close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Hacc Sûresi 10. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Żâlike bimâ kaddemet yedâke veenna(A)llâhe leyse bizallâmin lil’abîd(i)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Bu da senin, kendi ellerinle kendine hazırladığın şeydir ve şüphe yok ki Allah, alabildiğine zulmetmez kullarına.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
"(Ey insan!) İşte bu (ahiret azabı) iki elinle yapıp (önden) gönderdiklerindir." Zira Allah kullarına asla haksızlık edici değildir (diyeceğiz.)
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Ve ona o gün: “Bu senin kendi elinle önceden kazandığın şey. Çünkü Allah kullarına, asla en küçük bir haksızlık yapmaz!” denecek.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Onlara: “Bunlar sizin dünyada, bizzat ellerinizle kazandığınız günahlar sebebiyledir” denir. Şüphesiz Allah kullarına zâlimce davranmaz.
bk. Kur’ân-ı Kerim, 44/47-50.  
Ahmet Varol
swap_vert close
"Bu senin kendi ellerinle işlediğinin karşılığıdır. Yoksa Allah, kullarına haksızlık etmez."
Ali Bulaç
swap_vert close
(Ey insan) Bu, senin ellerinin önden takdim ettikleridir. Şüphesiz Allah, kullar için zulmedici değildir.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
(Kıyamet gününde ona şöyle denecektir): Bu perişanlık ve azab, iki elinin kazandığı günahlar sebebiyledir. Muhakkak ki Allah, kullara zulümkar değildir (günahları olmadan onları cezalandırmaz).
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Ona: “İşte bu, kendi ellerinle yaptıklarının cezasıdır. Ve hiç şüphesiz Allah, kullarına zulmedici değildir” (denilir.)
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
İşte bu, önceden yapıp ettikleri yüzündendir. Elbette Allah, kullarına haksızlık edici değildir.
Besim Atalay
swap_vert close
«Bu senin ellerinle kazandığındır, Allah kullarına zulmeder değil»
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
(Kıyamet günü ona şöyle denir:) “Bu senin kendi elinle önceden hazırladığın şeydir. Çünkü Allah kullarına asla en küçük bir haksızlık yapmaz (suçsuz yere onları cezalandırmaz).”
Cemil Said
swap_vert close
Buna kendi elleri ile yapdıkları işler içün müstehak olacaklardır. Zîrâ Allâh ’ibâdına zulüm itmez.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Ona: "Bunlar senin yaptıklarından ötürüdür" denir, yoksa Allah, kullarına karşı hiç de zalim değildir.*
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
(Ona), “İşte bu kendi ellerinin önceden işledikleri yüzündendir. Allah, kesinlikle kullara zulmedici değildir” (denir.)
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
(Ona şöyle denilecek:) “Bu, senin kendi ellerinle önceden yapıp ettiklerinden dolayıdır! Yoksa Allah kullarına asla zulmetmez.”
Diyanet Vakfı
swap_vert close
İşte bu, önceden yapıp ettiklerin yüzündendir (denilir). Elbette Allah kullarına haksızlık edici değildir.
Edip Yüksel
swap_vert close
"Bu, ellerinin senin için yapıp öne sürdüğü işlerden ötürüdür." ALLAH kullara zulmedici değildir
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Ona "Bunlar, senin ellerinle kazandığın günahlar sebebiyledir" denir. Şüphesiz Allah kullarına zulmeden değildir.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Bu, diye: senin iki elinin takdim ettiği ve Allahın kullarına zulümkâr olmadığı içindir
Emrah Demiryent
swap_vert close
(Hesap gününde ona şöyle buyuracağız:) “İşte bu (âhiret azabı, dünya hayatında iken) kendi ellerinle (cüz’î irâdenle) yaptıklarının (günahlarının) karşılığıdır. Şüphesiz Allah, kullarına asla zulmetmez.”
Erhan Aktaş
swap_vert close
İşte bu kendi tercihinle yaptığın şeylerden dolayıdır. Kuşkusuz Allah, kullarına haksızlık edici değildir.
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Bunun sebebi iki elinin öne sürdüğü şeylerdir ve çünkü Allah, şübhesiz, kulları hakkında zulümkâr değildir.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
(O zaman ona şöyle denilir:) “Bu, senin ellerinin takdîm ettiği (senin işlediğingünahlar) yüzündendir.”(2) Şübhesiz ki Allah, kullarına zulümkâr değildir.
