close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Furkân Sûresi 53. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Vehuve-lleżî merace-lbahrayni hâżâ ‘ażbun furâtun vehâżâ milhun ucâcun vece’ale beynehumâ berzeḣan vehicran mahcûrâ(n)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Ve öyle bir mabuttur o ki iki denizi akıtmıştır; bu, tatlı ve içilecek sudur ve şu, tuzlu ve acı su ve aralarında da bir sınır, birbirlerine karışmalarına imkan bulunmayan bir engel halk etmiştir.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
İki denizi (birbirine) salıp katan O’dur; bu (birinin suyu) tatlı, susuzluğu giderici, şu (diğerinin) ise tuzlu ve acıdır. (Allah) İkisinin arasında (birbirlerine karışmalarını önleyen özel) bir engel (berzah) ve aşılmayan (gizli) bir sınır koymuştur (ki ilim adamları asırlar sonra yoğunluk farkından dolayı suların ilk anda birbirine karışmadığını anlamışlardır).
[Not: Büyük Okyanusun kuzeydoğusunda yer alan KANADA’nın da kıyısı bulunan Alaska körfezinde, tuzlu ve tatlı suyun buluştuğu bölgede, Kur’an’ın 1450 sene önce haber verdiği mucizeyi görenler, hayret ve hayranlık içinde kalmaktadır.]  
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Biri tatlı ve susuzluğu giderici, diğeri tuzlu ve acı iki büyük su kütlesini birbirine karıştırmadan salıveren, ikisinin arasına karışmalarını önleyen, bir engel koyan da O'dur.
Ahmet Tekin
swap_vert close
O, iki denizi birbirine salıverendir. Bu tatlı, susuzluğu gidericidir. Şu da tuzlu ve acıdır. Aralarına farklı yoğunlukta dikey bir su tabakası engeli, görünmez ve geçilmez bir sınır koyan da odur.
bk. Kur’ân-ı Kerim, 27/61; 55/19-21.  
Ahmet Varol
swap_vert close
İki denizi birbirine salan O'dur. Bu tatlı ve susuzluğu giderici, bu da tuzlu ve acıdır. O ikisinin arasına bir perde ve aşılamayan bir sınır koymuştur.
Ali Bulaç
swap_vert close
İki denizi (birbirine) salıp katan O'dur; bu, tatlı, susuzluğu giderici, bu da tuzlu ve acıdır. İkisinin arasında (birbirlerine karışmalarını önleyen) bir engel (berzah) ve aşılmayan bir sınır koymuştur.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
O Allah'dır ki, iki denizi (veya iki nehri birbirine komşu ve yakın olarak) salıverdi: Şu (birisi) tatlı, susuzluğu giderir, bu (beriki) tuzlu ve acıdır. Aralarında da kudretinden bir engel ve birbirlerine karışmağı önleyici bir perde koymuştur. (Birbirine yakın tuz gölü ile tatlı su gölü veya tatlı bir nehirle ona yakın olan suyu acı bir deniz gibi. Aralarında kudretten bir engel olup, biri diğerinin tadını bozmaz. )
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
İki denizi salıveren O’dur. Biri çok tatlı, diğer çok tuzlu ve acıdır. (Birbirine karışmamaları için) Allah aralarına bir engel ve görünmez bir perde yaratmıştır.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Birinin suyu tatlı ve serinletici, diğerininki tuzlu ve acı olan iki denizi salıverip, aralarında da karışmalarını önleyen bir perde koyan, Allah'tır.
Besim Atalay
swap_vert close
Biri hem hoş, hem tatlı, biri de hem acı, hem dahi tuzlu olan iki denizi birbirine akıttı, ikisi arasında aşılmaz bir engelle, bir kıstak yaratan O'dur
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
O, birinin suyu lezzetli ve tatlı, diğerininki tuzlu ve acı olan iki denizi salıverip aralarına da görünmez bir perde ve karışmalarını önleyici bir engel koyandır.
