(Görmez misin ki) Sonra -o gölgeyi- yavaş yavaş kendimize çekiyoruz.
(Yani, güneş doğdukça gölge çekilmekte ve Allah'tan geldiği gibi, yine yavaş yavaş Allah’a döndürülmektedir.
Evet... Güneş doğmaya başlayınca gölge uzamakta, tepeye vardığında yok olmakta ve sonra batmaya başlayınca da tekrar uzayarak, gecenin karanlığına gömülmektedir. Bu tabii olayların zikredilmesinin mecâzi manaları olabileceği de düşünülebilir, şöyle ki; Güneşin doğmasını, peygamberlerin hak davetinin başlamasına ve gölgenin uzamasını da, kavimlerinin gösterdiği olumsuz tepkiye benzetebiliriz. Nitekim bütün peygamberler ilkin kavimleri tarafından yadırganmış ve iftiraya uğramışlardır. Güneşin tepe noktasına vardığında gölgenin yok olmasını da Rablerinin yardımı sayesinde hak davetlerinin zafere ulaşmasına, hak güneşinin batılı yok etmesine benzetebiliriz. Nitekim, onların kavimleri içinden zamanla şirk ve küfürden kurtulup, iman edenler olmuş ve küfredenler helake uğrarken onlar peygamberleri ile birlikte kurtulmuşlardır. Güneşin tekrar batışını ve gölgenin tekrar uzamasını da; peygamberlerin ahirete göç etmesinden sora ümmetlerinin zamanla Rablerini unutup, şeytanın telkinleriyle şirke, küfre veya fesada dönmelerine benzetebiliriz. Şüphe yok ki Allah Teala dileseydi gölgeyi uzatmaz durdururdu. Bunun gibi, peygamberlerine karşı ilkin yapılan tepkiyi engeller, kavimlerinin her ferdinin hak daveti kabul etmesini sağlayabilirdi. Böylece onları tek bir ümmet -hepsini mü'min bir topluluk haline- getirebilirdi. Fakat yapmadı. Çünkü bu iman, zorlama bir iman olurdu. Oysa Cenab-ı Hak, Adem oğullarına hür irade emanetini vermiş ve kimlerin bu emanete sadık kaldığının, kimlerin de bu emanete hıyanet ettiğinin belli olmasını dileyerek dünya hayatını onlara bir imtihan sahası kılmıştır. Eğer hepsini zorla imana getirseydi iman ile küfrün, hak ile batılın arasında fark kalmaz ve insanlar hayvanlar gibi külli iradeye her zaman boyun eğen bir topluluk haline gelirlerdi. Rablerine iman edip sâlih ameller işleyenler de cennet nimetlerine tam manasıyle hak kazanamazlardı)