close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Fussilet Sûresi 53. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Senurîhim âyâtinâ fî-l-âfâki vefî enfusihim hattâ yetebeyyene lehum ennehu-lhakk(u)(k) eve lem yekfi birabbike ennehu ‘alâ kulli şey-in şehîd(un)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Yakında delillerimizi, alemde de göstereceğiz, kendi varlıklarında da, böylece sonucu, onlarca da apaçık anlaşılacaktır ki o, gerçektir şüphesiz; Rabbinin, her şeye tanık olması, yetmez mi sana?
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Biz ayetlerimizi hem âfakta (dış dünyada, tabiatta ve kâinatta), hem kendi nefislerinde (benlik ve bilinçlerinde, beyin ve iradelerinde, bedeni özellik ve güzelliklerinde) onlara göstermekteyiz, (göstereceğiz); öyle ki, şüphesiz O’nun (Allah’ın, Kur’an’ın ve Resulüllah’ın) Hakk olduğu kendilerine açıkça belli olsun... (Hem) Her şeyin üzerinde Rabbinin şahit olması yetmez mi?
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Biz zamanı geldiğinde insanlara, Kur'ân'ın Allah tarafından indirildiğini ve Allah'ın gücünü ortaya koyacak ayet ve delillerimizi, kâinâtın uçsuz bucaksız ufuklarında yani dış dünyada ve kendi öz benliklerinde yani iç dünyalarında onlara göstereceğiz ki, böylece Kur'ân'ın gerçekleri içeren bir kitap olduğu onlara besbelli olsun ve Allah'ın yüce kudretine herkes şahit olsun. Rabbinin herşeye şahit olması yetmez mi?
Ahmet Tekin
swap_vert close
Biz Kur'ân'daki ayetlerimizin doğruluğunun ve Allah katından geldiğinin delillerini, Kainattaki birliğimizin ve kudretimizin ispatını dünyanın her yerinde, bütün ülkelerde, uzayda ve kendi yaratılışlarında, vicdanlarında Mescid-i Haram'da inanmayanlara yakında göstereceğiz. Kur'ân'ın gerekçeli, hikmete dayalı, toplumda hakça düzeni gerçekleştirecek hak bir kitap olduğu, Allah tarafından indirildiği nihayet onlar tarafından da anlaşılacak. Kafirlerin işledikleri amellerle ilgili her şeye ve Kur'anın kendi katından indirildiğine Rabbinin şâhit olması onlara yetmez mi?
bk. Kur’an-ı Kerim, 4/166.  
Ahmet Varol
swap_vert close
Onlara, ufuklarda ve kendi nefislerinde ayetlerimizi göstereceğiz ki böylece onun hak olduğu kendilerine açıkça belli olsun. Rabbinin her şeye şahit olması yetmez mi?
Ali Bulaç
swap_vert close
Biz ayetlerimizi hem afakta, hem kendi nefislerinde onlara göstereceğiz; öyle ki, şüphesiz onun hak olduğu kendilerine açıkça belli olsun. Her şeyin üzerinde Rabbinin şahid olması yetmez mi?
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
İleride biz o Mekke halkına, hem yeryüzü etrafında, hem bizzat nefislerinde ayetlerimizi (kudretimizin alâmetlerini) öyle göstereceğiz ki, nihayet Peygamberin söylediği şeyin hak olduğu kendilerine zahir olacaktır. Rabbinin her şeye şahid olması yetmez mi?
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Biz dış dünyada ve iç dünyada ayetlerimizi onlara göstereceğiz. Ta ki O’nun hak olduğu onlara açıklanmış olsun. Rabbinin her şeye şahit olup (idare etmesi, onlar için) yeterli değil mi?
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Onlara dış âlemdeki ve kendi içlerindeki âyetlerimizi/doğa kanunlarını göstereceğiz. Böylece Kur'ân'ın gerçek/hak olduğunu anlayacaklardır. “Rabbinin her şeye tanık olması onlara yetmiyor mu?”
Besim Atalay
swap_vert close
Biz belgelerimizin hak oldukların onlarca belli olması için —hem her yönde, hem de kendi özlerinde— onu göstereceğiz, Tanrının her şeye tanık olduğu yetmez mi sana?
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
(Varlığımızı ve mutlak birliğimizi apaçık ortaya koyan) bütün delillerimizi onlara hem dış dünyada (evrenin uçsuz bucaksız ufuklarında) hem de bizzat kendi içlerinde, öz benliklerinde (tam olarak) göstereceğiz ki, vahyin tartışmasız bir gerçek olduğu herkes için ortaya çıksın. Aslında, Rabbinin (her an) her şeye şahit olması yetmez mi?