Bkz. 16/14, 27/61, 35/12, 55/19-20  
Cemil Said
swap_vert close
Biri tatlı ve serinledici suyı ve diğeri tuzlı ve acı suyı muhtevî iki denizi Allâh biri birine yaklaşdırdı ve beynlerine geçilmez bir mâni’a vaz’ iyledi.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Birinin suyu tatlı ve kolay içimli, diğerininki tuzlu ve acı olan iki denizi salıverip aralarına da, karışmalarına engel olan bir sınır koyan Allah'tır.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
O, birinin suyu lezzetli ve tatlı, diğerininki tuzlu ve acı olan iki denizi salıverip aralarına da görünmez bir perde ve karışmalarını önleyici bir engel koyandır.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Biri tatlı ve susuzluğu giderici, diğeri tuzlu ve acı olan iki denizi karışacak şekilde salıveren ve ikisi arasına bir engel, aşılmaz bir perde koyan O’dur.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Birinin suyu tatlı ve susuzluğu giderici, diğerininki tuzlu ve acı iki denizi salıveren ve aralarına bir engel, aşılmaz bir sınır koyan O'dur.  
 Bu âyet hakkında değişik tefsirler vardır: 1) Maksat, denize karışan nehir (Dicle gibi) ve onun karıştığı denizdir. Denizi yarıp arasından fersahlarca akıp gittiği halde, nehrin suyunun tadı bozulmamaktadır. 2) Maksat, Nil gibi büyük ırmak ve büyük denizdir ki aralarına bir kara parçası (dil) girmektedir. 3) Maksat, müminlerle kâfirlerdir. Tatlı su müminleri, acı su kâfirleri sembolize etmektedir. Dünyada yanyana fakat birbirlerine karışmadan yaşadıklarına işaret edilmektedir.  
Edip Yüksel
swap_vert close
O, iki denizi salmıştır; bu taze ve tatlıdır, şu tuzlu ve acıdır. Her ikisinin arasına, karışmalarını engelleyen sağlam bir engel koymuştur.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Birinin suyu tatlı ve susuzluğu giderici, diğerininki tuzlu ve acı iki denizi salıveren ve aralarına bir engel, aşılmaz bir serhat koyan O'dur.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
O odur ki iki deryayı birbirine salmış: şu tatlı, yürek tazeler, şu tuzlu çorak, aralarına da bir berzah ve bir «hıcri mahcûr» koymuştur
Emrah Demiryent
swap_vert close
Birinin suyu tatlı ve susuzluğu giderici, diğerininki tuzlu ve acı olan iki denizi salıverip, aralarına da görünmez bir perde ve karışmalarını önleyici bir engel koyan O’dur.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Ve iki denizi serbest bırakan O'dur; biri lezzetli ve tatlı, diğeri tuzlu ve acı. Aralarına bir perde koydu. Birbirlerine karışmalarını engelledi.
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
O, iki denizi (birbirine) salıb katandır. Şu tatlı ve susuzluğu gidericidir. Bu ise tuzlu ve acıdır. (Allah) aralarına bir perde, (ihtilâfları) memnu olmak üzere bir sınır koymuşdur.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
İki denizi (büyük su kütlelerini birbirine) salıveren de O'dur. Bu (nehir ve göller)tatlı, susuzluğu giderici; bu (deniz) ise tuzlu, acıdır. Bununla berâber aralarına bir engel ve aşılmaz bir sınır koymuştur.
