gösterir.  
Cemil Said
swap_vert close
İnsânlardan ba’zıları mütereddid ve şek dâhilinde Allâh’a ’ibâdet iderler. Bir sa’âdete nâil olurlar ise müsterih olurlar. Lâkin ufak bir felâket başlarına gelince yüz çevirirler, bu vechile hem dünyâda hem âhiretde ’azâba dûçâr olurlar, bu âşikâr bir hüsrândır.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
İnsanlar içinde Allah'a, bir yar kenarındaymış gibi kulluk eden vardır. Ona bir iyilik gelirse yatışır, başına bir bela gelirse yüz üstü döner. Dünyayı da ahireti de kaybeder. İşte apaçık kayıp budur.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
İnsanlardan öylesi de vardır ki, Allah’a kıyıdan kenardan kulluk eder. Eğer kendisine bir hayır dokunursa, gönlü onunla hoş olur. Şâyet başına bir kötülük gelirse, gerisingeri (küfre) dönüverir. O dünyayı da kaybetmiştir, ahireti de. İşte bu apaçık ziyanın ta kendisidir.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Yine insanlar içinde kimileri vardır ki, Allah’a şartlı olarak kulluk eder; öyle ki kendisine bir iyilik denk gelirse bundan pek memnun olur, ama başına bir imtihan sıkıntısı gelse hemen yüz çevirir. Böyleleri dünyasını da âhiretini de yitirmiştir ve apaçık hüsran işte budur.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
İnsanlardan kimi Allah'a yalnız bir yönden kulluk eder. Şöyle ki: Kendisine bir iyilik dokunursa buna pek memnun olur, bir de musibete uğrarsa çehresi değişir (dinden yüz çevirir). O, dünyasını da, ahiretini de kaybetmiştir. İşte bu, apaçık ziyanın ta kendisidir.  
 Bu âyet, dine kalbî bir inançla değil de, kendisine dünyevî bir fayda sağlayacağı ümidi ile bağlananları kınamaktadır. Nitekim, tefsirlerde nakledildiğine göre bu âyet, «Eârib» denen bir kabile hakkında nâzil olmuştur. Bunlar Medine’ye hicret etmişlerdi. İçlerinden biri, bedeni sıhhatli olduğu, atları güzel kulunlar verdiği, karısı sağlıklı çocuklar doğurduğu, malı mülkü arttığı zaman, «Ne iyi ettim de şu dine girdim! Bu sayede çok şeyler kazandım!» diyerek sevinirdi. Durum tersine dönüp bir ziyana uğradığında ise, «Başıma bir yığın kötülük geldi!..» gibi sözlerle dinden çıkardı.  
Edip Yüksel
swap_vert close
İnsanlardan öyleleri var ki ALLAH'a koşullu olarak kulluk eder. İşleri yolunda gidince sevinir; ancak başına bir bela gelince yüzünü çevirir. Böylece dünyayı da ahireti de kaybeder. Gerçek kayıp işte budur.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
İnsanlardan kimi de Allah'a bir yar kenarındaymış gibi ibadet eder, eğer kendisine bir iyilik gelirse ona gönlü yatışır ve eğer başına bir bela gelirse yüzüstü dönüverir. Dünyayı da ahireti de kaybeder. İşte apaçık kayıp budur.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Nâstan kimi de Allaha kıyıdan kıyıya ıbadet eder, eğer kendisine bir hayır isabet ederse ona yatışır ve eğer bir mihnet isabet ederse yüz üstü dönüverir «dünyayı da ahireti de kaybetmiş» olur, işte husranı mübîn odur
Emrah Demiryent
swap_vert close
İnsanlardan öylesi de vardır ki, Allah’a (îmân ile küfrü birbirinden ayıran) sınırda kulluk eder. (Şöyle ki;) Eğer kendisine (tarafımızdan) bir hayır dokunursa, (gönlü) onunla huzur bulup sevinir (İslâm dini, hak dindir der), ancak (ilâhî hikmet gereği, tarafımızdan çeşitli musibetler ile) imtihâna maruz kalırsa, (işte o zaman hemen) yüzüstü döner (İslâm dininden çıkarak *mürted olur. İşte) o (kimse) dünyayı da kaybetmiştir, âhireti de. İşte bu apaçık bir ziyanın ta kendisidir.
* “Mürted”; İslâm dininden ayrılarak, Müslüman iken kâfir olan kimseye denir.  