Kıyamete kadar Allah’ın ayetlerinin işaret ettiği bireysel, sosyal, bilimsel ve tarihî gerçeklerin ortaya çıktığını, akıllara durgunluk veren hakikatlerin tecelli ettiğini insanlar hem biyolojik ve ruhî yapılarıyla kendi dünyalarında hem yaşadıkları bölgelerde hem de dış dünyada apaçık görecekler. Böylece insanlık, hiçbir şüpheye yer vermeyecek biçimde, Kur’an’ın insan ürünü bir kitap olmadığını ve Allah tarafından gönderildiğini anlayacaktır.“Allah’ın her şeye hakkıyla şahit olması”, insanın Allah’a karşı sorumluluğunu hatırlatmaya matuf bir söylemdir. Yani Allah her şeyi görüyor ve duyuyor. Aynı zamanda görülenler ve duyulanlar bütün detayıyla en ince ayrıntısına kadar kayıt altına alınıyor anlamındadır.  
Cemil Said
swap_vert close
Biz mu’cizelerimizi bütün âfâkda ve hattâ bizzat ânların nefislerinde izhâr iyleyeceğiz tâ ki Kur’ân’ın hak oldığı sâbit olsun. Senin rabbinin her şeye şâhid olması sana kifâyet itmez mi?
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Onun hak olduğu meydana çıkıncaya kadar varlığımızın belgelerini onlara hem dış dünyada ve hem de kendi içlerinde göstereceğiz. Rabbinin her şeye şahit olması yetmez mi?
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Varlığımızın delillerini, (kâinattaki uçsuz bucaksız) ufuklarda ve kendi nefislerinde onlara göstereceğiz ki, o Kur’an’ın gerçek olduğu onlara iyice belli olsun. Rabbinin, her şeye şâhit olması yetmez mi?
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Kur’an’ın gerçek olduğu kendileri için apaçık belli oluncaya kadar onlara çevrelerinde ve kendilerinde bulunan kanıtlarımızı hep göstereceğiz. Rabbinin her şeye tanıklık etmesi (onlar için) yeterli değil midir?
Diyanet Vakfı
swap_vert close
İnsanlara ufuklarda ve kendi nefislerinde âyetlerimizi göstereceğiz ki onun (Kuran'ın) gerçek olduğu, onlara iyice belli olsun. Rabbinin her şeye şahit olması, yetmez mi?  
 Âyetteki «ufuklar» kelimesinden insanı çevreleyen dış âlemi, «kendi nefisleri» ifâdesinden de insanın kendi biyolojik ve ruhî yapısını anlamak mümkündür. Buna göre âyetin mânâsı, «Biz insana gerek kendisini çevreleyen dış âlemde, gerekse bizzat kendi maddî ve rûhî yapısında bulunan ve bizim varlığımızı ve gücümüzün mükemmelliğini ısbatlayan delilleri göstereceğiz» demek olur ki, gerçekten, mutasavvıfların «büyük âlem» ve «küçük âlem» dedikleri bu iki âlemle ilgili olarak ilmin tesbit ettiği akıllara durgunluk veren bilgiler, Allah’ın varlığına ve gücünün sonsuzluğuna dair önemli deliller ortaya koymaktadır.  
Edip Yüksel
swap_vert close
Onun gerçek olduğu onlara apaçık oluncaya kadar onlara, ufuklarda ve kendi içlerinde ayetlerimizi (işaret ve kanıtlarımızı)göstereceğiz. Rabbinin her şeye tanık olması yetmez mi?
Yanlışlanabilir ve Sınanabilir fiziksel deliller Kuran'ın Tanrı sözü olduğuna dair bilimsel deliller ve belgeler sağlar. 4:82; 74:30.  
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Biz onlara hem ufuklarda ve hem kendi nefislerinde delillerimizi göstereceğiz ki, Kur'ân'ın hak olduğu kendilerine açıkça belli olsun. Senin Rabbinin her şeye şahit olması kafi değil mi?
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
İleride biz onlara hem âfakta hem nefislerinde âyetlerimizi öyle göstereceğiz ki nihayet onun hakkolduğu kendilerine tebeyyün edecek, kâfî değilmi bu ki rabbın her şey'e şâhid
Emrah Demiryent
swap_vert close
Biz onlara, varlığımızın delillerini, (kâinattaki uçsuz bucaksız) ufuklarda (afakta) ve kendi nefislerinde göstereceğiz ki, onun (Kur’ân’ın) hak olduğu onlara iyice belli olsun. Rabbinin, her şeye şâhit olması yetmez mi?
