Ve (daha önce evreni yaratmak için) duhan (gaz ve toz bulutu) hâlinde bulunan semaya (uzaya) yönelmiş, ona ve (henüz sema gibi gaz hâlinde bulunan) yerküreye “İster istemez, (kâinata koymuş olduğu yaratılış yasasına, boyun eğerek varlık sahnesine) gelin!” diye buyurmuştu. İkisi de (yaratılış yasasına boyun eğerek kendilerine has bir iletişim şekli olan hâl dliyle) bizler boyun eğerek (işte varlık sahnesine) geldik’’ demişlerdi. (*)
(*) Ayette bulunan (ثم)’’sümme’’sadece atıf edatı olup sonra anlamında olmadığından ve (اسْتَوَى) ’’isteva’’ fiili de geçmiş zaman kipi olduğundan, bunun anlamı, daha önce ‘’semaya yönelmiş’’ şeklindedir, sonra semaya yöneldi değil. Çünkü ayetin başındaki sümme, hem Hüd süresi -3, hem المعجم: اللغة العربية المعاصرة - قاموس الكل. قاموس عربي) ) adlı lügatlarda, hem de (تفسير الأمثل في كتاب الله المنزل) ‘’Tefsirül emsel fi kitabillahil münezzel’’ adlı tefsirde de belirtildiği gibi tertip ve tehiri zaman için değil, sadece ‘’ve’’ harfi gibi atıf edatı olup mutlak zaman ve tertibi beyan içindir. Hüd-3. ayet şöyledir: (وَأَنِ اسْتَغْفِرُواْ رَبَّكُمْ ثُمَّ تُوبُواْ إِلَيْهِ ﴿٣ )“ Ve Rabbinizden bağışlanma dileyesiniz ve O’na tövbe edesiniz ki …’’şeklindedir. İşte görüldüğü üzere burada sümme sadece atıf edatı olup sonra anlamında değildir. Yani her yerde) (ثم‘’sümme’’sonra anlamında kullanılmaz. Bu nedenle meallerde ‘’sonra göğe yöneldi’’ şeklindeki çevriler doğru ve isabetli değildir. Çünkü bir atıf edatının birkaç anlamı varsa, bulunduğu yerin konumuyla uyumlu olan anlamı seçilir. İşte burada uygun olan tertip ve tehri zaman gözetilmeksizin sadece ‘’ve’’gibi atıf edatı olduğunu anlamak gerekir. Ayrıca genellikle “sonra”anlamında kullanılan sûmme edatı; ve, o zaman, bir de, yine, bunula beraber, dahası, hatta, ayrıca gibi anlamlarda da kullanılır. Biz de bu anlamlardan atıf edatı olan (و) anlamında olanı uygun bulduk. Ayrıca bu konuda bkz: (قاموس الكل عربي تركي) ‘’Kamusul kül, Arabi, Türki’’ Konuyu şöyle detaylandırabiliriz: Fussilet -11. ayetinde sümme kelimesi bulunmaktadır. Her ne kadar sonra anlamına gelse de Kuran’da genelde atıf edatı olarak (ve/ dahası/ ayrıca/aynı zamanda/ o zaman/ Bir de yine) gibi anlamlarda kullanılır. Çünkü gerçekten sıralama olarak sonra kelimesi (بعد) ‘’ba’de’’kelimesi ile ifade edilir. Dikkat edilirse burada (Fussilet-11) Allah hem gaz halinde bulunan semaya hem de onun gibi gaz hâlinde bulunan yerküreye yönelmiş ve ikisine birlikte ister istemez (varlık sahasına) “gelin” buyurmuştu. İkisi de boyun eğerek geldik.” demişlerdi. İşte ‘’ikisine birlikte gelin’’diye emredilmesi, ikisinin beraber yaratılıp düzenlenme aşamasından geçtiğini gösteriyor. Yani bütün evren birlikte yaratılma sürecine girmiş, ama en son (4. 