close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Furkân Sûresi 43. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Eraeyte meni-tteḣaże ilâhehu hevâhu efeente tekûnu ‘aleyhi vekîlâ(n)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Gördün mü dileğini mabut yapanı? Sen mi koruyucu olacaksın ona?
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
(Ey Nebim ve Hakk elçilerim!) Kendi istek ve tutkularını (nefsi hevâsını) ilah edinen(ler)i gördün mü? Şimdi ona karşı Sen mi vekil olacaksın? (Bırak, herkes hak ettiğine erişecektir.)
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
İstek ve arzularını kendisine ilah edinen kimseyi gördün mü? Yoksa onu kollayıp, koruyan sen mi olacaksın?
Ahmet Tekin
swap_vert close
Şahsîarzu ve ihtiraslarını kendisine tanrı haline getiren kimseyi görüyor musun? Şimdi sen, Allah'a karşı onun savunmasını mı üstüne alacaksın? Onun üzerinde Allah adına zor mu kullanacaksın?
bk. Kur’ân-ı Kerim, 28/56; 35/8; 45/23.  
Ahmet Varol
swap_vert close
Arzularını kendine ilah edinmiş olanı gördün mü? Şimdi ona sen mi vekil olacaksın?
Ali Bulaç
swap_vert close
Kendi istek ve tutkularını (hevasını) ilah edineni gördün mü? Şimdi ona karşı sen mi vekil olacaksın?
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
(Ey Rasûlüm) gördün mü, o nefis arzusunu ilâh edineni? Artık ona, sen mi vekil olacaksın? (Onu şirkten sen mi koruyacaksın?)
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Heva ve hevesini kendisine ilah edineni görmedin mi? Yoksa onu kollayıp koruyan sen mi olacaksın?
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Nefsinin arzusunu tanrı edineni gördün mü? Sen ona koruyucu olabilir misin?
Besim Atalay
swap_vert close
Kendi havasını, Tanrı edinen birisini görmedin mi? İmdi sen buna vekil olur musun?
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Heva ve hevesini tanrı edinen kimseyi gördün mü? Şimdi onun üzerine sen mi vekil olacaksın (da onu Allah'ın azabından koruyacaksın)? 
Bkz. 28/50, 45/23Vahyin rehberliğine tâbi olmayanlar, kendi arzularına tabi olurlar. Yanizevklerini, arzularını, çıkarlarını, ihtiraslarını, duygularını hayatın merkezine taşıyarak onları kendilerine ilah edinirler. “Eğer senin bu dâvetini kabul etmezlerse, bil ki onlar sadece heva ve heveslerine uymaktadırlar.” (Kasas 28/50) Allah’a inanmak, Onu tanımak ve Onun istediği şekilde yaşamak fıtridir. Eğer insan bu konuda fıtrat bozulması yaşar da yaratılış safiyetinden uzaklaşırsa işte o zaman nefsin arzuları ilahlaşmaya başlar. Tarih boyunca insanların en büyük sıkıntısı Allah’ı gereği gibi tanıyamamak ve Onunla gerektiği gibi iletişime geçememek olmuştur. Böyle olunca da Allah’tan uzaklaşan insanlar Allah’ın yerini dolduracak Tanrı arayışına girmişlerdir. Putçuluğun doğuşundaki ana sebep de budur. Allah’a inanan ve Ona teslim olan asla arzularının kulu olamaz, Allah’tan başka varlıklara kulluk edemez, hele kendisi gibi ihtiyaç sahibi varlıkların önünde asla eğilemez ve bu zilleti kendine yaşatamaz.  
Cemil Said
swap_vert close
Ne zan idiyorsın? Kendi heveslerini Allâh ittihâz idenlerin vekîli mi olacaksın?
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Hevesini kendine tanrı edineni gördün mü? Ona sen mi vekil olacaksın?
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Kendi nefsinin arzusunu kendisine ilâh edineni gördün mü? Ona sen mi vekil olacaksın?
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Bayağı arzularını tanrılaştıran kişiyi gördün mü? Şimdi sen, bu adamı da doğru yola getirmekle yükümlü olabilir misin?
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Kötü duygularını kendisine tanrı edinen kimseyi gördün mü? Sen (Resûlüm!) ona koruyucu olabilir misin?