Erhan Aktaş
swap_vert close
Âyetlerimizi¹ afakta² ve enfüste³ onlara göstereceğiz. Onun⁴ gerçek olduğu açıkça belli olsun diye. Rabb'inin her şeye tanık olması yeterli değil mi?
1-Gücümüzü, büyüklüğümüzü, yüceliğimizi gösteren işaretleri, göstergeleri, kanıtları. 2- Dış dünyada, doğada. 3- İç dünyada, kendi içinde. 4- Kur'an'ın.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Gerek afaakda, gerek kendi nefislerinizde âyetlerimizi yakında onlara göstereceğiz. Nihayet onun hak olduğu şübhesiz kendileri için de apaçık meydana çıkacakdır. Rabbinin herşey'e hakkıyle şâhid olması sana kâfî değil mi?
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Onlara hem âfâkda (kendi dışlarındaki âlemlerde), hem de kendi nefislerinde(enfüsde) delillerimizi göstereceğiz;(1) tâ ki onun (o Kur'ân'ın) gerçekten hak olduğu onlara belli olsun! (Bu hususta) Rabbin yetmez mi ki, şübhesiz O, herşeye hakkıyla şâhiddir.
(1)“Şu kâinât denilen âlem-i ekber (en büyük âlem) ve insan denilen onun misâl-i musağğarı (küçük bir nümûnesi) olan âlem-i asğar (küçük âlem), kudret ve kader kalemiyle yazılan âfâkī (dış âleme âid) ve enfüsî(insanın iç âlemine âid) vahdâniyet delâilini (Allah’ın birliğinin delillerini) gösteriyorlar. Evet, kâinâttaki san‘at-ı muntazamanın (intizamlı san‘atın) küçük bir mikyasta (ölçüde), nümûnesi insanda vardır. O dâire-i kübrâdaki (en büyük dâiredeki) san‘at, Sâni‘-i Vâhid’e (bir olan san‘atkâra) şehâdet ettiği gibi, şu insanda olan küçük mikyastaki hurdebînî (mikroskopla görülebilecek) san‘at dahi, yine o Sâni‘a işâret eder, vahdetini(birliğini) gösterir. Hem nasıl ki şu insan, gāyet ma‘nîdâr bir mektûb-ı Rabbânîdir (Allah’ın isimlerini gösteren bir mühürdür), muntazam bir kasîde-i kaderdir. Öyle de, şu kâinât dahi aynı o kalem-i kader ile, fakat büyük bir mikyasta yazılmış muntazam bir kasîde-i kaderdir. Hiç mümkün müdür ki, hadsiz alâmet-i fârika (ayırdedici alâmetler) ile bütün insanlara bakan şu insan yüzündeki sikke-i vahdete (birlik mührüne) ve bütün mevcûdâtı(varlıkları) omuz omuza, el ele, baş başa veren kâinât üstündeki hâtem-i vahdâniyete (Allah’ın bir olduğunu gösteren mühre), Vâhid-i Ehad’den (sıfatlarında ve zâtında bir olan Allah’dan) başka bir şeyin müdâhalesi bulunsun?” (Mektûbât, 20. Mektûb, 62)  
İhsan Aktaş
swap_vert close
(Evet,) Biz ileride onlara (insanlara gelişen ilimlerin ışığında) ayetlerimizi hem dış dünyada, (evrenin uçsuz ve bucaksız ufuklarında) hem de kendi öz benliklerinde (bizzat kendi biyolojik ve ruhî yapılarında) göstereceğiz. Ta ki, şüphesiz onun (Kur’an’ın) gerçek olduğu (gelişen ilimlerin şahitliğinde) onlara iyice belli olsun. (Buna delil olarak) Rabbinin her şeye hakkıyla şahit olması (her şeyi görüyor olması) yetmez mi? *
(*) Âyette geçen (افاق)’’afak’’ ifadesinden insanı çevreleyen dış âlemi (uzay, galaksiler, uzaydaki gök cisimleri, yıldızlar, dünya, güneş, ay vs.) olan uçsuz bucaksız evren, (انفسهم)’’enfusihim’’ ifadesinden de insanın kendi biyolojik ve ruhî yapısını anlamak mümkündür. Buna göre âyetin manası, «Biz insanlara gerek kendilerini çevreleyen dış âlemde gerekse bizzat kendi maddî ve rûhî yapılarında bulunan ve bizim varlığımızı ve gücümüzün mükemmelliğini ispatlayan delilleri göstereceğiz» demek olur ki, gerçekten, büyük bir âlem olan uçsuz bucaksız evren