5 milyar yıl önce) yerküre bugünkü hâlini almıştır. Bu nedenle Fussilet-11. ayette bulunan sümme harfine: Ve ayrıca veya aynı zamanda gibi anlamları vermek uygundur. Çünkü aynı ayette aynı anda yaratıldıkları yazıyor ve Kur’an’da (ثم) neredeyse hiç kronolojik sıra belirtmek için kullanılmıyor. Bu nedenle sema ve arzın yaratılışıyla ilgili bilimsel bir çelişki yoktur, burada eşzamanlı yaratılış vardır, ama en son bugünkü şeklini alan yerküredir. Zira Kur’an’da kronolojik sırayı belirten ifade ‘’sümme, değil, (بعد)’’ba’de’’ kelimesidir. Ayrıca Kur’an’da ‘’sümme’’kelimesinin sonra anlamında olmadığını gösteren nice ayetler vardır. Eğer ‘’sümme, ‘’ba’de’’gibi ‘’sonra veya ardında’’ anlamında olsaydı, her ikisi birlikte gelmezdi. Hâlbuki Bakara- 52: Ve Mü’minun-15. ayetlerde (ثم) ve (بعد) birlikte gelmiştir. İşte o örnek ayetler.1) Bakara-52: ((ثمَّ عَفَوْنَا عَنكُمِ مِّن بَعْد ذلك ‘’Ve bunun ardından (akıllanıp) şükredersiniz diye sizi affettik’’ Not: Burada ‘’ardından veya sonra’’ ifadesinin karşılığı (بعد)’’ba’de’’ kelimesidir, (ثم) değil, çünkü sümme sadece atıf edatı olup (و)’’ve’’anlamındadır. 2) Mü’minun-15. ayet: (ثُمَّ إِنَّكُمْ بَعْدَ ذَلِكَ لَمَيِّتُونَ) ‘’ Ve (siz bunun (bu sürecin) ardından muhakkak öleceksiniz.’’şeklindedir. Yine burada ‘’ardından’’ ifadesinin karşılığı (بعد) kelimesidir, (ثم) değil. Ve daha nice örnek ayetler gösterilebilir. Demek ki, Kur’an’da (ثم) kelimesi kronolojik sıralamayı belirten sonra anlamında değildir. Bu anlamda olan ise (بعد)’’ba’de’’ kelimesidir.
{ثُمَّ اسْتَوَى إِلَى السَّمَاء} أي: قصد إلى إيجادهما. وثم، للتفاوت بين الخلقين في الإحكام وعدمه، واختلافهما في الجهة والجوهر، لا للتراخي في الزمان؛ إذ لازمان هناك. (محاسن التأويل) (ثم) حرف عطف يدل علي مطلق الجمع دون قصد الترتيب أوالتراخي في الزمن مثل قوله تعالي ( وان استغفروا ربكم ثم توبوا اليه (المعجم: اللغة العربية المعاصر - تعريف و معنى ثم في قاموس الكل. قاموس عربي عربي) {ثُمَّ ٱسْتَوَىٰ إِلَى ٱلسَّمَآءِ} ذكر الاستواء إلى السماء ليس فيه أنه خلقها بعد خلق الأرض، الخ (تأويلات أهل السنة – الامام ماتريدي) و(ثم ) تأتي أحياناً للدلالة على التأخير في البيان أما إذا كان هذ المعنى هو المقصود، فليس هناك مانع من أن تكون السماوات قد خلقت وبعدها خلقت الأرض وهذ المعنى بالإضافة إلى أنّه أكثر تناسقاً وانسجاماً مع الإكتشافات العلمية، فهو أيضاً يتفق مع الآيات القرآنية الأُخرى، كقوله تعالى في الآيات (27ـ33) من سورة "النازعات": (أأنتم أشد خلقاً أم السماء بناها رفع سمكها فسواها واغطش ليلها وأخرج ضحاها والأرض بعد ذلك دحاها أخرج منها ماءها ومرعاها والجبال أرساها متاعاً لكم ولأنعامكم).