close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Furkân Sûresi 45. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Elem tera ilâ rabbike keyfe medde-zzille velev şâe lece’alehu sâkinen śümme ce’alnâ-şşemse ‘aleyhi delîlâ(n)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Rabbinin işini görmedin mi? Nasıl da gölgeyi uzattı, dileseydi onu sakin eder, uzatıp kısaltmazdı; elbette, sonra güneşi, delil ettik gölgeye.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Görmedin mi Rabbin, gölgeyi nasıl uzatıvermektedir? Eğer dilemiş olsaydı onu durgun (yerinde sabit) yapardı. (Hem) Sonra Biz Güneş’i ona (sadece) bir delil (vesile) kılmışızdır.
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Görmez misin ey insanoğlu! Rabbin gölgeyi nasıl uzatıyor; eğer dileseydi, hiç şüphesiz onu olduğu gibi bırakırdı; sonra gölgeye güneşi yol gösterici kılmışızdır.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Rabbinin, gölgeyi nasıl uzattığını, koyulaştırdığını düşünmüyor musun? Eğer Allah'ın sünnetinin, düzeninin yasaları içinde, iradesinin tecellisine uygun olsaydı, onun kesinlikle bir kararda, sabit bir halde durmasını planlayabilirdi. Dahası var! Güneşin gölgeyle irtibatını nasıl planladığımıza bakmıyor musun?
Ahmet Varol
swap_vert close
Rabbinin gölgeyi nasıl uzattığını görmedin mi? İsteseydi onu durgun kılardı. Sonra güneşi onun üzerine delil kıldık.
Ali Bulaç
swap_vert close
Rabbini görmedin mi, gölgeyi nasıl uzatıvermiştir? Eğer dilemiş olsaydı onu durgun kılardı. Sonra biz güneşi ona bir delil kılmışızdır.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Rabbinin kudretine bakmaz mısın (fecirle güneşin doğuşu arasında) gölgeyi nasıl yayıyor? (Ne karanlık var, ne de aydınlık). Dileseydi, o gölgeyi devamlı ve sabit yapardı (onu güneşle gidermezdi). Sonra biz, güneşi de, o gölge üzerine bir delil yaptık (güneşin varlığından gölge bilinir).
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Görmedin mi? Rabbin nasıl gölgeleri uzatır. Eğer dileseydi, o gölgeyi durgun kılardı. Sonra, o gölgenin görünmesi için, güneşi bir delil yaparız.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Rabbinin gölgeyi nasıl uzattığını görmedin mi? Eğer dileseydi, onu elbet hareketsiz kılardı. Sonra biz, güneşi ona delil kıldık.[372]
[372] Dersle bakılacak bazı tabiat olayları hakkında geniş bilgi için bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, XIII, 518-532; X, 437-456; XI, 274-278.  
Besim Atalay
swap_vert close
Görmez misin sen Tanrını? Gölgeyi nice yayar? İsteseydi onu durur kılardı, güneşi de biz ona kılavuz yaptık !
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
45-46. Görmez misin, Rabbin gölgeyi (koyduğu tabiat yasalarına bağlı olarak akşama doğru) nasıl uzatıyor. Eğer dileseydi, onu olduğu gibi bırakırdı (dünyayı durdururdu da yaşanmaz hale getirirdi). Sonra biz, güneşi de o gölge üzerine bir delil yaptık. Sonra onu (uzayan gölgeyi) yavaş yavaş (dünyanın dönmesiyle) kendimize çektik (kısalttık).
Her iki ayette de Allah’ın kâinata koyduğu tabiat kanunlarına işaret edilirken bir yandan da o yasaların arkasındaki İlâhî iradeye dikkat çekilmektedir. “Güneşin delil kılınması” ise, onunla yeryüzünde sayısız gölgeleri oluşturan, sınırsız varlığa hayat veren İlâhî kudret ve iradenin eserlerini insanın hayaline sunmaktır.  