ile birer küçük bir âlem olan insanla ilgili olarak ilmin tespit ettiği akıllara durgunluk veren bilgiler, Allah’ın varlığına ve gücünün sonsuzluğuna dair önemli deliller ortaya koymaktadır. Yani kıyamete kadar Allah’ın ayetlerinin işaret ettiği bireysel, sosyal, bilimsel ve tarihî gerçeklerin ortaya çıktığını, akıllara durgunluk veren hakikatlerin tecelli ettiğini insanlar hem biyolojik ve ruhî yapılarıyla kendi dünyalarında hem yaşadıkları bölgelerde hem de dış dünyada apaçık görecekler. وقال عطاء وابن زيد: "في الآفاق" يعني: أقطار السماء والأرض من الشمس والقمر والنجوم والنبات والأشجار والأنهار، "وفي أنفسهم" من لطيف الصنعة وبديع الحكمة، حتى يتبين لهم أنه الحق (معالم التنزيل – البغوي) والرابع: أنها في الآفاق: آيات السماء كالشمس والقمر والنجوم، وفي أنفسهم: حوادث الأرض،(زاد المسير في علم التفسير)  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Onlara kendi dışlarında ve kendi içlerinde ayetlerimizi elbette ki göstereceğiz. Taki, gerçekten hakkın (Allah’dan gelenin) o olduğu, onlara açık seçik belli olsun. Rabbinin her şeye şahit olması onlara yetmiyor mu?
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Biz yakında belgelerimizi, her yerde olduğu gibi, kendi üzerlerinde de göstereceğiz, artık Kur’an’ın doğru olduğu onlarca da anlaşılsın diye. Senin çalabının her olana bitene tanık olması yetmez mi?
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Biz, Kur/an/ın doğru olduğu [³] onlara belli olmak için kendilerine, hem her bir tarafta, hem öz nefislerinde kudretimize ait olan nişanlan [⁴] göstereceğiz, Rabbinin her şeye hakkıyle şahit olması elvermiyor mu? [⁵].
[3] Veya islâmın hak olduğu, tevhidin doğru olduğu.[4] Hem âlemdeki havadis maziye ve âtiye, hem Mekke'lilere ait havadis - etraf âlemdeki hâdisatı, bedendeki sanayi-i acibeyi - alâmat-ı semaviyeyi alâmat-ı arziyeyi.[5] Yani senin doğruluğun hakkında Allah'ın her şeye hakkiyle şahit olması onlara veya sana elvermez mi?  
İsmail Yakıt
swap_vert close
Varlığımızın delillerini [âyâtina] hem kendi iç dünyalarında [enfusihim] ve hem de dış âlemde [âfâk] onlara yakın bir zamanda gösteririz ki O’nun hakikat/gerçek [el-hak] olduğu onlar için iyice belli olsun.²⁵ Rabbinin her şeye şahit olması yetmez mi?
25 Bu ayette, Kur’an’ın Allah’tan gelen bir kitap olduğunun kesin anlaşılması için evrensel bir hakikat olan Allah, kendi varlığının ontolojik (varlık) delillerini ortaya koymaktadır. Kendi varlığının delili üzerine Kur’an’ın O’ndan geldiği çok daha iyi anlaşılır. Bu delille Allah’ın varlığını ispat yolunda ortaya atılan delillerden ontolojik delili/varlık delili felsefede ilk defa İslam filozofu Farabi tarafından ele alınmıştır. İbn Sina bu delili geliştiriyor ve onun Kur’an’daki ifadesinin bu ayette olduğunu söylüyor. Allah’ın mutlak bir hakikat olduğunun delili, O’nun hem iç hem dış âlemdeki varlığını gösteren delillerle ortaya çıkmaktadır. Ona göre, “kendinden daha büyüğü olmayan” ve “kendinden daha mükemmeli bulunmayan” bir varlık; hem dış âlemde hem de iç âlemde var olan bir varlıkdır. Ontolojik delil düşüncesini Latin dünyasında ilk defa 13. asırda St. Anselmus, “Tanrı, kendinden daha mükemmeli düşünülemeyen en mükemmel varlıktır. O da hem zihinde hem de dış dünyada olursa en mükemmel olur” diyerek bu görüşün Batı’daki ilk temsilcisi olmuştur.  
