close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Gâşiye Sûresi 21. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Feżekkir innemâ ente mużekkir(un)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Artık korkut, öğüt ver, sen, ancak bir korkutucusun, bir öğütçü.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Artık Sen, öğüt verip-hatırlat. (Çünkü) Sen, sadece bir öğüt verici-bir uyarıcısın.
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
İşte böyle ey peygamber! Onlara öğüt ver, senin görevin yalnızca öğüt vermektir.
Ahmet Tekin
swap_vert close
O halde, tebliğe devam et, Kur'ân ile öğüt ver. Çünkü sen vahyi, Kur'ân'ı tebliğ ile memursun, öğüt vericisin.
Ahmet Varol
swap_vert close
Sen öğüt ver. Sen ancak bir öğüt vericisin.
Ali Bulaç
swap_vert close
Artık sen, öğüt verip-hatırlat. Sen, yalnızca bir öğüt verici-bir hatırlatıcısın.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Artık sen (Ey Rasûlüm, deliller göstererek) nasihat et. Sen ancak bir öğüd vericisin.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Sen, onlara mesajı ilet! Sen, ancak uyarıp hatırlatansın.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Öğüt ver, çünkü sen ancak öğüt verensin.
Besim Atalay
swap_vert close
Sen ki ancak öğütçüsün
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
(Ey Resûl!) Sen (Allah'ın nimetlerini) hatırlat ve öğüt ver. Çünkü sen ancak öğüt verensin.
Cemil Said
swap_vert close
Sen insânlara va’az it. Sen bir peygambersin.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Sen öğüt ver! Esasen sen sadece bir öğütçüsün.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Artık sen öğüt ver! Sen ancak bir öğüt vericisin.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Artık sen öğüt ver, çünkü sen ancak bir uyarıcısın.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
21, 22, 23, 24, 25, 26. O halde (Resûlüm), öğüt ver. Çünkü sen ancak öğüt vericisin. Onların üzerinde bir zorba değilsin. Ancak yüz çevirip inkâr edene gelince, işte öylesini Allah en büyük azap ile cezalandırır. Şüphesiz onların dönüşü sadece bizedir. Sonra onların sorguya çekilmesi de sadece bize aittir.
Edip Yüksel
swap_vert close
Hatırlat, çünkü sen hatırlatıcısın.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Haydi öğüt ver; sen şimdi sırf bir öğütçüsün.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
haydi ıhtar et; sen şimdi sırf bir ögütçüsün
Emrah Demiryent
swap_vert close
(Habibim!) Sen öğüt ver. Sen ancak bir öğüt vericisin.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Öğüt ver; sen yalnızca öğüt vericisin.
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
(Habîbim) sen hemen (onlara Allahın ni'metlerini, tevhîd delîllerini) hatırlat. Sen ancak bir hatırlatıcısın.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
(Habîbim, yâ Muhammed!) O hâlde nasîhat et; çünki sen, ancak bir nasîhat edicisin!
İhsan Aktaş
swap_vert close
(Resulüm!) Artık sen (insanlara ikna edici delil ve yöntemlerle) öğüt ver (onlara Kur’an’ı tebliğ et). Sen ancak bir öğüt vericisin (senin görevin sadece tebliğ yapmaktır).
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Bundan sonra sen, yalnızca hatırlat. Çünkü sen, ancak ve ancak hatırlatıcısın.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Şimdi onlara öğüt ver. Çünkü sen ancak bir öğüt vericisin,
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Artık onlara öğüt ver. Çünkü sen ancak bir öğüt vericisin.
İsmail Yakıt
swap_vert close
Öyleyse (Ey Peygamber!) Öğüt ver! Sen ancak öğüt vericisin.
Kadri Çelik
swap_vert close
Artık sen uyarıp hatırlat. Sen, yalnızca bir uyarıp hatırlatıcısın.
Mahmut Kısa
swap_vert close
O hâlde, ey Peygamber ve onun izinden yürüyen Müslüman! Bu ayetleri okuyarak insanları uyar! Fakat inatçı zâlimleri iknâ edeceğim diye de kendini yiyip bitirme! Çünkü sen, yalnızca bir uyarıcısın.