Erhan Aktaş
swap_vert close
İnsanlardan bazıları da iş olsun diye Allah'a kulluk eder. Onun yararına bir şey olursa onunla mutlu olur, eğer bir fitneyle¹ karşı karşıya kalırsa hemen yönünü değiştirir. O dünyada da ahirette de kaybedendir. İşte o apaçık bir kayıptır.
1- Baskıyla, zorlukla, zorbalıkla ve bir sıkıntıyla.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
İnsanlardan kimi de Allaha, (dîninin) yalınız bir taraf (ın)-dan (tutub), ibâdet eder. Eğer kendisine bir hayır dokunursa ona yapışır. Eğer bir fitne isaabet ederse yüzü üstü döner. Dünyâda da, âhiretde de hüsrana uğramışdır o. Bu ise apaçık ziyanın ta kendisidir.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
İnsanlardan bazısı da, Allah'a bir kenardan (şübhe içinde) kulluk eder. Artık ona bir iyilik isâbet ederse, onunla mutmain olur. Fakat ona bir kötülük isâbet ederse, yüzüstü döner (dinden çıkar). Dünyayı da, âhireti de kaybetmiştir. İşte o apaçık hüsran, budur!
İhsan Aktaş
swap_vert close
İnsanlardan öyleleri var ki Allah’a kıyıdan (gönülden değil koşullu olarak) kulluk eder. İşleri yolunda gidince sevinir; ama başına sınayıcı bir güçlük gelse, hemen bütünüyle yüz çevirir ve böylece dünyayı da ahireti de kaybeder. İşte en açık zarar ve kayıp da budur.*
(*) Sınırda /veya kıyıdan/kulluk eder” demek, inkârla imanın kesiştiği çizgide yer alır. Yani dinin tamamına değil de işine gelen ve menfaatine uyan bölümlerine inanır. Bu da imanın sadece taklit seviyesinde kaldığını ve menfaate yönelik olduğunu gösterir. Küfre bütünüyle saplanmaz ama küfür derecesinde günah işler. Allah’ın yasakladığı fiilleri hiç çekinmeden gönül rahatlığıyla işler. Pişman olup af dilemek ve tevbe etmek aklından geçmez. Bu da kişinin küfür çizgisine yakın olduğunu ve geri dönüşü zor olan bir batağa saplandığı gösterir. (C. Külünkoğlu Meal Açıklaması) Yani ayetteki tasvirin, hemen her devirde ve her yerde karşılaşılan bir insan tipine dikkat çekmeyi hedeflediği kuşkusuzdur: Evrenin yaratıcısı ve mutlak hâkimi olan Allah’a iman bilincine erişememiş, bazı çevresel etkiler altında veya dünyevî beklentiler uğruna Allah’a kulluk etmeyi “deneyen” fakat O’nu kişisel arzularına uygun bir mâbud olarak göremediği için bütün benliğiyle şirke yönelen, böylece hem dünya hem âhiret mutluluğunu kaybeden insanlar! Devamındaki iki âyette belirtildiği gibi bu kimseler yine de“kulluk etme ve yakarma’’ ihtiyacından kendilerini alıkoyamamakta, ama bu defa ya hiçbir yararı veya zararı dokunmayacak ya da zararının dokunması çok muhtemel varlıklara yönelmektedirler. Kaynak: Kur’an Yolu Tefsiri)  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
İnsanlardan Allah’a son sınırda kulluk edenler var. O’na bir hayır isabet ettiğinde, ondan dolayı tatmin olur. O’na bir fitne dokunduğu zaman, yüzünü kulluktan çevirir ve dünyasını ve ahiretini kaybetmiş olur. Böylece bu onun, açıkça kaybedişidir.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
İnsanlardan kimi de Allah’a yalnız bir yönden tapar. İşte eğer kendisine bir iyilik gelecek olursa onunla dölenir. Yok, eğer kendisine bir kötülük gelecek olursa yüzgeri eder. O kimse bu dünyasına da kıyar, öbür dünyasına da. Kendine yazık etmiştir. İşte açıktan açığa kendine yazık etmek budur.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Bazı kimseler de Allah/a aykırı olarak [²] ibadet ederler. Onlara sıhhat ve servet gibi bir hayır erişirse mutma/in olurlar [³], şayet hastalık, darlık gibi bir mihnet gelirse yüzü üstü dönerler [⁴]. Onlar, dünyada ve âhirette ziyankâr olmuşlardır. Apaçık ziyankârlık, işte budur.