Kadri Çelik
swap_vert close
Şüphesiz hak olduğu kendilerine açıkça belli olsun diye biz hem afakta ve hem de enfüste (iç ve dış âlemde) onlara ayetlerimizi göstereceğiz. Senin Rabbinin her şeyin üzerinde şahit olması yetmez mi?
Mahmut Kısa
swap_vert close
Elinizdeki bu Kur’an’ın Allah’tan gelen kesin ve tartışılmaz bir gerçek olduğu bütün insanlık tarafından açık ve net olarak anlaşılıncaya kadar, onlara hem dış dünyada, hem de kendi iç dünyalarında ayetlerimizi göstereceğiz.Kıyamete kadar bütün insanlar Allah’ın ayetlerinin işâret ettiği bireysel, toplumsal, tarihî, ekonomik ve siyasal gerçeklerin bir bir ortaya çıktığını hem kendi iç dünyalarında, hem Mekke’de, Harem’de hem de dış alemde, bütün dünyada apaçık görecekler. Çevrelerindeki hayatı daha yakından tanıyacaklar.Böylece insanlık, hiçbir şüpheye yer vermeyecek biçimde, Kur’an’ın insan ürünü bir kitap olmadığını anlayacaktır. Bu nasıl olur deme: Rabb’inin her an her şeye tanık olması yetmez mi?Ama bütün bu apaçık delillere, apaçık mûcizelere rağmen yine de hakîkatten yüz çevirecek olurlarsa;
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Onlara Ufuklar’da ve nefislerinde âyetlerimizi göstereceğiz; tâ ki onlara iyice belli olur; O, Hakk’tır / Gerçek’tir. Senin rabbin yetmedi mi; O, her şeye şahiddir?
Mehmet Çakır
swap_vert close
Ama biz, Kuran’ın doğruluğu akıllarına yatana kadar hem dış, hem kendi iç dünyalarındaki harikalarımızı, göstermeye devam edeceğiz. Rabb’inin her şeyi görüyor olması yeterlidir.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Varlığımızın delillerini bir bir göstereceğiz. Seyrettikleri ucu bucağı görünmeyen varlıklarla düşündüreceğiz. Ufuklarına dalıp gittikleri manzaraların gerçeklerinde hayal kurduracağız. Doğal yaratılışlarında var olan yasalarımızla akıl ettireceğiz. Ta ki Kur’an’la anlatılan gerçekleri iyice anlasınlar! Ey Resulüm iyice düşün! İnkâr edenlere gerçekleri açıkladığına Rabbinin şâhit olması yetmez mi? İyice düşün! Onun için inkâr edenler neye inanırlarsa inansınlar aldırma! Sana ve senin yaptıklarına Rabbin şahittir. İnsanlar karşı çıksa da inkâr etseler de gerçeği değiştirmez.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Onlara ufuklardaki ve kendi nefislerindeki delillerimizi ileride göstereceğiz [*] ki onun (Kur’an’ın) gerçekliği onlara apaçık olsun. Rabbinin her şeye şahit olması yetmez mi!
Kur’an’da sadece bu ayette geçen [el-âfâk] (ufuklar) ifadesiyle kastedilenin “yıldızlar, gece-gündüz, aydınlıklar, karanlıklar, dört ana unsur denilen şeyler” olabileceği belirtilmekte, “[enfüs]” ile kastedilen ise “yavrular, ceninler, ana rahmindeki karanlıkların içindeki oluşumlar, insanlar” şeklinde yorumlanmaktadır. Benzer mesajlar: Neml 27:92; Zâriyât 51:20-22.  
Mehmet Türk
swap_vert close
Biz, gerçek olduğu kendilerine açıkça belli olsun diye âyetlerimizi hem uçsuz bucaksız ufuklarda, hem de kendi gönüllerinde onlara göstereceğiz.¹ Doğrusu senin için Rabbinin her şeyi görüp durması yetmez mi?
1 Yani kendilerinin bulunduğu Mekke sınırları dışında, Mekke sınırları içerisinde ve gönüllerinde Kur’an’ın gerçek olduğunu onlara göstereceğiz. İslâm’ın ileride dünyanın tamamına yayılacağını haber veren bu âyet, Kur’an’ın gerçekten, Allah Kelâmı olduğunu açıkça ispat eden mûcizelerindendir. Bu âyetin Mekke’de indirildiği, bir de ondan sonra Peygamber (s.a.v)’e ve halîfelerine Allah’ın ihsan ettiği nîmetler düşünülürse, bunun ne büyük bir mûcize olduğu çok iyi anlaşılır. Allah, bu âyette Kur’an’ın hakk olduğunu, Hz. Muhammed (s.a.v)’in doğruluğunu, İslam’ın yüceliğini ispat için bu iki nevi mucizelerin ikisini de göstereceğini vadediyor. Öyle ki; onun hakk olduğu o kâfirlerce görülünceye kadar Bedir’den Mekke’nin fethine kadar, Mekke müşrikleri bunu hem kendi nefislerinde hem de Mekke sınırları dışında gördüler. Ondan sonra diğerleri de görmeğe başladılar. Bunlar görüldükten, bu hakikat açıkça ortaya çıktıktan sonra sanki hiç görülmemiş gibi hâlâ inkârda devam eden sonraki kâfirler de ileride göreceklerdir.  