İhsan Aktaş
swap_vert close
Ve O (Allah) ki, iki denizi (farklı özellikte bulunan iki su kütlesini yeryüzüne) salıvermiştir; şunun (kaynak, ırmak, göller ve benzerlerinin) suyu tatlı, içimi kolay, bunun (denizin) ise suyu tuzludur, acıdır. Ve (birbirlerini beslemekte olan bu farklı özellikteki iki suyun herbiri kendi özelliğini yitirmesin diye) aralarında da bir engel, aşılması zor bir sınır koymuştur. *
(*) Bu konu şöyle izah edilebilir: Dünyada farklı özellikte iki su kütlesi bulunur: Bunlardan biri, tuzlu, acı olan deniz ve okyanus suları olup sürekli buharlaşmak suretiyle buluta dönüşüp su damlacıkları hâlinde yağmur olarak yeryüzüne inerek kaynak, ırmak, göl vb. tatlı suları oluşturur… Diğeri ise, kaynaklar, ırmaklar vb. tatlı su kütleleri olup bunlar da sürekli deniz ve okyanus sularını beslemektedirler. Ama bu her iki su birbirlerini beslemelerine rağmen biri diğerinin özelliğini yok etmemektedir. Yani ne tatlı ve susuzluğu giderici sular deniz suyunun özelliklerini, ne de buharlaşan tuzlu ve acı deniz suları kaynak, ırmak vb. su kütlelerinin özelliklerini yok ediyor. Ayrıca Rahman-19-20. ayette geçen (لايبغيان) ifadesiyle ‘’biri diğerine tecavüz edip özelliğini yok etmez’’ diye anlaşılır. İşte her iki farklı özellikte bulunan bu farklı iki suyun birbirbirlerine (يلتقيان) kavuşmalarına rağmen, biri ötekinin özelliğini yok edemiyor. Yani deniz ve okyanus sularını besleyen tatlı sular, onların özelliklerini yok edemediği gibi, buharlaşıp yağmur yağma suretiyle kaynak ve ırmak sularını besleyen deniz ve okyanus suları da bunların özelliklerini yok edememektedir. ( الله اعلم ) Ayrıca aşağıdaki arapça metninde de tatlı sular ile tuzlu suların birbirlerine karışmalarına rağmen, gerek tatlı suyun ve gerek tuzlu suyun özellikleri yok olmadığını, tuzlu suyun molekkülleri, tatlı suya karışmadığını ilk söyleyen Holandalı bilim adamı Baden-Ghyben (1888) ile Alman bilim adamı Herzberk’tır (1901) diye açıklanıyor… Tatlı suların tuzlanmasına mani olan fiziki mekanizma, yani perde nedir? Tatlı sular ile tuzlu suların birleşmesini engelleyen, yani Kur’an-ı Kerimin bizlere 1400 sene önce bildirdiği bu perdeye günümüzün bilim adamları; osmoz ismini koymuş! Wikipedia’ da osmozun açıklaması şu; "osmoz, çözücü maddelerin az yoğun ortamdan çok yoğun ortama, seçici geçirgen bir zardan enerji harcanmadan geçişidir. Canlı sistemlerde çözücü madde su olduğu için biyoloji biliminde osmoz terimi ile kastedilen, suyun az yoğun ortamdan çok yoğun ortama seçici geçirgen bir zardan enerji harcanmadan geçişidir. Bu tanımda, seçici geçirgen zardan kasıt, çözünenleri geçirmeyen fakat çözücüleri geçiren bir zardır. Süzgeç gibi davranan zar, küçük moleküllerin kolayca geçmelerine olanak verirken büyük moleküllerin geçişini engeller. Yoğunluğu daha az olan taraftaki sıvı moleküllerinin, yoğunluğu yüksek tarafa geçmeleri, zarın iki tarafındaki yoğunlukların dengelenmesine yardımcı olur… Berzah, Kur’an-ı Kerim’de üç yerde geçer. İki şey arasındaki engel, aralık, perde demektir. Bu kelime hem maddî bir engeli hem de manevî bir engeli ifade eder. Bu ifade yüzey gerilimidir. Fizik kuralları gereği yoğunlukları birbirinden farklı olan sıvılar birbirine karışmamaktadır. Aralarında sanki bir engel varmış gibi müşâhade edilmektedir. Müfessirlerin çoğuna göre buradaki’’bahreyn’’den maksat ise, yeryüzündeki tatlı ve tuzlu her iki su kütlesi (ırmak, göl vb. ile normal deniz suları) dir. Zira Arapçada Nehir veya deniz olsun büyük su kütlelerine BAHR denir. Bkz: عند أكثر أصحاب كتب التفسير أن المقصود بالبحرين هما النوعان المشهوران من المياه الموجودة على وجه الأرض النوع الأول : الأنهار العذبة والنوع الثاني : البحار المالحة والدليل ( هَذَا عَذْبٌ فُرَاتٌ وَهَذَا مِلْحٌ أُجَاج )  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Biri içimi kolay, diğeri tuzlu ve acı iki denizi meydana getirip salan, sonra aralarına ayırıcı bir engeli koyup ikisini birbirine karıştırmayan da O dur.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
O Allah ki iki denizi birbirine katmaktadır. Birinin suyu tatlıdır, serinleticidir, öbürünün suyu tuzludur, acıdır. Aralarına bir engel, aşılmaz bir sınır koymuştur.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
İki denizi [⁸] biri tatlı ve lezzetli, öbürü tuzlu ve acı olmak üzere birbirine yaklaştıran [⁹] her ikisi arasında manevî bir engel, geçilmez bir mania yapan O/dur.