Edip Yüksel
swap_vert close
Egosunu tanrı edinen kişiyi gördün mü? Sen mi ona avukatlık edeceksin?
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Kötü duygularını kendisine tanrı edinen kimseyi gördün mü? Şimdi ona sen mi vekil olacaksın?
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Gördünmü o ilâhını hevâsı ittihaz edeni? Artık ona sen mi vekîl olacaksın
Emrah Demiryent
swap_vert close
(Habibim!) Hevâsını (nefsânî arzularını) ilâh edineni gördün mü? (Nefsânî arzularının peşinden koşmasın, bâtıla tâbi olmasın diye gece/gündüz) onun üstüne sen mi muhafız olacaksın? (Kendini, böylelerinin yaptıklarından sorumlu mu tutacaksın? Îmân etmiyorlar, diye üzülme. Senin vazifen, sadece hakkı tebliğ etmektir.)
Erhan Aktaş
swap_vert close
Hevasını¹ ilah edinen kimseyi görüyorsun! Onun sorumluluğunu sen üstlenebilir misin?
1- Tutku, kuruntu, bencil ve çıkarcı istekler, geçici tatminler. Sahip olunan olanakları imtiyaza dönüştürmek. Vahiy yerine din adamları sınıfınca uydurulan şeylere uymak.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Gördün mü o hevâ (ve heves) ini Tanrı edinen kimseyi? Şimdi onun üzerine (Habibim) sen mi bekci olacaksın?
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Hevâsını (nefsânî arzularını) kendisine ilâh edinen kimseyi gördün mü? O hâlde(vazîfen sâdece tebliğ iken) onun üzerine sen mi vekîl olacaksın?(3)
(3)“İnsan, cibilliyeti (aslı) ve fıtratı (yaratılışı) hasebiyle (cihetiyle) nefsini sever. Belki evvelen ve bizzat yalnız zâtını sever, başka herşeyi nefsine fedâ eder. Ma‘bûd’a (Allah’a) lâyık bir tarzda nefsini medheder. Ma‘bûd’a lâyık bir tenzîh ile nefsini meâyibden (ayıblardan) tenzîh ve tebrie eder (uzak görür). Elden geldiği kadar kusurları kendine lâyık görmez ve kabûl etmez. Nefsine perestiş eder (tapar) tarzında şiddetle müdâfaa eder. Hattâ fıtratında tevdî‘ edilen (emâneten verilen) ve Ma‘bûd-ı Hakīkī’nin (hakīkī ibâdete lâyık olan Allah’ın) hamd ve tesbîhi için ona verilen cihâzât (cihazları) ve isti‘dâdı (kābiliyetleri), kendi nefsine sarf ederek: ************* [Hevâsını (nefsânî arzularını) kendisine ilâh edinen kimse](âyetinin) sırrına mazhar olur, kendini görür, kendine güvenir, kendini beğenir.” (Sözler, 17. Söz, 85)  
İhsan Aktaş
swap_vert close
(Resulüm!) Sen hiç kendi ihtirâslarını (heva ve heveslerini, kendi egosunu) tanrılaştırmış olanı düşündün mü? O hâlde (vazifen sadece hakkıyla tebliğ iken) onun üzerine sen mi vekil (koruyucu ve sorumlu) olacaksın? *
(*) Vahyin rehberliğine tâbi olmayanlar, kendi arzularına tabi olurlar. Yani zevklerini, arzularını, çıkarlarını, ihtiraslarını, duygularını hayatın merkezine taşıyarak onları kendilerine ilah edinirler. “Eğer senin bu dâvetini kabul etmezlerse, bil ki onlar sadece heva ve heveslerine uymaktadırlar.” (Kasas 28/50) Allah’a inanmak, Onu tanımak ve Onun istediği şekilde yaşamak fıtridir. Eğer insan bu konuda fıtrat bozulması yaşar da yaratılış safiyetinden uzaklaşırsa işte o zaman nefsin arzuları ilahlaşmaya başlar. Tarih boyunca insanların en büyük sıkıntısı Allah’ı gereği gibi tanıyamamak ve Onunla gerektiği gibi iletişime geçememek olmuştur. Böyle olunca da Allah’tan uzaklaşan insanlar Allah’ın yerini dolduracak Tanrı arayışına girmişlerdir. Putçuluğun doğuşundaki ana sebep de