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Artık öğüt ver! Doğrusu sen bir öğüt vericisin / uyarıcısın.
Mehmet Çakır
swap_vert close
21,22. Resulüm! sen sadece hatırlat, senin görevin bu. // Sen onların başında bir zorba değilsin.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Sen onlara öğüt ver! Verdiğin örnekler üzerinde iyice düşünsünler! Sen onlara sadece öğüt vericisin!
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Hatırlat! Sen sadece hatırlatıcısın. [*]
Uyarının amacı vs. ile ilgili mesajlar için bkz. Bakara 2:6; Mâide 5:63, 79; En‘âm 6:69; A‘râf 7:164; Hûd 11:116; Yâsîn 36:10; Zâriyât 51:55; Tûr 52:29; Mürselât 77:5-6; A‘lâ 87:9.  
Mehmet Türk
swap_vert close
21,22. (Ey Muhammed!) Sen öğüt ver. Zîrâ senin görevin, sadece öğüt vermektir. Çünkü sen, onların üzerinde bir zorlayıcı değilsin.
Muhammed Esed
swap_vert close
İşte böyle, [ey Peygamber,] onlara öğüt ver; senin görevin yalnız öğüt vermektir:
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Sen öğüt verip uyarmaya devam et! Zira sen ancak uyarmakla mükellefsin. 13/40, 51/55
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
İmdi sen (ey Nebî) hatırlat! Çünkü sen sadece bir hatırlatıcısın;
Orhan Kuntman
swap_vert close
(Ey Muhammed) Sen yine de öğüt ver, çünkü sen ancak öğüt verensin. (Onları ahiret azabı ile uyarmakla görevlisin, dileyen doğru yola gelir, dileyen küfürde direnir)
Osman Fırat
swap_vert close
Artık sen öğüt ver! Sen ancak bir öğüt vericisin.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Artık sen hatırlat. Şüphe yok ki, sen ancak bir hatırlatıcısın.
Suat Yıldırım
swap_vert close
İşte böyle. . . Sen insanları irşada devam et! Zaten senin görevin sadece irşad edip düşündürmektir.
Süleyman Ateş
swap_vert close
Öğüt ver, çünkü sen ancak öğüt verensin.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
(Yâ Muhammed) Kavmine va'az it ve Allâh'ın 'azâbını hâtırlat. Muhakkak sen va'az ve ihtâr idicisin.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Öyleyse sen doğru bilgi ver (Kur’an’ı tebliğ et); senin görevin sadece bilgi vermektir.
Şaban Piriş
swap_vert close
-Hatırlat/uyar!sen ancak uyarıcısın.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Öğüt ver; çünkü sen öğüt vericisin.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Artık uyar/düşündür! Çünkü sen bir uyarıcı/düşündürücüsün.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
pes ögütlemegülsin sen illā ögüdeyici.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Pes ögütle anları, sen ögütleyicisin.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
(Ya Peyğəmbər! Mənim bəndələrimə) öyüd-nəsihət ver. Sən ancaq öyüd-nəsihət verənsən!
M. Pickthall (English)
swap_vert close
Remind them, for thou art but a remembrancer,
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
Therefore do thou give admonition, for thou art one to admonish.
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
فَذَكِّرْ
o hâlde hatırlat
اِنَّـمَٓا
çünkü ancak
اَنْتَ
sen
مُذَكِّرٌۜ
bir müzek- kirsin
O hâlde (resulüm! Sen, seni dinleyenlere âyetlerimi) hatırlat; çünkü sen, ancak bir müzekkirsin (âyetlerimi hatırlatıcı ve öğüt vericisin).
ذُكِّرَ
Fiil-II
ذ ك ر
Hatırlatıldı, nasihat edildi, uyarıldı, öğüt verildi
اِنّ
Edat
اِنّ
Şüphesiz, kesinlikle, muhakkak, elbette, gerçekten, zira, çünkü, doğrusu, daima. Cümledeki bilgiyi pekiştirmek için kullanılır.
اَنْتَ
Zamir
اَنْتَ
Sen
مُذَكِّر
Etken fiil-II
ذ ك ر
Müzekkir (hatırlatan)