close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Furkân Sûresi 46. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Śumme kabednâhu ileynâ kabdan yesîrâ(n)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Sonra da onu yavaşyavaş, gizlice kendimize çekip aldık.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Sonra da onu (gölgeleri) tutup Kendimize (doğru) ağır ağır çekip (uzaltıp kısaltmaktayız. Yani; sadece gerçek sandığınız şeyleri değil, gölgelerini bile Biz yaratmaktayız!..)
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Sonra da o gölgeyi, yavaş yavaş kendimize çekip kısaltıp uzatmaktayız.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Dahası, güneşin doğuşuyla, güneşin batışıyla, gölgeyi kolay, süratli ve farkına vardırmadan kanunlarımıza uygun yönlere nasıl çektiğimizi görmüyor musun?
Ahmet Varol
swap_vert close
Sonra onu azar azar kendimize çektik.
Ali Bulaç
swap_vert close
Sonra da onu tutup kendimize ağır ağır çekmişizdir.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Sonra (gölge yer yüzüne yayılıp da güneş doğmaya başlayınca) biz, bu gölgeyi azar azar bize doğru (dilediğimiz yere) alırız.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Sonra onu kendimize doğru kolayca çekeriz.(*)
(*) Zaman bir film şeridi olduğuna göre her mahlûkun bir negatifi vardır. Güneş ışınları olunca, o yaratığın negatifinin basit bir belirtisi olan gölgesi görünür. Sonra Allah’ın katı ile ifade edilen “ebedî âleme” geçer. Bu iki ayetin (45 ve 46.), önceki ayetlerle olan ilişkisi de şudur: İslam dini, bir güneş gibidir. Karanlıklar zamanı olan fetret dönemi, İslam ile aydınlanınca, insanların negatifleri olan kusur ve eksiklikleri ortaya çıkmıştır. Allah, Kur’an güneşi ile o kusurları kolayca kaldırmıştır. Ayrıca gölge ile ilgili bu iki ayette, gölgenin özellikle sıcak memleketlerde önemli bir nimet olduğuna, eşyanın hareketliliğinin faydalarına işaret ediliyor.  
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Sonra onu yavaş yavaş kendimize çekmekteyiz.
Besim Atalay
swap_vert close
Sonra onu azar azar bize doğru çekerdik
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
45-46. Görmez misin, Rabbin gölgeyi (koyduğu tabiat yasalarına bağlı olarak akşama doğru) nasıl uzatıyor. Eğer dileseydi, onu olduğu gibi bırakırdı (dünyayı durdururdu da yaşanmaz hale getirirdi). Sonra biz, güneşi de o gölge üzerine bir delil yaptık. Sonra onu (uzayan gölgeyi) yavaş yavaş (dünyanın dönmesiyle) kendimize çektik (kısalttık).
Her iki ayette de Allah’ın kâinata koyduğu tabiat kanunlarına işaret edilirken bir yandan da o yasaların arkasındaki İlâhî iradeye dikkat çekilmektedir. “Güneşin delil kılınması” ise, onunla yeryüzünde sayısız gölgeleri oluşturan, sınırsız varlığa hayat veren İlâhî kudret ve iradenin eserlerini insanın hayaline sunmaktır.  
Cemil Said
swap_vert close
Sonra kolaylıkla sâyeyi kabz idiyoruz.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
45,46. Rabbinin gölgeyi nasıl uzattığını görmez misin? İsteseydi onu durdururdu. Sonra Biz güneşi, ona delil kılıp yavaş yavaş kendimize çekmişizdir.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Sonra onu kendimize yavaş yavaş çektik.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Sonra da onu yavaş yavaş kendimize çekmekteyiz.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Sonra onu (uzayan gölgeyi) yavaş yavaş kendimize çektik (kısalttık).
Edip Yüksel
swap_vert close
Sonra onu yavaş yavaş çekip alırız.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Sonra da onu yavaş yavaş kendimize (başka yöne) çekmekteyiz.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Sonra nasıl tutıp onu azar azar kendimize almaktayız?
Emrah Demiryent
swap_vert close
Sonra onu (uzayan gölgeyi, yeryüzünün değişik bölgelerinde ve değişik zamanlarında, dünyanın dönme hızına paralel olarak, güneşin) yavaş yavaş (batması ile kısaltarak, en sonunda da karanlığın çökmesi ile geçici bir süreliğine) kolayca çekip aldık. (Ortadan kaldırdık.)
Erhan Aktaş
swap_vert close
Sonra da onu kolayca kendimize çektik.
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Sonra onu (uzanan o gölgeyi nasıl) azar azar alıb kendimize çekdik.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Sonra (güneşin yükselmesiyle) onu yavaş yavaş tutarak kendimize çektik (ortadan kaldırdık).
İhsan Aktaş
swap_vert close
Sonra onu (uzayan gölgeyi) azar azar (dünyanın kendi ekseni etrafında dönmesiyle) kendimize (kanunlarımıza uygun yönlere) almaktayız (kısaltmaktayız).