[2] Şek veya nifakla.[3] «Oh! İslâm ne güzeldir» derler.[4] Dinden çıkarlar.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
İnsanlardan öyleleri de vardır ki, Allah’a tereddüt içinde [harf]³ ibadet ederler. Ona bir hayır isabet ettiğinde, onunla huzur bulur. Şayet bir kötülük/fitne isabet etse yüzü değişir.⁴ O dünyada ve ahirette zarara uğrar. İşte apaçık zarar [husrân] budur.
3 “Ala harfin” ifadesi, uçurumun kenarında, kıyısından, ucundan, isteksiz, gönülsüz, gel-git içinde gibi anlamlara gelir. 4 Yüzünün değişmesi burada, dinden yüz çevirir anlamındadır. Çünkü ayetin devamında “dünyada ve ahirette zarara uğrar” denilerek onun dindan çıktığına işaret vardır.  
Kadri Çelik
swap_vert close
İnsanlardan kimi de Allah'a kıyıdan kıyıya ibadet eder; eğer kendisine bir hayır dokunursa, bununla yatışır ve eğer kendisine imtihan amaçlı bir sıkıntı isabet edecek olursa, yüzü üstü dönüverir. Dünyada da ahirette de hüsrana uğramıştır. İşte apaçık hüsran budur, bu!
Mahmut Kısa
swap_vert close
İnsanlardan öyleleri de var ki, Allah’a kıyısından kenarından kulluk eder;öyle ki, kendisine Allah tarafından bir iyilik ulaşsa, gönlü onunla huzura kavuşur fakat fakirlik, hastalık, başarısızlık gibi bir imtihânla yüz yüze gelecek olsa, hemen gerisin geriye dönerek Allah’a kulluğu terk eder. Böyle bir insan, hem dünyayı, hem de âhireti kaybetmiş demektir ki, işte en büyük felâket budur! Çünkü Allah’a kulluğu bırakınca, kaçınılmaz olarak:
Mahmut Özdemir
swap_vert close
İnsanlar’dan, Allah’a ucundan kıyısından / oynak bir durumda kulluk eden kimse de vardır. Ona bir hayır isabet ettiyse, ondan memnun oldu. Ona bir fitne / deneme isabet ettiyse, yüz üstü döndü / gerçek yüzünü gösterdi. Dünya’yı ve Âhiret’i hüsrana (zarara) soktu. İşte Açıkça Hüsran budur.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Bazıları, Allah'a sanki diken üstünde imiş gibi ibadet ediyor. İşine yarar bir şey olursa biraz rahatlıyor, aleyhine bir durum olursa her şeyi yüzüstü bırakıp gidiyor. Şimdi bu adam, hem dünyayı hem ahireti kaybetti. Hakikaten çok kötü bir yenilgi:
Mehmet Çoban
swap_vert close
İnsanlardan öylesi var ki Allah’ın yasalarını çıkarlarına göre uygular. Eğer kendisine bir hayır dokunursa gönlü hoş olur. Şayet başına bir kötülük gelirse inkâra döner. İnkâr eden kişi dünyayı da ahireti de kaybetmiştir. Bu durum onlar için her açıdan zarardır.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
İnsanlardan kimi, Allah’a (imanla küfrün) sınır(ın)da kulluk eder. [*] Kendisine bir iyilik dokunursa bununla huzurlu olur; ağır imtihana uğrarsa yüzü değişir (dinden yüz çevirir). O, dünya(sın)ı da ahiret(in)i de kaybetmiştir. Asıl apaçık kayıp işte budur!
Yüce Allah bu cümlede kendisine tam sınırda kulluk eden insan tipine dikkat çekmektedir. Bu insan tipi ne imanda kararlıdır ne de küfürde. Kur’an’da sadece bu ayette geçen [harf] kelimesi “kenar”, “sınır” anlamına gelmekte, muhatapların kararsız halini ortaya koymayı amaçlamaktadır.  
