close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Fussilet Sûresi 16. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Fe-erselnâ ‘aleyhim rîhan sarsaran fî eyyâmin nehisâtin linużîkahum ‘ażâbe-lḣizyi fî-lhayâti-ddunyâ(s) vele’ażâbu-l-âḣirati aḣzâ(s) vehum lâ yunsarûn(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Derken onlara, dünya yaşayışında, aşağılık azabını tatsınlar diye uğursuz günlerde bir kasırgadır, yolladık ve elbette ahiret azabı, daha da aşağılatıcıdır ve onlar, bir yardım da görmezler.
Uğursuz günler, azap geldiği içindir. Tozlu dumanlı, yahut soğuk günlere de Araplar, uğursuz günler der.  
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Bunun üzerine Biz de rezillik ve perişanlık azabını dünya hayatında kendilerine tattıralım diye, uğursuz günlerde üzerlerine (kulakları patlatan ve vücutları kavuran) çok gürültülü bir kasırga yollamış (ve dünyalarını başlarına yıkmış)tık. Elbette ahiret azabı, daha da acıdır ve zelil kılıcıdır. Onlara (umdukları yerlerden) yardım da olunmamıştı (olunmayacaktır.)
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Derken onlara dünya hayatında aşağılık azabını tatsınlar diye uğursuz günlerde bir kasırga yolladık. Onların öteki dünyadaki azapları ise, daha da aşağılayıcı olacak ve bir yardımcı da bulamayacaklar.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Bundan dolayı, biz de, onlara, dünya hayatında, rezillik, rüsvaylık cezasını tattırmak için, helâk edilecekleri o uğursuz günlerde, dondurucu bir rüzgâr estirdik. Elbette âhiret, ebedî yurt azâbı daha rüsvay edicidir. Onlara yardım da edilmeyecek.
bk. Kur’an-ı Kerim, 54/19; 69/7.  
Ahmet Varol
swap_vert close
Biz de onlara, dünya hayatında aşağılayıcı azabı tattırmak için o uğursuz günlerde üzerlerine dondurucu bir kasırga gönderdik. Ahiret azabı ise daha da aşağılayıcıdır. Onlar yardım da görmezler.
Ali Bulaç
swap_vert close
Böylece biz de onlara dünya hayatında aşağılanma azabını taddırmak için, o uğursuz (felaketler yüklü) günlerde üzerlerine 'kulakları patlatan bir kasırga' gönderdik. Ahiret azabı daha (büyük) bir aşağılanmadır. Ve onlara yardım edilmeyecektir.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Biz de, perişanlık azabını dünya hayatında kendilerine taddıralım diye, uğursuz günlerde üzerlerine kavurucu bir rüzgâr (kasırga) gönderdik. Elbette ahiret azabı (dünyadakinden) daha şiddetlidir, daha perişan düşürücüdür. Hem de onlar, (Allah'ın azabından) kurtarılmıyacaklardır.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Bunun üzerine uğursuz günlerde fırtınalı, soğuğuyla yakıcı bir rüzgârı onların üzerine gönderdik ki dünya hayatında zillet ve alçaklık azabını çeksinler. Ahiret azabı ise daha alçaltıcıdır. Ve onlara (orada) yardım da edilmez.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Bundan dolayı biz de, onlara dünya hayatında rezillik azabını tattırmak için o uğursuz günlerde, üzerlerine dondurucu bir rüzgâr gönderdik. Âhiret azabı ise daha çok perişan edicidir. Onlara hiç yardım da edilmeyecektir.
Besim Atalay
swap_vert close
Dünya dirliğinde horluk azabını onlara tattırmakçin —uğursuz günlerde— üzerlerine, boğanaklı yel gönderdik, ahretin azabı daha çok horlayıcı, yardım olunmazlar da
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Biz de onlara dünya hayatında zillet azabını tattırmak için o uğursuz günlerde üzerlerine soğuk bir rüzgâr gönderdik. Ahiret azabı elbette daha rezil edicidir. Onlara (orada) yardım da edilmeyecektir.