Cemil Said
swap_vert close
Rabbin nasıl zulmet saçıyor dikkat itdin mi? Eğer ister ise o zulmeti ebedî bir hâle getürir, güneş ânın delîlidir.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
45,46. Rabbinin gölgeyi nasıl uzattığını görmez misin? İsteseydi onu durdururdu. Sonra Biz güneşi, ona delil kılıp yavaş yavaş kendimize çekmişizdir.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Rabbinin gölgeyi nasıl uzattığını görmez misin? İsteseydi onu sabit kılardı. Sonra biz güneşi gölgeye delil kıldık.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Rabbinin gölgeyi nasıl uzattığını görmedin mi? Eğer dileseydi onu elbet hareketsiz de kılardı. Sonra güneşi gölgeye yol gösterici kılmı¬şızdır.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Rabbinin gölgeyi nasıl uzattığını görmedin mi? Eğer dileseydi, onu elbet hareketsiz kılardı. Sonra biz güneşi, ona delil kıldık.
Edip Yüksel
swap_vert close
Rabbinin gölgeyi nasıl uzattığına dikkat ettin mi? Nitekim dileseydi onu hareketsiz de yapardı. Nitekim, güneşi ona delil kıldık (gölgenin varlığını ışığa bağlı kıldık).
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Rabbinin gölgeyi nasıl uzatmakta olduğunu görmedin mi? Dileseydi onu elbet hareketsiz de kılardı. Sonra biz güneşi, ona (gölgeye) delil kılmışızdır.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Bakmaz mısın rabbına? Gölgeyi nasıl uzatmakta? Dilese idi elbet onu sâkin de kılardı, sonra nasıl Güneşi, ona delil kılmışız?
Emrah Demiryent
swap_vert close
Görmez misin, Rabbin (yaratmış olduğu kusursuz bir düzen ve ölçü sayesinde) gölgeyi nasıl (da belli saatlerde kısaltıyor, belli saatlerde) uzatıyor? Eğer (Allah) dileseydi, kâinatı durağan bir hâlde yaratarak gölgeyi sabit (hareketsiz) kılardı. Biz, (gölgenin varlığını, ışığa bağlı kılarak) güneşi ona bir delil kıldık.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Rabb'inin gölgeyi nasıl uzattığını görmez misin? Dileseydi onu sabit kılardı. Sonra da Güneş'i ona¹ yol gösterici yaptık.
1- Gölgeye.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Rabbin (in sun'un) a bir bakmadın mı? Gölgeyi nasıl uzat (ıb yay) mışdır O? Eğer dileseydi onu elbet sakin de kılardı. Sonra biz güneşi ona bir delîl yapmışızdır.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Rabbinin gölgeyi nasıl uzattığını görmedin mi? Eğer dileseydi onu elbette sâbit kılardı. Sonra (biz) güneşi onun üzerine bir delil (o gölgenin sebebi) kıldık.
İhsan Aktaş
swap_vert close
(Ey insan!) Bakmaz mısın, (zatım olan) Rabbin gölgeyi (dünyanın kendi ekseni etrafında dönmesi nedeniyle akşama doğru) nasıl uzatıyor. Eğer dilemiş olsaydı, (dünyanın dönmesini durdurarak) onu (gölgeyi) olduğu gibi (sabit) bırakırdı. Ayrıca biz, (gölgenin varlığını ışığa bağlı kılarak), güneşi ona (gölgeye) delil (oluşma sebebi) kıldık.
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Görmüyor musun? Rabbin gölgeyi nasıl uzatıyor. Eğer Rabbin dileseydi gölgeyi sakin hareketsiz yapardı. Sonra biz güneşi hareketsiz tutarak o gölgenin delili yaparız.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Görmüyor musun, senin çalabın gölgeyi nasıl da uzatıyor. Eğer o dileseydi o gölgeyi durdurabilirdi. Hem Biz güneşi gölgeye kılavuz yapmışızdır.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Görmüyor musun ki Rabbin tan yeri ağarınca gölgeyi nasıl uzatmıştır. O, dileseydi onu olduğu gibi yerinde bırakırdı [¹] sonra biz güneşi ona kılavuz yaptık [²].