Mehmet Türk
swap_vert close
İnsanlardan kimi de; Allah’a tek yönlü¹ ibâdet eder.² Yani kendisine bir hayır isabet ederse, bununla tatmin olur ve eğer başına bir sıkıntı gelirse sırtını döner. (Artık) o dünyayı da âhireti de kaybetmiştir. İşte apaçık ziyan, budur.³
1 (عَلَى حَرْفٍ) şüpheli, tek yönlü, şartlı diye tercüme edilebilir. İşine gelen konularda Allah’a ibâdet eder, işine gelmeyenlerde yan çizer, şüpheli şeyler yapar. Yani can-ü gönülden değil de bir kenardan ve bir gaye uğruna dindarlık eder veya dil ucu ile Müslüman olur.2 Dine Allah ve Peygamberinin koyduğu kaidelere göre değil de kendisine başkaları tarafından güya Allah adına (!) öğretilen, icat edilen, bozulan veya dikte ettirilen şekilde inanır ve ibadet eder. Hatta bu yaptıkları Allah ve Rasulü tarafından emredilmese bile.3 Bu âyet; kalbi İslâm’a ısınanlardan Uyeyne b. Bedr, Akra’ b. Habis, Abbas b. Mirdas’ın birbirlerine “Muhammed’in dinine gireriz, ama eğer bize bir hayır isabet ederse bu dinin gerçek olduğuna, yoksa bâtıl olduğuna inanırız.” demeleri üzerine nâzil olmuştur. (Vâhidî)  
Muhammed Esed
swap_vert close
Ve insanlardan kimi de vardır ki, Allah’a [imanla küfrün] sınır[ın]da ⁸ kulluk eder; öyle ki, başına bir iyilik gelse, O’ndan hoşnut olur; ama başına sınayıcı bir güçlük gelse hemen bütünüyle yüz çevirir, ⁹ ve böylece dünyayı da, ahireti de kaybeder; zaten, hiçbir şeyle kıyaslanamayan kayıp da gerçekte budur! ¹⁰
8 Yani, hiç birinde karar kılmaksızın imanla küfür arasında gidip gelerek.9 Lafzen, “yüzü üstüne döner” -insanın “yüzü” (vech), deyimsel olarak onun bütün varlığını ifade etmektedir.10 Lafzen, “en açık kayıp budur”.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Yine insanlardan kimi de vardır ki, tam uçurumun kenarında Allah’a kulluk eder. Nitekim o dinden menfaat sağladığında bununla sevinir. Eğer bir sıkıntıyla sınanacak olursa hemen yüzüstü dönüverir. Böylece dünyayı da ahireti de kaybeder. İşte apaçık hüsran budur. 11/9, 17/83, 34/15...21, 89/15...28
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Yine insanlardan kimileri de vardır ki, Allah’a (iman ve küfrü birbirinden ayıran) sınırda kulluk eder; öyle ki, eğer kendisine bir iyilik dokunsa onunla tatmin olup sevinç duyar; fakat başına bir musibet gelse yüzüstü dönüverir; dünyayı da âhireti de kaybeder: nitekim telafisi en zor kayıp da budur.[²⁸⁰⁵]
[2805] Lafzen: “en açık olanı..” Mubînin türetildiği beynin bu mânası için bkz: 16:66, not 71. Bu âyette sözü edilen “sınırda kulluk edenler” kimlerdir? Allahu a’lem bunlar, Kur’an’da “münafık” kelimesinin kullanıldığı ilk âyet olan Ankebût 11’de sözü edilen kimselerdir. Bu bağlantı, nüzul ortamıyla da uyumludur.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
İnsanlardan öyleleri de yardır ki; Allah'a bir yar kenarındaymış gibi ibadet eder! (Kuşku ve tereddüt içindedir) Ona bir iyilik dokunursa çok memnun olur. Başına bir bela geldiğinde ise, çehresi değişir. (Din ile imandan) yüz çevirir. Böyle bir kimse; dünyasını da, ahiretini de kaybetmiştir. İşte bu, apaçık zarara uğramanın ta kendisidir!
(Nitekim, Bedevilerden bazı kimseler Resulullah [s.a.s] a gelir, müslüman olurlardı, ülkelerine döndükleri zaman yağmur ve bolluk yılı bulurlarsa "Bizim şu dinimiz ne kadar hayırlı bir din, derler ve ona sımsıkı sarılırlardı fakat ne zaman ki kurak ve kıtlık yılı gelir, bu kez, bizim şu dinimizde hiç hayır yok derlerdi.)  
Osman Fırat
swap_vert close
İnsanlardan öylesi de vardır ki, Allah’a bir harflik kulluk eder. Eğer kendisine bir hayır dokunursa, gönlü onunla hoş olur. Şâyet başına bir kötülük gelirse, yüzüstü (küfre) dönüverir. O dünyayı da kaybetmiştir, ahireti de. İşte bu apaçık ziyanın ta kendisidir. ?
