close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Fussilet Sûresi 17. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Ve emmâ śemûdu fehedeynâhum festehabbû-l’amâ ‘alâ-lhudâ feeḣażet-hum sâ’ikatu-l’ażâbi-lhûni bimâ kânû yeksibûn(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Semud'aysa doğru yolu gösterdik de onlar, körlüğü, hidayetten üstün görüp sevdiler, onları da, kazandıklarına karşılık aşağılatıcı bir azabın gelip çatıvermesiyle helak ettim.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Semud kavmine de Hakk yolunu gösterip (uyardık). Fakat onlar körlüğü hidayete (kötülüğü iyiliğe) tercih ettiler (bile bile isyana ve inkâra yöneldiler). Böylece kazandıkları şeyler yüzünden alçaltıcı azabın yıldırımı onları da yakalamıştı.
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Semûd kavmine gelince, onlara da doğru yolu gösterdik, ama onlar körlüğü doğru yola tercih ettiler ve böylece yaptıkları kötülüklerin bir karşılığı olarak, onların üzerlerine alçaltıcı bir azap yıldırımı düşüp onları yakalayıverdi.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Semûd kavmine de hak yolu göstermiştik. Hak yolda, Allah'ın kitap ve peygamberle gösterdiği yolda yaşamak, faaliyet göstermek varken, onu bırakıp dalâleti, sapıklığı, körlüğü tercih ettiler. Onları, işledikleri ameller, yüklenmeye devam ettikleri günahlar sebebiyle alçaltıcı bir ceza olan yıldırım çarptı.
Ahmet Varol
swap_vert close
Semud'a gelince; biz onları doğru yola ilettik. Ama onlar körlüğü hidayete tercih ettiler. Bu yüzden onları kazanmakta olduklarına karşılık alçaltıcı azabın yıldırımı çarptı.
Ali Bulaç
swap_vert close
Semud'a gelince; Biz onlara doğru yolu gösterdik, fakat onlar körlüğü hidayete tercih ettiler. Böylece kazandıkları şeyler yüzünden onları alçaltıcı azabın yıldırımı yakalayıverdi.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Semûd kavmine gelince: Biz onlara doğru yolu gösterdik de onlar, körlüğü hidayete tercih ettiler. Onun için, kazandıkları günah yüzünden kendilerini, o şiddetli azab yıldırımı yakalayıverdi.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Ama Semud kavmi ise, Biz onlara yol gösterdik, onlar körlüğü hidayete tercih ettiler. İşte bunun üzerine yaptıklarından dolayı, aşağılayıcı ve zayıflatıcı bir azabın yıldırımı, onları yakalayıverdi.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Semûd kavmine gelince, onlara yol gösterdik, fakat onlar körlüğü, doğru yolu bulmaya tercih ettiler. Böylece yaptıkları yüzünden alçaltıcı azap yıldırımı onları yakaladı.
Besim Atalay
swap_vert close
Semud'a gelince, biz onlara doğru yolu gösterdik, doğru yola gitmektense, kör olmayı sevdiler, yapmış oldukları şeyler yüzünden horlayıcı azabın yıldırımı yakaladı onları
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Semûd kavmine gelince, biz onlara doğru yolu gösterdik. Ama onlar doğru yolda gitmektense körlüğü (ve dolayısıyla sapkınlığı) tercih ettiler. Neticede, (işledikleri kötülükler ve kazandıkları günahlar yüzünden) üzerlerine yıldırım gibi inen alçaltıcı bir azap kendilerini kıskıvrak yakalayıverdi.
Cemil Said
swap_vert close
Biz bidâyetde Semûd kavmini hidâyete sevk itmişidik lâkin ânlar köri körine gitmeği tarîk-i hidâyete tercîh iylediler. Yapdıklarının mücâzâtı olmak üzere üzerlerine zelîlâne bir ’azâb sâ’ikası çökdi.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Semud milletine, doğru yolu göstermiştik, ama onlar körlüğü, doğru yolda gitmeye tercih ettiler. Kazandıklarının karşılığı olarak onları alçaltıcı azabın yıldırımı çarptı.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Semûd kavmine gelince, biz onlara doğru yolu göstermiştik. Ama onlar körlüğü hidayete tercih etmişler ve yaptıklarına karşılık, alçaltıcı azap yıldırımı onları çarpmıştı.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Semûd kavmine gelince, onlara doğru yolu gösterdik ama körlüğü doğru yolu görmeye tercih ettiler; nihayet kendi yapıp ettiklerinin sonucu olarak alçaltıcı bir yıldırım azabı yakalayıverdi onları!
