Böyle yaparken Allah’ın yanı sıra, kendisine ne zarar ne de yarar sağlayabilen şeylere (putlara, türbelere, yatırlara veya ölmüş bazı kimselerin ruhlarına) yalvarıp yakarır (veya bunları Allah ile kendi arasında aracı yapar). İşte budur, doğruluktan tamamıyla uzak bir sapıklık.*
(*) Bu vb. nice ayetlere rağmen hâlâ türbelere, yatırlara veya kutsal olarak inandıkları mekânlara gidip oralardan medet umanlara, ağaçlara çaput bağlayıp beklenti içine girenlere ne demek lazım? Evreni ve her şeyi yaratan ve sınırsız rahmet sahibi olan yüce Allah’ın bizim dualarımıza icabet etmesi için birilerinin araya girmesine, referans olmasına, hatır göstermesine ihtiyacı yok. Zira o her şeye hâkim olup kararında da takdirinde de yalnızdır. Zira İslam’da Allah ile kul arasında aracı yoktur. Bir Müslüman Allah’a ibadet etmek için aracıya ihtiyaç duymayacağı gibi Allah’a dua ederken de aracıya ihtiyaç duymaz. Bu, İslam’ı Hristiyanlık ve Musevilik’ten ayıran en önemli farklardan birisidir. Kur’an’’da Allah’la kul arasında aracı olmadığına dair çok sayıda ayet vardır. Bunlardan iki ayet şöyledir: 1. Fatiha suresi 5. Ayettir. Fatiha Suresi 5. Ayet: (Allahım!) Yalnız sana ibadet ederiz ve yalnız senden yardım dileriz...’’ 2. Bakara Suresi 186. Ayet: Ve (Resulüm!) Eğer kullarım sana beni sorarlarsa (şunu bilsinler ki), şüphesiz ben (her zaman kullarıma ilim ve kudretimle çok) yakınım. (O hâlde, hiçbir aracıya başvurmadan, benimle kendisi arasına bir vasıta koymadan doğrudan bana yalvarıp benden istesinler!) Bana (samimiyetle) dua ettiği zaman dua edenin yakarışlarına karşılık veririm; öyleyse onlar da (samimiyetle) benim davetime icabet etsinler ve bana (güvenip) inansınlar ki doğru yola ulaşabilsinler.