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Ve insanlardan öylesi de vardır ki, Allah'a bir tereddüt üzere ibadet eder. Eğer ona bir hayır dokunursa onunla yüreği rahat eder ve eğer bir mihnet dokunursa yüzü üzerine geri döner. Dünyada da ahirette de ziyana uğramıştır. İşte apaçık ziyan budur,bu.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Öyle insanlar vardır ki Allah'a, sırf bir hesaba binaen, imanla küfrün arasında bir yerde ibadet eder. Şayet umduğu faydayı elde ederse onunla huzur bulup sevinir, eğer bir sıkıntı ve imtihana mâruz kalırsa yüzüstü dönüverir. Dünyayı da âhireti de kaybeder. İşte besbelli olan hüsran budur.
Bu âyet dine tam bir güvenle değil de, kuşkulu ve menfaatine bağlı olarak pamuk ipliği ile bağlananları temsilî olarak anlatır. Bunlar ordunun bir kıyısında durur gibidirler. Ganimet elde edilirse işin içine dalarlar, tehlike belirir belirmez kaçarlar.  
Süleyman Ateş
swap_vert close
İnsanlardan kimi de Allah'a bir kenardan, ibadet eder. Eğer kendisine bir hayır gelirse onunla huzura kavuşur (sevinir) ve eğer başına bir kötülük gelirse yüz üstü döner (dini kötüleyerek ondan vazgeçer). O, dünyayı da, ahireti de kaybetmiştir. İşte apaçık ziyan budur.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Nâsdan öyleleri vardır ki Allâh Te'âlâ'ya bir taraf üzerine (لقصد) 'ibâdet ider. Eğer ona bir hayır ve menfa'at isâbet ider ise onunla mutma'în olur. (Memnûn ve hoşnûd olur). Eğer bir belâ ve fitne isâbet itse yüz çevirir ve ardına döner. O, dünyâ ve âhiretde ziyân itdi. Bu da âşikâr bir hüsrândır.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
İnsanlardan kimi de Allah’a sınırda kulluk eder. Eline bir imkân geçse rahatlar; başına bir sıkıntı gelse yüz çevirir. Böylesi dünyayı da kaybeder âhireti de. Apaçık hüsran işte budur.
Şaban Piriş
swap_vert close
İnsanlardan, Allah'a bir uçurum kenarındaymış gibi kulluk edenler var. Eğer ona bir iyilik dokunursa, onunla tatmin olur. Eğer bir imtihana tabi tutularsa, yüz üstü döner. Dünya ve ahireti kaybeder. İşte apaçık hüsran budur.
Ümit Şimşek
swap_vert close
İnsanlardan öylesi de var ki, Allah'a iğreti şekilde kulluk eder. Kendisine bir iyilik eriştiğinde onunla mutlu olur; başına bir imtihan geldiği zaman ise yüz geri dönüverir. O, dünyada da, âhirette de ziyana uğramıştır. Apaçık bir hüsran diye işte buna denir.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
İnsanlardan bazısı da Allah'a kıyıdan kıyıya ibadet eder. Kendisine bir hayır isabet ettiğinde, onunla tatmin bulup yatışır; kendisine bir fitne, bir deneme gelip çattığında yüzüstü geri dönüverir. Dünyada da kayba uğramıştır böylesi, âhirette de. Apaçık hüsranın ta kendisi işte budur.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
daħı ādemįlerden oldur kim ŧapar Tañrı’ya ķırañ üzere ya'nį şek üzere. pes eger deġirse aña ħayr dölenür aña eger deġirse aña fitne dönene gendü yanasına ziyān oldı dünye daħı āħiret ya'nį kāfirliġi ol oldur ziyān bellü.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Daḫı ādemīlerüñ nicesi ‘ibādet eyler Tañrı Ta‘ālāya egrilik bile. Eger ḫayryitişse kendüye ẟābit olur dīni üstine ve eger şer yitişse özine döner, düşeryüzi üstine, ziyān eyler dünyā‐y‐ıla āḫireti. Ulu ziyān eylemek oldur.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
İnsanlardan eləsi də vardır ki, Allaha şəkklə ibadət edər. Əgər ona bir xeyir toxunsa, (dini barəsində) arxayın olar (islamdan möhkəm yapışar). Yox, əgər ona bir bəla (müsibət) üz versə, çöhrəsi dəyişər (islamdan üz döndərib yenə küfrə qayıdar). Beləsi dünyanı da əldən verər, axirəti də. Açıq-aşkar ziyan budur, bu!
