ve [Bize karşı isyankar olduklarından,] onlara [şeytanî dürtülerini] öteki kişilikleri ²⁴ [olarak] musallat ettik; ve bunlar, önlerine serilmiş olan ile, bilgi alanlarının dışında kalanı ²⁵ kendilerine güzel gösterdi. Ve böylece, kendilerinden önce gelip geçmiş olan diğer [günahkar] insan ve görünmeyen varlık ²⁶ toplulukları için geçerli olan [ceza] vaadi onlar için de geçerli olacak: kuşkusuz onlar[ın hepsi] hüsrana uğrayacaktır!
24 Yahut: “can yoldaşları” (karş. 4:38). Karîn isminin türetildiği karane fiili “bağladı” veya “sıkı bir şekilde birleştirdi” yahut “birbirine [bir şeyi diğerine] kattı” anlamına gelir. Karş. 43:36 -“Rahmân’ın uyarısını görmezden gelmeyi tercih eden kimseye gelince, biz onun içine öteki kişiliğini oluşturmak üzere [kalıcı] bir şeytanî dürtü yerleştiririz”.25 Lafzen, “onların elleri arasında olan ve arkalarında bulunanları”, yani kendi şeytanî dürtüleri (ki, belirtildiği gibi, onların “öteki kişilikleri” olmuştur), önlerine serilmiş bulunan bütün dünyevî cazibelerin sınırsız zevklerini, hiçbir ahlakî seçme yapmaksızın, onlar için baştan çıkarıcı kıldı ve aynı zamanda, yeniden dirilme ve Allah’a hesap verme düşüncesini bir yanılsama gibi görerek dışlamalarına yol açtı ve böylece, bilgi alanları dışında kalan şeyler konusunda onlara yanlış bir güvenlik duygusu verdi.26 Cinn teriminin bu karşılığı -ve anlamı- için bkz. Ek III.