[1] Güneş doğmazdı, daim gece kalırdı veya doğsa da ziyasız olurdu.[2] Güneş olmasa gölge bilinmezdi.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
Rabbinin gölgeyi nasıl uzattığını görmez misin?¹⁶ İsteseydi elbette onu hareketsiz kılardı. Sonra Biz güneşi ona bir delil kıldık.
16 Gölgenin uzaması olayı, düşünen bir kimse için, dünyanın güneş etrafında döndüğünü düşündürür. Allah’ın kudretine işarettir.  
Kadri Çelik
swap_vert close
Rabbini görmedin mi, gölgeyi nasıl da uzatıvermiştir? Eğer dilemiş olsaydı onu durgun kılardı. Sonra biz güneşi ona bir delil kılmışızdır.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Görmez misin, Rabb’in ortaya koyduğu şaşmaz bir düzen ve ölçü sayesinde, nasıl da gölgeyi belli saatlerde kısaltıyor, belli saatlerdeuzatıyor? Eğer dileseydi, kâinatı durağan bir hâlde yaratarak gölgeyi hareketsiz kılardı. Böylece yeryüzünün bir tarafı sürekli gece ve soğuk, diğer tarafı ise sürekli gündüz ve sıcak olurdu ki, bu da orada hayatı imkânsız hale getirirdi. Ayrıca Biz, gölgenin varlığını ışığa bağlı kılarak, güneşi ona delil kıldık.
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Senin rabbinin, Gölge’yi nasıl uzattığına bakıp görmedin mi? Dileseydi, onu sakin / hareketsiz / durağan yapardı. Sonra onun üzerinde Güneş’i bir delil / yönlendirici yaptık.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Resulüm! Sen hiç Rabb'inin gölgeyi nasıl uzattığına dikkat ettin mi? -isteseydi gölgeyi sabitleyebilirdi.- Gün ışığını üzerine düşürüp
Mehmet Çoban
swap_vert close
Rabbini görmedin mi? Gölgeyi nasıl uzattı. Dileseydi ona hiç hareket etmeden, değişmeden olduğu yerde duracağı bir kural, bir yasa koyardı. O zaman gölgenin nimetinden yararlanamazdınız.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Rabbinin gölgeyi nasıl uzattığını görmedin mi? Dileseydi onu hareketsiz yapardı. Sonra güneşi ona (gölgeye) kılavuz yaptık.
Mehmet Türk
swap_vert close
Bakmaz mısın Rabbinin gölgeyi¹ nasıl da uzattığına?² Eğer dileseydi elbette onu olduğu gibi bırakırdı. Sonra Biz, güneşi ona yol gösterici kıldık.
1 Kur’an’da karanlık nurun, gölge ise sıcaklığın zıddı olarak verilir. Bu sebeple gölge, şu anlamlarda da kullanılabilir: 1- Herhangi bir cismin gölgesi. 2- Güneş doğana kadarki, sabah namazı vakti. 3- Dünyanın üzerinde bulunan koruyucu gök kubbe. 4- Allah’ın âlemlerin üzerindeki koruma gücü. 2 Esasen Allah’ın zatı, bu âlemde göz ile görülmez. Onun için müfessirlerin pek çoğu burada bir tevil aramışlardır. Bazıları bu bölümün, “Rabbinin yaratışına” takdirinde olduğunu söylemişler. Bazıları da, “baksana gölgeye Rabbin onu nasıl uzattı” şeklinde ifade etmeye çalışmışlardır. Bunu da: “Bakmaktan gaye, eserde kalmayıp onu yaratana varmak olduğuna tenbihtir” şeklinde izah etmişlerdir. Eğer (كَيْفَ مَدَّ الظِّلَّ)ifadesi (رَبِّكَ) den bedel-i iştimal olarak düşünülürse ayetin anlamı: “Bakmaz mısın Rabbinin gölgeyi nasıl da uzattığına?” şeklinde anlaşılır ki bu da doğruya en yakın olanıdır. Yukarıda da bu anlam tercih edilmiştir. En doğrusunu Allah bilir.  