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Semûd'a gelince onlara doğru yolu gösterdik, ama onlar körlüğü doğru yola tercih ettiler. Böylece yapmakta oldukları kötülükler yüzünden alçaltıcı azabın yıldırımı onları çarptı.
Edip Yüksel
swap_vert close
Semud'a gelince, onlara yolu gösterdik. Ne var ki onlar körlüğü hidayete tercih ettiler. Sonunda, kazandıklarına karşılık, onları alçaltıcı azabın yıldırımı yakaladı.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Semûd kavmine gelince, biz onlara doğru yolu gösterdik. Fakat onlar körlüğü doğru yola tercih ettiler. Bunun üzerine kazandıkları kötülük yüzünden alçaltıcı azabın yıldırımı onları çarpıverdi.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Semûde gelince; biz onlara yolu gösterdik de onlar hidayete karşı körlüğü sevmek istediler, derken ve kendilerini kesibleri sebebiyle o hor azâb saıkası alıverdi
Emrah Demiryent
swap_vert close
Semûd kavmine gelince... (Peygamberlerimiz vesilesi ile) onlara da doğru yolu göstermiştik, ama onlar körlüğü (küfrü), doğru yola tercih ettiler ve böylece yaptıkları (küfür ve) kötülüklerin karşılığı olarak, alçaltıcı azap yıldırımı onları çarpmıştı.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Semûd halkına gelince, onlara doğru yolu göstermiştik. Fakat onlar körlüğü doğru yola tercih ettiler. Bunun üzerine, yaptıkları şeyler nedeniyle, alçaltıcı azabın yıldırımı onları yakaladı.
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Semuuda gelince: Biz onlara da doğru yolu gösterdik. Amma onlar körlüğü hidâyete tercîh etdiler. Onun için kendilerini, kazanageldikleri (şirk ve meaasî) yüzünden, o horlayıcı azâb yıldırımı tutuverdi.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Ve Semûd (kavmin)e gelince, onlara da doğru yolu göstermiştik; fakat (onlar)körlüğü (îman hakikatlerini görmemeyi), hidâyete tercîh ettiler; böylece kazanmakta oldukları(günahlar) yüzünden aşağılayıcı azâbın yıldırımı onları yakalayıverdi.
İhsan Aktaş
swap_vert close
Ve Semûd’a gelince; biz onlara (mesajlarımızla) doğru yolu gösterdik. Ama onlar körlüğü (inkâr, azgınlık ve sapıklığı) hidayete tercih ettiler. Neticede, bizzat işledikleri kötülükler sebebiyle başlarına yıldırım gibi inen alçaltıcı bir azap kendilerini kıskıvrak yakalayıverdi.
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Semud kavmine gelince! Onlara doğru yolu göstermiştik, onlarda körlüğü, doğru yoldan daha çok sevdiler. Kazandıklarının karşılığında alçaltıcı yıldırımın azabı onları yakalayıverdi.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Semud’a gelince, Biz onlara doğru yolu gösterdik. Ancak onlar kör kalmayı doğru yolu görmekten yey saydılar. Derken bu ettikleri yüzünden o alçaltıcı azabın yıldırımı onları çarptı.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Semud/a gelince biz onlara doğru yolu göstermiştik. Fakat onlar körlüğü doğru yola tercih ettiler. Bunun üzerine kazançlarının cezası olmak üzere zelil edici, yıldırım azabına tutuldular.
İsmail Yakıt
swap_vert close
Semûd kavmine gelince, onlara doğru yolu göstermiştik. Fakat onlar körlüğü doğru yola tercih ettiler. Kazandıklarına karşılık alçaltıcı [elhûn] azabın yıldırımı onları yakalayıverdi.¹¹
11 Krş. Hûd, 11/61-68; Sâd, 38/13-15; Zâriyât, 51/43-44; Hâkka, 69/5  
Kadri Çelik
swap_vert close
Semud'a gelince, biz onlara doğru yolu gösterdik; fakat onlar körlüğü hidayete tercih ettiler. Böylece kazanmakta oldukları şeyler yüzünden onları alçaltıcı azabın yıldırımı yakalayıverdi.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Semud’a gelince; onlara da doğru yolu göstermiştik fakat onlar, gösterdiğimiz apaydınlık yolu izlemek yerine inkâr ve cehâlet karanlıklarında kör olarak yaşamayı tercih ettiler. Bunun üzerine, yaptıkları zulüm ve haksızlıklardan dolayı alçaltıcı bir yıldırım azâbı onları çarpıp yok etti!