[8] Irmak ile aktığı denizi.[9] Veya karıştırıp birini diğerine taşıran veya her ikisini, mecralarına akıtan.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
Şu birinin suyu içime elverişli ve tatlı, diğerininki tuzlu ve acı olan iki denizi salıverip aralarına da bir engel [berzah] koyan ve karışmalarını önleyici bir sınır çeken [hicrân mahcûrân] O’dur.
Kadri Çelik
swap_vert close
İki denizi (birbirine) salıp katan O'dur. Bu, tatlı ve susuzluğu giderici, bu da tuzlu ve acıdır. İkisinin arasında (birbirlerine karışmalarını önleyen) bir engel (berzah) ve aşılmayan bir sınır koymuştur.
Mahmut Kısa
swap_vert close
O Allah ki, bazı okyanus ve denizlerde, biri tatlı ve içilebilir, diğeriyse tuzlu ve acı olan iki su kütlesini birbirine kavuşacakşekilde salıvermiş ve ikisinin arasına gözle görülmeyen bir perde,birbirlerine karışmalarını önleyen aşılmaz bir engel koymuştur. Bu yüzden aynı denizdeki tatlı ve tuzlu sular, birbirlerine karışmazlar (27. Neml:6 1; 35. Fatır: 12 ve 55. Rahman: 19-22). Ayrıca, göl ve akarsularda bulunan tatlı sular sürekli denizlere, okyanuslara akar ve oradan buharlaşarak kar ve yağmur şeklinde tekrar derelere, ırmaklara dökülür. Buna rağmen, tatlı ve tuzlu sular birbirine karışmaz..
Mahmut Özdemir
swap_vert close
O’dur ki biri ferah tatlı su, biri de acı tuzlu su; İki Deniz’i salıverdi. İkisinin arasına, birbirine karıştırmayan bir sınır ve engel de koydu.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Biri tap tatlı, diğeri zehir gibi tuzlu, iki denizi yan yana salıp, aralarına perde çeken ve karışmalarına engel olan da,
Mehmet Çoban
swap_vert close
Hatırla! Onlara da hatırlat! İki denizi birbirine salmıştık. Biri tatlı susuzluğu giderici diğeri tuzlu acıdır. İkisinin arasına birbirine karışmasını engelleyen perde koyduk. Bütün bunlar bizim koyduğumuz yasaya göredir. Hiç düşünmezler mi? Hiç ders almazlar mı? Biz aynı toplum içindeki inananları da inanmayanları da birbirine karıştırmayız. İki toplumu aynı kefeye koymayız. İnkâr edenlerin hesabını ayrı, inananların hesabını ayrı tutarız. Her grup kendi yaşam defterleriyle katımıza gelir. Her insan kendi yaptıklarıyla hesaba çekilir. Biz asla onları birbirine karıştırmayız. Hâlâ bizim yasamızı anlamıyorlar mı? Onlar şöyle mi diyor? Biz çoğunluğuz. Aramızdaki inananlar bize katılsın! Hayır! Asla! İnkâr edenler çoğunlukta olsa bile inananlar onlara katılamazlar. İnananlar çoğunlukta olsa bile inkâr edenler inananlarla bir tutulmaz. İnananlardan her kim inkâr edenlerin çoğunluğuna bakarak onlara katılırsa yasamıza aykırı hareket etmiş olur. Onu yakalar cezalandırırız. Eğer inananlardan bazıları inkâr eden, yasalarımıza aykırı yaşayan topluma katılırsa, O’nu inkâr edenlerle birlikte hesaba çekeriz. Artık onlar inananlardan sayılmaz.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Biri tatlı ve susuzluk giderici, diğeri tuzlu ve acı olan iki denizi salan da aralarına bir engel, yani karışmalarını engelleyen bir perde koyan da O’dur. [*]
Benzer mesajlar: Neml 27:61; Rahmân 55:19-20.  
Mehmet Türk
swap_vert close
Birinin suyu tatlı ve içilir, diğerinin suyu tuzlu ve acı olan iki denizi iç içe bırakan ve aralarına (birbirine) karışmamaları için bir engel ve aşılmaz bir sınır¹ koyan,² O (Allah)’tır.