(2)“Şeriatta denilmiştir ki: ‘Cehennem cezâ-yı ameldir (amelin karşılığıdır), fakat Cennet fazl-ı İlâhî(Allah’ın lütfu) iledir.’ Bunun sırr-ı hikmeti nedir? El-cevab: (...) İnsanın nefsi ve hevâsı dâimâ şerlere ve zararlara meyyâl olduğu için, o küçücük kesbinin (cüz’î irâdesinin) netîcesinden hâsıl olan seyyiâtın (günahların) mes’ûliyetini kendisi çeker. Çünki onun nefsi istedi ve kendi kesbiyle sebebiyet verdi (sebeb oldu). Ve şer ademî (yokluğa âid)olduğu için, abd (kul) ona fâil oldu. Cenâb-ı Hakk da halk etti (yarattı). Elbette o hadsiz cinâyetin mes’ûliyetini, nihâyetsiz bir azâb ile çekmeye müstehak olur. Amma hasenât ve hayrât (hayırlar ve iyilikler) ise, mâdem ki vücûdîdirler (varlığa âiddirler); kesb-i insânî ve cüz’-i ihtiyârî (insanın cüz’î irâdesi) onlara illet-i mûcide (yaratıcı sebeb) olamaz. İnsan, onda hakīkī fâil olamaz. Ve nefs-i emmâresi (kötülüğü emreden nefsi) de hasenâta tarafdar değildir, belki rahmet-i İlâhiye ister ve kudret-i Rabbâniye îcâd eder. Yalnız insan, îmân ile, arzu ile, niyet ile sâhib olabilir. Ve sâhib olduktan sonra, o hasenât ise, ona evvelce verilmiş olan vücud ve îman ni‘metleri gibi sâbık(geçmiş) hadsiz niam-ı İlâhiyeye (Allah’ın verdiği ni‘metlere) bir şükürdür, geçmiş ni‘metlere bakar. Va‘d-i İlâhî ile verilecek Cennet ise, fazl-ı Rahmânî ile verilir. Zâhirde (görünüşte) bir mükâfâttır, hakīkatte fazıldır (lütufdur). Demek seyyiâtta sebeb nefistir, mücâzâta (cezâya) bizzât müstehaktır. Hasenâtta ise sebeb de Hakk’tandır, illet (esas sebeb) de Hakk’tandır. Yalnız, insan îmân ile tesâhub eder (sâhiblenir). ‘Mükâfâtını isterim’ diyemez, ‘Fazlını beklerim’ diyebilir.” (Lem‘alar, 13. Lem‘a, 86)Ayrıca bakınız; (sahîfe 182, hâşiye 3)  
İhsan Aktaş
swap_vert close
(O gün ona şöyle denir:) ‘’İşte bu, (dünyadayken kendi iradenle) yaptığın (zulüm ve kötü) şeylerden dolayıdır. Kuşkusuz Allah, kullara asla haksızlık edici değildir.
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Bu ceza kendi ellerinle kazandığının karşılığıdır. Allah asla kuluna haksızlık yapan değildir.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
" İşte bu senin ellerinle işlediklerinin karşılığıdır. Yoksa Allah kullarına karşı hiç de kıyıcı olmamıştır." denilecektir.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
«— İşte bu, ellerinle kazandıkları şeylerin cezasıdır. Allah kulları hakkında zulümkâr değildir» denecek.
İsmail Yakıt
swap_vert close
(Ey insan!) İşte bu senin kendi ellerinle yapıp önceden gönderdiklerin yüzündendir. Muhakkak ki Allah, kullarına asla zulmedici değildir.
Kadri Çelik
swap_vert close
(Ey insan!) Bu, senin ellerinin önden takdim ettikleridir. Şüphesiz Allah, kullar için zulmedici değildir.
Mahmut Kısa
swap_vert close
O Gün ona, “Bu ceza, kendi ellerinle yaptığın zulüm ve haksızlıkların karşılığıdır!” diyeceğiz, “Çünkü Allah, kullarına asla zulmetmez! Dolayısıyla, hiç kimseyi işlemediği bir suçtan ötürü cezalandırmaz.”
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Bu, senin iki elinin takdim ettikleri sebebiyledir. Yoksa Allah, Kullar’a zulmedici değildir.
Mehmet Çakır
swap_vert close
" bu ceza vaktiyle işlediklerin yüzünden, yoksa Allah, kuluna zulmetmez. " diyeceğiz...
Mehmet Çoban
swap_vert close
Onlara denilir ki; "İnkâr edenlere verilen ceza dünya hayatında yaptıkları yüzündendir. Allah kesinlikle insanlara zulmedici değildir. Allah hiçbir zaman insanları uyarmadığı ve yapmadığı şeylerden sorumlu tutmaz."
Mehmet Okuyan
swap_vert close
(Onlara): “İşte bu, ellerini(zi)n öne sunduğu şeyler yüzündendir.” (denecektir). Elbette Allah kullara asla haksızlık edici değildir. [*]
Benzer mesajlar: Âl-i İmrân 3:182; Enfâl 8:51.  
Mehmet Türk
swap_vert close
(Âhirette böylelerine): “İşte bu (azap,) senin ellerinle kazandığın günâhlar sebebiyledir. Çünkü Allah, kesinlikle kullara zulmedici değildir.” (denilir.)
Muhammed Esed
swap_vert close
[Ve ona] (o Gün:) “bu senin kendi elinle önceden kazandığın şey; çünkü Allah kullarına asla en küçük bir haksızlık yapmaz!” [denecek].