Cemil Said
swap_vert close
Dünyâda ânları zelîlâne ’azâba dûçâr itmek içün eyyâm-ı menhûsada bâd-ı sarsar (şiddetli furtına) gönderdik. Âhiretde ’azâb daha zelîlâne olacakdır. Kendilerine yardım idecek kimse bulamayacaklardır.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Rezillik azabını onlara dünya hayatında tattırmak için uğursuz günlerde üzerlerine dondurucu bir kasırga gönderdik. Ahiret azabı ise daha çok alçaltıcıdır ve onlar yardım da görmezler.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Biz de onlara dünya hayatında zillet azabını tattırmak için o mutsuz kara günlerde üzerlerine dondurucu bir rüzgâr gönderdik. Ahiret azâbı elbette daha rezil edicidir. Onlara yardım da edilmez.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Sonunda dünya hayatında onlara alçaltıcı cezayı tattırmak için o kara günlerde üzerlerine dondurucu bir rüzgâr gönderdik. Âhiret azabı ise daha da alçaltıcı olacak, onlara yardım da edilmeyecektir.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Bundan dolayı biz de onlara dünya hayatında zillet azâbını tattırmak için o uğursuz günlerde soğuk bir rüzgâr gönderdik. Ahiret azabı elbette daha çok rüsvay edicidir. Onlara yardım da edilmez.  
 «Uğursuz günler» gönderilen şiddetli fırtınanın ardı arası kesilmeden devam ettiği ve bu yüzden kavmin helâk olduğu günlerdir. Yoksa bizzat günlerin kendisinde uğursuzluk diye bir şey yoktur.  
Edip Yüksel
swap_vert close
Nihayet, onlara dünya hayatında aşağılayıcı azabı tattırmak için uğursuz günlerde üzerlerine sert bir rüzgar gönderdik. Ahiret azabı ise daha aşağılayıcıdır ve onlar yardım görmezler.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Bu yüzden biz de onlara dünya hayatında rezillik azabını tattırmak için o uğursuz günlerde dondurucu bir kasırga gönderdik. Ahiret azabı ise elbette daha çok rezil edicidir. Onlara yardım da edilmeyecektir.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Biz de kendilerine Dünya hayatta zillet azâbını tattırmak için nuhusetli günlerde üzerlerine bir sarar rüzgârı salıverdik ve elbette Âhıret azâbı daha zilletlidir, hem de onlar kurtarılamıyacaklardır
Emrah Demiryent
swap_vert close
Bu yüzden biz de onlara dünya hayatında rezillik azabını tattırmak için (azaba uğramaları sebebi ile kendileri için) uğursuz (olan), o (kara) günlerde, üzerlerine (kulakları sağır edecek derecede çok gürültülü) dondurucu bir kasırga gönderdik. Âhiret azabı ise elbette daha çok rezil edicidir. Onlara yardım da edilmeyecektir.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Bunun üzerine, dünya hayatında zillet azabını onlara tattırmamız için, o bahtsız günlerde dondurucu bir rüzgâr gönderdik. Ahiret azabı ise elbette daha rezil edicidir. Ve onlara yardım da olunmaz.
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Bundan dolayı biz de, dünyâ hayâtında zillet azabını kendilerine tatdırmamız için, uğursuz uğursuz günlerde üzerlerine çok gürültülü bir bora gönderdik. Âhiret azâbı elbet daha horlayıcıdır. Onlara (hiç bir suretle) yardım da olunmaz.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Bunun üzerine, dünya hayâtında rezillik azâbını kendilerine tattırmak için, o uğursuz günlerde,(4) üzerlerine dondurucu bir kasırga gönderdik. Âhiret azâbı ise elbette daha rezîl edicidir; onlara (orada) yardım da edilmez.