Muhammed Esed
swap_vert close
Zamanı geldiğinde insana mesajlarımızı [evrenin] uçsuz bucaksız ufuklarında ve kendi öz benliklerinde [bulduklarıyla] ⁴⁹ tam olarak anlatacağız ⁵⁰ ki bu [vahy]in tartışılmaz bir gerçek olduğu, apaçık ortaya çıksın. Rabbinin her şeye tanık olduğu[nu bilmeleri onlara] hâlâ yetmez mi? ⁵¹
49 Yani, insanın bilinçli bir Yaratıcı’nın varlığına tanıklık eden kendi ruhunun derinliklerini kavraması ve kainatın ihtişamına daha derin ve kapsamlı bir şekilde bakması su-retiyle.50 Lafzen, “onlara göstereceğiz” yahut “onların görmelerini temin edeceğiz”.51 Yani, O, kudret Sahibidir ve her şeyi görür: bu, başlı başına, insanın Allah’a karşı sorumluluğunu hatırlatmaya yetecek temel bir hakikattir.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Vakti geldikçe biz bu ilahi mesaj Kuran’ın tartışmasız bir hak olduğu herkes için ortaya çıkıncaya kadar, onlara hem iç dünyalarında hem de dış dünyalarındaki tüm ayetlerimizi/işaretlerimizi göstereceğiz. Bütün bunların gerçekleşeceği hususunda Rabbinin şahitliği onlara yetmiyor mu? 13/1...5, 45/1...9, 51/20-21, 29/52
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Vakti geldikçe insana,[⁴²⁹³] kâinatın uçsuz bucaksız ufuklarında ve bizzat kendi iç dünyasında âyetlerimizi göstereceğiz.[⁴²⁹⁴] Ta ki bu vahyin tartışmasız bir gerçek olduğu herkes için[⁴²⁹⁵] ortaya çıksın. (Buna delil olarak), senin Rabbinin bu şeye şahit olması yetmez mi?[⁴²⁹⁶]
[4293] Âyet 51’deki “insana” atfen. [4294] fi’l-Âfâki ve fî enfusihim: âlem-i kübra (makro kozmos) olan evrende ve âlem-i suğra (mikro kozmos) olan insanda. Râzî’nin de dikkat çektiği gibi âfâkta ve enfüste gösterilecek bu şeyler “askerî fetihler” olmaktan çok, insan ve kâinatın barındırdığı muhteşem sırlardır. Keşiflere ve ilmî gelişmelere bu âyet ışığında yaklaşacak olursak, bütün bunların sadece “keşfeden”in mahareti değil, onları keşfe açan ve insan bilgisine “arz” ve “nazil” eden Allah’ın ikramı olduğu anlaşılır. Bu hakikati inkâr eden akıl, bilgiyi Allah’tan koparacaktır. Allah’tan koparılan bilgi ahlâksız kalmaya mahkûmdur. [4295] Lafzen: “onlar için”. [4296] Zımnen: Sen onların yalanlamalarına aldırma, Rabbinin şahitliği sana yeter.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
(Onlar istedikleri kadar Kur'an'ı ve onun ileriye dönük tehdit ve haberlerini inkâr edip dursunlar) İlerde biz onlara -Kur'an'ın hak olduğu aşikar olsun diye- hem afakta (dış âlemde, savaşlarda mağlûb ve perişan olduklarında) hem de kendi nefislerinde (öldükten sonra dirilip de, ahiret aleminde, o çok çetin azaba düçar olduklarında) ayetlerimizi (delillerimizi) göstereceğiz. (Ey Muhammed) Rabbinin her şeye şahit olması sana kâfi değil mi?
