Ve O (Allah) ki, iki denizi (farklı özellikte bulunan iki su kütlesini yeryüzüne) salıvermiştir; şunun (kaynak, ırmak, göller ve benzerlerinin) suyu tatlı, içimi kolay, bunun (denizin) ise suyu tuzludur, acıdır. Ve (birbirlerini beslemekte olan bu farklı özellikteki iki suyun herbiri kendi özelliğini yitirmesin diye) aralarında da bir engel, aşılması zor bir sınır koymuştur. *
(*) Bu konu şöyle izah edilebilir: Dünyada farklı özellikte iki su kütlesi bulunur: Bunlardan biri, tuzlu, acı olan deniz ve okyanus suları olup sürekli buharlaşmak suretiyle buluta dönüşüp su damlacıkları hâlinde yağmur olarak yeryüzüne inerek kaynak, ırmak, göl vb. tatlı suları oluşturur… Diğeri ise, kaynaklar, ırmaklar vb. tatlı su kütleleri olup bunlar da sürekli deniz ve okyanus sularını beslemektedirler. Ama bu her iki su birbirlerini beslemelerine rağmen biri diğerinin özelliğini yok etmemektedir. Yani ne tatlı ve susuzluğu giderici sular deniz suyunun özelliklerini, ne de buharlaşan tuzlu ve acı deniz suları kaynak, ırmak vb. su kütlelerinin özelliklerini yok ediyor. Ayrıca Rahman-19-20. ayette geçen (لايبغيان) ifadesiyle ‘’biri diğerine tecavüz edip özelliğini yok etmez’’ diye anlaşılır. İşte her iki farklı özellikte bulunan bu farklı iki suyun birbirbirlerine (يلتقيان) kavuşmalarına rağmen, biri ötekinin özelliğini yok edemiyor. Yani deniz ve okyanus sularını besleyen tatlı sular, onların özelliklerini yok edemediği gibi, buharlaşıp yağmur yağma suretiyle kaynak ve ırmak sularını besleyen deniz ve okyanus suları da bunların özelliklerini yok edememektedir. ( الله اعلم ) Ayrıca aşağıdaki arapça metninde de tatlı sular ile tuzlu suların birbirlerine karışmalarına rağmen, gerek tatlı suyun ve gerek tuzlu suyun özellikleri yok olmadığını, tuzlu suyun molekkülleri, tatlı suya karışmadığını ilk söyleyen Holandalı bilim adamı Baden-Ghyben (1888) ile Alman bilim adamı Herzberk’tır (1901) diye açıklanıyor… Tatlı suların tuzlanmasına mani olan fiziki mekanizma, yani perde nedir? Tatlı sular ile tuzlu suların birleşmesini engelleyen, yani Kur’an-ı Kerimin bizlere 1400 sene önce bildirdiği bu perdeye günümüzün bilim adamları; osmoz ismini koymuş! Wikipedia’ da osmozun açıklaması şu; "osmoz, çözücü maddelerin az yoğun ortamdan çok yoğun ortama, seçici geçirgen bir zardan enerji harcanmadan geçişidir. Canlı sistemlerde çözücü madde su olduğu için biyoloji biliminde osmoz terimi ile kastedilen, suyun az yoğun ortamdan çok yoğun ortama seçici geçirgen bir zardan enerji harcanmadan geçişidir. Bu tanımda, seçici geçirgen zardan kasıt, çözünenleri geçirmeyen fakat çözücüleri geçiren bir zardır. Süzgeç gibi davranan zar, küçük moleküllerin kolayca geçmelerine olanak verirken büyük moleküllerin geçişini engeller. Yoğunluğu daha az olan taraftaki sıvı moleküllerinin, yoğunluğu yüksek tarafa geçmeleri, zarın iki tarafındaki yoğunlukların dengelenmesine yardımcı olur… Berzah, Kur’an-ı Kerim’de üç yerde geçer. İki şey arasındaki engel, aralık, perde demektir. Bu kelime hem maddî bir engeli hem de manevî bir engeli ifade eder. Bu ifade yüzey gerilimidir. Fizik kuralları gereği yoğunlukları birbirinden farklı olan sıvılar birbirine karışmamaktadır. Aralarında sanki bir engel varmış gibi müşâhade edilmektedir. Müfessirlerin çoğuna göre buradaki’’bahreyn’’den maksat ise, yeryüzündeki tatlı ve tuzlu her iki su kütlesi (ırmak, göl vb. ile normal deniz suları) dir. Zira Arapçada Nehir veya deniz olsun büyük su kütlelerine BAHR denir. Bkz: عند أكثر أصحاب كتب التفسير أن المقصود بالبحرين هما النوعان المشهوران من المياه الموجودة على وجه الأرض النوع الأول : الأنهار العذبة والنوع الثاني : البحار المالحة والدليل ( هَذَا عَذْبٌ فُرَاتٌ وَهَذَا مِلْحٌ أُجَاج )