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Sonra o güneşi kontrolümüz altına almak bizim için çok kolaydır.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Sonra o gölgeyi azar azar Bizden yana çekeriz de.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Sonra gölgeyi güneşin yükselmesiyle bize doğru azar azar çektik [³].
[3] Böylece nîzam-ı âlem yolunda gidecek.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
Sonra onu yavaş yavaş kendimize/koyduğumuz yasaya doğru çektik [kabadnâ].
Kadri Çelik
swap_vert close
Sonra da onu tutup kendimize ağır ağır çekmişizdir.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Sonra güneş yükseldikçe, gölgeyi yavaş yavaş kısaltarak çekip almaktayız.
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Sonra onu kolayca (yavaş yavaş) kendimize çekerek aldık.
Mehmet Çakır
swap_vert close
gölgeyi, nasıl usulca yanımıza aldığımıza dikkat ettin mi?.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Görmüyorlar mı? Güneşi yaratılış yasası gereği yükselttikçe gölgeler azalıyor. Dileseydik güneşi tepede tutardık da gölge bulamazlardı.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Ardından onu (gölgeyi) kolayca kendimize çekip (aldık). [*]
Bu ayetlerde Yüce Allah’ın dilemesi halinde sistemi değiştirebileceği, alışılagelen her şeyi başka bir duruma ve işleyişe dönüştürebileceği mesajları verilmektedir.  
Mehmet Türk
swap_vert close
Sonra onu yavaş yavaş (kısaltarak) Kendimize çektik.
Muhammed Esed
swap_vert close
ve sonra da onu yavaş yavaş Kendimize çekmekteyiz. ³⁸
38 Yani, “vaz‘ettiğimiz ‘tabiat yasaları’na bağlı olarak onu kısaltırız (yahut uzatırız)”. Kur’an’da pek çok yerde olduğu gibi, burada da kişi zamiri “O”nun beklenmedik biçimde “Biz”e dönüşmesi Allah’ın tanımlanamaz olduğu gerçeğini belirtmek ve aslında sadece sonlu ve yaratılmış “kişiler” için kullanılmaya müsait olan zamirlerin mutlak ve müte‘âl varlık için kullanılmasının yalnızca insan dilinin -ve dolayısıyla insan aklının- yetersizliğinden ileri geldiğini işaret etmek içindir (karş. Önsöz, 2. not).  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Sonra da biz gölgeyi tabiattaki yasamız uyarınca yavaş yavaş kısaltırız. 16/48-81
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
ardından da onu[³¹³³] kendi katımız(dan konulmuş bir yasaya bağlı olarak) usul usul çekip almaktayız.
[3133] Buradaki “o” zamiri gölgeye işaret eder. Gölgelerle ilgili harika bir tasvir için bkz: 13:15.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
(Görmez misin ki) Sonra -o gölgeyi- yavaş yavaş kendimize çekiyoruz.
(Yani, güneş doğdukça gölge çekilmekte ve Allah'tan geldiği gibi, yine yavaş yavaş Allah’a döndürülmektedir. Evet... Güneş doğmaya başlayınca gölge uzamakta, tepeye vardığında yok olmakta ve sonra batmaya başlayınca da tekrar uzayarak, gecenin karanlığına gömülmektedir. Bu tabii olayların zikredilmesinin mecâzi manaları olabileceği de düşünülebilir, şöyle ki; Güneşin doğmasını, peygamberlerin hak davetinin başlamasına ve gölgenin uzamasını da, kavimlerinin gösterdiği olumsuz tepkiye benzetebiliriz. Nitekim bütün peygamberler ilkin kavimleri tarafından yadırganmış ve iftiraya uğramışlardır. Güneşin tepe noktasına vardığında gölgenin yok olmasını da Rablerinin yardımı sayesinde hak davetlerinin zafere ulaşmasına, hak güneşinin batılı yok etmesine benzetebiliriz. Nitekim, onların kavimleri içinden zamanla şirk ve küfürden kurtulup, iman edenler olmuş ve küfredenler helake uğrarken onlar peygamberleri ile birlikte kurtulmuşlardır. Güneşin tekrar batışını ve gölgenin tekrar uzamasını da; peygamberlerin ahirete göç etmesinden sora ümmetlerinin zamanla Rablerini unutup, şeytanın telkinleriyle şirke, küfre veya fesada dönmelerine benzetebiliriz. Şüphe yok ki Allah Teala dileseydi gölgeyi uzatmaz durdururdu. Bunun gibi, peygamberlerine karşı ilkin yapılan tepkiyi engeller, kavimlerinin her ferdinin hak daveti kabul etmesini sağlayabilirdi. Böylece onları tek bir ümmet -hepsini mü'min bir topluluk haline- getirebilirdi. Fakat yapmadı. Çünkü bu iman, zorlama bir iman olurdu. Oysa Cenab-ı Hak, Adem oğullarına hür irade emanetini vermiş ve kimlerin bu emanete sadık kaldığının, kimlerin de bu emanete hıyanet ettiğinin belli olmasını dileyerek dünya hayatını onlara bir imtihan sahası kılmıştır. Eğer hepsini zorla imana getirseydi iman ile küfrün, hak ile batılın arasında fark kalmaz ve insanlar hayvanlar gibi külli iradeye her zaman boyun eğen bir topluluk haline gelirlerdi. Rablerine iman edip sâlih ameller işleyenler de cennet nimetlerine tam manasıyle hak kazanamazlardı)  
Osman Fırat
swap_vert close
Sonra onu kendimize kolay bir yakalayıişla kendimize çektik.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Sonra onu (o gölgeyi) azar azar kendimize (dilediğimiz cihete) çekip almışızdır.