Muhammed Esed
swap_vert close
GÖRMEZ MİSİN (ey insanoğlu), Rabbin gölgeyi [akşama doğru] nasıl uzatıyor; eğer dileseydi, hiç şüphesiz onu olduğu gibi bırakırdı; fakat sonra gölgeye güneşi yol gösterici kılmışızdır;
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Rabbinin gölgeyi nasıl uzattığını görmüyor musun? Ama o dileseydi onu hareketsiz yapardı zira biz güneşi gölgeye kılavuz yapmışızdır. 16/48-81
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
(EY İNSAN!) Görmez misin Rabbinin gölgeyi nasıl uzattığını?[³¹³²] Ama, eğer tercih etseydi, onu hareketsiz kılardı. Fakat Biz güneşi gölgeye kılavuz yapmışızdır;
[3132] Zıll, konuluşu itibarıyla şafaktan gün doğumuna kadar olan seher gölgesi. Kur’an’da gölge genellikle kavurucu yaz sıcağının karşıtı olarak kullanılır. Tıpkı aydınlığın zıddı olarak karanlıkların kullanıldığı gibi (Bkz: 35:21). Mecazen “himaye” ve “nimet” anlamına gelir ki Kur’an’da cennet için kullanılan ve zıllin memdûd (uzamış gölge) ibâresi “kesintisiz himaye” demektir (56:30). Âyetteki gölge örneğiyle cevher-araz, asıl-fer, eser-müessir ilişkisine dikkat çekilmiştir. Hareket eden gölgeye itibar edip de onun aslını görmeyen bir aklın düştüğü sefalet neyse, yarattığı eşyaya itibar edip de onu yaratanı görmeyen aklın sefaleti aynıdır. Her gölge nasıl aslının varlığına şahitse, varlık da Allah’ın varlığına şahittir. Zımnen: Ey insan! Gölgeyi görüyorsun da, aslını neden görmüyorsun?  
Orhan Kuntman
swap_vert close
(Ey selim akla sahip insan, Rabbinin kudret delillerine bak) Görmez misin, Rabbin, gölgeyi nasıl uzatıyor. Dileseydi onu durdururdu. Sonra güneşi gölge üzerine bir delil kıldık.
(Kur'an'da karanlık aydınlıktan önce getirilirken, gölge de, güneşin kızgınlığından önce getirilmiştir!.. "Karanlıkla aydınlık, gölge ile sıcak bir olmaz" -Fatır/20,21- buyurulmuştur. Demek ki gölge, aydınlığın değil, yakıcı ışığın karşıtıdır. Şu halde karanlıklar gibi yok olmaya mahkum olmayıp, aydınlıkla bir çeşit beraberliği bulunan ve korunma manasını içeren bir haldir. Biz biliriz ki gölge, ışığın ters tarafında yer alır. Bundan dolayı birçok kimse, gölgeyi güneş yapıyor zanneder de, gölgenin sebebi ışıktır, der. Oysa gölge ışığın eseri değildir, gölgeyi Allah uzatmıştır. O, ışıktan önce vardır, fakat görünmez. Görünüp bilinmesi ışık aracılığı ile olur. Işık olmasaydı, gölgenin varlığı bilinmezdi. Bu şekilde ışık, zıddı olan gölgenin varlığına bir delil kılınmıştır)  
Osman Fırat
swap_vert close
Rabbinin gölgeyi nasıl uzattığını görmez misin? İsteseydi onu sabit kılardı. Sonra biz güneşi gölgeye delil kıldık.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Görmedin mi Rabbin gölgeyi nasıl uzatmıştır? Eğer dileyecek olsa idi onu elbette sakin kılardı. Sonra güneşi gölge üzerine bir delil kıldık.