M. Pickthall (English)
swap_vert close
And among mankind is he who worshippeth Allah upon a narrow marge so that if good befalleth him he is content therewith, but if a trial befalleth him, he falleth away utterly. He loseth both the world and the Hereafter. That is the sheer loss.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
There are among men some who serve Allah, as it were, on the verge:(2782) if good befalls them, they are, therewith, well content; but if a trial comes to them, they turn on their faces: they lose both this world and the Hereafter: that is loss for all to see!
2782 They are men whose minds are not firm: they will have faith, if all goes well with them, but as soon as they are tried, they are found wanting. They differ from hypocrites. It is not fraud or double dealing that is their sin: it is a weak mind, petty standards of judging right by success, a selfishness that gives nothing but asks for all, a narrow-mindedness that does not go beyond petty mundane calculationsa "nicely calculated less or more" of the good things of this world. They fail in both worlds and their failure in this world is patent for every on-looker.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
وَمِنَ النَّاسِ
ve insanlardan
مَنْ
kimi
يَعْبُدُ
kulluk yapar
اللّٰهَ
Allah'a
عَلٰى حَرْفٍۚ
bir kenardan
فَاِنْ
ve eğer
اَصَابَهُ
ona doku- nursa
خَيْرٌنِ
bir hayır
اطْمَاَنَّ
mutmain oldu
بِه۪ۚ
onunla
وَاِنْ
ve şayet
اَصَابَتْهُ
ona isabet ederse
فِتْنَةٌنِ
bir imtihan
انْقَلَبَ
döndü
عَلٰى وَجْهِه۪۠قف
yüzü üstü
خَسِرَ
kaybet- miştir
الدُّنْيَا
dünyayı
وَالْاٰخِرَةَۜ
ve âhireti
ذٰلِكَ
işte bu
هُوَ
odur
الْخُسْرَانُ
hüsran
الْمُب۪ينُ
apaçık
İnsanlardan öylesi de vardır ki Allah'a kıyısından (köşesinden, sadece işine gelen şeyler yönünden) kulluk yapar. Eğer kendisine bir hayır dokunursa (gönlü) onunla mutmain olur. Şayet başına bir imtihan gelirse de yüzüstü (küfre geri) döner. O, dünya(sın)ı da âhireti(ni) de kaybetmiştir. İşte bu apaçık hüsranın ta kendisidir.
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
نَاس
İsim
ن و س
İnsanlar
مَن
Şart edatı
مَن
Kim, kimdir, kimse
عَبَدَ
Fiil-I
ع ب د
Âbd oldu, taptı, kulluk etti
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
عَلَى
Zamir
عَلَى
Üzerinde, hakkında, karşı, dolayı, -a, -e
حَرْف
İsim
ح ر ف
Kenar, taraf, uç
اِن
Edat
اِن
Eğer,  -se, -sa
اَصَابَ
Fiil-IV
ص و ب
İsabet etti, başlarına geldi, erişti, dokundu
خَيْر
İsim
خ ي ر
Hayr (Allah'ın esması, ismidir. Hayr olan demektir), hayırlı
اِطْمَاَنَّ
Fiil-XII
ط م ن
Mutmain oldu, güvene kavuştu
بِه
Zamir
بِه
Onunla, kendisiyle
اِن
Edat
اِن
Eğer,  -se, -sa
اَصَابَ
Fiil-IV
ص و ب
İsabet etti, başlarına geldi, erişti, dokundu
فِتْنَة
İsim
ف ت ن
İmtihan, fitne, bela
اِنْقَلَبَ
Fiil-VII
ق ل ب
Geri döndü, dönüp gitti, dönüverdi
عَلَى
Zamir
عَلَى
Üzerinde, hakkında, karşı, dolayı, -a, -e
وَجْه
İsim
و ج ه
Yüz, vech, teveccüh
خَسِرَ
Fiil-I
خ س ر
Hüsrana uğradı, kaybetti
دُنْيَا
İsim
د ن و
Dünya, yakın
اٰخِر
İsim
ا خ ر
Âhiret, son, ard (ardından gelenler vb.)
ذٰلِك
İşaret zamiri
ذٰلِك
İşte bu, bunun için, bunda böyle
هُوَ
Zamir
هُوَ
O
خُسْرَان
İsim
خ س ر
Zarar, hüsran
مُبِين
Etken fiil-IV
ب ي ن
Mubîn (Allah'ın esması, ismidir. Apaçık hakk olan demektir), apaçık, Mübin, açıklayıcı, açıklayan