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Ve işte bu işlediğin suçların bir karşılığıdır. Yoksa Allah’ın kullarına haksızlık edip zulmetme ihtimali yoktur. 3/108- 117, 10/44, 18/49, 41/46
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
“İşte bu senin kendi ellerinde takdim ettiklerindir; unutma ki Allah’ın kullarına zulmetme ihtimali asla bulunmamaktadır!”[²⁸⁰⁴]
[2804] Çevrimizin gerekçesi, nefyin haberinin bâ ile gelmesidir. Bu, öznenin bahis konusu işi yapma imkân ve/veya ihtimalinin bulunmayışına delâlet eder. Bu kalıp, olumsuzlanan şeyin kategorik olarak dışlandığını ifade eder.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
Ona: "Bunlar (çektiğin bu azaplar) senin (dünyadayken) işlemiş olduğun kötü amellerinin karşılığıdır" diye nida olunur. Şüphe yok ki Allah, kullarına zulmedici değildir.
Osman Fırat
swap_vert close
(Ona), "İşte bu, senin ellerinin yapıp öne sürdüğü işler yüzündendir. Allâh kullara zulmedici değildir!"
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
(Denilir ki) «Bu (azab) senin iki elinin evvelce yaptığından dolayıdır. Ve şüphe yok ki, Allah kulları için hiçbir zulmeden değildir.»
Suat Yıldırım
swap_vert close
O vakit kendisine: “İşte bu, dünyada işlediklerinin cezasıdır. Yoksa Allah kullarına en ufak bir haksızlık bile yapmaz. ” denilir. [44, 47-50]
Süleyman Ateş
swap_vert close
(Ey insan), "İşte bu, senin ellerinin yapıp öne sürdüğü işler yüzündendir. Allah kullara zulmedici değildir!"
Süleyman Tevfik
swap_vert close
"İşbu 'azâb, cezâ-yı 'amelindir. Tahkîk Allâh kullarına zulüm idici olmadı" dinilür.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
(Onlara denecek ki) “İşte bu senin ellerinle yaptığının karşılığıdır. Yoksa Allah kullarına karşı yanlış yapmaz.”
Şaban Piriş
swap_vert close
-Bunlar, senin elinle yaptığının karşılığıdır. Yoksa Allah, kullarına karşı asla zulmedici değildir.
Ümit Şimşek
swap_vert close
İşte bu senin elinle hazırladığın şeydir. Yoksa Allah kullarına asla haksızlık etmez.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
"Al, işte bu, iki elinin önden gönderdiğidir. Şu bir gerçek ki, Allah, kullara asla zulmedici değildir."
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
şol anuñ içündür kim ilerü duttı iki elüñ daħı bayıķ Tañrı degül žulm eyleyici [176a] ķullara.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Ol rüsvāylıḳ ve ‘aẕāb kesb eyledü[gü]ñ küfr ve ma‘ṣiyet sebebi biledür.Tañrı Ta‘ālā ẓulm idici degüldür ḳullarına.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
(O zaman ona belə deyiləcək:) “Bu, (dünyada) öz əllərinlə etdiyin günahların cəzasıdır, yoxsa Allah bəndələrinə əsla zülm edən deyildir!”
M. Pickthall (English)
swap_vert close
(And unto him it will be said): This is for that which thy two hands have sent before, and because Allah is no oppressor of His slaves.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
(It will be said): "This is because of the deeds which thy hands sent forth, for verily Allah is not unjust to His servants.(2781)
2781 'What you suffer is the consequence of your own sinful deeds; Allah is just; He is not unjust in the least to any of His creatures'. (R).  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
ذٰلِكَ
bu
بِمَا
o şeyden dolayı ki
قَدَّمَتْ
takdim etti
يَدَاكَ
senin iki elin
وَاَنَّ
ve şüp- hesiz
اللّٰهَ
Allah
لَيْسَ
değildir
بِظَلَّامٍ
zulmedici
لِلْعَب۪يدِ۟
kullara
(O zaman ona şöyle denir) "Bu(gün karşılaştığın azap), senin (dünyada) kendi ellerinle yaptıkların yüzündendir; çünkü Allah, kullar(ın)a asla zulmedici değildir."
ذٰلِك
İşaret zamiri
ذٰلِك
İşte bu, bunun için, bunda böyle
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
قَدَّمَ
Fiil-II
ق د م
Takdim etti, hazırlık yaptı, sundu
يَد
İsim
ي د ي
El
اَنّ
Edat
اَنّ
Muhakkak, şüphesiz, diğini. Mastar cümlesi oluşturmak için kullanılır. (Genellikle cümle ortasında kullanılır, kendisinden önce bir fiil olması gerekir.)
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
لَيْسَ
Fiil-I
ل ي س
Değildir, yoktur
ظَلّٰم
İsim
ظ ل م
Zulmedici
عَبْد
İsim
ع ب د
Kul, köle, âbd