(Sen şimdilik onların eziyetlerine katlan sabret. Kuşku yok ki Rabbinin yardımı seninledir, ilerde sen onlara elbet gâlib geleceksin. İslam'ı nice ümmetlere kabul ettireceksin)  
Osman Fırat
swap_vert close
Biz onlara, ufuklarda ve kendilerinde âyetlerimizi göstereceğiz ki o(Kur’â)n’ın gerçek olduğu, onlara iyice belli olsun. Rabbinin her şeye şahid olması yetmez mi?
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Yakında onlara ufuklarda ve kendi nefislerinde olan âyetlerimizi göstereceğiz, tâ ki, onlar için onun hak olduğu tezahür etsin. Kifâyet etmiyor mu ki, Rabbin, şüphe yok ki O, her şey üzerine şâhittir.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Evet, Biz ileride onlara delillerimizi gerek dış dünyada, gerek kendi öz varlıklarında göstereceğiz; ta ki Kur'ân'ın, Allah tarafından gelen gerçeğin ta kendisi olduğu onlar tarafından da iyice anlaşılacak. Rabbinin her şeye şahid olması yetmez mi? [4, 166]
Âyetlerin gösterilmesi başlıca şu iki şekilde açıklanır: 1-Kur’ân’ın dâvetinin kısa zamanda dünyada yayılması. 2-Allah’ın insanlara yeryüzünde ve gökte, Kendi varlığına ve birliğine dair delilleri göstermesi. Kur’ân’da bildirdiği birçok hakikatin insanların yaptıkları bilimsel keşiflerle iyice anlaşılarak, Kur’ân’ın Allah katından geldiğini anlamaları.  
Süleyman Ateş
swap_vert close
Biz onlara, ufuklarda ve kendi canlarında ayetlerimizi göstereceğiz ki o(Kur'a)n'ın gerçek olduğu, onlara iyice belli olsun. Rabbinin her şeye tanık olması yetmez mi?
Ufuklar: Mekke'nin dışındaki dünyâ ülkeleri, enfüs ise, Mekke'deki Arap kavmi anlamını taşıdığı gibi, ufuklar dış dünyâ, enfüs insanların ruhları anlamına da gelir. Bu âyet, Allah'tan gelen Kur'ân âyetlerinin, diğer ülkelerde olduğu gibi, Arapların kendi içlerinde de yayılacağını, hakkın ortaya çıkacağını haber vermekle bir mu'cize göstermiştir. Ufuklar dış dünyâ, nefisler iç dünyâdır. Bu anlam, tasavvufta çok işlenmiştir. Kur'ân âyetlerinin dış ve iç anlamları olduğu ileri sürülmüştür. Yine bu âyetten, bilginin iki önemli kaynağı olduğunu anlamaktayız: Duyulara çarpan dış dünyâ ve insanın iç yetileri, düşüncesi. İnsan bilgisi bu iki kaynaktan doğmaktadır.  
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Biz onlara kudret-i gâlibemize delâlet iden âyâtımızı gerek âfâkda ve gerek kendi nefislerinde gösteririz. Tâ ki onlara teebeyyün ve tezâhür ide ki Kur'ân ve rasûl hakdır. Yâ Muhammed! Her şeye şâhid ve hâzır olan rabbin sana kifâyet itmez mi?
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Onlara, çevrelerinde ve kendilerinde olan âyetlerimizi göstereceğiz, sonunda onun (Kur’ân’ın) tümüyle doğru olduğu, onlar açısından iyice ortaya çıkacaktır. Sahibinin her şeye şahit olması yetmez mi?
Şaban Piriş
swap_vert close
Onun hak olduğu iyice belli olana kadar, ayetlerimizi hem afakta hem de kendi içlerinde göstereceğiz. Rabbinin her şeye şahit olması yetmez mi?
Ümit Şimşek
swap_vert close
Yakında onlara hem âlemin ufuklarında, hem de kendi benliklerinde âyetlerimizi göstereceğiz—tâ ki Kur'ân'ın hak olduğu onlara iyice belli olsun. Rabbinin herşeye şahit olması yetmez mi?
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Onlara ayetlerimizi ufuklarda ve öz benliklerinin içinde göstereceğiz. Ta ki, onun hak olduğu kendilerine ayan-beyan belli olsun. Kendisinin her şey üzerinde bir tanık oluşu, senin Rabbine yetmez mi?
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
(1l) tįz gösterevüz anlara nişānlarumuzı yir gök ķıranlarında daħı gendüzilerinde tā bellü ola anlara kim bayıķ ol ya'nį ķur’ān ḥaķdur. [257b] ay daħı ŧap olmadı mı çalabuñ bayıķ ol her nesene üzere ŧanuķdur?