Suat Yıldırım
swap_vert close
45, 46. Bakmaz mısın Rabbin gölgeyi nasıl uzatıyor? Dileseydi onu hareketsiz kılardı. Sonra nasıl Güneş'i ona delil kılıyoruz? Sonra da nasıl tutup onu azar azar Kendimize doğru dilediğimiz yere alıyoruz.
Âyet-i kerîme ışığa bağlı olarak gölgenin görünmesine, güneşin yükselmesiyle gittikçe gölgenin kısalmasına dikkat çekiyor. Allah’ın kâinata koyduğu kanunlara ve o nizamın kurucusuna işaret ediyor.  
Süleyman Ateş
swap_vert close
Rabbini görmedin mi gölgeyi nasıl uzattı? Dileseydi, onu durgun yapardı. Sonra nasıl güneşi ona delil kıldık (gölgenin görünmesini, ışığa bağlı kıldık)?
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Görmez misin ki rabbin fecrin alaca karanlığını nasıl yarar? Eğer istese onı sâkin ve dâim kılardı. Sonra o fecrin gölgesine güneşi (onun fecr oldığı bilinmek içün) delîl kıldık.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Sahibinin gölgeyi nasıl uzattığını görmedin mi? Tercihi farklı olsaydı onu hareketsiz kılardı. Güneşi de ona delil yapmıştır[1].
[*] İltifat Bakara 2/64  
Şaban Piriş
swap_vert close
Rabbinin gölgeyi nasıl uzattığını görmüyor musun? İsteseydi onu durdururdu. Güneşi ona kılavuz yaptık.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Rabbinin gölgeyi nasıl uzattığını görmedin mi? Dileseydi onu hareketsiz kılardı. Biz güneşi ona yol gösterici yapmış bulunuyoruz.(4)
(4) Gölge, etrafımızdaki âlemi gözümüzün önüne sermekte ışığa yardımcı olan ve onun işlevini tamamlayan, son derece önemli bir unsurdur. Biz cisimlerin gerçek şekillerini ancak gölge vasıtasıyla belirler, eşyayı gölge vasıtasıyla üç boyutlu olarak görürüz. Eğer cisimlere vuran şey sadece ışıktan ibaret olsaydı, gözümüzün önündeki en küçük cisimden en büyük cisimlere varıncaya kadar herşeyi iki boyutlu olarak görürdük: tıpkı gece vakti gökyüzünü seyreder gibi. Hattâ, görsel sanatlarda, ışığın kullanımı olarak gördüğümüz şey, aslında, gölgenin doğru ve güzel bir şekilde kullanımından ibarettir. Bu da, ışık kaynağını, ışığın niteliğini ve ışık önündeki engeli kapsayan çok yönlü bir beceriyi ifade eder. Gölgenin yaratılması ise, hiç kuşkusuz, bundan çok daha büyük bir iştir. Çünkü bunda ışığın belirli özelliklerle yaratılması, eşyaya çeşitli düzeylerde geçirgenlik özelliklerinin verilmesi, atmosfer içinde ışığın yayılması gibi çok yönlü hesaplar vardır.  
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Görmedin mi Rabbini, nasıl uzatmıştır gölgeyi? Eğer dileseydi, onu elbette hareketsiz kılardı. Sonra nasıl Güneş'i ona delil yapmışız!
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
ay baķmaduñ mı çalabuñ dapa nite dartdı gölgeyi? daħı eger dilese eyleye- y- idi anı hemįşe ŧurur. andan eyledük güneşi anuñ üzere yol gösterici.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Görmez misin Tañrı Ta‘ālā ḳudretini ki nice uzatdı gölgeyi? Ve eger dile‐seydi anı sākin eylerdi. Andan ṣoñra güneşi anuñ üstine delīl ḳılurduḳ.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Məgər Rəbbinin kölgəni (günçıxandan günbatanadək) necə uzatdığını görmürsənmi? Əgər istəsəydi, onu daim öz yerində saxlayardı. Sonra Biz günəşi (kölgəyə) bir əlamət etdik. (Əgər günəş olmasaydı, kölgə bilinməzdi).