(4)Uğursuz günlerden maksad, Âd kavminin helâkiyle netîcelenen meşhur kasırganın estiği günlerdir. Bu kasırga, o âsî kavmi tamâmen ortadan kaldırıncaya kadar bütün şiddetiyle esmiştir. (Celâleyn Şerhî, c. 7, 15)  
İhsan Aktaş
swap_vert close
Neticede (o büyüklük taslayan zalim ve azgın kavmin) üzerine (o felaket günlerinde) art arda şiddetli soğuk bir kasırga gönderdik ve böylece onlara dünya hayatında rüsvaylık azabını tattırdık. Ahiret azabı ise çok daha rüsvay edicidir. Ve onlara asla yardım edilmez. *
(*) Not: (أيام نحسات) birçok mealde, ‘’uğursuz günler’’ diye çevrisi yapılmıştır, hâlbuki uğursuz bir gün veya zaman yoktur, bütün günler ve zamanlar yüce Allah’ındır. Böyle bir inanış batıl ve hurafedir. Hâlbuki Arapça sözlükte Nahs zarar, sıkıntı ve sefalet gibi anlamlara gelir. Bkz: Arapça (Vikipedi) Çünkü lügatlarda bu ifade uğursuz anlamına geldiği gibi ‘’zorluk, meşakkat, havayı kaplamış toz, duman’’ gibi anlamlara da gelir. Bu, hem tefsirlerde geçer, hem de lügatlarda. Ayrıca (ترجمة و معنى نحس نحاسة و نحوسة في قاموس الكل عربي تركي) bakabilirsiniz: Öyleyse bunun doğru anlamı; ‘’art arda gelen felaket ve sıkıntılı günler demektir. نَحْس و نَـحـِس في اللغة العربية بمعنى الضرر والشدة والشقاء.( من ويكيبيديا، الموسوعة الحرة) وقال ابن عباس، ومجاهد، وقتادة: متتابعات (البحر المحيط  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Dünya hayatında onlara alçaltıcı azabı tattırmak için, o uğursuz günlerde, üzerlerine soğuk bir felaket rüzgârı gönderdik. Ahiret azabı ise daha da alçaltıcı olup, asla onlara yardım edilmez.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Onun için Biz de uğursuz günlerde üzerlerine çok sert yelleri saldırdık, bu dünya yaşayışında alçaltıcı azabı onlara tattırmak için. Öbür dünyadaki azap ise kesenkes daha alçaltıcı olacaktır. Onlar hiç bir yardım görmiyeceklerdir.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Artık üzerlerine, uğursuz günlerde kendilerine dünya diriliğinde rüsvaylık azabını çektirmek için pek soğuk bir fırtına gönderdik, âhiret azabı ise daha ziyade onları rüsvay edecek. Onlar yardım da görmeyecekler.
İsmail Yakıt
swap_vert close
Biz de onlara dünya hayatında zillet azabını tattırmak için o uğursuz [nehisât] günlerde⁹ üzerlerine çok şiddetli/dondurucu bir rüzgâr gönderdik. Ahiret azabı elbette daha rezil edicidir. Onlara yardım da edilmez.¹⁰
9 Krş. Ahkâf, 46/24; Kamer, 54/19-20; Hâkka, 69/7 10 Krş. Hûd, 11/50-60; Ahkâf, 46/21-25  
Kadri Çelik
swap_vert close
Böylece biz de onlara dünya hayatında aşağılanma azabını tattırmak için, o uğursuz (felâketler yüklü) günlerde üzerlerine dondurucu bir kasırga gönderdik. Ahiret azabı ise daha da bir aşağılayıcıdır ve onlara asla yardım edilmeyecektir.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Bunun üzerine, tam yedi gece sekiz gün süren o felâket günlerinde, üzerlerine her yeri tarumar eden dondurucu bir kasırga gönderdik ki, onlara bu dünya hayatında alçaltıcı azâbı tattıralım! Fakat onların âhirette çekecekleri cehennem azâbı, çok daha alçaltıcı olacak ve kendilerine hiçbir şekilde yardım da edilmeyecektir!
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Dünya Hayatı’nda onlara Hızy / Utanç azabını tattırmamız için sıkıntılı / kara günlerde üzerlerine dondurucu soğuk rüzgârlar gönderdik. Elbette Âhiret’in azabı en utanç vericidir. Onlar yardım edilmezler.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Çok sıkıntılı bir günün sonunda onlar üzerine dondurucu bir rüzgâr salıp yeryüzünün en kahredici acılarından birini tattırdık. Ahiretteki acımız ise daha da sert olacak. Üstelik imdat edenleri de olmayacak...
Mehmet Çoban
swap_vert close
Biz de onlara dünya hayatında zillet azabını tattırırdık. Onları mutsuz bırakacak kara bir günde üzerlerine dondurucu bir rüzgâr gönderdik. Ahiret azabı elbette daha rezil edicidir. Onlara yardım da edilmez.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
(Bu nedenle) biz de onlara dünya hayatında alçaklık azabını tattıralım diye o kara günlerde soğuk bir rüzgâr göndermiştik. [*] Ahiret azabı elbette daha çok rezil edicidir. Onlara yardım da edilmez.
Benzer mesajlar: Hâkka 69:6-8; Kamer 54:19-20.  