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Semûd’e gelince; onlara yol gösterdik; Hidayet’e karşılık Körlüğü tercih ettiler. Kazanıyor oldukları sebebiyle onları Zelil Edici Azab’ın sarsıntısı tuttu.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Semûd halkına gelince, onlara da doğru yolu gösterdik ama, cehaletibilgiyetercih ettiler. Sonunda yaptıkları yanlışlar yüzünden kahreden şok acısı onların işini bitirdi.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Semud kavmine de doğru yolu göstermiştik. Ama onlar körlüğü hidayete tercih etmişler, yaptıklarına karşılık azap yıldırımı onları çarpıvermişti.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Semûd’a gelince, onlara doğru yolu göstermiştik ama onlar körlüğü doğru yola tercih etmişlerdi. [*] Böylece yapmakta oldukları kötülükler yüzünden küçük düşürücü azabın yıldırımı onları yakalayıp çarpmıştı.
Körlüğü hidayete, küfrü imana tercihle ilgili benzer mesajlar: Tevbe 9:23; İbrâhîm 14:3; Nahl 16:107.  
Mehmet Türk
swap_vert close
Semûd (kavmin)e gelince Biz onlara hak yolu gösterdik, fakat onlar körlüğü hak yola tercih ettiler. Böylece (dünyada) yaptıkları şeyler yüzünden onları alçaltıcı bir azabın yıldırımı helâk ediverdi.
Muhammed Esed
swap_vert close
Semûd [kavmine] gelince, onlara doğru yolu gösterdik, ama onlar körlüğü doğru yola tercih ettiler: ve böylece, yaptıkları [kötülükler]in bir karşılığı olarak onların üzerine alçaltıcı bir azap yıldırımı düştü:
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Semûd’a gelince, onlara da doğru yolu göstermiştik. Fakat onlar doğru yola karşı körlüğü tercih ettiler. İşledikleri yüzünden onları da alçaltıcı azabın sarsıntısı yakalayıverdi. 6/50, 27/80-81
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Semud kavmine gelince… Nitekim Biz onlara da yol göstermiştik, fakat onlar doğru yolu görmektense körlüğü tercih ettiler:[⁴²⁵²] Sonuçta yapageldikleri şeylere karşılık, onları onur kırıcı azabın yıldırımı çarptı.
[4252] Görmek için göz yetmez, görme iradesi şarttır. İradeyi görmeme yönünde kullanmak, hem görme yeteneğine hem iradeye ihanettir.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
Semud kavmine de, doğru yolu gösterdik. Fakat onlar körlüğü, hidayete tercih ettiler ve yaptıkları günahlar yüzünden, onları da horlayıcı azap, yıldırım çarptı.
Osman Fırat
swap_vert close
Semûd kavmine gelince, biz onlara doğru yolu göstermiştik. Ama onlar doğru yola karşı kör olmayı sevdiler ve kazanmış olduklarına karşılık, alçaltıcı azaın yıldırımı onları yakaldı.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Semûd'a gelince, Biz onlara doğru yolu gösterdik, onlar ise hidâyet üzerine körlüğü seviverdiler. Artık onları kazanır oldukları şey sebebiyle o zelil edici yıldırım azap yakaladı.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Semûd halkına gelince Biz onlara da doğru yolu gösterdik; fakat onlar körlüğü hidâyete tercih ettiler. Derken işledikleri işler sebebiyle alçaltıcı bir azap yıldırımı onları alıverdi.
Süleyman Ateş
swap_vert close
Semud(kavmin)e gelince onlara yol gösterdik; fakat onlar, körlüğü doğru yolu bulmağa yeğlediler. Böylece yaptıkları yüzünden alçaltıcı azab yıldırımı onları yakaladı.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Ve ammâ Semûd kavmine yol gösterdik. Fakat onlar körlüği hidâyet üzerine tercîh iylediler. Bunun üzerine dünyâda kazandıkları küfür ve me'âsî sebebiyle onları şiddetli 'azâb yıldırımı urub helâk itdi.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Semud halkına da doğru yolu gösterdik ama onlar doğruyu değil, körlüğü tercih edince yaptıklarına karşılık gökten gelen alçaltıcı bir azaba çarpıldılar.