1 Berzah: İki şey arasında bulunan ayırıcı çizgi, perde, set, engel demektir. Coğrafyada; iki deniz arasında bulunan kara parçasına denir. (مَحْجُورًا حِجْرًا) ise birbirlerine karışmalarını engelleyen bir nefret ve zıddiyet, bir sınırlı çizgi demektir. Böyle tatlı ile tuzlunun birbirine karışmayarak âlemde karşı karşıya yer tutmaları Allahu Teâlâ’nın gücünün ve korumasının bir eseridir. 2 Denizde ve karada, tatlı suyla acı suyun yan yana bulunması pek çok yerde görülmektedir. Eğer burada bir teşbih düşünülürse, bu iki denizi; bulutlarla, denizler ve mü’minlerle, kâfirler şeklinde anlamak da mümkün olabilir. (Rahman: 19, 20, Neml: 61)  
Muhammed Esed
swap_vert close
İKİ BÜYÜK su kütlesini ⁴¹ -ki bunlardan biri tatlı ve susuzluğu giderici, diğeri tuzlu ve acıdır- birbirine salıveren ve ikisinin arasına bir engel, karışmalarını önleyen bir perde koyan O’dur. ⁴²
41 Genellikle “deniz” anlamına gelen bahr ismi aynı zamanda nehir, göl gibi büyük tatlı su kütleleri için de kullanılır; yukarıdaki anlam örgüsü içinde bahreyn ismi yeryüzünde yan yana (ya da iç içe) bulunan -tuzlu ve tatlı- “iki büyük su kütlesi” anlamındadır.42 Yani, bu iki su kütlesinin, sürekli birbiriyle karşılaşıp okyanuslara karıştıkları halde, sanki aralarında görünmeyen bir perde, bir engel varmışcasına terkiplerindeki farklılığı korumasını sağlamaktadır; suyun çevrimsel dönüşümünde (yahut küresel dolaşımında), yani tuzlu denizlerden buharlaşarak yükselip bulutları oluşturarak, sonra yoğunlaşıp kar ve yağmur yoluyla dereleri, ırmakları besleyerek tekrar denize dönmesinde- kendini gösteren Allah’ın yaratma planına ilişkin dolaylı bir hatırlatma. Bazı Müslüman sûfîler, bu iki su kütlesinin vurgulanmasında, insanın ruhsal algı ve kavrayışlarıyla dünyevî ihtiyaç ve tutkuları arasındaki uçuruma -ve aynı zamanda etkileşime- ilişkin bir temsîl bulmaktadırlar.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Biri içilecek kadar tatlı diğeri tuzlu ve acı olan iki denizi iç içe salıveren ve karışmaması için aralarına görünmez bir perde ve aşılmaz bir engel/yasa koyan O’dur. 16/14, 27/61, 35/12, 55/19-20
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
HEM iki denizi birbirine salan, hem de biri tatlı-susuzluğu giderici ve diğeri tuzlu-acı olduğu halde bu ikisi arasına karışmalarını önleyici (görünmez) bir perde ve aşılmaz bir engel koyan yine O’dur.[³¹⁴²]
[3142] Dünyadaki bazı nehir, boğaz ve körfezlerde görülen büyük su kütlelerinin birleşme noktalarında gerçekleşen bu muhteşem olay, “yüzey gerilimi” adı verilen ilâhî bir yasaya bağlı olarak gerçekleşmektedir. Ne var ki üstteki örneklerde olduğu gibi, bunun da lafzî delâletle sınırlı olmayıp insanî bir duruma dikkat çektiğini düşünebiliriz. O da tıpkı Mekke ortamında olduğu gibi imanla küfrün, mü’minle kâfirin yan yana yaşamasına rağmen aralarında sanki görünmez bir duvar var gibi birbirlerine karışmamalarıdır. Bu yorumumuza göre iman tatlı ve susuzluk gideren bir suya, küfürse acı ve içeni yakıp kavuran bir suya benzetilmiştir.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
İki deryayı birbirine salıp katan O'dur, biri tatlı ve susuzluğu giderir, diğeri ise, tuzlu ve acıdır. İkisinin arasına, karışmalarını önleyen bir engel koymuştur.
Tatlı ve Acı deryalar konusunda Müfessirler görüş birliğine vasıl olamamışlardır. 2002 yılında yayınlanan “Kur’an-ı Kerim Açıklamalı Meal ve Ek Çalışmalar” başlıklı kitabımızın 677. sayfasında bu konuda ayrıntılı bilgiler sunulmuştur!..  