إنّ هذه المجموعة من الآيات الكريمة تكشف بوضوح أنّ دحو وتوسيع الأرض وتفجر العيون ونبات الأشجار والموارد الغذائية، قد خلقت جميعاً بعد خلق السماوات. أما لو فسّرنا معنى "ثم" بالتأخير في الزمان، فعلينا أن نقول: إنّ كلّ تلك قد تكونت قبل خلق السماء، وهذا يتنافى مع المعنى الواضح للمراد من قوله تعالى: (بعد ذلك) أي أن كلّ ما ذكر قد تم خلقه بعد ذلك (أي بعد السماوات). وبذلك نفهم أن (ثم) هنا قد استخدمت للتدليل على التأخير البياني (المكتبة المقروءة » تفسير الأمثل في كتاب الله المنزل » فصلت) فاعلم ان دلالة (بعد ذلك) على الترتيب الزمني قطعية الدلالة ودلالة (ثم) على الترتيب الزمني ظنية الدلالة كما قال ابن كثير ( فقد قيل أن ثم هاهنا إنما هي لعطف الخبر على الخبر لا لعطف الفعل على الفعل كما قال الشاعر: قل لمن ساد ثم ساد أبوه ثم قد ساد قبل ذلك جده - إن خلق الأرض بدأ مع خلق الكون لأن مادة الأرض التي تشكلت منها موجودة في الرتق الابتدائي الذي فتقه الله وخلق منه السموات والأرض، ولذلك من الطبيعي أن يكون عدد أيام خلق الأرض ستة وهذه الأيام الستة هي ذاتها عدد أيام خلق السماء وقال ابن عاشور في التحرير والتنوير: إنما كانت مدة خلق السماوات السبع أقصر من مدة خلق الأرض مع أن عوالم السماوات أعظم وأكثر لأن الله خلق السماوات بكيفية أسرع، فلعل خلق السماوات كان بانفصال بعضها عن بعض وتفرقع أحجامها بعضها عن خروج بعض آخر منه وأما خلق الأرض فالأشبه أنه بطريقة التولد المبطئ، لأنها تكونت من العناصر الطبيعية فكان تولد بعضها عن بعض أيضا.هـ. (التحرير والتنوير) أن السماوات والأرض خلقتا معاً في اليومين الأولين، ثم تكامل خلق الأرض وإعدادها للإنسان في الأربعة الأخيرة من الأيام الستة.وتفصيله : أن الله خلق السموات والأرض معاً مجتمعين ((أَوَلَمْ يَرَ الَّذِينَ كَفَرُوا أَنَّ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضَ كَانَتَا رَتْقاً فَفَتَقْنَاهُمَا )) (الأنبياء: 30)، والرتق ضد الفتق ، أي كانتا (أي مادتهما الاولية) منضمتين ، بعضهما إلى بعض، ثم فتقهما الله، فحدث ما يسمى عند علماء الجيولوجيا والفلك بالانفجار الكبير ( فيديو ).وأما كون الخلق للسماوات والأرض في يومين فهو لقول الله عن السماوات:(فَقَضَاهُنَّ سَبْعَ سَمَاوَاتٍ فِي يَوْمَيْنِ )، وعن الأرض:( خَلَقَ الْأَرْضَ فِي يَوْمَيْنِ) ، فهذان هما اليومان الأولان، ثم دحيت الأرض واكتمل إعدادها لصلاح معيشة الإنسان عليها في أربعة أيام أخرى - و(ثم) ليس بالضرورة أن تدل على الترتيب الزمني والدليل قوله في سورة يونس {فإلينا مرجعهم ثم الله شهيد على ما يفعلون} ومعلوم ان لله يشهد على ما يفعلون قبل أن يرجعوا إليه (مراحل خلق الكون بين العلم والقرآن) (ثُمَّ اسْتَوَى إِلَى السَّمَاءِ وَهِيَ دُخَانٌ) إن هذه الآية تدل على أن السماء كانت موجودة قبل أن يستوي إليها، ولكنها كانت في معظمها دخاناً، ثم يقول بعد ذلك: (فَقَالَ لَهَا وَلِلْأَرْضِ اِئْتِيَا طَوْعًا أَوْ كَرْهًا) إذاً الخطاب للسماء والأرض معا، وبالتالي أثناء هذا الخطاب كانت الأرض موجودة وكانت السماء موجودة ،أيضا ولكنهما كانتا دخانا.(الله اعلم) ولا يعني ذلك أن الأرض خُلقت قبل السماء (خلق السموات والأرض: حقائق تثبت أن القرآن لا يناقض العلم)