Şaban Piriş
swap_vert close
Semûd'a gelince, onlara doğru yolu göstermiştik. Onlar ise körlüğü kılavuza tercih ettiler. Bu sebeple onları, yaptıklarına karşılık zelil edici bir azabın sarsıntısı tutmuştu.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Semud'a da Biz doğru yolu gösterdik; fakat körlük onlara hidayetten daha sevimli geldi. Onları da kazandıkları günahlar yüzünden aşağılayıcı bir azabın yıldırımı çarpıverdi.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Semûd'a gelince, biz onlara kılavuzluk ettik ama onlar körlüğü hidayete tercih ettiler. Bunun üzerine, kazandıkları yüzünden, alçaltıcı azabın yıldırımı onları yakaladı.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
daħı ammā ŝemūd ŧoġru yol gösterdük anlara pes sevdiler göz süzligi ya'nį küfri ŧoġru yol üzere. pes duttı anları ķatı doķunıcı 'aźābı ħorlıķ 'aźābınuñ andan ötürü kim oldılar işlerler.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Ve ammā ẞemūd ḳavmine hidāyet virdük. Pes iḫtiyār itdiler azġun‐luġı hidāyet üstine. Pes anları helāk itdi rüsvāylıḳ ‘aẕābı anlaruñ günāhlarısebebi ile.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Səmud qövmünə gəlincə, Biz onlara haqq yolu göstərdik, amma onlar korluğu (küfrü) doğru yoldan üstün tutdular. Beləliklə, onları qazandıqları günahların ucbatından zəliledici ildırım əzabı yaxaladı.
M. Pickthall (English)
swap_vert close
And as for Thamud, We gave them guidance, but they preferred blindness to the guidance, so the bolt of the doom of humiliation overtook them because of what they used to earn.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
As to the Thamud,(4484) We gave them Guidance, but they preferred blindness (of heart) to Guidance: so the stunning Punishment(4485) of humiliation seized them, because of what they had earned.
4484 The story of Thamud usually goes with that of 'Ad. Cf. 36:140-59; also 7:73- 79, and n. 1043. 4485 "The stunning Punishment": i.e., deafening noises like those of thunder and lightning; or the rumbling of a terrible earthquake. In 7:78, an earthquake is suggested, see n. 1047 to that verse. Cf. also above, 41:13.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
وَاَمَّا
ve ama
ثَمُودُ
Semûd
فَهَدَيْنَاهُمْ
onlara hidâyet vermiştik
فَاسْتَحَبُّوا
fakat sevdiler
الْعَمٰى
körlüğü
عَلَى الْهُدٰى
hidâyete karşı
فَاَخَذَتْهُمْ
böylece onları yakaladı
صَاعِقَةُ
yıldırımı
الْعَذَابِ
azabın
الْهُونِ
aşağılayıcı
بِمَا
o şey- den ki
كَانُوا
idiler
يَكْسِبُونَۚ
kazanıyorlar
Semûd (kavmin)e gelince, Biz onlara hidâyet vermiştik; ama onlar hidâyete karşı körlüğü sev(ip tercih et)tiler. Böylece kazanmakta oldukları (günahlar) yüzünden aşağılayıcı (ve alçaltıcı) azabın yıldırımı onları yakalayıverdi.
اَمَّا
Edat
اَمَّا
Fakat, ama, ancak, öyleyse
ثَمُود
Özel isim
ثَمُود
Semûd (Hz. Salih (a.s.)'ın kavmi)
هَدَى
Fiil-I
ه د ي
Hidâyet etti, başarıya ulaştırdı, yol gösterdi, sevk etti
اِسْتَحَبُّ
Fiil-X
ح ب ب
Sevdi
عَمًى
İsim
ع م ي
Körlük
عَلَى
Zamir
عَلَى
Üzerinde, hakkında, karşı, dolayı, -a, -e
هُدَى
İsim
ه د ي
Hidâyet, yol gösterici, hidâyete erme, hidâyet rehberi, hidâyetçi
اَخَذَ
Fiil-I
ا خ ذ
Aldı, yakaladı, tuttu, alıkoydu
صَاعِقَة
İsim
ص ع ق
Yıldırım
عَذَاب
İsim
ع ذ ب
Azap, ceza
هُون
İsim
ه و ن
Aşağılayıcı, bir aşağılık duygusu
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
كَانَ
Fiil-I
ك و ن
İdi, oldu
كَسَبَ
Fiil-I
ك س ب
Kazandı