M. Pickthall (English)
swap_vert close
Hast thou not seen how thy Lord hath spread the shade. And if He willed He could have made it still, then We have made the sun its pilot;
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
Hast thou not turned(3098) thy vision to thy Lord?- How He doth prolong(3099) the shadow! If He willed, He could make it stationary! then do We make the sun its guide;(3100)
3098 We saw in 24:35 that Allah is the Light of the heavens and the earth. We have now, another sublime passage, in which we are asked to contemplate the Glory of Allah by a parable of the subtle play of Light and Shade in Allah's creation. (R). 3099 In our artificial life and surroundings we fail to see some of the finest mysteries of Light and Shade. We praise, and rightly so, the wonderful colours of sunset. We see, particularly in climates more northerly than that of India , the subtle play of Light and Shade in the twilights succeeding sunsets. If we were as assiduous in seeing sunrises and the play of Light and Shade preceding them, we should see phenomena even more impressive, as the early morning seems to us more holy than any other time in the twenty-four hours of the sun's daily journey. There is the first false dawn, with its curious uncertain light and the curious long uncertain shadows which it casts. Then there are the streaks of black in the East, succeeded by the true dawn, with its delicate tones of colours, and light and shade. The light of this true or false Dawn is not given by the direct rays of the sun. In a sense it is not light, but the shadows or reflections of light. And they gradually merge into actual sunrise, with its more substantial or more defined shadows, which we can definitely connect with the sun. 3100 The morning shadows are long but more definite, and their length and direction are seen to be guided by the sun. But they change insensibly every second or fraction of a second.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
اَلَمْ تَرَ
görmedin mi
اِلٰى رَبِّكَ
Rabbini
كَيْفَ
nasıl
مَدَّ
uzattı
الظِّلَّۚ
gölgeyi
وَلَوْ
ve eğer
شَٓاءَ
dile- seydi
لَجَعَلَهُ
elbette onu kılardı
سَاكِناًۚ
hareketsiz
ثُمَّ
sonra
جَعَلْنَا
kıldık
الشَّمْسَ
Güneş'i
عَلَيْهِ
üzerine
دَل۪يلاًۙ
bir delil
Rabbinin gölgeyi nasıl uzattığını görmedin mi? Eğer dileseydi, onu elbet hareketsiz kılardı. Sonra Biz, Güneş'i onun üzerine bir delil kıldık.
لَم
Olumsuzluk eki
لَم
-Me, -ma (olumsuzluk eki)
رَاَى
Fiil-I
ر ا ي
Gördü, anladı, bildi, düşündü
اِلٰى
Edat
اِلٰى
-e kadar, -a kadar, -e, -a
رَبّ
İsim
ر ب ب
Rabb (Allah'ın esması, ismidir. Rahmetiyle terbiye eden demektir), efendi
كَيْف
İsim
ك ي ف
Nasıl
مَدَّ
Fiil-I
م د د
Mühlet verdi, sürükledi, uzattı, yaydı, (gözünü) dikti, yardım etti
ظِلّ
İsim
ظ ل ل
Gölge
لَو
Masdar harfi
لَو
Olsa, şayet, keşke
شَاءَ
Fiil-I
ش ي ا
Diledi, istedi
جَعَلَ
Fiil-I
ج ع ل
Kıldı, yaptı, verdi, var etti, yarattı, uğrattı
سَاكِن
Etken fiil
س ك ن
Hareketsiz
ثُمّ
Zarf
ثُمّ
Sonra
جَعَلَ
Fiil-I
ج ع ل
Kıldı, yaptı, verdi, var etti, yarattı, uğrattı
شَمْس
İsim
ش م س
Güneş
عَلَى
Zamir
عَلَى
Üzerinde, hakkında, karşı, dolayı, -a, -e
دَلِيل
İsim
د ل ل
Delil