budur. Allah’a inanan ve Ona teslim olan asla arzularının kulu olamaz, Allah’tan başka varlıklara kulluk edemez, hele kendisi gibi ihtiyaç sahibi varlıkların önünde asla eğilemez ve bu zilleti kendine yaşatamaz. (C. Külünkoğlu Meal Açıklaması) Ayrıca bu ayette kullanılan cümle, son derece ilginç bir ifadedir. Bütün değişmez ölçüleri, bilinen kriterleri, yerleşmiş ölçüleri çiğneyen, bir kimsenin dışa vurmuş ruhsal durumunu çok derin bir örnekle gözler önüne seriyor. Bu adam bütünüyle arzusuna boyun eğiyor, ihtirasların tutsağı oluyor, kendi şahsına ibadet/kulluk ediyor. Bir ilah haline getirip ibadet ettiği, boyun eğdiği azgın ihtirası ile çatışıyorsa, hiçbir ölçüye uymuyor, hiçbir sınır tanımıyor, hiçbir mantık kuralını dinlemiyordur…(Fizilali-l Kur’an) Ardından ayetlerin akışıyla, arzularına kulluk eden, şehvetlerinin buyruğuna giren, kişiliklerine, istek ve ihtiraslarına ibadet/kulluk ettikleri için delilleri ve gerçekleri reddeden, yüce yaratıcısı olan Allah’a değil, egosuna kul ve köle olan ve doğru yolu bulmak için gayret göstermeyen bu tip egoist ve kibirli kimselerden tebliğ vazifesini yapan elçinin mesul olmadığı bildirilmektedir. İşte bu nedenle, kişinin konumu ne olursa olsun, yani ister peygamber olsun, ister halkın inanışına göre veli, aziz vs. din adamları olsun haşa Allah ile kul arasında ne vekil olabilir, ne de haşa Allah adına vekalette bulunabilir. Yani yüce Allah ile kul arasına hiçbir kimse ve hiçbir vasıta konulamaz!  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Kendi arzularını ilah edineni gördün mü? Onun sorumluluğunu sen mi üzerine alacaksın.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Sen dürtüsünü kendine tanrı edinen kimseyi görmedin mi? Yoksa onun koruyucusu sen mi olacaksın?
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Hevesini mâbut edinen kimseyi görüp bildin mi? Onu bundan men edecek bir muhafız olabilir misin?
İsmail Yakıt
swap_vert close
(Ey Peygamber!) Arzu ve heveslerini [hevâ] kendine tanrı edineni gördün mü? Ona sen mi vekil olacaksın?¹⁴
14 Heva ve heves, sözlüklerde; kişinin nefsanî ve şehvânî istekleri ile keyfi ve sübjektif değerlendirmeleridir. Kişi bunları mutlak ölçü ve kıymet hükmü olarak değerlendirir. İleriki aşamada ise bu arzular benliğini kapsar, aklî melekelerine hâkim olur, kişiyi de doğru ve isabetli kararlardan alıkoyar. Böylece kişi nefsanî arzularını ilahlaştırır ve o yolda yürür. Bize göre, bu ayet ateistlerin durumunu yansıtıyor. Nitekim hiçbir şeye tapmıyorum diyen ve Tanrı kavramını reddeden bir ateist bile, kendi heva ve hevesini ilah yapmış onun kulu kölesi olmuş, o yolda gidiyordur. Yani Tanrı kavramını ve varlığını kabul etmeyen, mutlaka kendi iç veya dış dünyasında tanrı yerine ikame ettiği sübjektif veya objektif bir şeye bağlıdır ve tapıyordur.  
Kadri Çelik
swap_vert close
Kendi istek ve tutkularını (hevasını) ilah edineni gördün mü? Şimdi ona karşı sen mi vekil olacaksın?
Mahmut Kısa
swap_vert close
Arzu ve tutkularını kendisine ilâh edinen kimseyi gördün mü? Zevklerini, çıkarlarını, ihtirâslarını hayatın biricik ölçüsü hâline getirerek bunları kendisine tanrı edinen kimsenin ne kadar zavallı, ne kadar aşağılık hale geldiğini görüyorsun, değil mi? Şimdi, onun inkârından sen mi sorumlu olacaksın?
