17,18,19,20. (Şu insanlar,) devenin nasıl yaratıldığına, göğün nasıl yükseltildiğine, dağların nasıl dikildiğine, yeryüzünün nasıl düzenlendiğine? Hiç bakmıyorlar mı?¹
1 Burada Yaratıcının kudretine dikkat çekilirken ilk önce devenin ileri sürülmesi insana acayip gelirse de bu acayiplikte kastedilen mânâya isabet açısından “bera’at-i istihlal” gibi bir bediî sanat vardır. Zira maksat, bakılmaya alışılmış ve pek olağan gibi görünen şeylerin bile yaratılış niceliğinin enteresan şeylerle dolu bulunduğunu duyurmaktır. Deve yaratılışının gerçekten enteresanlığı ile beraber Arapların en yakından gözlerine çarpması gerektiği düşünülürse, bunun yaratılışının âlemi seyretmek için ilk bakılacak yer edinilmesi en uygun harekettir. Bu sayılan deveye ondan göğe, ondan dağlara, onlardan yerdeki şeylere bakmak da, bütün âleme bakma manasını taşır. Bazıları buradaki “ibil” kelimesine mecazen “yağmur yüklü bulut” anlamı vermişlerse de bu kelime bulut değil bulut çeşitlerinden birine verilen bir isimdir.