Osman Fırat
swap_vert close
O, iki denizi birbirine salmıştır. Bu tatlı, susuzluğu giderici; bu tuzlu ve acıdır. Ve ikisinin arasına birbirine kavuşmalarına engel olan bir perde koymuştur (birbirine karışmazlar).
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Ve O, o (Hâlik-ı Azîm) dir ki, iki denizi kendi mecralarına salıvermiştir; şu lezzetlidir, fazlaca tatlıdır, şu da tuzludur, acı bir sudur. Ve ikisinin arasında da bir hail, görülemeyecek bir perde vücuda getirmiştir.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Biri tatlı, susuzluğu giderici, öbürü tuzlu ve acı iki denizi salıveren, birbirine karışmadan akıtan; fakat aralarına bir engel, aşılmaz bir sınır koyan O'dur. [27, 61; 55, 19-21]
Süleyman Ateş
swap_vert close
O, iki denizi birbirine salmıştır. Bu tatlı, susuzluğu giderici; bu tuzlu ve acıdır. Ve ikisinin arasına birbirine kavuşmalarına engel olan bir perde koymuştur (hiç birbirine kavuşmazlar).
Süleyman Tevfik
swap_vert close
O Allâh Te'âlâ'dır ki iki denizi birbirine akıtdı. Biri tatlı ve şürbe sâlih ve diğeri tuzlı ve acıdır. Ve bunların ikisi arasına bir berzec ve hadd-ı fâsıl kıldı.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
İki denizi birbirine salan odur. Biri tatlı ve lezzetli, öbürü tuzlu ve acıdır. Aralarına da bir engel, aşılmaz bir sınır koymuştur.
Şaban Piriş
swap_vert close
Birinin suyu tatlı ve iç açıcı, ötekinin ki tuzlu olan iki denizi birbirine katan O'dur. İkisinin arasına bir engel, aşılmayan bir sınır koymuştur.
Ümit Şimşek
swap_vert close
İki denizi birbirine salıveren de Odur. İşte şu susuzluğu gideren tatlı bir su, diğeri de tuzlu ve acı bir sudur. Aralarına ise, Allah, birbirlerinin sınırlarını aşmaktan alıkoyan bir engel koymuştur.(7)
(7) Bu tanım, nehirlerin denize döküldüğü yerlerdeki haliç ve deltalara uygun düşmektedir. Alt ve üst akıntılarla her iki tarafa doğru cereyan edebilecek karışma, hiç kuşkusuz, nehirleri ifsad ederdi. Ancak haliç ve deltalar böyle bir karışmayı önlediği gibi, nehir sularının biriktirdiği organik ve inorganik maddelerle son derece zengin bir yapıya kavuşmakta ve denizlerin de, karaların da en bereketli bölgeleri haline gelmektedir. Nehirler ile onların döküldüğü denizler arasında gidip gelen bir kısım hayvanlara ise Allah mucizevî bir özellik vermiştir. Bu balıklar denize açıldıkları zaman, tuzlu su onların vücutlarında da bir engelle karşılaşır, arıtılır ve tuz fazlası vücuttan atılır. Bu arada, benzer bir durum, bir boğazla birbirinden ayrılan çeşitli denizler ve okyanuslar arasında da tespit edilmiş; meselâ Cebelitarık Boğazının iki yanındaki iki denizde farklı tuzluluk seviyeleri belirlenmiştir. Diğer yandan, bu ve benzeri âyetlerde geçen “iki deniz” tabirine, temsilî olarak mü’min ile kâfir, dünya ile âhiret, görünen ve görünmeyen âlemler gibi çeşitli anlamlar yükleyenler de vardır.  
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
İki denizi birbiri üstüne salan O'dur. Bu, tatlı ve yürek ferahlatıcı; şu, tuzlu ve acı. Ve ikisinin arasında bir berzah, geçişi engelleyen bir perde koymuştur.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
daħı ol oldur kim ķarışdurdı iki deñizi ya uşbu ŧatlu ħoşdur daħı uşbu ŧuzlu acıdur. daħı eyledi ikisinüñ arasında perde daħı ḥarām ḥarām olınmış.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Daḫı Tañrı Ta‘ālā oldur kim ḳarışdurdı iki deñizi, birisi ḫoş ṭatludur vebirisi acı ṭuzludur. Daḫı anlar arasında perde ve ḥad eyledi.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Birinin suyu çox şirin, digərininki isə olduqca şor (acı) olan iki dənizi qovuşduran, aralarında (bir-birinə qarşmamaq üçün) maneə və keçilməz sədd qoyan Odur!