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Göstereçek‐biz anlara āyetlerümüzi gökler ve yirler ḳarañularında, öz nefsle‐rinde daḫı, ḥattā bile anlar ki Ḳur’ān ḥaḳdur, yitişmez mi seni yaradanṭanuḳluġı? Taḥḳīḳ ol her nesne üzere ḥāżırdur.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Onun (Qur’anın) haqq olduğu onlara (müşriklərə) bəlli olsun deyə, Biz öz qüdrət nişanələrimizi onlara həm xarici aləmdə (üfüqlərdə, kainatda, göylərin və yerin ətrafında), həm də onların öz daxilində mütləq göstərəcəyik. (Ya Peyğəmbər!) Məgər Rəbbinin hər şeyə şahid olması (sənin dediklərinin doğruluğuna) kifayət deyilmi?!
M. Pickthall (English)
swap_vert close
We shall show them Our portents on the horizons and within themselves until it will be manifest unto them that it is the Truth. Doth not thy Lord suffice, since He is Witness over all things?
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
Soon will We show them our Signs in the (furthest) regions (of the earth), and(4524-C) in their own souls, until it becomes manifest to them that this is the Truth. Is it not enough that thy Lord doth witness all things?
4524-C 4524-C  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
سَنُر۪يهِمْ
onlara gös- tereceğiz
اٰيَاتِنَا
âyetle- rimizi
فِي الْاٰفَاقِ
afakta
وَف۪ٓي اَنْفُسِهِمْ
ve enfüste
حَتّٰى
ta ki
يَتَبَـيَّنَ
belli olur
لَهُمْ
onlara
اَنَّهُ
şüphe-siz o
الْحَقُّۜ
haktır
اَوَلَمْ يَكْفِ
ve kâfi değil midir
بِرَبِّكَ
Rabbinin
اَنَّهُ
şüphe- siz o
عَلٰى
üzerine
كُلِّ شَيْءٍ
her şeye
شَه۪يدٌ
Şehîd'dir
Biz onlara, afakta (tüm kâinatta) ve enfüste (kendi nefislerinde) âyetlerimizi göstereceğiz ki o (Kur'ân)ın hak olduğu onlara (iyice) belli olsun. Hâlbuki Rabbinin Şehîd (ismiyle) her şeye şahid olması kâfi değil midir?
اَرَي
Fiil-IV
ر ا ي
Gösterdi
ءَايَة
İsim
ا ي ي
Âyet, mucize, alamet, işaret, nişane, ibret, delil
فِى
Bulunma hâl eki
فِى
İçinde, -de, -da
اُفُق
İsim
ا ف ق
Afak, ufuk, gözün görebileceği en son yer.
فِى
Bulunma hâl eki
فِى
İçinde, -de, -da
نَفْس
İsim
ن ف س
Kendi, kendisi, nefis, can
حَتّٰى
Edat
حَتّٰى
Nihayet, -e kadar, hatta, ta ki, sonuçta
تَبَيَّنَ
Fiil-V
ب ي ن
Apaçık belli oldu, açıklandı, ortaya çıktı, anlaşıldı
لَهُمْ
Zamir
لَهُمْ
Onlar için, onlara, onların
اَنّ
Edat
اَنّ
Muhakkak, şüphesiz, diğini. Mastar cümlesi oluşturmak için kullanılır. (Genellikle cümle ortasında kullanılır, kendisinden önce bir fiil olması gerekir.)
حَقّ
İsim
ح ق ق
Hakk (Allah'ın esması, ismidir. Hakk olan, gerçek olan demektir), hak, hakkını verdi, hakiki, gerçek, hakikat
لَم
Olumsuzluk eki
لَم
-Me, -ma (olumsuzluk eki)
كَفٰى
Fiil-I
ك ف ي
Yetti, kâfi oldu
رَبّ
İsim
ر ب ب
Rabb (Allah'ın esması, ismidir. Rahmetiyle terbiye eden demektir), efendi
اَنّ
Edat
اَنّ
Muhakkak, şüphesiz, diğini. Mastar cümlesi oluşturmak için kullanılır. (Genellikle cümle ortasında kullanılır, kendisinden önce bir fiil olması gerekir.)
عَلَى
Zamir
عَلَى
Üzerinde, hakkında, karşı, dolayı, -a, -e
كُلّ
İsim
ك ل ل
Hep, hepsi, bütün
شَىْء
İsim
ش ي ا
Şey, eşya
شَهِيد
İsim
ش ه د
Şehîd ( Allah'ın ismi, esmasıdır. Herkese ve her şeye şahid olan demektir), şahid