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Gördün mü, kendi hevâsını kendi ilahı edinmiş kimseyi? Sen mi ona vekîl (koruyucu) oluyorsun?
Mehmet Çakır
swap_vert close
Kendi duygu ve düşüncelerini tabulaştırana bak! Şimdi sen, böyle birine nasıl güvenirsin?
Mehmet Çoban
swap_vert close
Arzularını heveslerini kendine ilah edineni gördün mü? Onlar ayetlerimize inanmazlar. Yasalarımıza uymazlar. Kendi yasalarına insanları uymaya çağırırlar. Böylece kendilerine insanları taptırırlar. Sen onları cezamızdan koruyabilir misin?
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Arzusunu ilahı edineni gördün mü? [*] Sen ona koruyucu olabilir misin!
Benzer mesaj: Câsiye 45:23. Bu cümle “İlahını arzusu edineni gördün mü?” şeklinde de yorumlanabilir.  
Mehmet Türk
swap_vert close
O ilâhını, keyfine¹ göre tanımlayan adamı gördün mü?² (Ey Muhammed!) Şimdi sen, onun üzerine koruyucu mu olacaksın?
1 Heva: Nefsin kendiliğinden meylettiği arzusu ve keyfi demektir. Bu bölümün “arzularını ilâh edinen” şeklinde tercüme edilmeyip de yukarıdaki şekilde tercüme edilmesinin sebebi (اتَّخَذَ) fiilinin birinci mef’ulünün (اِلٰهُ), ikinci mef’ulünün ise (هَوٰيهُ) olmasıdır. Kanaatimizce bu şekildeki tercüme daha doğrudur ve kapsamlıdır. Zira bir kimsenin “arzularını ilah edinmesinin” zararı sadece kendisinedir. Ama ilah kavramını tıpkı birçok meşrep, mezhep ve tasavvufi ekollerde olduğu gibi kendi “keyiflerine göre tanımlamalarının” zararı ise hemen hemen tüm ümmeti ilgilendirmektedir. Tarih boyunca Müslümanların en büyük sıkıntısı bu sebepten dolayı Allah’ı gereği gibi tanıyamamalarından dolayı ola gelmiştir. Bu konudaki toplum mühendisleri de oldukça başarılı olmuşlardır. Bugün Müslümanlara düşen, Allah kendisini bu kitapta nasıl tanıtmışsa Onu öyle tanımaktır.2 Yani bunlar; kendilerine canlarının istediğinden başka ilâh kabul etmeyen kimselerdir. Bunlar; dini, insanın sadece keyif ve zevkinden ibaret görüp, gönülleri neyi isterse, ona taparlar. Hattâ ona tapıyor görünüp diğer insanların da tapmalarını sağlayarak onları baskıları altında tutarlar ve sömürürler. Bk. (Câsiye: 23)  
Muhammed Esed
swap_vert close
Sen hiç kendi heva ve heveslerini tanrılaştıran [birin]i düşündün mü? İmdi, böyle birinden de sen mi sorumlu olacaksın?
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Arzu ve heveslerini ilah edinen şu kimseyi görüyorsun değil mi? Şimdi sen böyle birine vekil olabilir misin? 18/32...42, 45/23...45, 6/107, 17/54, 39/41
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Tanrısı olarak hevâi arzularını benimseyen kimsenin durumunu göz önüne getirsene bir![³¹³⁰] Şimdi (söyle); böyle birinin sorumluluğunu sen üstlenebilir misin?
[3130] Vahyin rehberliğine tâbi olmayanlar, kendi hevalarına tâbi oluyorlar demektir (Bkz: 28:50). Allah’a teslim olmayanın teslim olacağı tek kapı, keyfî yargılarının ve içgüdülerinin oluşturduğu hevasıdır. Hevasına teslim olansa er-geç onu ilâh edinir.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
43. (Ey Muhammed) hevâ ve hevesini ilah edinen, o kimseyi gördün mü? Şimdi onun üzerine bekçi sen mi olacaksın? (Sen o kalbi mühürlenmiş kişinin, doğru yola gelmesi için boşuna uğraşıyorsun)
Osman Fırat
swap_vert close
Kendi nefsinin arzusunu ilâh edineni gördün mü? Ona sen mi vekil olacaksın?
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Gördün mü o hevâsını mabut ittihaz edeni? Artık sen mi onun üzerine bir vekil olacaksın?