Suat Yıldırım
swap_vert close
45, 46. Bakmaz mısın Rabbin gölgeyi nasıl uzatıyor? Dileseydi onu hareketsiz kılardı. Sonra nasıl Güneş'i ona delil kılıyoruz? Sonra da nasıl tutup onu azar azar Kendimize doğru dilediğimiz yere alıyoruz.
Âyet-i kerîme ışığa bağlı olarak gölgenin görünmesine, güneşin yükselmesiyle gittikçe gölgenin kısalmasına dikkat çekiyor. Allah’ın kâinata koyduğu kanunlara ve o nizamın kurucusuna işaret ediyor.  
Süleyman Ateş
swap_vert close
Sonra (güneş yükseldikçe) gölgeyi yavaş yavaş çekip aldık.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Sonra onı azar azar kabz idüb izâle iyledik.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Sonra gölgeyi yavaşça kendine[*] (belirlediği yana) çeker (ve kısaltır).
[*] Türkçe'de iltifat sanatı olmadığı için meal, bu sanat yok sayılarak yapılmıştır.  
Şaban Piriş
swap_vert close
Sonra, onu kendimize doğru yavaş yavaş çektik.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Sonra da onu yavaş yavaş kendimize çekeriz.(5)
(5) “Dilediğimiz tarafa çeker, yasalarımız uyarınca onu şekilden şekle sokarız.” Bir yandan gölgenin, diğer bütün varlık ve olaylar gibi, doğa yasalarına uygun şekilde, bir düzen içinde hareket ettiği vurgulanırken, bir yandan da o yasaların ardındaki İlâhî iradeye dikkat çekilmektedir. “Güneşi bir delil kıldık” ifadesiyle birlikte alındığında, bu tanım ortaya muhteşem bir kâinat manzarası çıkarmakta ve Güneş gibi bir yıldızı bir fener yapıp onunla yeryüzünde sayısız gölgeleri şekilden şekle sokan İlâhî kudret ve iradenin eserlerini insanın hayaline seyrettirmektedir.  
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Sonra nasıl tutup onu ağır ağır kendimize çekmişiz!
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
andan alduķ anı ya'nį gölgeyi bizdin yaña almaķlıķ azın azın.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Andan ṣoñra ḳabż eyledük, geñez ḳabż eylemek.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Sonra onu (o kölgəni günəşin yüksəlməsi ilə) yavaş-yavaş Özümüzə tərəf çəkdik. (Əgər kölgəni yerə birdən salıb, birdən çəksəydik, insanlar vahiməyə düşərdilər).
M. Pickthall (English)
swap_vert close
Then We withdraw it unto Us, a gradual withdrawal?
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
Then We draw it in(3101) towards Ourselves,- a contraction by easy stages.(3102)
3101 As the sun rises higher and higher, the shadows contract. In regions where the sun actually gets to the zenith at noon , there is no shadow left at that time. Where does it go? It was but a shadow cast by a substance and it gets absorbed by the substance which produced it. (R). 3102 Let us now reverently turn our vision (as far as we are able) to the symbolic meaning. Allah is the Light. All things in creation-whether concrete or abstract-are but shadows, depending on His Light. All shadows are not equal. He gives length or size of substance to such as He pleases. And some shadows almost become reflected lights, like the light of the false or the true Dawn. Such are holy men, in all kinds of gradations. The shadows are constantly in a state of flux; so are all things in Creation, all things we see or covet in this life. Allah, if He wills, can give some of them greater fixity or comparative stability. (R). ,  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
ثُمَّ
sonra
قَبَضْنَاهُ
onu çektik
اِلَيْنَا
kendi- mize
قَبْضاً يَس۪يراً
kolay bir çekişle
Ardından onu kolay bir çekişle kendi (tecelli edip yarattığı)mıza çektik.
ثُمّ
Zarf
ثُمّ
Sonra
قَبَضَ
Fiil-I
ق ب ض
Daralttı, sıkı tuttu, avuçladı, çekti, kapattı
اِلٰى
Edat
اِلٰى
-e kadar, -a kadar, -e, -a
قَبْض
İsim
ق ب ض
çekme
يَسِير
İsim
ي س ر
Az, pek kolay