Mehmet Türk
swap_vert close
Böylece Biz de onlara dünya hayatında rezillik azabını tattırmak için o uğursuz günlerde üzerlerine soğuk ve gürültülü bir fırtına, gönderdik. Onların âhiret azabı ise daha rezil olacak ve onlara yardım da edilmeyecektir.
Muhammed Esed
swap_vert close
bunun üzerine, bu dünya hayatında aşağılanmanın azabını tattırmak için o bahtsız günlerde ²¹ üzerlerine dondurucu bir rüzgar gönderdik: onların öteki dünyadaki azap[lar]ı ise daha da aşağılayıcı olacak ve bir yardımcı da bulamayacaklar.
21 Bkz. 69:6-8.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Sonunda biz de, o uğursuz günlerde onların üzerine dondurucu bir kasırga gönderdik. Böylece onlara dünya hayatında alçaltıcı azabı tattırdık. Ahiretteki azapları ise çok daha alçaltıcı olacak ve hiçbir kimseden yardım da göremeyecekler. 46/21...25
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Nihayet bu dünya hayatında alçalışın azabını kendilerine tattırmak için kara günler boyunca üzerlerine iliklere işleyen bir rüzgâr gönderdik:[⁴²⁵¹] ama âhiretin azabı kesinlikle daha alçaltıcıdır ve onlar yardım da göremeyecekler.
[4251] Veya: “homurtulu ve uğultulu bir rüzgâr” (Râzî).  
Orhan Kuntman
swap_vert close
Biz de onlara, dünya hayatında zillet azabını tattırmak için, uğursuz günlerde şiddetli bir rüzgar gönderdik. Ahiret azabı ise elbet daha horlayıcıdır, onlara yardım da edilmez.
Osman Fırat
swap_vert close
Biz de onlara dünya hayatında zillet azabını tattırmak için uğursuz günlerde üzerlerine dondurucu bir rüzgâr gönderdik. Ahiret azâbı elbette daha rezil edicidir. Onlara yardım da edilmez.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Artık Biz de onların üzerlerine uğursuz günlerde pek ziyâde soğuk bir rüzgâr gönderdik ki, onlara dünya hayatında bir zillet azabını tattıralım, ve elbette ki, ahiret azabı daha ziyâde zilletlidir ve onlar yardım da olunmazlar.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Biz de onların üzerine, o uğursuz günlerde bir kasırga gönderdik. Bunu onlara dünya hayatında bir rezillik ve rüsvaylık tattırmak için yaptık. Âhiret azabı ise daha çok rüsvay eder. Hem orada hiç kimse kendilerine yardım edemez. [69, 7; 54, 19]
Burada Âd halkının felakete uğradığı günler, onlar için uğursuz olarak nitelendirilmiştir. Aksi halde bu günlerde bir uğursuzluk olsaydı, başka zamanlarda, başka kimselere de uğursuzluk meydana gelirdi.  
Süleyman Ateş
swap_vert close
Biz de onlara dünya hayatında rezillik azabını taddırmak için o uğursuz günlerde, üzerlerine dondurucu bir rüzgar gönderdik. Ahiret azabı ise daha da kepaze edicidir. Onlara hiç yardım edilmeyecektir.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Onlar üzerine nahs günlerde şiddetli ve soğuk rüzgâr gönderdik ki dünyâda zillet ve rüsvâylık 'azâbını tatdıralım ve âhiret 'azâbı daha ziyâde zelîl ve rüsvây ider ve onlara âhiretde yardım da olunmaz.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Soğuk günlerde dondurucu bir rüzgar gönderdik ki dünya hayatında onlara alçaltıcı azabı tattıralım. Ahiretteki azap daha da alçaltıcı olacak ve bir yardım da görmeyeceklerdir.