M. Pickthall (English)
swap_vert close
And He it is Who hath given independence to the two seas (though they meet); one palatable, sweet, and the other saltish, bitter; and hath set a bar and a forbidding ban between them.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
It is He Who has let free the two bodies of flowing water:(3111) One palatable and sweet, and the other salt and bitter; yet has He made a barrier between them, a partition that is forbidden to be passed.(3112)
3111 Maraja: literally, let free or loose cattle for grazing. Bahrayn: two seas, or two bodies of flowing water: for bakris applied both to the salt sea and to rivers. In the world taken as a whole, there are two bodies of water, viz., (1) the great salt Ocean, and (2) the bodies of sweet water fed by rain, whether they are rivers, lakes, or underground springs: their source in rain makes them one, and their drainage, whether above ground or underground, eventually to the Ocean, also makes them one. They are free to mingle, and in a sense they do mingle, for there is a regular watercycle: see n. 3106 above: and the rivers flow constantly to the sea, and tidal rivers get sea water for several miles up their estuaries at high tide. Yet in spite of all this, the laws of gravitation are like a barrier or partition set by Allah, by which the two bodies of water as a whole are always kept apart and distinct. In the case of rivers carrying large quantities of water to the sea, like the Mississippi or the Yangtse-Kiang, the river water with its silt remains distinct from sea water for a long distance out to sea. But the wonderful Sign is that the two bodies of water, though they pass through each other, remain distinct bodies, with their distinct functions (Cf. 27:61 and 35:12). 3112 In Allah's overall scheme of things, bodies of salt and sweet water, which are adjoining and yet separate, have significant functions. Weaving a harmonious fabric out of these different fibres shows both Allah's power and wisdom. Incidentally, this verse points to a fact which has only recently been discovered by science. This fact relates to the oceans of the world: they meet and yet each remains separate for Allah has placed "a barrier, a partition" between them. (Eds.) ( Cf. 23:100).  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
وَهُوَ
ve O
الَّذ۪ي
O zattır ki
مَرَجَ
salı- verdi
الْبَحْرَيْنِ
iki denizi
هٰذَا
bu
عَذْبٌ
tatlı
فُرَاتٌ
susuzluğu giderici
وَهٰذَا
ve bu
مِلْحٌ
tuzlu
اُجَاجٌۚ
acıdır
وَجَعَلَ
ve kılmıştır
بَيْنَهُمَا
aralarına
بَرْزَخاً
bir engel
وَحِجْراً
ve bir sınır
مَحْجُوراً
aşılmaz
Birinin suyu tatlı ve susuzluğu giderici, diğerininki tuzlu ve acı iki denizi salıverip aralarına bir engel, aşılmaz bir sınır koyan da O'dur.
هُوَ
Zamir
هُوَ
O
الَّذ۪ي
İsim
الَّذ۪ي
O kimse ki, o şey ki, o zat ki, o ki
مَرَجَ
Fiil-I
م ر ج
Salıverdi
بَحْر
İsim
ب ح ر
Deniz
هٰذَا
İşaret zamiri
هٰذَا
Bu, budur
عَذْب
İsim
ع ذ ب
Tatlı
فُرَات
Sıfat
ف ر ت
Susuzluğu giderici, tatlı
هٰذَا
İşaret zamiri
هٰذَا
Bu, budur
مِلْح
İsim
م ل ح
Tuzlu
اُجَاج
İsim
ا ج ج
Acı, tuzlu
جَعَلَ
Fiil-I
ج ع ل
Kıldı, yaptı, verdi, var etti, yarattı, uğrattı
بَيْن
İsim
ب ي ن
Arasında
بَرْزَخ
Özel isim
بَرْزَخ
Berzah (kabir âlemi)
حِجْر
İsim
ح ج ر
Hicr, yasak, sınır, akıl
مَحْجُور
Edilgen fiil
ح ج ر
Yasaklanmış, aşılmaz