(Ey Resûlüm!) De ki: “Onu, göklerde ve yerdeki sırrı (gizlilikleri) bilen (Allah)indirmiştir.(2) Şübhesiz ki O, Gafûr (çok bağışlayan)dır, Rahîm (çok merhamet eden)dir.”
(2)“İslâmiyet ve şeriat, öyle bir tarzda muhît (kuşatıcı) ve mükemmeldir ve öyle bir sûrette kâinâtı kendiyle berâber ta‘rîf eder ki, onun mâhiyetine (ne olduğuna) dikkat eden elbette anlar ki: O din, bu güzel kâinâtı yapan Zât’ın, o kâinâtı kendiyle berâber ta‘rîf edecek bir beyannâmesidir ve bir ta‘rifesidir.Nasılki bir sarayın ustası, o saraya münâsib bir ta‘rife yapar. Kendini vasıflarıyla göstermek için, bir ta‘rife kaleme alır; öyle de, din ve şeriat-ı Muhammediyede (asm) öyle bir ihâta (kuşatıcılık), bir ulviyet(yücelik), bir hakkāniyet (haklılık) görünüyor ki, kâinâtı halk (yaratan) ve tedbîr edenin kaleminden çıktığını gösterir. Ve o kâinâtı güzelce tanzîm eden kim ise, şu dîni güzelce tanzîm eden yine odur.” (Zülfikār, 19. Mektûb, 92)