Şaban Piriş
swap_vert close
Biz de onlara dünya hayatında rezil edici azabı tattırmak için, o uğursuz günlerde buz gibi bir rüzgar göndermiştik.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Biz de, dünya hayatında hor ve hakir edici azabı onlara tattırmak için, üzerlerine o uğursuz günlerde gürültülü bir fırtına gönderdik. Âhiret azabı ise bundan daha da aşağılayıcıdır; kimseden de yardım görmezler.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Biz de onlara dünya hayatında zillet azabını tattırmak için o uğursuz günlerde üzerlerine dondurucu bir rüzgâr gönderdik. Âhiretin azabı elbette ki daha rezil edicidir. Üstelik onlar hiçbir yardım da görmeyeceklerdir.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
pes viribidük anlaruñ üzere yil śovuķ ķatı yil günlerde naħslar tā daduravuz anlara rüsvāylıķ 'aźābını yaķın dirlik içinde daħı āħiret 'aźābı rüsvāy eyleyicirekdür. daħı anlar arķa virinilmeyeler.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Pes anlar üstine bir ḳatı ṣavuk yil gönderdük naḥs günlerde, biz daddur‐maġ‐ıçun anlara rüsvāylıḳ ‘aẕābını dünyā dirliginde. Āḫiret ‘aẕābı daḫı ḳatırüsvāy idicidür. Daḫı anlar hīç manṣūr olmazlar.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Biz onlara dünyada rüsvayçılıq əzabını daddırmaq üçün o uğursuz (nəhs) günlərdə üstlərinə vıyıltı ilə əsən (çox soyuq) bir külək (qasırğa) göndərdik. Axirət əzabı isə daha rüsvayedicidir. Onlara (qiyamət günü) kömək də olunmayacaqdır.
M. Pickthall (English)
swap_vert close
Therefor We let loose on them a raging wind in evil days, that We might make them taste the torment of disgrace in the life of the world. And verily the doom of the Hereafter will be more shameful, and they will not be helped.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
So We sent against them a furious Wind through days(4483) of disaster, that We might give them a taste of a Penalty of humiliation in this life; but the Penalty of a Hereafter will be more humiliating still: and they will find no help.
4483 The detailed story of 'Ad and their besetting sin, and the preaching of their Prophet Hud to them will be found in 26:123-140; also 7:65-72, and n. 1040. For the furious Wind, Cf. 54:19.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
فَاَرْسَلْنَا
bundan dolayı gönderdik
عَلَيْهِمْ
üzerlerine
ر۪يحاً
bir ka- sırga
صَرْصَراً
dondurucu
ف۪ٓي اَيَّامٍ
günlerde
نَحِسَاتٍ
uğursuz
لِنُذ۪يقَهُمْ
kendilerine tat- tırmak için
عَذَابَ
azabını
الْخِزْيِ
rezillik
فِي الْحَيٰوةِ
hayatında
الدُّنْيَاۜ
dünya
وَلَعَذَابُ
ve elbette azabı
الْاٰخِرَةِ
âhiretin
اَخْزٰى
daha rezil edicidir
وَهُمْ
ve onlar
لَا يُنْصَرُونَ
yardım olunmazlar
Bundan dolayı Biz de onlara dünya hayatında rezillik azabını tattırmak için o (azabı) aralıksız kara bir günde dehşetli bir kasırga gönderdik. Âhiret azabı ise elbette daha rezil (ve rüsva) edicidir. (O gün) Onlara yardım da edilmez.
اَرْسَلَ
Fiil-IV
ر س ل
Gönderdi
عَلَى
Zamir
عَلَى
Üzerinde, hakkında, karşı, dolayı, -a, -e
رِيح
İsim
ر و ح
Rüzgâr, kasırga
صَرْصَر
Sıfat
ص ر ص ر
Dondurucu, uğultulu
فِى
Bulunma hâl eki
فِى
İçinde, -de, -da
يَوْم
İsim
ي و م
Gün, gündüz
نَحِسَة
Sıfat
ن ح س
Uğursuz
اَذَاقَ
Fiil-IV
ذ و ق
Tattırdı
عَذَاب
İsim
ع ذ ب
Azap, ceza
خِزْى
İsim
خ ز ي
Rezil olma, rezillik, zillet
فِى
Bulunma hâl eki
فِى
İçinde, -de, -da
حَيَاة
İsim
ح ي ي
Hayat
دُنْيَا
İsim
د ن و
Dünya, yakın
عَذَاب
İsim
ع ذ ب
Azap, ceza
اٰخِر
İsim
ا خ ر
Âhiret, son, ard (ardından gelenler vb.)
اَخْزٰى
İsim
خ ز ي
Daha rezil edici
هُمْ
Zamir
هُمْ
Onlar (erkekler için kullanılır)
لَا
Edat
لَا
Hayır, yapmayın, asla, hiç
نَصَرَ
Fiil-I
ن ص ر
Yardım etti