Suat Yıldırım
swap_vert close
Baksana şu kendi heva ve heveslerini tanrı edinen kimseye! Artık sen mi vekil olacaksın ona, işlerini sen mi yürüteceksin? [35, 8; 28, 56; 45, 23]
“Gök kubbesi altında Allah’tan başka tapılan şeyler içinde hevadan daha müthişi yoktur.” (Hadis-i Şerif, Taberanî’den, Âlûsî)  
Süleyman Ateş
swap_vert close
Arzusunu tanrı edinen kimseyi gördün mü? Onun üstüne sen mi bekçi olacaksın?
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Hevâsını ma'bûd ittihâz iden kimseyi görmedin mi? Sen, onun üzerine vekîl ve muhâfız mı olmak istersin?
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Kendi arzusunu kendine ilah yapanı gördün mü? Ona karşı Allah’ı mı temsil edeceksin[*]? O’na vekil mi olacaksın?
[*] Vekil olacaksın.  
Şaban Piriş
swap_vert close
Arzularını ilah edinen kimseyi gördün mü? O halde sen mi koruyucu olacaksın?
Ümit Şimşek
swap_vert close
Heveslerini tanrı edinen kimseyi gördün mü? Yoksa sen mi ondan sorumlu bir vekil olacaksın?
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
İğreti arzusunu ilah edinen kişiyi gördün mü? Şimdi ona sen mi vekil olacaksın?
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
iy gördüñ mi anı kim duttı Tañrı’sın nefsi dilegin? ay sen olmıśın anuñ üzere śaķlayıcı?
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Gördüñ mi ol kimseyi ki hevāsını ma‘būd idindi? Pes sen anı ṣaḳla‐yubilür misin?
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
(Ya Rəsulum!) Nəfsini özünə tanrı edəni gördünmü? Onun vəkili (zamini) sənmi olacaqsan? (Onu bəd əməllərdən sənmi çəkindirib saxlayacaqsan? O özü haqqı axtarıb tapmalı, ona qail olmalıdır!)
M. Pickthall (English)
swap_vert close
Hast thou seen him who chooseth for his god his own lust? Wouldst thou then be guardian over him?
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
Seest thou such a one as taketh for his god his own passion (or impulse)? Couldst thou be a disposer of affairs for him?(3097)
3097 The man who worships his own passions or impulses or desires is the most hopeless to teach or lead or guide. If it were anything else the matter with him, the Teacher could argue with him. But Reason cannot prevail over blind passion. It is vain to hope that such a man could be led, until his mad desires are killed. No one could undertake any responsibility for him, for he obeys no law and follows no advice. He is worse than brute beasts, which may not understand, but at least follow the wholesome instincts implanted in them by Allah. The lawless man has killed his instincts and is unwilling to submit to guidance.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
اَرَاَيْتَ
gördün mü
مَنِ
o kim-seyi ki
اتَّخَذَ
edindi
اِلٰهَهُ
kendisi-ne ilâh
هَوٰيهُۜ
hevâsını
اَفَاَنْتَ
artık sen mi
تَكُونُ
olacaksın
عَلَيْهِ
onun üzerine
وَك۪يلاًۙ
bir vekil
(Resulüm! Nefsinin) Hevâsını (arzu ve isteklerini) kendisine ilâh edinen kimseyi gördün mü? Artık ona sen mi vekil ol(up onu azaptan kurtar)acaksın?
رَاَى
Fiil-I
ر ا ي
Gördü, anladı, bildi, düşündü
مَن
Şart edatı
مَن
Kim, kimdir, kimse
اِتَّخَذَ
Fiil-VIII
ا خ ذ
Edindi, aldı, vesile saydı, tuttu
اِلٰه
İsim
ا ل ه
İlâh, Mabud edinilen
هَوَٓاء
İsim
ه و ي
Hevâ, bomboş, nefs, arzu, heves
اَنْتَ
Zamir
اَنْتَ
Sen
كَانَ
Fiil-I
ك و ن
İdi, oldu
عَلَى
Zamir
عَلَى
Üzerinde, hakkında, karşı, dolayı, -a, -e
وَكِيل
İsim
و ك ل
Vekîl (Allah'ın ismi, esmasıdır. Her konuda güvenilmesi gereken tek zat demektir), vekil