(Resulüm!) Bir bak! Onlar senin hakkında nasıl misaller getirdiler (sana ne kötü şeyler yakıştırdılar) de doğru yoldan saptılar. Artık onlar, (iftiraları, yalanları, inkârları ve inatları yüzünden doğru) yolu bulamazlar. *
(*) Eğer Hz. Peygamber büyülenmiş olsaydı, bunu iddia edenler için yüce Allah hem 8. ayette (وقال الظالمون)’’o zalimler dediler’’, hem de İsra-17/47. ayette bu iddiayı yapanlara ‘’zalimler’’ ifadesini kullanır mıydı? Yani onları bu sözlerinden dolayı zalimlikle/iftira ile nitelendirir miydi? Bu nedenle her kim Hz. Peygambere büyü yapılmıştı derse, farkına varmadan müşriklerin iddialarını tasdik, haşa yüce Allah’ın söylediğini de yalanlamış oluyor. Artık Hz. Peygamberin vefatından yaklaşık 250 sene sonra yazılan Kütüb-i Sitte deki Kur’an’a aykırı bu tür uydurma hadis ve rivayetlere ne zamana kadar inanacağız! Peki, Müslüman olmak bu uydurma hadis ve rivayetlere mi inanmaktır, yoksa Kur’an’a mı?
سبب نزول سورتي المعوذتين ؟؟؟ ونحن نقول (حاشاه) بأن النبي سحر كما يفول المشركون؟ وقد رد الله قول المشركين ونددهم بأنهم ظالمون افاكون بسبب قولهم هذا ! اذا قلنا بأن النبي سحر هل نصدق بهذا قول المشركين أم قول ربنا وخالقنا عز وحل ؟؟؟ـ للعلم فإن بعض الروايات تقول: إن مدة سحر الرسول دامت ستة أشهر، فهل يعقل هذا !!!: 1- أن هذا الحديث (الذي رواه البخاري) يعارض ما نص عليه القرآن الكريم من عصمة النبي صلى - 2- أنه يعارض إنكار الله تعالى على الظالمين الذين رموه بالسحر -- وقال ابن زيد : كان الرجل في الجاهلية إذا نزل بواد قبل الإسلام قال: إني أعوذ بكبير هذا الوادي. فلما جاء الإسلام، عاذوا بالله وتركوهم. انتهى أي: لأن ذلك من الشرك، ولذا نزلت سورتا المعوذتين لتعليم الاستعاذة بالله تعالى وحده والتبرؤ من الاستعاذة بغيره، وكذلك أذكار الاستعاذات المأثورة، فإنها للإرشاد لذلك (محاسن التأويل - تفسير القاسمي) {وَقَالَ ٱلظَّـٰلِمُونَ إِن تَتَّبِعُونَ إِلاَّ رَجُلاً مَّسْحُوراً} قال الله تعالى: {ٱنْظُرْ كَيْفَ ضَرَبُواْ لَكَ ٱلأَمْثَالَ فَضَلُّواْ} أي: جاؤوا بما يقذفونك به، ويكذبون به عليك؛ من قولهم: ساحر مسحور مجنون كذاب شاعر، وكلها أقوال باطلة، كل أحد ممن له أدنى فهم وعقل يعرف كذبهم وافتراءهم في ذلك، ولهذا قال: {فُضلُواْ} أي عن طريق الهدى، (تفسير القرآن العظيم – ابن كثير)