(Ve devamla): “Yahut kendisine bir hazine (büyük bir servet) verilseydi veya ürününden yiyeceği bir bahçesi olsaydı ya!’’ (Böylesine fakir ve kimsesiz birinden ne bekliyorsunuz?’’ diye halkı kışkırtıyorlardı). Bir de o zalimler (iftiracılar, inananlara): “Siz ancak büyülenmiş bir adama uyuyorsunuz”dediler. *
(*) Not: Hz. peygamberin büyülendiğini söylemek, haşa Allah’ın dediğini değil de, müşriklerin iddialarını tasdik etmek anlamına gelir, çünkü bu vb. başka ayetlerle yüce Allah, bu iddiada bulunan müşriklerin iddialarını reddedip onları zalimlikle nitelendirmektedir. Ayrıca şayet yukarıdaki talepler yerine getirilmiş olsaydı, “sihirlenmiş” yerine bu kez de “sihirbaz” diyeceklerdi. Zira Hz. Peygamber hakkında inkârcılar, kimi zaman büyücü, kimi zaman büyülenmiş, bazen düzenbaz, bazen şair, bazen kâhin bazen de mecnun gibi birbirleriyle çelişen vasıflar uydurarak Hz. peygamberin moralini bozmaya çalışıyorlardı.